worlds-top-tourist-destinations-money-spent-b255

Despite signs of a global economic slowdown, it seems that there is no stop on tourism growth. For many individuals, traveling is an ideal way to experience new cultures, meet new people, and broaden horizons. At the same time, tourism is a major component of the economy for many countries. Our new visualization takes a look at which countries reap the greatest benefits from tourist spending.

  • In 2018, the global tourism industry was worth $1.7 trillion.
  • Revenues generated from tourists have grown faster than the world economy.
  • The Asia-Pacific region saw the greatest growth in tourist spending, with a 7% increase year-over-year.
  • At $570 billion, Europe is the region with the most tourist spending in 2018.

The visualization and trends are based on a report released by the UN World Tourism Organization. The map above shows the biggest international tourism receipts (tourist spending) in 2018. Each country is proportional to the value of its tourism receipts. Countries that attract more tourism receipts (such as the U.S. and Spain) appear larger, while countries that have fewer tourism receipts (such as El Salvador) appear smaller. We also color-coded the countries by region, as shown in the map legend. All monetary values are expressed in USD.

Top 10 Tourist Destinations by Money Spent

1. United States – $214 billion
2. Spain – $74 billion
3. France – $67 billion
4. Thailand – $63 billion
5. United Kingdom – $52 billion
6. Italy – $49 billion
7. Australia – $45 billion
8. Germany – $43 billion
9. Japan – $41 billion
10. China – $40 billion

Popular tourist destinations are subject to changes due to a variety of factors. Notably, media trends have surged to shape the new attractive destinations for tourists. For example, the UK city of Birmingham has seen a dramatic increase in tourism due to the popularity of the British drama “Peaky Blinders,” which takes place in the Midlands city. In addition, the political situation within a city can play a major role on its tourist performance, as shown by the negative effects that political protests have had on Hong Kong’s tourism industry. While developed countries in the West tend to have the highest tourist spending, developing countries like India are also gaining a larger share of tourism dollars. It is yet to be seen how fast-developing countries will reshape the tourist landscape in the future.

Finally, not everybody is happily welcoming tourists in their home city and concerns about overtourism abound. Being a courteous traveler and respecting the local culture will go a long way toward providing not only economic benefits to different countries, but also fostering international goodwill.

https://howmuch.net/articles/worlds-top-tourist-destinations-money-spent

Posted by: bluesyemre | November 18, 2019

Science-Technology Activities & Resources for #Libraries

dlogo

In the STEM Activity Clearinghouse, librarians and library staff can find high quality, vetted STEM activities that are appropriate for library use. STEM stands for Science, Technology, Engineering, and Math.

You can search by audience, content level, and difficulty, among others. You can also browse collections that we’ve curated just for you! Almost all the activities in the Clearinghouse have pictures or videos of real libraries doing these activities. Activities developed outside the STAR_Net Project will include tips and tricks for implementing in your library, and will link you back to the original source content so you can explore more.

http://clearinghouse.starnetlibraries.org/

38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin Güncel Okuma Kültürü Araştırmasının Sonuçları Açıklandı!

Yüzde 42’miz okuyor ve okumanın önemli olduğuna toplum olarak inanıyoruz!


OKUYAY Platformu (Okuma Kültürünü Yaygınlaştırma Platformu), Konda Araştırma ve Danışmanlık’la yürüttüğü okuma kültürü araştırmasıyla Türkiye çapında uzun süredir eksikliği duyulan “okuma kültürü çalışması” yenilenerek 3 Kasım 2019 Pazar günü 38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda kamuoyuyla paylaşıldı.

Araştırmaya göre, 2008 yılında KONDA tarafından yapılmış olan Hayat Tarzı araştırmasına kıyasla Türkiye çapında okuyanların yüzdesinin %30’dan %42’ye yükseldiği vurgulandı. KONDA’nın yaptığı araştırma sonucunda ortaya çıkan okuma kümeleri, araştırmanın temelini oluşturdu. 2008-2019 arasında her kümede bir okuma artışı gözlenirken 2008’de ev kadınlarının beşte biri kitap okurken 2019’da yarısının kitap okur hale gelmesi dikkat çekti.

OKUYAY Platformu tarafından yaptırılan güncel okuma kültürü araştırmasına ilişkin panelin tamamı aşağıdaki bağlantıdan izlenebilir. Araştırmada sorulan 65 sorunun analizini de içerecek detaylı rapor önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacak.

http://okuyayplatformu.com/

Posted by: bluesyemre | November 18, 2019

#Atıf @akanp_

Kaynakça

Posted by: bluesyemre | November 18, 2019

Türk Evi Kütüphanesi

türk evi

Bir ülkeye gittiğinizde önce binalara bakarsınız. Mimari,  bizce kültürün temel taşlarından biridir. Türklerin tarihte, savaşlar ve göçler nedeniyle,  yerleri, yurtları  çok değişmiştir. Orta Asya’dan Avrupa’ya, Kafkaslar’dan Arabistan’a,  Mısır’dan Kuzey Afrika’ya kadar uzanmışlar,   buralarda pek çok devlet kurmuşlardır. Bu coğrafyalarda, Türklerin yaşadığı,  ortak özelliklere sahip,  eşine rastlanmayan evlere   “Türk Evi” denilmektedir. TÜRK EVİNİ, YAŞAM BİÇİMİNİ ARAŞTIRMAK, ÖĞRENMEK   VE GENÇLERİMİZE ÖĞRETEREK KÜLTÜRÜMÜZÜ DÜNYAYA TANITMAK AMACIMIZDIR. En güzel şeklini Türk mimarisinde bulan; bu evlerde yaşayanların sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürdükleri bu kültürün, günümüz ve gelecekteki konutlara uygulanabileceğini göstermek istiyoruz.

 

iletisim@turkevikutuphanesi.org

Küçükbebek Cad. №:45 Bebek-İstanbul 34342

https://www.turkevikutuphanesi.org/

https://www.turkevikutuphanesi.org/iletisim

Snicket

Posted by: bluesyemre | November 17, 2019

#Üniversiteler #kitapsız

kutuphane

YÖK’ün hazırladığı raporlar üniversitelerin durumunu gözler önüne seriyor. Bu raporlara göre 105 üniversitede öğrenci başına düşen kitap sayısı 5’in altında. Akdeniz, İzmir Demokrasi, Giresun ve Celal Bayar üniversitelerinde ise öğrenci başına bir kitap dahi düşmüyor…

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanan 2018 Yılı İzleme ve Değerlendirme Raporları üniversitelerin durumunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. AKP’nin sayılarıyla övündüğü üniversitelerde öğrenci başına düşen basılı kitap sayısı oldukça düşük. 104 üniversitede öğrenci başına düşen basılı kitap sayısı 5’in altında. 4 üniversitede ise öğrenci başına bir kitap dahi düşmüyor.

İzmir Demokrasi Üniversitesi’nde öğrenci başına yalnızca 0,4 kitap düştüğü raporda yer alıyor. Bununla birlikte AKP’nin sık sık hedef aldığı Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve Boğaziçi Üniversitesi (BOUN) gibi üniversitelerde öğrenci başına düşen kitap sayısı oldukça iyi. Bu sayı ODTÜ’de 18, Boğaziçi Üniveristesi’nde ise 31,9 olarak açıklandı. Ayrıca son yıllarda uluslararası kuruluşların üniversitelere verdikleri puanlarda üst sıralarda yer alan Koç Üniversitesi’nde öğrenci başına 34,7, Sabancı Üniversitesi’nde ise 22 kitap düşüyor.

‘Kütüphane yetersiz’

Öğrenci başına 0,8 kitabın düştüğü Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Yunus Yanık kütüphanenin oldukça yetersiz olduğunu ifade etti. Yanık “Ödevlerimiz için araştırma yapmak istediğimizde kitap bulamıyoruz. Herhangi bir konuyu merak edip kütüphaneye bakmak istesek bile yetersiz kalıyor. Vize ve final zamanlarında yaşanan kalabalık dolayısıyla çalışacak masa bulamadığımız oluyor” dedi.

***

Öğrenci başına 5’in altında kitap düşen üniversiteler:

universiteler-kitapsiz-650233-1

MUSTAFA KÖMÜŞ mustafa.k@birgun.net

https://www.birgun.net/haber/universiteler-kitapsiz-276593

Posted by: bluesyemre | November 17, 2019

Sadece 10 saniyede tanışabiliriz #SerliSetaNişanyan

resized_e1e81-9b27a566serlinisanyandekupe

Serli Seta Nişanyan

İletişim uzmanı Serli Seta Nişanyan geliştirdiği damga kuramıyla sadece 10 saniyede insanların birbirlerini tanıyabileceklerini söylüyor. Nişanyan, “Kulağınızı değil, kendinizi vererek dinleyin. Karşınızdakinin konuşmasında en çok tekrarlanan kelimeleri yakalayın. O kelimeler kişinin karakterini veya olaya bakış açısını gösterir” diyor…

İletişim uzmanı, teorisyen ve yazar Serli Seta Nişanyan, gazetecilik ve sinema eğitimi almış. 2004 yılında geçirdiği bir kazadan sonra hayatı tamamen değişmiş. Kaza döneminde yaşadıkları onu anlam arayışına itmiş ve ortaya “Damga Kuramı/ Ben Kimim” kitabı çıkmış. Kuramının sadece Türk işi olduğunu dile getiren Nişanyan, “Bu uygulama bazen bilimsel fal gibi algılanıyor. Oysa ki gayet net, psikoloji ve dil bilimiyle alakalı bir envanter. Kuramı sembol eden kelimelerin hepsi gündelik hayatımızda kullandığımız kelimelerin ironikleştirilmiş hali” diyor.

“Ben Kimim? ” sorusundan başlayalım. 2004 yılında geçirdiğiniz kazanın ardından mı bu sorunun peşinden gittiniz?

İletişimin temeli meraktır. “Ben Kimim? ” sorusunu sorarken kendi iç iletişimimi doğru kurmam gerekiyordu. Aslında kaza bana bunu öğretti.

Nasıl öğretti?

Üç ay arayla iki kaza geçirdim. Yemek yiyemedim, konuşamadım, elimi ve kolumu kullanamadım. Kazadan önce lisanslı bir sporcuydum ve sağlıklıydım. İlk başlarda “Bu kaza neden benim başıma geldi” diye kendime kendime sordum. İnsan bu noktada Allah’a isyan etmeye çok yaklaşıyor. Fakat ben dua etmeyi seçtim. Allah adına yapılan her dua benim için birdir. Duaların, şifa verdiğini fark ettim. Bu farkındalık benim kırılma noktam oldu. Kelimeler yan yana geliyor ve sizi iyileştiriyor.

Böylece kelimelerin gücünden yararlanmaya mı karar verdiniz?

Beynin sınırlarını henüz, tam anlamıyla çözemedik. Bizim bilmediğimiz bir dünya var. Gönülden ve zihnen yapılan duaların etkisi büyük oluyor. Hayatımda bunu etkisini çok yaşamış biriyim. Ben bunlara mucize diyorum. Yeter ki mucizeleri görmeyi bilelim.

Bir örnek verseniz?

Beyin gücü konusunda çalışıyorum ve eğitimlerini veriyorum. Bu teknikleri de iyileşme sürecimde sürekli uyguluyordum. Kendimi bildim bileli numaralı gözlük kullanırdım. Kafatasında bir kırığım var ve onun parçaları da gözümün arkasında. Bu nedenle daha temkinli olmam gerekiyor. Bir gün gözlüğümün çerçevesini değiştirmek ve kontrol için doktoruma gittiğimde, bana gözümün tamamen iyileştiğini söyledi.

Çok şaşırmış olmalı?

Evet çok şaşırdı. Ondan habersiz lazer yaptırdığımı düşündü. Hiçbir operasyon geçirmediğimi ve beyin gücü tekniğini kullandığımı söyledim.

Nasıl bir tepki verdi?

Ben bir hurafeye dayanmıyorum. Bilimsel gerçeklerden ve üzerinde yıllarca araştırma yaptığım bir alandan bahsediyorum. O da bana şunu anlattı: “ İyi bir ameliyat sonrası hastanın net görmemesine imkan olmadığı durumlar yaşanıyor. Ancak hasta net göremediğini söylüyor.”

Çünkü net görmeyeceğine inanmış değil mi?

Kesinlikle öyle. Bu insanın olaya yaklaşımı ve bakış açısıyla alakalı bir şey. Bardağın boş tarafını görmeye başlarsınız, hayatı hep boş tarafından okursunuz. İyileşme sürecinde yaptığım aslında çok basit bir şeydi. Bardağın dolu tarafına odaklandım. Kelimelerle ilgili araştırmalara yoğunlaştım.

BİR SEMBOL ANLATIR

Bu bakış açısı ve araştırmalar da sizi damga kuramına götürdü. “Damga Kuramı” kavramına gelelim. Bu kavramın tanımını nasıl yaparsınız?

Atalarımızdan gelen ve nesillerden nesillere aktarılan bir bilinç, bilgi ve farkındalık havuzu var. Bu havuzu yaşadıklarımızla şekillendiriyoruz ve bu birikim kelimelere dönüşüyor. İşte damga kuramının özeti, bilinçaltımızdaki bütün duyguların kelimeler ve cümlelerle dışavurulmasıyla ilgili bir teori ve envanter. Bizim toplumsal hafızamızda kolektif bilinç olarak da tanımlayabiliriz.

Adım adım ilerleyelim. D-A-M-G-A bu kuramın temelinde yatan harfler. Neden bu harfleri seçtiniz?

Araştırmalarımı yaparken birçok harf üzerine yoğunlaştım. Süreç içerisinde oran olarak baktığımda, bu harflerin insanların duygularını ifade ederken en çok kullandıkları kelimelerin baş harfleri olduğuna kanaat getirdim. Ben de bu harfleri bir araya getirdim ve kurama “Damga” ismini verdim.

Önce kendinizden yola çıktınız değil mi?

“Damga” kelimesini kendimden, toplumdan, ailemden ve yaşadıklarımdan ben de iz bırakan kelimelerin harflerinden oluşturdum.

Sonra nasıl ilerlediniz?

Anketörler ile yaptığım çalışmaların sonucu ortada idi. Ancak ben tarih bilimiyle de ilgiliyim. Bir gün Türk boylarıyla ilgili bir araştırma yaparken “Tamga” kelimesine rastladım. Bu yaptığım tespitin bilimselliğini kanıtlıyordu.

Kuram hangi yönüyle tarih ile ilişkili?

Örneğin Avşar boyu üyeleri, her şeyin üzerine kadın sembolünü mutlaka koyarlar. 500 yıl sonra bugün sembolü gördüğünüz zaman, o eseri bırakanların Avşar topluluğu olduğunu bilirsiniz. “Bu topluluk nasıldı, nerede ve ne zaman yaşadı?” gibi tüm bu soruların yanıtına sadece bu sembole dayanarak ulaşabilirsiniz. İşte benim kelimelerim de tamamen böyle.

Tek tek bu harflerin mantığını açıklar mısınız?

Türk halkının kullandığı kelimelerle neyi nasıl ifade ettiğine yoğunlaşarak, halk dilinde kullanılan Türkçe’nin matematiğini çıkardım. “D” harfi dikkat, “A” harfi akıcılık, “M” harfi mesaj, “G” harfi geçmiş, son “A” harfi de açıklık. Biz konuşmalarımıza her zaman dikkat çekerek başlamayı seven bir toplumuz. Eğer ben size bu konuyu akıcı anlatmıyorsam sizin dikkatiniz dağılır. Tam dikkatinizi topladığınız an, size mesajımı veririm. Daha sonra da “ Bu konu ile 15 yıldır uğraşıyorum” derim ve sizi oradan da yakalarım.

Bu bireyin kendisini ispat etmek için söylemesi gereken bir şey değil mi?

Türk toplumu olarak biz ispatı seviyoruz. “G” harfi geçmişi ifade eder. Sonra konuşmaya şöyle devam ederim. “Ben burada 1500 denekle çalıştım ve 15 yıldır bu araştırmayı yapıyorum. Kaza geçirdim ve bu süreçte anlattığım tekniği buldum.” derim. Geçmiş ispatlandığı için karşınızdaki kişi konunun ciddiyetinin farkına varır.

Geriye son “A” harfi kalıyor.

Açık iletişim. Maalesef, Türk toplumunun en büyük sorunlarından bir tanesi. Çünkü herkes açık iletişimi, biriyle tanıştıktan kısa bir süre sonra tüm mesafelerin kalkması şeklinde algılıyor. İnsanlar çok çabuk samimiyet kuruyor ama bir süre sonra ilişkiler yıpranıyor. Aniden taraflar arasındaki tüm iletişim kopuyor ve kavgalar başlıyor.

Evet, Türkiye’de her yaştan insanın çok sık yaşadığı bir durum. Neden sizce?

Bunu bir örnekle açıklayayım. İstanbul’da bir kafede bir Türk ve Amerikalı otururken gözlerinin önünde bir kaza oldu diyelim. Türk, “Birine bir şey oldu mu? Ambulans çağıralım.” derken Amerikalı sadece “Ne oldu” diye sorar. Amerikalı durumu sorgular ancak Türk kişiye bakar. O yüzden bizim konuşmalarımız, algıladığımız durumlardaki pozisyonlarımız her zaman önce kişi odaklıdır.

Peki bu envanteri uygulama yöntemini nasıl yapıyorsunuz?

Şimdi “D” harfi dikkat ise ben size “D” harfi ile bir kelime söyleyin dediğimde siz bana deniz derseniz.

“D”harfi en çok kullandığımız kelimelerden seçtiğiniz harf ve karşınızdakine “D” harfi ile kelime söylemesini istediğinizde genelde “Deniz” mi diyecektir ?

Evet, çoğunlukla deniz ile kendini ifade eden bir grup var. Zaten benim kuramımın temeli de bu. En yoğun tercih edilen kelimeler ile duyguların ifadesini ve karakterleri analiz etmek.

Devam edelim ben size “Deniz” dedikten sonra nasıl yorumlayacaksınız?

Konuşmalarınız, duruşunuz ve ifadeleriniz ile özgürlüğü ya da özgür olmayı çağrıştırıyorsunuz. “A” harfine aşk dediğinizi varsayıyorum. İşinizi aşk ile yapmayı seviyorsunuz. Deniz ve aşk her ikisi de nötr kelimeler. Henüz yorumu nereye çekeceğimi bilmiyorum, bu yüzden önce tüm harflerin yorumunu bitirmem gerek. Diyelim ki “M” harfinde memleket dediniz. Memleketinizi seviyorsunuz ve özlüyorsunuz. “G” harfi ile en çok gemi kelimesi söylenmiş. Sizin de gem dediğinizi varsayalım. Bir ayrılık yaşamışsınız ve siz İstanbullu değilsiniz. Kısacası doğru yorumlayabilmek için, sonuçlar üzerinden genel bir yorum yapmak bizi daha net bir yanıta götürüyor

Ancak bu kelimeler farklı da okunabilir?

Aslında bütün bu kelimeler nötr. Deniz dalgalanabilir ama aynı zamanda durulabilir. Gemi götürür ama getirir. Memleket yuvadır korunmalıdır. Türk kültüründeki algı önemli bizim için. Mesela aşk bizim için ayrılıktır. İngiliz birine bu çalışmayı uygularsam onun aşk kelimesinin yorumu farklı olacaktır. Bizim için aşk Leyla ve Mecnun demektir. Aşk kavram olarak güzeldir fakat bizdeki karşılığı ayrı düşmektir. Son olarak en çok çıkan kelimlerden “Araba” diyelim. “Hayatınızın direksiyonunun başına geçmek istiyorsunuz. Tek tavsiyem lütfen dikiz aynalarına çok takılmayın, geleceğe bakın.” gibi yorumlar yapılabilir.

Tüm bu yorumlardan sonra verileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bütün bunların birbiriyle olan ilişkisine bakıyorum. “Deniz” kelimesi yerine “Duvar” dediğinizi farz edelim. Kendinizi koruma altına aldığınızı çıkarırım ve başınıza ne geldiğini sorarım. Deniz,aşk, herşey aynı ama “M” harfinde memleket yerine Matkap demiş olsaydınız. “Neden insanları bir konuyla ilgili zorla ikna etmek için uğraşıyorsunuz” sorusunu yöneltirdim. Bunun altında yatan nedenleri sorgulardım. Gençliğinizde, çocukluğunuzda ne yaşadığınızı merak ederdim. Bütün hepsinde olumlu şeyler söylediğinizi farz edelim. Deniz, aşk, gemi, memleket ve sonunda açık iletişim kısmında “Askı” demiş olsaydınız hayatınızı bir kenara koyduğunuz sonucu çıkardı.

Karşınızdakini tanımak için bu kelimeleri tek tek sorup bir ortalama çıkarmak mümkün olmadığında ne yapabiliriz?

Bu uygulama bazen bilimsel fal gibi algılanıyor. Oysa ki gayet net, psikoloji ve dil bilimiyle alakalı bir envanter. Kuramı sembol eden kelimelerin hepsi gündelik hayatımızda kullandığımız kelimelerin ironikleştirilmiş hali.

Bu yöntem bir kişiyi çok hızlı tanıması gereken meslekler için önem arz ediyor. Psikologlar, avukatlar, rehber öğretmenler ya da insanlarla birebir iletişime geçenler için çok büyük kolaylık değil mi?

Elbette. Ben bunun eğitimini bir çok meslek grubuna psikolog eşliğinde veriyorum.

PATENT BAŞVURULARI YAPIYORUM

Son olarak yeni çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

Damga kuramı, patentle korunmakta. Üzerine eklenecek kelimeler olacaktır. Çünkü kelimeler çok dinamik ve sözlüğün güncellenmesi mümkün. Başka buluşlarım da var. Şimdi onların tarifnamelerini yazıyorum ve patent başvurularımı yapıyorum. Diğer yandan bir roman yazıyorum. Yakında onu tamamlayacağım ve belgesel çalışmalarıma hazırlanıyorum.

TEST DEMEK DOĞRU OLMAZ

serli

https://www.yenisafak.com/hayat/sadece-10-saniyede-tanisabiliriz-3514586

Posted by: bluesyemre | November 14, 2019

A snapshot of time… by @victoria10

victoria10_75210467_422482948678501_8571874956048981844_n

A snapshot of time….when all who were captured here….were so deeply focused on a rectangular object that has consumed their lives!!! Crazy world hey!!…🤪😜🌍
Taken by me… in Split Croatia September 2018!!

View this post on Instagram

A snapshot of time….when all who were captured here….were so deeply focused on a rectangular object that has consumed their lives!!! Crazy world hey!!…🤪😜🌍 Taken by me… in Split Croatia September 2018!! Yesterday the biggest wave was recorded in more than 50 years….traveling through the Adriatic Sea! Who would have known???🇭🇷❤️ The deep effects are felt by a flooded Venice in Italy!!❤️🙏🏼🇮🇹 #crazyworld #peopleonphones #snapshot #snapshotintime #socialmedia #instagram #nonthewiser #walkingpast #onmyphone #throughmywindow #split #splitcroatia #summerincroatia #croatia #croatiatravel #croatia🇭🇷 #splitoldtown #socialmedia #wherearewe #wherearewegoing #window #windowshot #amomentintime #moments #momentsintime #globalcitizen #globalconsciousness #walk #walking #walkonby #walkingpast

A post shared by Victoria 🇦🇺🌈…..❤️👉🏼🌅 (@victoria10) on

https://www.instagram.com/victoria10/

Posted by: bluesyemre | November 14, 2019

#IoT Technologies in #Libraries

IoT-Technologies-in-Libraries-1

The Internet of Things (IoT), a recent shift in technology that libraries’ and library staff should be familiar with as it may help improve the services, resources and experience that libraries’ can provide. In this week’s post Barbi Gardiner, an IT librarian, social media manager and founder of Library Tech talk, discusses all things IoT and libraries.

IoT in Libraries

Libraries are changing – that’s a fact. Today’s libraries look nothing like the libraries we grew up with 30 years ago…think card catalogs and cardigan wearing librarians shushing you for talking above a whisper.

Today’s libraries look more like community hubs and places full activity, innovation and technology. The reason for this change is simple. Libraries have had to adapt in order to maintain a relevant presence in our society.

Rather than be left behind, libraries have met the challenges associated with the adoption of new technologies head on and have adapted to these changes in order to provide the best services to patrons. In fact, it has become second nature to provide patrons with what they have come to expect in our technology driven world. ​At its core, libraries are having the same mission as they always have…to meet the needs of their communities.

One of the most recent changes in technology is the shift from the ‘Internet of Communication’ to the ‘Internet of Things’ or IoT. This exciting and emerging technology makes it possible to connect everyday objects, that are not themselves computers, by embedding sensors in them. This means that the IoT can include anything from factories, cars, appliances, toothbrushes, pacemakers and even lightbulbs.

The data collected from these sensors is then transferred over a network without requiring human interaction, all while having the networking capabilities that make it possible to communicate with each other, access Internet services and interact with people. (Techtarget 2018). In short, the IoT are simply objects or things where the infrastructure and technology involved are sensors, processors, cloud computing, and wireless connectivity.

It stands to reason then that this new paradigm is bound to impact library models, patron experiences, and our everyday lives. It will bring a myriad of changes to the library arena, most importantly the way the library connects and communicates with its patrons.

Some of the ways that the IoT is already utilized in libraries are technologies such as RFID (radio frequency identification) technology that allows for item identification and item security, machine 2 machine (M2M) communication, which are devices such as self-check kiosks or automated materials handling machines, and semantic search technologies that include metadata and discovery tools.

Other potential areas of IoT implementation for libraries:

  1. Improved access to collections and resources – ​IoT could make it possible to install RFID on all library shelves so patrons could quickly find where a book is located. Patrons could then be directed right to its location using a special app.
  2. Collection management and Inventory Control – Library material​ ​can be controlled by applying sensors on them. By connecting the sensor to the internet, the movements of each item can be tracked. This can provide real time data, thereby providing better inventory control as well as help patrons easily find the item they’re looking for. ​This could be done using a special app on their smartphones.
  3. Recommendation & Notification service- Smartphones could be detected in the library, via Wi-Fi or Bluetooth, and send targeted communications to patrons. For instance, ​IoT imbedded in patron library card will trigger a notification to readers who owe a fine to the library when they enter the building. This notification with a link directs patrons to the payment page. Iot could also be used to send a notification about a new fiction book in the library while the patron is looking for books in the fiction aisle.
  4. Mobile Technology and Location based services – ​track IoT devices to determine traffic patterns of patrons to improve space design or to better pinpoint popular library areas. Patrons could connect their phones to sensors and receive notifications to locate items from their favorites list. ​This data could help in optimizing staff, understand genre patterns and spot opportunities.
  5. Safety – By installing internet-connected fire sensors, disastrous fires can be dealt with more swiftly dealt and safely from outside the library
  6. Cost Savings & Appliances Monitoring – by using smart lighting that is controlled by the internet to sense when to have lights on or off or by implementing a smart energy system where energy consumption can be controlled according to need.
  7. Drones – ​Right now being tested by Amazon, there are implications here for libraries as well. It would become very easy to get materials to homebound patrons or people living in remote service areas.
  8. Automatically Survey Patrons​ – IoT sensors can know when patrons are leaving the library and automatically send a survey to the patron. Data can be collected to determine if the patron was satisfied with their experience.
  9. Direct patrons to special displays, programs and events – ​Most libraries, apart from storing books, organize events, such as storytelling, book discussion etc, and educational programs for children, teens and adults. With beacons deployed in the library, information about these events and special displays is just taps away.

Risks of IoT Implementation:

The rewards of this technology are many, but is also not without its risks. Libraries need to take into account a few serious considerations before implementing new IoT technologies.

  1. First is privacy and security of patron’s data as there is a possibility of sharing this data with third parties, which may lead to hacking.
  2. Secondly, the cost of investing in IoT technologies in terms of money, manpower and time.
  3. Thirdly, staff training in the usage of these new technologies.

Having no plan for staying on top of technology change guarantees the failure and irrelevance of libraries. Since we have no plans of letting that happen, libraries need to herald in these technology changes as they happen and be ready to implement them.

Barbi Gardiner

Website: https://librarytechtalk.com/

Twitter: @Librarytechtalk

https://princh.com/iot-technologies-in-libraries/#.Xc1bJ1czaUk

photo_website02w

This is my summary of the history of Western philosophy showing the positive/negative connections between some of the key ideas/arguments/statements of the philosophers. It is not an automated text analysis project; the content and the connections are the result of my years of reading and taking notes, so it’s a never-ending work-in-progress. It started with Bryan Magee’s The Story of Philosophy and Thomas Baldwin’s Contemporary Philosophy as the main references but it keeps expanding with dozens of others. (The reference is noted with the book icon that appears when you click on a statement.)

First off, let me announce that though I read my share of philosophy and have a good grasp of the fields/philosophers I’m interested in, I’m not a historian of philosophy. This is a purely personal project that I’m doing in my own time, with my limited knowledge, for myself; and I’m sharing it to get feedback and to make it accessible to those who are interested. As much as I find this way of looking at philosophy productive (and fun) for many reasons, I’m not proposing that this is the right way to look at it; it is just one version that I like to see – an organized collection of notes, reminding the arguments and letting me see how they developed, from a distance. I like to think that it’s not just a historical project, useful for people specifically interested in the history of the field; what is also valuable here is the ability to see, by clicking on a sentence and displaying its connections, what different things can be said on a subject (how many perspectives there can be, which are hard to be all dreamed of by a single person) independently of who said them and when – independently of a direct interest in the history of philosophy.

What exactly am I doing? When I’m reading the texts, I’m summarizing argumentations with isolated sentences. In the next step, I’m optimizing them so as to include all of their ideas with the minimum number of efficient sentences, in a meaningful order. (I usually shorten/paraphrase the sentence if it’s coming from a secondary source like a book of history of philosophy, but I try to quote it as it is – as long as it’s not too long – if it’s from the philosopher.) Then I’m noting the positive/negative connections to other statements, putting all this information in a spreadsheet in a machine-readable format, going through everything to look for further possible connections, and finally feeding it to the visualization. If a statement agrees with or expands on an old one, they’re connected with a green line. If it disagrees with or refutes an old statement, they’re connected with a red line. Some of these connections are explicitly described by the philosophers or the historians, some of them are drawn by me.

Maybe you can complain that I have low standards for a connection in general. The question always arises: “Clearly these two statements are talking about the same thing, but did he really read that old guy, or did he come up with it all by himself?” Except for a few specific cases, I ignored this question for two reasons. First, most philosophers read most people before themselves and they don’t always add extensive lists of names/references for every argument they produce; so I usually assume there may be a direct connection even though it’s not written somewhere. (You could make a version with only the connections confirmed by the philosophers/historians, but that would be too boring for my taste.) Secondly, and more importantly, the fact that there may not be a direct reference (written or not) doesn’t spoil my concept of connection here: when I’m drawing a line I’m not always claiming that the philosopher directly took the idea from the connected philosopher. The lines here do not always depict a direct transfer between two people; I think of them as tracing the development and the diversification of ideas throughout time, connecting different perspectives on a subject. This choice is also evident in the non-directionality of the connection lines: the direction of a possible direct transfer is obvious when there are dozens of years between two philosophers, but for those who live and write during the same years, it is quite possible that they take ideas from each other, get in conversations, etc. In that broad sense I’m confident that these connections make sense but I may of course be mistaken with some of them; please warn me if you think so.

I am of course aware that not everybody is here and the arguments-connections of the included philosophers aren’t exhaustive. I am also aware that the level of detail isn’t the same for every philosopher. The content for some philosophers are more beginner-level because they come from books intended for general audiences, and some philosophers have more detailed and extensive content because I had the opportunity to concentrate on them by reading multiple documents, sometimes including their own output. My goal is to slowly go through everybody so as to keep a somewhat homogeneous depth overall – this is a continuous effort which will proceed in parallel with the work of adding new names. I don’t think this project can ever be “completed”, but I will be expanding it by adding information from everything I read – maybe until I die – in the hope of making it as complete as I can. And yes, I may be prioritizing philosophers/schools/subjects I like in the process. I’ll also be adding more thinkers who aren’t strictly “philosophers” but had considerable effect on philosophy (like Darwin, Freud, Turing, etc.) and philosophers from other traditions. So please don’t get angry if your favorite philosophers or ideas aren’t here: this is not a finished product, and they probably are in my to-add list. You can see the list of updates on the Updates page where you can also subscribe to get notification emails when I add new content or make interface upgrades. (Some people proposed that I switch to a collaborative content creation model – I have no intention of doing that, although I’m fully open to corrections and suggestions from philosophers or historians of philosophy.)

One warning: Browsing this visual summary cannot substitute reading a good book of history of philosophy, let alone reading the original texts by the philosophers. These sentences are dry summaries of long, intricate argumentations and some of them are not even comprehensible if you’re not already familiar with the subject/philosopher. Some of these ideas are best understood within the historical/political context, as they are presented in books of history of philosophy. So no, you shouldn’t expect to learn philosophy by just using this summary. As I wrote in the beginning, this is an organized collection of notes to myself, and I believe it can have this function for other people who have read some history of philosophy as well. (I also believe it can function as a teaser for people who aren’t familiar with the field, making them feel curious about an idea/discussion and start reading about that.) As Baldwin reminds,

“[C]ontemporary philosophy is dialectical in its method: new arguments necessarily make reference back to earlier positions which provide the background for understanding the commitments which the arguments seek to challenge. (…) The relation of present arguments to past debate provides by itself good enough reasons for regarding the continuation of such debates as the only way of improving our understanding.”

I conceived this project in February 2012 while organizing my notes from my readings (“There should be a global and systematic way to see all these relations! How about…”) and started working on it in February 2014.

I am deeply thankful to Hüseyin Kuşçu who offered his programming skills for the interactive version on the Browse page.

I also thank my friend Eser Aygün for writing the program that automatized to a great degree the transition between the spreadsheet that I fill in and the visual end-product for the static version in the beginning of this project.

And here are the names of nice people who offered content corrections or improvements that I was able to apply so far: Sedat Hasoğlu, Jakub Rudnicki, Matheus Schneider, César Tomé López‏, Sylvia Wenmackers, Miguel Mateo La Salle, Juan Antonio Ricci, Simo Raittila, Stephen Laudig.

— Deniz Cem Önduygu

https://www.denizcemonduygu.com/philo/browse/

isil-yilmaz-sumer-podcast

Podcast nasıl yapılır, nereye yüklenir, hangi mikrofonu almalıyım, konuk konuşmacıyla sohbet kaydımızı neyle nasıl yapabilirim, podcasti İtunes kabul edecek mi, Spotfy hemen yayımlayacak mı vs diye kafamda onlarca soruyla 1,5 ay önce başladığım podcast yayınlarının dördüncü bölümü geride kaldı.

Sezer İltekinCeren Varol ve Burak Göç‘ün ardından podcast yayınını paylaştığım dördüncü isim Işıl Yılmaz Sümer oldu. Her blog yazarının birbirini az çok “dijitalen” tanıdığı gibi Işıl’dan da bloğu sayesinde haberdardım ancak kendisiyle yüz yüze, Kadir Has Üniversitesinde 2017 yılında düzenlediğimiz 3. Blog Yazarları Çalıştayında tanıştık. O günün telaşından dolayı kendisiyle sohbet edemediğim Işıl’la o sohbetin acısını bu podcast sayesinde çıkardık. Hatta 25 dakikalık podcast kaydını sonlandırdıktan sonra, neredeyse bir o kadar daha sohbet ettik Skype’ta.

İlk üç podcastte olduğu gibi bu yayında da Işıl’la başta sıraladığım konulardan sadece ilki üzerinde konuşabildik: Teknoloji bağımlılığı. Bu konudaki sohbetimizden satır başlarını aşağıda sıralamaya çalıştım. iTunes Podcast veya Spotfy kullanmayanlar için podcast kaydını YouTube’dan da paylaştım:

https://www.evrengunlugu.net/2019/11/10/internet-gunlugu-4-isil-yilmaz-sumer/

221020190931330315150

Geçtiğimiz yılın sonunda yasa teklifi olarak sunulan, bu yılın başında Genel Kurulda kabul edilen “Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in uygulanmasına ilişkin esaslar Resmi Gazete’de yayımlandı.

 

Uzun yıllardır üzerine konuşulan fakat ancak geçen yılın sonunda yapımcılar ve sinema salonları arasında patlak veren anlaşmazlıkların akabinde apar topar bir şekilde oluşturulan Yeni Sinema Kanununun uygulanmasına yönelik esaslar Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, sektörün birçok dinamiğinde değişikliğe gidildi.

Sinema salonlarının, sinema biletleriyle ilgili bilgileri Bakanlığa iletmesi zorunluluk hâline getirildi

Yapılan düzenleme ile sinema salonu işletmecilerinin sinema salonlarına, gösterilen filmlere ve sinema biletlerine ilişkin bilgileri Bakanlığa iletmeleri zorunlu hale getirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan ve ülke genelinde satılan tüm bilet bilgilerinin eş zamanlı olarak toplandığı uygulama sektör paydaşlarının kullanımına açılacak.

Bu sayede bilgi paylaşımı hususunda şeffaflık sağlanırken paydaşların güvenilir bir ortamda faaliyetlerini sürdürmelerine katkı sağlanacak.

Reklam süreleri değiştirildi, tartışmalara sebep olan promosyon satışlara regülasyon getirildi

Düzenleme ile sinema izleyicileri tarafından sıklıkla şikâyet konusu edilen reklam süreleri 10 dakika ile sınırlandırılıyor. Ayrıca sinema seyircisinin sinemaya gitme tercihlerini etkileyen ve filmlerin tanıtımına imkân sağlayan fragmanların film öncesinde en az üç dakika gösterimi zorunlu hale getiriliyor.

Sinema salonu işletmecileri ile yapımcılar arasında krize sebep olan, kamuoyunda “mısır savaşları” olarak bilinen sorun yönetmelikte yer alan “Sinema salonu işletmecileri ya da sinema filmi bileti satan diğer gerçek veya tüzel kişiler, sinema filmi bileti ile birlikte başka bir ürünün satışını aynı anda yapamaz, sinema biletini başka bir ürün veya hizmetin satın alınması şartına bağlayamaz.” düzenlemesi ile son buluyor.

Sinema salonu işletmecileri bilet ve diğer ürün fiyatlarında ayrı ayrı indirimler yapabilecek, ancak sinema bileti ile birlikte başka bir ürünü paket halinde satamayacak.

Sinema filmleri için yaş sınırlandırmasında güncellemeye gidildi

Ülke içinde üretilen veya ithal edilen sinema filmleri için çocukların korunması amacıyla uygulanan yaş sınıfları, çocukların fiziki ve psikolojik gelişimleri, uluslararası uygulanmalar ve uzman görüşleri çerçevesinde “Genel İzleyici, 6A, 6+, 10A, 10+, 13A, 13+, 16+ ve 18+” olarak yeniden düzenlendi. Daha önceki sınıflandırma kategorizasyonu, “Genel İzleyici, 7A, 7+, 13A, 13+, 15A, 15+ ve 18+” şeklindeydi.

Kamuoyundaki özellikle çocuk filmleri öncesinde yetişkinler için uygun bulunan fragmanların gösterilmesi hususunda duyulan rahatsızlık “Sinema filmi öncesinde veya arasında gösterilen fragmanların, gösterimi yapılan sinema filmi için belirlenmiş işaret ve ibarelere uygun olması zorunludur.” hükmü ile son buluyor.

Bundan böyle fragmanlar da sinema filmleri gibi sınıflandırılacak ve  aileler çocuk filmlerinde korku filmi fragmanları görmeyecekler.

Filmler, salonlarda ve diğer platformlarda aynı anda gösterimde olamayacak

Yönetmelikte “Sinema salonlarında ilk kez ticari dolaşıma girecek değerlendirme ve sınıflandırması yapılmış sinema filmleri, gösterime girdiği tarihten itibaren ücretli yayın yapılan kablo, uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda beş ay geçmeden, ücretsiz yayın yapılan uydu, karasal, internet ve diğer ortamlarda altı ay geçmeden ticari amaçla yayınlanamaz veya umuma iletilemez.” hükmü yer alıyor.

Sinema sektörünün korunması amacıyla yapılan düzenleme ile sinema filmleri gösterim tarihinden itibaren 5 ay geçmeden ücretli yayın yapan platformlarda, 6 ay geçmeden ücretsiz yayın yapan platformlardan gösterilemeyecek.

Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğe buradan ulaşabilirsiniz.

 

Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

https://boxofficeturkiye.com/haber/yeni-sinema-kanununun-uygulanmasina-iliskin-esaslar-yayimlandi-yas-siniflandirmasinda-guncellemeye-gidildi–2323

Posted by: bluesyemre | November 14, 2019

32.Gün Arşivi @32gunarsivi

32. gün

Mehmet Ali Birand’ın sunduğu ekran klasiği 32. Gün programının 1985’ten bugüne video arşivi. Türkiye’den ve dünyadan tarihi olaylara tanıklıklar. Dünya liderleriyle, sanatçı ve sporcularla çok özel röportajlar. Cumhuriyet tarihinin en kritik dönemlerine ışık tutan belgeseller.

70260391_886965305009600_8786283845184913408_n

https://www.instagram.com/32gunarsivi/

https://www.facebook.com/32gunTV

https://www.youtube.com/channel/UCJg-RcGXJ-cBAz5UePKLlkA/videos

Her hafta BSM stüdyosuna gelerek sezon sonunda Erasmus’a gitmiş kadar yol yapmayı hedefleyen vesaire ekibi, yine 10 dakikalık meseleyi Antik Yunan’dan alıp yaya yaya anlatıyor. Özgür düşüncenin yuvası, bilginin üretim yeri, eleştirinin adresi olması beklenirken Yeni Türkiye koşullarından kaçamayan akademi nasıl bir epidemiye dönüştü? Yanıtı hiç kimsenin merakla beklemediği bu videoda.

https://www.bagimsizsinema.org/

CTD

We are seeing unprecedented change to consumer experiences, fuelled by digital technology. Get our report on the big changes to look out for next year.

What’s inside the report?

Learn about the ways in which our world is changing profoundly – with the impact of accelerated trends.

  • How digital technologies and AI are changing healthcare.
  • What happens when data privacy meets digital currencies.
  • How a premium ‘human customer experience’ is emerging.
  • How travel browsing and buying will see more personalized consumer journeys.
  • The ways in which retail experiences are blending the physical store and digital technology.
  • How gaming will transform how we connect with each other.

Discover what we’ll be thinking and doing in 2020 – and how your brand can leverage trends to stand out from the crowd.

Connecting the dots (Consumer trends that will shape 2020)

Posted by: bluesyemre | November 14, 2019

#AkademikÖzgürlük, özerklik #ÇağlarGüven

AÖÖ1

AÖÖ2

Posted by: bluesyemre | November 14, 2019

Bir #CIA silahı olarak #ModernSanat

pollocktatemodern

Sanat çevrelerinde yıllarca ya bir söylentiydi veya şakaydı, artık gerçekliği doğrulandı. CIAJackson PollockRobert MotherwellWillem de Kooning ve Mark Rothko gibi sanatçıların eserleri de dahil olmak üzere Amerikan modern sanatını, Soğuk Savaş’ta silah olarak kullandı. Adeta sanatı destekleyen bir Rönesans prensi gibi davranan CIA (tek farkı gizliliğiydi) Amerikan Soyut Ekspresyonizm akımını dünya genelinde 20 yıldan daha uzunca bir süre teşvik etti ve tanıttı.

Hiç akla gelmeyecek bir bağlantı. 1950 ve 1960’lar öyle bir dönem ki, Amerikaların çoğu modern sanatı sevmediği gibi küçümsüyordu da. Başkan Truman bir seferinde bu popüler görüşü şu şekilde özetlemişti: “Bu sanatsa, ben de Hottentot’um” (güneybatı Afrika’da bir yerli topluluk). Sanatçıların birçoğu zaten McCarthy dönemi Amerika’sında zar zor kabul edilen eski komünistlerdi. Kesinlikle Amerika hükümetinin desteğini almaya alışık olmayan bir gruptu.

Peki, CIA onları neden destekledi? Çünkü Sovyetler Birliği ile propaganda savaşında, bu yeni sanat akımı yaratıcılığın, entelektüel özgürlüğün ve ABD’nin kültürel gücünün bir kanıtı olarak kabul görebilirdi. Komünist ideolojik deli gömleğine hapsolan Rus sanatı bununla rekabet edemezdi.

Uzun yıllardır konuşulan ve tartışılan bu politikanın varlığı, ilk defa eski CIA yetkilileri tarafından doğrulandı. Yeni Amerikan sanatı, sanatçıların haberi olmadan “uzun tasma” (“long leash”) adlı bir politika doğrultusunda gizlice tanıtılmıştı, CIA’in Stephen Spender’in editörlüğünü yaptığı Encounter‘ı dolaylı yoldan desteklemesine benzer bir şekilde.

Aslında kültür ve sanatı ABD Soğuk Savaş cephaneliğinde kullanma kararı CIA 1947’de kurulur kurulmaz alınmıştı. Komünizmin hâlâ Batılı entelektüeller ve sanatçılar için taşıdığı cazibeden korkan yeni ajans, zirvesinde 800’den fazla gazeteyi, dergiyi ve kamu bilgilendirme merkezlerini etkileyebilmiş olan “Propaganda Varlıkları Envanteri” adlı yeni bir bölüm oluşturdu. Bunun bir Wurlitzer müzik kutusu gibi olduğu esprileri yapılıyordu: CIA bir düğmeye bastığında, bütün dünyada çalınmasını istediği ezgileri duyabiliyordu.

https://vesaire.org/bir-cia-silahi-olarak-modern-sanat/

Posted by: bluesyemre | November 14, 2019

#OsmanlıArşivleri tehlike altında

osmanliarsivi1_16_9_1573710496-880x495

Uzmanların tüm uyarılarına rağmen 165 milyon liraya Kağıthane’de dere yatağına taşınan Osmanlı Arşivleri tehlike altında. Paha biçilemez 100 milyon tarihi belgenin bulunduğu arşivi kurtarmak için “susuzlaştırma” ihalesi açıldı. 13.7 milyon lira harcanarak yapılacak çalışmanın işe yarayıp yaramayacağı belli değil.

2013 yılında hizmete açılan Osmanlı Arşivi Külliyesi, hemen yanı başındaki dere yatağı nedeniyle alarm veriyor.

Uzmanların olumsuz görüşlerine rağmen, Bâb-ı Âli’deki tarihi binasından alınarak, TOKİ tarafından Siyahkalem Mühendislik’e inşa ettirilen Kağıthane’deki Milli Arşiv Sitesi’ne taşınan yaklaşık 100 milyon belge ve 370 bin defterlerden oluşan tarihi belgeleri kurtarmak için çalışma başlatıldı.

“Cumhurbaşkanlığı Milli Arşiv Sitesi için İlave Çevre Düzenlemesi İmalatları ile Temel Altı Susuzlaştırma Tedbirleri alınması ve Uygulamasının Yapılması İşi” ihalesi 13.7 milyon liraya Özülke İnşaat’a verildi. İhaleyi alan Özülke İnşaat 11 ayı geride bıraktı.

SÖZCÜ, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi Külliyesi’ndeki çalışmaları yerinde inceledi.9 hektarlık arazinin birçok noktasında dozerler ve kepçelerle kazılar yapıldığı ve kanallar açıldığı gözlenirken, bahçe ve cadde tarafında inşaat çalışmaları sürüyor. Susuzlaştırma çalışmasıyla dere yatağındaki Külliye’nin temelinin güçlendirilmesi ve tarihi belgelerin rutubetten korunması hedefleniyor.

ERDOĞAN’DAN MİMARA: HESABINI VERİRSİN

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2 Haziran 2013 günü gerçekleştirilen açılışta projenin dere yatağında yer almasını eleştirenlere sert yanıt vermişti. Erdoğan şunları söylemişti: “‘Nereden çıktı Kağıthane’deki bu yeni bina, burayı su basar, şu olur, bu olur’ gibi birçok olumsuz kampanyaların içerisine girenler oldu. ,’Bu ecdada saygısızlıktır’ diyenler oldu. (…) Gerek mimarımız, gerek mühendislerimiz buranın herhangi bir sıkıntı yaşamaması için bu projeyi o hassasiyet içerisinde ele aldı. Ve Allah’ın izniyle böyle bir şey de söz konusu değil. Eğer böyle bir şey olursa, Hilmi Şenalp (projenin mimarını işaret ederek), indi ilahide bunun hesabını sen verirsin. Biz önce Allah’a, sonra da sana inandık, yola çıktık. Bu belgeler, bu tarih, bizim bayrağımız kadar değerlidir mübarektir. Şu anda biz bu çok değerli belgeleri en uygun ortamda muhafaza edecek bir merkezi Türkiye’ye kazandırıyoruz.”

RUTUBET, NEM…

Arşiv binasının sızan sudan etkilendiği, depolardan rutubet kokusu yayıldığı, bazı belgelerin araştırmacıların önüne ıslak geldiği iddiaları daha geçtiğimiz yıllarda basına yansımıştı.

İnşaat Mühendisleri Odası, taşkın alanı içine arşiv gibi özellik taşıyan binaların yapılmasının yanlış olduğunu açıklamıştı. Dönemin TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, Cendere Vadisi’nin arka bölümündeki kayalık alanın oyulmasıyla elde edilen bölgede  inşa edilen Milli Arşiv Külliyesi’nin deprem ve sel başta olmak üzere her türlü doğal afete karşı dayanıklı olarak tasarlandığı, muhafaza altına alınacak belgelerin nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılardan en iyi şekilde korunacağı iddia etmişti.

PAHA BİÇİLEMEZ BELGELER

165 milyon lira yatırım bedeliyle TOKİ tarafından Siyahkalem Mühendislik’e inşa ettirilen Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi Külliyesi’nde 13 blok yer alıyor.

Projede, 800 kişilik kongre merkezi, 200 çalışma odası, 120 depo alanı, üç büyük genel amaçlı toplantı salonu, 5 seminer odası ve 10 toplantı odası da bulunuyor. Komplekste bin personel çalışabiliyor. Fatih’in Bosna Fermanı, Karlofça Antlaşması’nı, Baltalimanı Sözleşmesi gibi paha biçilemez belgelerin yer aldığı arşiv 800 kamera ile izleniyor.

İLBER ORTAYLI DENSİZLİK DEMİŞTİ

Yaklaşık 100 milyon belge ve 370 bin defterin bulunduğu Osmanlı Arşivi için Cendere Vadisi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait arsanın bir bölümü ile hazine tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsisli arsanın bir bölümünden oluşan toplam 55 bin 809 metrekarelik alan ayrıldı.

Hassa Mimarlık tarafından projesi hazırlanan arşiv sitesinin dere yatağında inşa edilmesine uzmanlar karşı çıkmış, Devlet Su İşler Bölge Müdürlüğü de bölgede sel tehlikesi bulunduğunu ifade etmişti.

Şehir Plancıları Odası, yapılaşma nedeniyle toprağın emme gücünün kalmayacağını belirterek, su baskını riskine dikkat çekerken, akademisyenler, nem nedeniyle arşivde de bozulmalar görülülebileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.

Prof. Dr. İlber Ortaylı da “Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin yeri Bab-ı Ali’dir. Kâğıthane arşivlerinin fenni olmadığı tartışılıyor. Dünyadaki arşivlerin durumunu biraz biliyorum. İmparatorluk Arşivi’ni Kâğıthane’ye taşımak, Babıâli’den uzak tutmak densizliktir, saygısızlıktır ve de lüzumsuz bir görüştür” diyerek keskin bir tavır koymuştu.

Bab-ı Âli’deki tarihi Osmanlı Arşivi binası, 2013 Haziran ayında boşaltılır boşaltılmaz tadilata alındı. Tabelaya “Başbakanlık Osmanlı Arşivi restorasyon çalışması” yazıldı. Ancak restorasyon çalışması lüks bir otelle sonuçlandı.

https://www.devletarsivleri.gov.tr/

https://www.sozcu.com.tr/2019/emlak/osmanli-arsivi-sulandi-5450046/

Posted by: bluesyemre | November 13, 2019

2019 Global Health Security #GHS Index

GHS

The Global Health Security (GHS) Index is the first comprehensive assessment and benchmarking of health security and related capabilities across the 195 countries that make up the States Parties to the International Health Regulations (IHR [2005]). The GHS Index is a project of the Nuclear Threat Initiative (NTI) and the Johns Hopkins Center for Health Security (JHU) and was developed with The Economist Intelligence Unit (EIU). These organizations believe that, over time, the GHS Index will spur measurable changes in national health security and improve international capability to address one of the world’s most omnipresent risks: infectious disease outbreaks that can lead to international epidemics and pandemics.

Turkey GHS

2019 Global Health Security GSH Index

https://www.ghsindex.org/about/

https://www.ghsindex.org/

Posted by: bluesyemre | November 13, 2019

The Complicated role of the Modern #PublicLibrary

homeless

A homeless patron, Allen Barkovich, sits in the Woodmere Branch of the Traverse Area District Library in Michigan, 2013.
—AP Photo / Traverse City Record-Eagle, Keith King

There aren’t many truly public places left in America. Most of our shared spaces require money or a certain social status to access. Malls exist to sell people things. Museums discourage loiterers. Coffee shops expect patrons to purchase a drink or snack if they want to enjoy the premises.

One place, though, remains open to everybody. The public library requires nothing of its visitors: no purchases, no membership fees, no dress code. You can stay all day, and you don’t have to buy anything. You don’t need money or a library card to access a multitude of on-site resources that includes books, e-books and magazines, job-hunting assistance, computer stations, free Wi-Fi, and much more. And the library will never share or sell your personal data.

In a country riven by racial, ethnic, political, and socioeconomic divides, libraries still welcome everyone. “We are open spaces,” says Susan Benton, the president and CEO of the Urban Libraries Council, whose members include public-library systems serving cities large and small across the United States. “We certainly are without judgment about anybody’s characteristics.”

That commitment to inclusivity, along with a persistent ability to adapt to changing times, has kept public libraries vital in an era of divisive politics and disruptive technological change. But it has also put pressure on them to be all things to all people, and to meet a vast range of social needs without correspondingly vast budgets. These days, a branch librarian might run story hour in the morning, assist with a research project at lunchtime, and in the afternoon administer life-saving medical aid to a patron who’s overdosed on the premises.

If the idea of libraries as frontline responders in the opioid crisis sounds far-fetched, look no further than the Denver Public Library. In February 2017, a twenty-five-year-old man suffered a fatal overdose in one of its bathrooms. That prompted the library to lay in a supply of Narcan, a drug used to counteract opioid overdoses. Other libraries, including the San Francisco Public Library, have followed suit and begun to stock the life-saving drug.

Such interventions indicate the expanded role our public libraries now play in a fraying social network. Eric Klinenberg, a sociologist based at New York University, spent a year doing ethnographic research in New York City library branches for his latest book, Palaces for the People: How Social Infrastructure Can Help Fight Inequality, Polarization, and the Decline of Civic Life. Klinenberg borrowed the title from Andrew Carnegie, the Gilded Age industrialist-turned-philanthropist who funded some three thousand public libraries—“palaces for the people”—in the United States and abroad.

In an update of Carnegie’s idea, Klinenberg describes public libraries as “social infrastructure.” That means “the physical spaces and organizations that shape the way people interact,” he wrote in a 2018 op-ed in the New York Times. “Libraries don’t just provide free access to books and other cultural materials, they also offer things like companionship for older adults, de facto childcare for busy parents, language instruction for immigrants and welcoming public spaces for the poor, the homeless and young people.”

Klinenberg’s book is just one of a series of recent high-profile tributes to America’s public libraries. The New Yorker writer Susan Orlean’s most recent book, called simply The Library Book, begins with a personal love song to the subject before diving into the rich, troubled history of the Los Angeles Public Library and its iconic building in downtown L.A. In 2014, the photographer Robert Dawson published a book-length photographic essay that lovingly documents the astonishing variety of the seventeen thousand or so public libraries across the United States, from one-room shacks in the tiniest of towns to branches in strip malls to breathtaking, Carnegie-era book palaces in center cities. And a forthcoming NEH-funded documentary, Free for All: Inside the Public Library, brings to life some of the history and personalities that have shaped this major force for public good.

All of these projects confirm how libraries have proved over and over again, through decades of rapid change and predictions of obsolescence, that they remain essential to Americans’ lives. In an era of extreme weather events and other disasters, they’re becoming even more necessary.

The journalist Deborah Fallows and her husband, James Fallows, road-tripped across the country to report their 2018 book Our Towns: A 100,000-Mile Journey into the Heart of America, in which public libraries play a starring role. “In Ferguson, Missouri, the public library stayed open when the schools were closed after the riots, to offer the kids a safe place and even classes taught by volunteers,” Deborah Fallows wrote in a May 2019 dispatch for the Atlantic. “After the hurricanes in Houston, some library websites were immediately up and running, announcing that they were open for business. After Hurricane Sandy, some libraries in New Jersey became places of refuge. And in the Queens Library’s Far Rockaway branch, which didn’t have heat or light, the librarians set up shop in the parking lot to continue children’s story hours.”

Beyond Books

There are limits to the civic responsibilities public libraries can shoulder. “We’re not the police, we’re not social workers,” says Monique le Conge Ziesenhenne, the director of the Palo Alto City Library system in Silicon Valley and the 2018–19 president of the Public Library Association, a division of the American Library Association. “We do provide an important thread to a community’s well-being and health.”

In calmer times, public library systems offer a staggering array of programming that goes well beyond the books-and-story-time model many of us remember from our childhoods.

Ziesenhenne rattles off a list of some of Palo Alto’s offerings: a seed-lending library, home-brewing tutorials, a “Knack 4 Knitting” club, bilingual story hours, programs designed to help immigrants learn how to live in the United States. Keeping up with a national trend, the library recently created a makerspace with 3-D printers. In July, one branch hosted a workshop on how to use “graywater” from inside a house to sustain native-plant landscaping in the yard.

The list goes on and on. There’s something for almost everyone at the local library, whether you’re a parent who needs literacy support for your preschooler, an immigrant working on language skills or bureaucratic forms, a mystery fan in search of the latest whodunit by a favorite author, or someone experiencing homelessness who needs assistance with social services or access to a computer and the Internet.

Or you could just check out a book, as generations of library patrons have done before you. As extra-literary programs and digital offerings have expanded, the codex has not faded away. “We are still crazy busy with the basic printed materials,” Ziesenhenne says. “In Silicon Valley you would not necessarily expect that, but it’s absolutely true.”

Being located at the wealthy epicenter of the tech revolution doesn’t mean that the library has bottomless funds, though. Like most libraries, “we never have enough money for what we want to do,” Ziesenhenne says.

Even as print thrives, public librarians everywhere spend a lot of time wrangling with the great digital shift and how to adapt to it. In Palo Alto and elsewhere, they’re seeing an increase in the use of digital content as patrons become more familiar with how to use streaming media.

To keep up with changing technology and user expectations, public libraries have invested in more computer terminals and Wi-Fi capability. They have upgraded and expanded facilities to provide more outlets, meeting rooms, study spaces, and seating that patrons can use for extended periods of time as they take advantage of free Wi-Fi.

New, bigger, brighter coworking spaces see high usage among millennials, according to Ziesenhenne. “We are the original sharing economy, I like to say.”

The explosion of information online hasn’t sidelined librarians. It’s only made them more essential at a time when too few of us know how to distinguish real news from the fake variety. “We’ve worked very hard to think about media and how information is presented and ways we can equip people going forward to look for clues on a website,” including asking how old the content is and who’s providing it, Ziesenhenne says.

Librarians have an advantage in making themselves heard through the noise and confusion: Along with nurses and firefighters, they’re among the few groups and institutions Americans still trust, according to Lee Rainie, director of
Internet and technology research at the Pew Research Center.

From 2011 until 2016, Pew did a number of deep-dive studies of public libraries, work funded by the Bill & Melinda Gates Foundation. In those surveys, researchers found that trust in librarians remained high because of their proven ability to curate and share reliable knowledge. “That’s become one of the more precious skills in a world where gaming the information ecosystem is an everyday reality,” Rainie says.

Pew’s library research generated other findings that grabbed media attention: Millennials grew up loving libraries and continue to support and make use of them, Rainie says. Now that they have families of their own, they’ve remained loyal. Having a child under the age of six is the biggest predictor of library use, Rainie adds; parents of young children like the family-friendly programs libraries run.

Pew’s research also found that families often see libraries as sanctuaries. “They were zones of peace, sometimes, in neighborhoods and communities where that was a precious commodity,” notes Rainie.

For many teens and adults, especially those from underprivileged backgrounds or without computer access at home, the local branch also functions as an on-ramp to the Internet. “Libraries have rebranded themselves as tech hubs without a lot of fanfare,” he says. They allow customers to learn and experiment with new digital resources such as 3-D printers without having to invest in them at home. “People treat libraries as petting zoos for new technology,” as Rainie puts it.

All of those activities require staff time and/or money. As they decide where to spend finite resources, libraries rely on survey data and on detailed conversations with their communities to keep content and programming up to date and adjust what they offer as times and needs change. Library staffers often act as community liaisons even when they’re not on duty, bringing back grassroots knowledge that helps the library add or adapt services in response.

“The library of my youth made all the rules,” says Patrick Losinski, CEO of the Columbus Metropolitan Library in Ohio. The mantra of today’s library, he says, is: How do you meet people where they want to be?

To get answers, the Columbus library recently hired a survey firm to gather information on patrons’ use of and views on the library. The results revealed a virtual town square of activity, with visitors dropping by to check out and return books (41 percent), bring their kids to play area (13 percent), do research (14 percent), read and relax (13 percent), study (9 percent), and use Wi-Fi, computers, printers, or copiers (about 27 percent combined). “Our customers also checked out more than fifteen million items last year, so we’re still a library,” Losinski says.

The survey confirmed that the community views its library as a force for social good. Ninety-one percent of respondents said helping kids by working more closely with schools should be one of the library’s top priorities; 50 percent said that should be its highest priority. Losinski reports that over 50 percent of the area’s youngsters do not have the literacy skill set they need for kindergarten, including basics such as how to hold a book and how to pronounce words they encounter.

Being able to read well gives kids a leg up in schooling and in life, but many children do not have the resources—books at home, parents with time and literacy skills and good child care—to help them master that skill. Public libraries around the country are stepping up to the challenge.

Children participate in 37,000 sessions a year in the Columbus library’s reading-buddies program, which helps kids prepare for a reading-proficiency test in third grade. In Los Angeles County, libraries have recast traditional story time as “school readiness time” and rebranded bookmobiles as “Reading Machines” to visit day care centers and bring parenting-support strategies out into the community.

“Libraries are not about books, they’re about people,” says Skye Patrick, who since 2016 has been the director of the Los Angeles County Library system. When Library Journal named Patrick its Librarian of the Year for 2019, it saluted her “efforts to eliminate barriers and increase access to services for her residents.”

“Equity means different things for different people,” Patrick says. “We wanted to challenge our staff to have a better awareness both of the experience of their colleagues and the experience of their customers.”

Patrick’s strategy to improve library access included putting in place a program called iCount, which provides tools and training for supervisors and staff on how to recognize inherent biases in programs and services. Thinking hard about equity and a wide range of patron experiences and needs is a must for L.A. County’s librarians, who work in one of the four largest and most diverse public library systems in North America. (The other three are the Toronto Public Library, the New York Public Library, and the Los Angeles Public Library system that serves the city of L.A.) The county has 86 library facilities (plus three bookmobiles) that collectively serve about 3.4 million residents; the system covers some 3,000 square miles and 49 cities.

Statistics for the fiscal year that ended June 30, 2018, give a sense of the scale at which it operates: annual circulation—10,857,015; e-book circulation—1,184,289; reference and information questions handled—5,908,474; number of Wi-Fi sessions—4,388,244.

Patrick is no stranger to large library systems; she ran the Broward County Library in Florida before she took her current job. In her experience, there is no workable one-system-fits-all model for public libraries. When she arrived in L.A. County, she set up a listening tour to meet with some of the county’s 3.4 million residents to hear what they wanted from their library.

“I called it a community visioning system, because I wanted the community to actively participate in the creation of the library they needed,” she says. One of the biggest takeaways: “a resounding desire for more hours.” Along with money constraints, “that’s always the issue for every library,” she says.

In response, the system added fifteen thousand more public service hours with some creative strategies that included the use of self-checkout technology, staggered staff schedules, and an additional 1 to 4 service hours per branch per week. “It was low-hanging fruit for us, and it garnered some true goodwill from the community,” Patrick says.

Other requests, such as a kindergarten class’s request to install slides and serve ice cream every day, weren’t feasible—“although we did think about it!” Patrick says. But “based on that response, they associated us with fun, and that’s a big win.” The kids didn’t see the library as stuffy and rule-bound.

Beyond being fun, libraries create sanctuaries for patrons who have few safe spaces in their lives. “There’s a tremendous amount of comfort and safety for people experiencing mental health issues,” Patrick says. “When they’re here, they’re not on the street.”

That inclusivity brings challenges. Some are minor, as when patrons wash up in library bathrooms because they’ve been living on the streets without access to personal-hygiene essentials. But if mental illness is at work, a library user may need a lot more than a place to clean up.

The vast majority of library users do not represent a danger to other patrons or staff, but libraries’ openness carries risks. Librarians have been threatened or killed in the course of doing their jobs. In January 2019, while getting ready for a book sale, the director of the Fort Myers Beach library in Florida was targeted and stabbed to death by a homeless man. A month earlier, in December 2018, the supervisor of the North Natomas branch of the Sacramento Public Library was shot to death in her car in the library’s parking lot by a man she had banned from the library for bad behavior. Her widower wrote an op-ed in American Libraries magazine to call attention to the dangers that library workers face. But security measures like metal detectors or monitoring systems don’t align well with libraries’ commitment to maintaining patron privacy and creating truly open spaces.

Pew’s Lee Rainie describes libraries as “early warning systems for broad cultural phenomena.” Those phenomena can be positive, such as the thirst to experiment with new technology and the desire to broaden access to good information and social services. But they can also be negative. Tensions between different social groups can arise when people who otherwise rarely interact rub elbows at the library.

Skye Patrick identifies a fracture point between what she calls “our two customer bases.” Some patrons ask for more security at library branches or express dismay about disruptions created by homelessness. Her job involves trying to educate one group about the rights of the other. The bottom line for all patrons: “As long as they are adhering to our code of customer expectations, they have the right to use the library,” she says.

The L.A. County bureaucracy, of which the library is a part, can help smooth the way for the disenfranchised. For instance, the Department of Social Services will provide an address for homeless patrons to use in order to get a library card. The library also offers fine-free cards for young people under 21, eliminating one common barrier to full access. (The system hasn’t dispensed with fines altogether yet, although like many libraries it is moving away from fines and has held amnesty periods in which patrons can return overdue materials without penalty.)

Librarians have long helped users navigate life challenges like finding a job, studying for an exam, or applying to school. More and more they play a crucial role in connecting patrons in need of social or mental health services with relevant agencies. “Our branch staff has been trained to at least point to the kinds of services that are available,” Patrick says.

Along with a growing number of libraries, it joined forces with the mental health department to bring social workers on-site to work with patrons in need. Beyond such partnerships with other county agencies, the Los Angeles County Library focuses on fostering what Skye Patrick calls “protective factors”: meaningful social connections, positive parent-child interactions, positive cultural identity, literacy support, and school readiness.

“Time will tell, but I feel really confident that it’s working,” Patrick says, adding that library staff also feel safer with that extra support in place. “That does not mean it solves everything.” Even an institution as resourceful, flexible, and resilient as the public library has its limits.

 

https://www.neh.gov/article/complicated-role-modern-public-library

2019 İstanbul Kitap Fuarı’nda ziyaret ettiğimiz Günışığı Kitaplığı ve ON8 Kitap Genel Müdür Yardımcısı Banu Ünal “1 Soru 1 Cevap” için sorumuzu yanıtladı: “Ekonomik krizin yayınevlerine ve okurlara etkisini nasıl yorumluyorsunuz?”

https://kitapeki.com/ekonomik-krizin-yayinevlerine-ve-okurlara-etkisini-nasil-yorumluyorsunuz/

Post-modern çağda yaşamak ne demek? Modernitenin can çekiştiği ve yeni bir çağa doğru adım attığımız günümüzde hangi değerler kayboluyor, hangi değerler önem kazanıyor? Fransız sosyolog Michel Maffesoli’nin Sputnik Fransa’ya verdiği mülakatı izliyoruz.

Çeviri: İlker Kocael

sos med ulu

Sosyal Medya ve Bursa Uludağ Üniversitesi Kütüphanesi

Posted by: bluesyemre | November 12, 2019

#Population of #Europe throughout #History (1600-2020)

The past four centuries have seen great changes in the size and composition countries in Europe and the surrounding area. This data series focuses on what the largest polities were throughout recent history. Given the challenges of demography, the visualization begins in 1600 and details the numerous changes to population within the interim period. Europe today has eight times the amount of people it did just 400 years ago.

A wide variety of sources were employed in order to project the data. Tacitus.nu, Penguin Atlas of Recent History, various academic studies, and Eurostat provided most of the information. The population of colonies and holdings outside of Europe are excluded with the exception of the Russian and Ottoman Empires. Given the numerous changes in borders, the continental total can sometimes be erratic, shifting downwards or upwards for seemingly no reason. Generally, this is because various other nations are either no longer being recorded or diverging sources, not necessarily due to massive casualties. Examples include after the fall of the Soviet Union, where many former Soviet Republics are no longer included in the total, and the decline of the Ottoman Empire, with the loss of Egypt and North Africa. I’ve attempted to include as many states as possible, though there are a few excluded during portions of the presentation due to logistical difficulties. Obviously no data set is perfect, especially on matters so speculative such as population growth in the 1600s and 1700s, but I have put in my best effort. Please comment if you notice any serious errors so they can be rectified.

Posted by: bluesyemre | November 12, 2019

Skies of Turkey – Türkiye’nin Semaları by #HalilBekar

İki yıl önce bu projeye başladığımda bu kadar süreceğini düşünmemiştim. 6 ay video biriktirdikten sonra yaparım diye düşünmüştüm. Ama burası da güzelmiş orası da güzelmiş bunu da çekeyim derken aradan 2 yıl geçti. 2 yıldır biriktirdiğim bu görsellerle derlediğim çalışmamı sonunda bitirebildim. Bu proje her ne kadar uzun sürse de üstünde çalışmak çok keyifliydi. Umarım siz de keyif alırsınız. Video hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda görüşlerinizi belirtmeyi ve bu videoyu paylaşıp daha fazla insana ulaşmama yardımcı olursanız çok sevinirim 🙂 Sağlıcakla, Halil .

The video shows the diversity of Turkey via drone shots. It took me 2 years to gather these video clips. So this is a work of two years of shooting in different locations of Turkey. I have been editing this video for a while now. But finally I finished it. I hope you like it. Please share it with your friends you want to show Turkey and feel free to comment below.

http://www.halilbekar.com/

https://www.instagram.com/bekartravels/

Bahar Biçen Aras

Üniversite Kütüphanelerinde İletişim ve Öğretim İçin Sosyal Medya MEFte Kütüphane

ANKOS Akademi Çalışma Grubu işbirliği ile 07 Kasım 2019 Perşembe günü düzenlenmiş olan ANKOS Akademi’den Sayın Emre Hasan AKBAYRAK’ın moderatorlüğünde İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümünden Sayın Doç. Dr. Alpaslan Hamdi KUZUCUOĞLU’nun konuşmacı olduğu “ Bilgi Merkezlerinde Acil Durum ve Afetlere Hazırlık” adlı webinar kaydına yukarıdaki ve aşağıdaki bağlantılar aracılığı ile erişim sağlayabilirsiniz.

07 Kasım Webinar

Posted by: bluesyemre | November 8, 2019

Norway is returning Easter Island #artefacts to Chile

There are many forms of cultural appropriation but surely the most stark was the removal of hundreds of thousands of artefacts from countries that were colonized by European nations. Now calls to return what was taken are proving harder to ignore.

Perhaps the most famous case is that of the so-called Elgin Marbles, removed from the Parthenon in Athens by the 7th Lord Elgin at the beginning of the 19th century. Less than 30 years after they were taken, a newly independent Greece began efforts to get them back.

https://www.weforum.org/agenda/2019/04/norway-is-returning-easter-island-artefacts-to-chile/

ef

The world’s largest ranking of countries and regions by English skills with 100 countries & regions, this year’s report is our biggest league table to date. In today’s world, the English language demonstrates a strong network effect: the more people use it, the more useful it becomes. This report investigates how and where English proficiency is developing around the world. To create the ninth edition of the EF English Proficiency Index, we have analyzed the results of 2.3 million adults who took our English tests in 2018.

global ranking

europe

EF English Proficiency Index 2019

https://www.ef.com/wwen/epi/

Older Posts »

Categories

%d bloggers like this: