tavuk-doner

Twitter‘daki yokmaalesef isimli kullanıcı yeni hikayesiyle takipçilerini güldürmeye devam ediyor. Daha önce hiç keman çalmayı bilmeden 4 öğrenciye keman dersi verme hikayesini bizlerle paylaşarak gülmekten kırıp geçiren genç bu sefer de tavuk döner sevdası uğruna arkadaşının yuvasını yıkma hikayesiyle bizi kahkahalara boğuyor. Şebnem Bozoklu ve Özge Özpirinççi gibi ünlülerin de retweet’ledikleri hikayeyi biz de sizlerle paylaşıyoruz. Bir önceki hikayeye ise aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://onedio.com/haber/tavuk-doner-sevdasi-yuzunden-arkadasinin-yuvasini-yikan-gencin-kahkahalara-bogan-hikayesi-757026

https://twitter.com/yokmaalesef

Posted by: bluesyemre | February 20, 2017

Are business professionals aware of #Copyright?

There are many misconceptions about copyright in the work force. Check out this presentation to learn more.

8207214

Instagram hayatımızı ele geçirdi. Neden her anımızı sosyal medyada yayınlıyoruz? 24 saat sonra yok olan videolara ne anlam yüklüyoruz? Kalıcı olma arzusuna ne oldu? Cevaplar sosyal medya gurusu, akademisyen Levent Erden’de…

Facebook, Twitter, Instagram, instastory, instacanlı derken… Olan oldu. Herkes kendine aşık oldu. Ve herkes, kendine duyduğu sonsuz aşkı ilan etmek için yarışıyor. Bu noktaya birden bire gelmedik. Masum yüz selfie’lerini ayak selfie’leri… Ayak selfie’lerini meme selfieleri… Meme selfie’lerini popo selfie’leri… Popo selfie’lerini seks selfie’leri… Seks selfie’lerini hastane selfie’leri… Hastane selfie’lerini ağlama selfie’leri… Acının teşhirini ise cenaze selfie’leri izledi.

Her halimizi teşhir etme aşkımız böyle başladı ama burada durmadı. Fotoğraflardan videolara, videolardan 24 saat sonra yok olan hikâyelere atladık. Ve nihayet artık canlı yayındayız. Hepimiz kendi küçük dünyamızın Madonnası’yız.

Telefonlara gelen “X bir canlı yayın başlattı. Sona ermeden izle!” mesajıyla birbirimizin hayatına bodoslama girebiliyoruz.

Her anımızı izlenmeye layık, her yaptığımızı göstermeye değer bularak tek yıldızı olduğumuz mütevazı yayın organında izleyicilerimizle buluşuyoruz. Bunu neden yapıyoruz? Karşılığında ne alıyoruz? Hepinize bol like’lar, iyi reytingler dileyerek sözü sosyal medya gurusu, akademisyen Levent Erden’e bırakıyorum.

BEN BUNA DEĞERİM

■ Neden kendimizi çekip sosyal medyaya yüklüyoruz? Karşılığında ne alıyoruz?

‘Like’ yani beğeni alıyoruz, ilgi ve tepki alıyoruz. Paylaştıklarımızla ‘like’ arasında doğrudan bir ilişki var. ‘Dislike’ beğenmeme- tuşu da yok farkındaysan, sadece ‘like’ var. Birçok insan sosyal medyadaki varlığını kendine verilmiş not olarak görüyor. Ne kadar ‘like’ alırsan o kadar iyisin. Sosyal medya bize sevilebilir olduğumuzu, onaylandığımızı söylüyor. Bize ‘aferin’ diyor.

■ Bu gerçek bir sevgi mi?

Elbette değil. Her geçen gün daha fazla yalnızlaşıyoruz. binlerce takipçin olsa da elini tutacak kimse yok. Onaylanmak istiyoruz ama kimse ‘aferin’ demiyor. Yanlış yaptığında reaksiyon geliyor ama iyi yaptığında ‘iyi’ diyecek kimse yok. Çünkü buna zaman yok. Alınan ‘aferin’ler azaldıkça insanın kendine ‘aferin’ demesi zorunluluk haline geliyor.

■ Durum ‘aferin’den daha vahim gibi. Kendimize aşık gibiyiz. Bir “ben, ben, ben ve yine ben!” durumu var…

Birileri beğenmedikçe kendi kendini beğenme dozunu artırırsın. Farkına varılma ihtiyacı eskiden daha kolaylıkla doyurulabiliyordu. Mahallelinin, bakkal amcanın ve patronunun seni bilmesi yeterdi ama artık yetmiyor. İnsanlar tanınmak istiyorlar. Bunu kaybolmaya karşı bir ilaç, var olduğunun kanıtı olarak görüyorlar. Ne kadar takipçin varsa o kadar değerli hissediyorsun.

■ Konu, benim ‘değerli’ hissetmem mi yoksa diğerinin benim ‘değerimi’ görmesi mi?

Kendine çok pahalı iç çamaşırları alır mısın?

■ Alırım!

Eşek yüküyle para verip aldığın o iç çamaşırlarını diğer kadınlar göremez. Erkekler gördüğünde de çok geçtir. Bunu yaparsın çünkü buna layık olduğunu düşünürsün. Kendin için yaparsın, başkası için değil. Artık kıstas karşımızdaki değil, kendimiziz. Başkası bize demediği için biz kendimize ‘Ben buna değerim’ demek durumundayız.

INSTA INSTA SÖYLE BANA

■ Andy Warhol’un “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözünü 15 saniyeye indirmenin zamanı geldi gibi…

Özellikle Instagram’ın canlı yayın özelliği bu duyguyu yaratıyor. Geçen gün 140 takipçisi olan birinin canlı yayınına girdim. Gerçek bir şöhret edasıyla izleyicilerine “Hadi bakalım daha neler soracaksınız” diyordu. Yayınına kaç kişinin katıldığının fotoğrafını çekip, “Beni bu kadar kişi izledi” diye Instagram’a koyuyorlar. Reytinglerini gösteriyorlar. Çünkü ilgi çekebilmenin hayat tarzı olarak pompalandığı bir dönemdeyiz. Hikâyesi olmayan reality şovlar bu yüzden çok seviliyor. İnsanlar kendi küçük örneklerini yaratıyorlar. Eskiden medya iki kişinin elindeydi. Şimdi herkesin elinde kendi medyası var, herkes kendi televizyonunun patronu.

■ 140 izleyici şöhret duygusunu nasıl verir?

Kitleselliğin hayati önemi eskiden vardı, artık yok. Bir medya sahibinin ilgi duymasını istediği küçük gruplara hitap etmesi yeterli. Hedef kitlesi milyonlar değil, beklentisi karşılanıyor.

■ Sosyal medyayı ayna olarak mı kullanıyoruz?

Ayna seni olduğuna en yakın halinde gösterir. Sosyal medya ise aynadan çok daha etkili çünkü sana kendini görmek istediğin gibi gösteriyor. Bütün o filtrelerle ve paylaşmayı seçtiğin kadarıyla “Ayna ayna, nasıl olmam gerektiğini söyle bana” diyor. Ayna da onu söyleyebiliyor.

■ Acıklı bir durumdayız aslında.

Kendine aşktan ya da narsizmden daha öte bir sorun var. Yalnızlığın daniskasını yaşıyoruz.

■ Geçen gün biri “Başucu kitabım yok. Uyumadan önce herkesin instastory’lerine bakıyorum” dedi. Diğerlerinin yaptığını neden merak ediyoruz?

Kendi seçimlerimizin sağlamasını yapmak için. Yapabileceklerimiz çok fazla ama zamanımız sınırlı. Seçim yapıyoruz. Seçim yaparak diğerini kaçırıyoruz. Kaçırdıklarımızı öbürü yapıyor ve biz onu izleyerek ne kaçırdığımızı görüyoruz.

ZAMANA DEĞİL HIZA DAYANIKLI

■ 24 saat sonra otomatik olarak silinen videolar çekiyoruz. Neden?

Instastory ve instacanlının en büyük farkı, kayboluyor olması… Bugüne kadar sürdürülebilirlik ve zamana dayanıklılık üzerine kuruluydu sistem. Krallar için heykeller, piramitler, tablolar yapıldı. Zamana meydan okusun diye…

■ Kalıcı olma isteğinin önüne ne geçti şimdi?

An. Çünkü hayat çok hızlandı. Bu hızda kalıcı olmaya kalkışmak tutuculuk olur. Her seferinde yeni bir ‘iyi an’ yaratmak, tüm mesele bu… Var olup, kaybolmanın değerli olduğu bir noktadayız. Artık zamana dayanıklı değil, hıza dayanıklı yaşamak zorundayız.

 

http://www.posta.com.tr/levent-erden-herkes-kendine-asik-mi-oldu-haberi-1269497

University Libraries, Sorrels Library, February 14 2017

Sorrells Library, Carnegie Mellon University

Yesterday Carnegie Mellon University announced a new partnership with technology company Digital Science. CMU’s Keith Webster describes the mutual commitment to research discovery and smarter workflows that underpins this collaboration, and also outlines some of the ways in which academic libraries have changed; from their more dynamic use of space to the redeveloped tools and services made available to students and researchers looking to navigate the vast information landscape.

At Carnegie Mellon University, we traditionally mark Library Lovers’ Day through a number of events, but this year we added an extra celebration by announcing our development partnership with Digital Science. The connection between a university library and a technology company may not be immediately obvious, but we are both committed to helping the research community conduct their work in a smarter way in order to fuel discovery. In advance of the announcement, I recorded a podcast interview with Digital Science. Two questions in particular allowed me to touch briefly on some of the trends in academic libraries.

“When your average citizen thinks of a library they think of floors filled with shelves of books. How true is that statement today?”

Books and libraries have a long relationship, one that will continue well into the future, but I think that anyone who uses any type of library today will recognise the array of services, resources and technologies made available – makerspaces, gaming studios, collaboration spaces – alongside spaces for quiet and reflective study.

https://www.digital-science.com/press-releases/carnegie-mellon-university-partners-digital-science-create-c21st-library/

Podcast

http://blogs.lse.ac.uk/impactofsocialsciences/2017/02/15/reimagining-the-role-of-the-library-in-the-digital-age-changing-the-use-of-space-and-navigating-the-information-landscape/

Posted by: bluesyemre | February 20, 2017

10 #Scientific ways to be #happy (#infographic)

tumblr_msk7ae6qbs1s6bw99o1_1280

15179205_1035834806538655_7024230873029791568_n

(bkz: internet’te kotaya hayır topluluğu)’nun gün yüzüne çıkardığı verilere göre romanya’da 23 tl olan 100 mbps kotasız ve simetrik internet bağlantısının (download ve upload hızları eşit bağlantı) ülkemizde 5610 tl olması durumudur.

Ülkemizde bireysel abonelere satılan en yüksek hızlı simetrik (download ve upload hızları eşit olan) internet hizmeti 20 Mbps / 20 Mbps’dir. Bunun üzerindeki hızların kurumsal satışı yapılmaktadır. Görselde görmekte olduğunuz 100 Mbps download ve 100 Mbps upload hızına sahip Türkiye örneği kurumsal pakettir. Yüksek upload hızları Romanya gibi bir ülkede standart kullanıcılara sunulan standart bir hizmet iken, ülkemizde standart kullanıcılar AKK sorunu ile uğraşmak zorunda olmakla kalmayıp düşük upload hızları ile ayrı bir mağduriyet yaşamaktadırlar. Bu meblağ olabilecek en düşük meblağ, zira 100 Mbps simetrik internetin ülkemizdeki fiyatı konusunda en alt seviyeyi bulmak üzere araştırma yaptık ve Türk Telekom’un toptan satış fiyatını belirttik.

Bu hizmetin perakende satış fiyatı 6500 TL seviyesinden başlıyor. Şuralara göz atabilirsiniz: https://www.kobikom.com.tr/metro-eternet-tarifeleri
https://www.goonet.com.tr/ethernet/metro-ethernet
http://www.toknet.com.tr/metro-internet/

Romanya için kaynak : http://www.rcs-rds.ro/internet-digi-net/fiberlink…

https://seyler.eksisozluk.com/romanyada-23-tl-olan-100-mbps-kotasiz-simetrik-internetin-turkiyede-5610-tl-olmasi

https://www.facebook.com/akkyehayir/

acik_universite_konferans_teror_travma_poster

Tarih: 25 Şubat 2017, Cumartesi
Saat: 13.00-18.00
Yer: santralistanbul Kampüsü,ÇSM-403

Konuşmacılar:
Prof. Dr. Tamer Aker (BİLGİ Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi; Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Vekili)
Yrd. Doç. Dr. Elif Göcek (BİLGİ Psikoloji Bölümü ve Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı Öğretim Üyesi)
Yrd. Doç. Dr. Murat Paker (BİLGİ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi; Klinik Psikoloji Yüksek Lisans  Programı Direktörü)
Doç. Dr. Ayten Zara (BİLGİ Psikoloji Bölümü ve Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı Öğretim Üyesi)

“Dışımızda tanık olduğumuz şiddet, ölüm ve yıkım içimizdeki yaşama isteğini, umudunu, gücünü de tahrip eder. Acı o kadar çoktur ki insanı ruhsal olarak da felç eder. Şiddete sürekli maruz kalan bireyler ve bir toplumun ruhsal sorunlarla başa çıkabilmesi psikolojik dayanıklılık yetisine bağlıdır ve mümkündür.”

Türkiye birçok açıdan bir geçiş ülkesi olarak içinde insanların birbirine yabancı oldukları, bütünleşemedikleri ve güvencelerinin yeterli olmadığı bir ülke görünümünde. Üstelik yakın ve uzak tarihimiz travmalarla dolu. Yasını tutamadığımız, bizi bunaltan kayıplarımız var. Bir kuşaktan diğer kuşağa aktardığımız travmalar insan ve hayata karşı inancımızı azaltıyor. Bu coğrafyada sesi hiç duyulmamış ve yarası sarılmamış milyonlarca travma mağduru yaşıyor. Maalesef giderek daha sık yaşamaya başladığımız bombalı ve silahlı saldırılar nedeniyle bir çoğumuz için saldırganlık, yıkım, şiddet ve ölüm gibi temalara bağlı güvensizlik, çaresizlik ve kaygı duyguları yoğunlaşmıştır.

Terör eylemleri doğası ve yarattığı etkiler nedeniyle birey ve toplum olarak hepimizi zedelemektedir. Bu şiddete maruz kalmış, bu şiddet sonucu yakınını kaybetmiş ve şiddetin yarattığı tahribata tanık olmuş bireyler bir süre öfke, korku, şaşkınlık, keder ve üzüntü gibi duygusal kargaşa içinde bulacaklardır kendilerini. Kaybı olanlar hem bu şiddetin etkileriyle hem de kaybettiği yakınının yasıyla başa çıkmak zorunda kalacaktır. Hissedilen acının yoğunluğu yaşamı devam ettiren işlevleri ve uyumu bozacak ve travma sonrası stres tepkileri matem tutma sürecinde uzun bir süre yaşanacaktır.

İşte bu vesileyle bizler ruh sağlığı uzmanları olarak terörün yarattığı tahribatın daha iyi anlaşılması ve başa çıkılması konusunda toplumu bilgilendirme görevimizin olduğunu düşünüyoruz. Bu konferans aracılığıyla birey ve toplum olarak teröre karşı daha sağlıklı, birleştirici ve bütünleştirici tepkiler ve davranışlar geliştirilmesini amaçlıyoruz.

Program:

13.00 Ayten Zara
Travmatik Kayıplar, Etkileri ve Matem Süreci: Nasıl Daha İyi Başa Çıkabiliriz?

14.00 Ara (15 dk)

14.15 Tamer Aker
Savaş ve Terörün Değişen Yüzü: Türkiye’deki Etkileri ve Toplumsal Travma Çalışmaları

15.15 Ara (15 dk)

15.30 Murat Paker
Psiko-Politik Açıdan Terör ve Türkiye

16.30 Ara (15 dk)

16.45 Elif Göcek
Çocuklar ve Terör: Terör ile Büyümek

17.45 Bitiş

Bilgi ve Kayıt için: http://auk.toplanti.info.tr

Konferansa katılım ücreti 50 TL’dir ve konferansın tüm geliri terör şehitlerinin yakınları ve mağdurlarına psiko-sosyal destek veren Türk Psikologlar Derneği’ne bağışlanacaktır.

http://www.bilgi.edu.tr/tr/haberler-ve-etkinlikler/haber/6923/ack-universite-konferanslar-teror-ve-ruhsal-travma/

Posted by: bluesyemre | February 17, 2017

Devlet üniversitelerinin #AkademikTeşvik karnesi

 

headline

at-1

at-2

at-3

at-4

AKADEMİK TEŞVİK ÖDEMELERİ BU AYDAN İTİBAREN BAŞLADI

Bilindiği üzere, “Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği”nin 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasının (b) bendinde, “Her bir takvim yılı için bir önceki yıl esas alınmak suretiyle hesaplanan akademik teşvik puanı üzerinden Şubat ayının onbeşinden itibaren oniki ay süreyle her ayın onbeşinde ödenir.” hükmü yer almaktadır.

Bu kapsamda, devlet üniversitelerinde akademik teşvik ödeneğine yapılan başvurular neticesinde ödeneği almaya hak kazananlara bu aybaşından itibaren bir yıl boyunca maaşları birlikte ödeme yapılacaktır.

ÜNİVERSİTELERİN AKADEMİK TEŞVİK KARNESİNİ ÇIKARTMAYA ÇALIŞTIK

Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliğine göre, Akademisyenler Proje, Araştırma, Yayın, Tasarım, Sergi, Patent, Atıf, Tebliğ ve Ödül olmak üzere dokuz kategoride yapmış olduğu bilimsel faaliyetlerin ilgili yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara göre belirlenmesi üzerinden hesaplanan puan üzerinden akademik teşvik ödeneği almaktadırlar.

Bu kapsamda, ülkemizdeki devlet üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerden yüzde kaçının 2017 yılında bu ödenekten faydalanacağına yönelik bir çalışma yaparak, yükseköğretim kurumlarının AKADEMİK TEŞVİK KARNESİNİ ortaya koymaya çalıştık.

ÇALIŞMA NASIL YAPILDI ?

Ülkemizde faaliyette olan 108 devlet üniversitesi bulunmaktadır. Bu yükseköğretim kurumlarında ise 2016 yılı sonu itibarıyla 126 bin 536 akademisyen görev yapmaktadır. (Bknz. https://istatistik.yok.gov.tr/)

Yukarıda belirttiğimiz adresten yükseköğretim kurumlarının 2016 yılı sonu itibarıyla kadrolu öğretim elemanı sayılarını aldık. Daha sonra, üniversitelerin web sayfalarında duyurdukları Akademik Teşvik Ödeneği sonuçlarını tek tek indirerek, bu ödenekten faydalanacakların sayısını tespit ettik. Bazı üniversitelerde listeler o kadar karmaşıktı ki samanlıkta iğne aradık diyebiliriz. Dolayısıyla küçük maddi hatalar olmuş olabilir !

Diğer taraftan, maalesef 108 devlet üniversitesinden 19’unun akademik teşvik ödeneği alacak öğretim elemanları ile ilgili dokümanları web sayfalarından temin edilemediği için çalışmamıza dahil edilememiştir.

Özellikle bu üniversiteler arasında ODTÜ, Boğaziçi, Ankara, Yıldız Teknik ve İstanbul Teknik Üniversiteleri gibi öğretim elemanı sayısı fazla olan köklü üniversitelerimizde yer almaktadır.

Bu üniversitelerin çoğunda akademik teşvikle ilgili olarak otomasyon sistemi kullanıldığından, öğretim elemanlarının akademik teşvik puanları web sayfalarında duyurulmamıştır.

Esasen bir üniversitenin bilimsel faaliyet açısından düzeyini gösterecek bu sayının kamuoyuyla paylaşılması güzel olurdu. Devlet sırrı gibi tutulması ne derece doğru oda tartışılır !

Söz konuş tabloda üniversitelerin kuruluş tarihlerini özellikle belirttik. Çünkü bir üniversitenin kendini emsali ile kıyaslaması en doğru olanıdır.

Genel durumu değerlendirdiğimizde, yükseköğretim kurumlarında 2017 yılında 36 bin 82 kişinin akademik teşvik ödeneğinden yararlanacağını öngörüyoruz. (Sayısını temin edemediğimiz 19 üniversite hariç olmak üzere)

126 binin üzerinden akademisyen olduğu dikkate alındığında, genel oran %28’ler düzeyinde önümüze çıkıyor. Ancak, yukarıda bahsettiğimiz üzere dahil edilemeyen 19 üniversitede 28 binin üzerinde öğretim elemanı olduğunu düşündüğümüzde, bu oranın esasen %40 veya biraz üstünde olduğunu değerlendiriyoruz.

Keşke o 19 üniversiteyi de temin edip sizlere daha net bir tablo ortaya koyabilseydik. Fakat bizden bu kadar…

Yavuz Selim KAPLAN

http://www.memurlar.net/haber/646607/

http://www.egitimajansi.com/kose-yazisi-yazdir/789

kewmainid_exlrg_2017_2

Following on from the success of our first Knowledge Exchange Week last summer, we are delighted to announce we will be running this programme again in June 2017.  The programme is aimed at Library and Cultural Heritage Professionals from all backgrounds and career stages and we would invite applications from the Erasmus partner universities and other academic institutions across Europe.  This exciting summer programme will provide a unique opportunity to listen to speakers from across Library and University Collections and gain a hands on insight into the work that we do.  There will also be opportunity to visit other cultural institutions across Edinburgh and discover more about our beautiful city.  If you are interested in knowledge sharing and networking with international colleagues please read on.

Dates

University of Edinburgh, Library and Collections Knowledge Exchange week will take place from the June 12th – June 16th 2017, running from Monday morning to Friday afternoon.

Programme

The programme will provide a general insight into the work of Library and University Collections staff, covering library services, special collections, archives and museums. There will also be visits to external institutions and sites out with the University of Edinburgh Main Library, which will act as a base for the week.  An optional evening programme will also be offered to provide you with a taste of Edinburgh.  The themes covered during the week will include*:

  • Collections, Conservation and Preservation
  • Engagement and Programming
  • Research and Teaching Resources
  • Estates Development and Collections Management Projects
  • Digitisation – Policies and Practices
  • Collection Discovery and Design
  • Open Access and Digital Repository Services
  • Internationalisation

The 2017 programme will be finalised in due course, but the 2016 programme can be viewed below:

KEW Programme 2016 (256.61 KB PDF)

 

All applicants will be asked to highlight their own particular areas of interest and successful participants will be required to deliver two short presentations. One at the outset of the week introducing themselves and sharing one item of interest/project from their own institution and one during a closing session, sharing their thoughts and highlights of the week.

*Please note the overall program is subject to change.

How to Apply?

Applications for this year are now open, please complete the online application form.  The deadline for applications is 28th February 2017.

Costs and Accommodation

Participation in the scheduled programme is free of charge, with the exception of evening events which will be optional and where stated at participants own expense.  Accommodation and travel costs will also be at participants’ own expense.   The University of Edinburgh will cover accommodation and reasonable travel costs for two early career participants, suitability to be noted in the application form.

Accommodation will be booked for all participants in Masson House, Edinburgh, which is located on the Pollock Halls Campus and close to the University’s Main Library.

Further Information

For more information about the Knowledge Exchange Week please contact library-kew@ed.ac.uk  and to find out more about University of Edinburgh Library and Collections please see our webpages at the link below:

Library and University Collections

http://www.ed.ac.uk/information-services/about/organisation/library-and-collections/knowledge-exchange-week-2017

Posted by: bluesyemre | February 15, 2017

Handbook for #InformationLiteracy teaching

infolitlogo

“Information literacy empowers people in all walks of life to seek, evaluate, use and create information effectively to achieve their personal, social, occupational and educational goals. It is a basic human right in a digital world and promotes social inclusion in all nations.”
UNESCO (2005) Alexandria Proclamation

This new 4th edition of Cardiff University’s Handbook for Information Literacy Teaching (HILT) embraces the concept that information literacy (IL) forms a component of a wider portfolio of learning literacies which should ideally be regarded holistically when designing curricula for our students.

Information literacy frameworks (such as A New Curriculum for Information Literacy and the new Association of College and Research Libraries Framework for Information Literacy for Higher Education, as well as the Digidol Framework for Learning Literacies) are advocating more flexible, meta-literate approaches which promote collaboration with academics to combine expertise in delivering teaching that encompasses various learning literacies to deliver the greatest benefit to students.

To this end, we have included new introductory chapters, on the strategic context of information literacy and advocating IL, to equip our librarians to open discussions with their academic colleagues on integrating information literacy into the taught curriculum.

This new 2016 edition of HILT also brings a whole new chapter covering the understanding of approaches to learning, to help librarians to design effective learning activities which appeal to students who may prefer to learn in a variety of different ways.

We also address emerging issues around the sustainability of IL teaching, such as achieving economies of scale through means such as collaborative teaching and moving some of our provision, such as library induction, into online formats. New technologies for creating online materials are introduced, along with case studies and examples reflecting some of the good practice which is happening at Cardiff in the creation of open and shareable resources.

As the Handbook reaches its 4th edition it has become a purely online publication, enabling the content to evolve continuously and collaboratively in order to reflect new developments in teaching theory and practice.

We hope you find HILT to be informative and valuable to your IL teaching practice. Feedback and suggestions can be given via the HILT home page and we welcome and look forward to your comments.

Janet Peters
Director of University Libraries and University Librarian
Cardiff University
June 2016

http://sites.cardiff.ac.uk/ilrb/handbook/

Posted by: bluesyemre | February 15, 2017

The challenge facing #libraries in an era of #FakeNews

fake-news-uc-merced

Imagine, for a moment, the technology of 2017 had existed on Jan. 11, 1964 — the day Luther Terry, surgeon general of the United States, released “Smoking and Health: Report of the Advisory Committee to the Surgeon General of the United States.”

What would be some likely scenarios?

The social media noise machine explodes; conservative websites immediately paint the report as a nanny-government attack on personal freedom and masculinity; the report’s findings are hit with a flood of satirical memes, outraged Facebook posts, attack videos and click-bait fake news stories; Big Tobacco’s publicity machine begins pumping out disinformation via both popular social media and pseudoscientific predatory journals willing to print anything for a price; Republican presidential candidate Barry Goldwater characterizes “Smoking and Health” as a “communist-inspired hoax.”

Eventually, the Johnson administration distances itself from the surgeon general’s controversial report.

Of course none of the above actually occurred. While Big Tobacco spent decades doing all that it could to muddy the waters on the health impacts of smoking, in the end scientific fact triumphed over corporate fiction.

Today, thanks to responsible science and the public policies it inspired, only 15 percent of adults in the United States smoke, down from 42.4 percent in 1965.

https://www.universityofcalifornia.edu/news/challenge-facing-libraries-era-fake-news

refugees

This website is an attempt to codify a commitment to refugees by librarians and libraries. It is an ongoing, fluid, and mobile effort to bring information and resources to library services to refugee populations. We are actively soliciting information and partnerships. We want to leverage every bit of influence and pull that we possibly can for these often forgotten new members of our society.

Why do refugees matter? In the case of the United States of America refugees are the backbone of our nation. We are a country built on the principle of getting out of somewhere that sucks and trying a new start. If things are crappy back home, America has always been the land of promise, the shining city on the hill.

A lot of us who work in libraries still believe in all that stuff. We actively want to make it happen for as many people as possible. We believe that libraries as public institutions of trust, privacy, and social diligence are the perfect vector for helping refugees of all kinds.

Please use this space to exchange and develop ideas. Librarians have a lot of talent and ability to apply to this issue. We have a unique place of trust in society that lets us get to the heart of these things. Please set your shoulder to the wheel and help us in what we are doing. If you have refugee populations in your community please reach out to them and use the resources here to help. If you need something that you don’t see here please let us know and we will try and find a solution.

Thank you for the work that you do every day. If you are a refugee who has found this page thank you for your courage. Hold fast, together we shall move forward!

https://refugeelibraries.org/

Posted by: bluesyemre | February 14, 2017

The Best #university cities of 2017 by #TimesHigherEducation #THE

best-uni

If you want to know what the best universities in the world are – a vital consideration for would-be students when choosing where they should apply – then Times Higher Education has got your back. For more than a decade, we’ve been publishing the most authoritative global university league tables in the world. Now, our ranking data have been analysed by academics at the University of Toronto’s Martin Prosperity Institute to find out if there are any cities where the top universities congregate.

The findings, published on The Atlantic CityLab website, produce some expected and some not-so-expected results. If you were asked to name the best student cities in the world, you might think of the likes of London and New York.

But would Atlanta or Seoul be on your “top student cities” list? If not, you may well want to reconsider. They have some of the highest concentrations of great universities in the world – so if your idea of being in one of the best student cities involves being close to thousands of other smart undergraduates (and postgrads, for that matter) then you might be about to broaden your search. First, the MP Institute analysis looked at the world’s top 100 universities, as identified by the THE World University Rankings. Here’s what they found.

https://www.timeshighereducation.com/student/best-universities/best-university-cities-2017#

Posted by: bluesyemre | February 13, 2017

PubSpace by NASA

377ce71600000578-0-nasa_has_set_up_a_new_public_web_portal_called_pubspace_where_th-a-5_1471870700817

PubMed Central (PMC) is a full-text, online archive of journal literature operated by the National Library of Medicine. NASA is using PMC to permanently preserve and provide easy public access to the peer-reviewed papers resulting from NASA-funded research. For more information about public access and other funders who use PMC.

The National Aeronautics and Space Act of 1958 challenged our Nation to grow our technical and scientific abilities in air and space. Since the 1970s, numerous economic reports and articles have demonstrated that NASA investments help grow the US economy. Perhaps most importantly NASA-funded R&D helped stimulate our long-term capacity for innovation and economic growth within the government, at universities, and at industrial companies. The disciplines advanced are many – including earth and space science, materials, computing and electronics, fuels, radio communications, safety, and even human health.

NASA advances the Nation’s space exploration, technology development, and scientific research endeavors, providing a scientific infrastructure that enables exploration today, tomorrow, and generations from now.

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/funder/nasa/

https://www.nasa.gov/open/researchaccess/pubspace

nulakatlistesi

I- KÜTÜPHANECİ pozisyon unvanından başvuranlardan duyuruda belirtilen durum ve şartlara sahip olup, KPSS P3 puanına göre pozisyon unvan sayısının üç katı aday arasına girerek sözlü sınava katılmaya hak kazanan adayların günlere göre ayrılmış listesi aşağıda yer almıştır. Liste her gün 100 kişinin mülakata alınması şeklinde düzenlenmiş olup, sözlü sınavın belirtilen günde bitmemesi halinde takip eden günlerde sınava devam edilecektir.

Sözlü sınav 20-25/02/2017 tarihleri arasında saat 09:00’da başlamak üzere Milli Kütüphane Başkanlığı Yunus Emre Salonu 7. Cadde sonu Bahçelievler/ANKARA adresinde yapılacaktır.

Adayların adreslerine ayrıca tebligat yapılmayacaktır.

Kütüphaneci Sözlü Listesi

http://pdb.kultur.gov.tr/TR,173628/sozlesmeli-personel-sozlu-sinavi-ile-ilgili-duyuru.html

artboard-1

http://www.cleaninginstitute.org/

kitap-insan
BAKANLAR Kurulu’nun aldığı yeni kararla beyaz eşyada özel tüketim vergisi, gayrimenkulde damga vergisi, yat, kotra, tekne ve gezinti gemilerinde ÖTV alınmayacak.

Kitaplar üzerindeki KDV ise yerli yerinde duruyor. Oysa sosyal devletler kitaplar üzerindeki vergiyi en alt düzeyde tutarlar çünkü bilirler ki, kitaplara erişim zor olursa ülkeleri kültürel anlamda gelişemez. Kitaplar gibi, müzikte de vergi kolaylığı yok. Bir müzisyeni sahneye çıkardığınızda eğlence vergisi ödemek zorundasınız. Konserlerin ekonomik veya güvenlik sebebiyle art arda iptal edildiği ve müzisyenlerin çok zor günlerden geçtiği günlerde bir de üzerine eğlence vergisi binince, bu sektörün emekçileri ekmek parasını bile kazanamaz hale geldi.

*

Sinema ve televizyon Türkiye’de ciro bakımından en büyük kültür sektörü. Yani büyük çoğunluk için kültür sanat evdeki televizyondan ibaret.

Sinemaya talep ise sanatsal bir kaygı taşımıyor. Neden, yine televizyona olan talep. Her yıl vizyona 100’den fazla yerli film giriyor. Ama toplam gişe hasılatının yüzde 70-85’ini başrollerinde televizyon yıldızlarının olduğu, TV dizilerine benzer ilk 10 film paylaşıyor.

Anadolu’da sinema salonu eksikliği de hâlâ giderilmiş değil; en çok salona sahip 9 ildeki salonların toplamı, İstanbul’daki salon sayısı kadar etmiyor. Tiyatroda da tablo benzer; İstanbul’da 178 tiyatro salonu var; 5’ten az tiyatro salonuna sahip 49 ildeki toplam salon sayısı 112.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/melis-alphan/kitaplarin-buzdolabi-kadar-degeri-yok-mu-40362101

Posted by: bluesyemre | February 10, 2017

Ideas for #Libraries

ideasforlibraries-logo-horizontal-450x100

Ideas for Libraries is an open space for sharing ideas about library services, library systems, physical and on-line collections, mobile apps for information reading and management, library spaces, library equipment, library furniture, information support, reading and literacy activities, library support activities for research, teaching and learning, working processes developed in libraries and much more.

This website is dedicated to all brave people from libraries with the courage to think differently.

http://ideasforlibraries.org/

Posted by: bluesyemre | February 10, 2017

Ten Meter Tower by Axel Danielson & Maximilien Van Aertryck

A ten meter diving tower. People who have never been up there before have to choose whether to jump or climb down. The situation itself highlights a dilemma: to weigh the instinctive fear of taking the step out against the humiliation of having to climb down.

TEN METER TOWER is an entertaining study of the human in a vulnerable position.

http://www.maximilienvanaertryck.com/films/hopptornet/

The way libraries are used is changing – not just in Lincolnshire, but across the country. Smart phones, tablets, e-readers and other new technologies offer new ways of doing things, and the library service is adapting accordingly.

Cllr Nick Worth, executive member for libraries, culture and heritage, said: “Over the past few years, local libraries have introduced a growing range of digital services. E-books and e-audio books are flying off the virtual shelves, with around 3,000 copies issued each month.

“Users can also access a wide range of reference books online, such as the Oxford English Dictionary, Encyclopaedia Britannica and Who’s Who – all free. You can even take an online simulation of the UK’s driving theory test at your local library.

“All this means customers can enjoy many library services around the clock and from the comfort of their own homes.”

https://www.lincolnshire.gov.uk/local-democracy/county-news/features/new-chapter-for-libraries/117230.article

Posted by: bluesyemre | February 9, 2017

The #Makerspace Librarian’s Sourcebook ed. by #EllyssaKroski

9781783302291

The Makerspace Librarian’s Sourcebook, edited by technology expert Ellyssa Kroski, is an essential all in one guidebook to makerspaces written specifically for libraries. This practical volume provides an invaluable resources for librarians seeking to learn about the major topics, tools, and technologies relevant to makerspaces today. Containing cutting-edge guidance from a range of international experts, this collection is packed with practical tips and case studies for the field’s most tech-savvy innovators.

This book:

  • Shows readers how to start their own makerspace from the ground up, covering strategic planning, funding sources, starter equipment lists, space design, and safety guidelines
  • discusses the transformative teaching and learning opportunities that makerspaces offer, with tips on how to empower and encourage a diverse maker culture within the library
  • delves into 11 of the essential technologies and tools most commonly found in makerspaces, ranging from 3D printers, Raspberry Pi, Arduino, and wearable electronics to CNC, Legos, drones, and circuitry kits
  • includes an assortment of practical, ready to implement, project ideas.

Readership: This hands-on sourcebook will be useful reading for librarians using technology in teaching and learning in their libraries, as well as those considering whether to set up a makerspace, or with one already up and running.

http://www.facetpublishing.co.uk/title.php?id=302291#.WJwPUvl96Ul

kitap_icin_bandrol

Bandrol alınan süreli olmayan yayınlar (kitaplar) ile kayıt-tescili gerçekleştirilen sinema ve müzik eserleri ve bilgisayar oyunlarına ait künye bilgileri bugün (4 Şubat 2017) internet üzerinden kullanıma açıldı. Yeni uygulamayla, küreselleşmenin hızla ilerlediği ve pek çok alanda sınırların ortadan kalktığı günümüzde, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmelerden faydalanarak, vatandaşa her alanda verimli ve etkili bilgi sunulması, bilgiye erişimin kolaylaştırılması ve vatandaş için karar alma sürecinde kolaylık ve hız sağlanması amaçlanıyor. Uygulama sayesinde bandrol alınan kitaplar ile kayıt-tescili gerçekleştirilen sinema eserleri, müzik eserleri ve bilgisayar oyunlarının künyelerinin görüntülenebilmesi mümkün hale getirildi.

Kurumsal hizmete yönelik bilgi ve istatistiklerin halkla paylaşımı konusunda çalışmalarını yoğunlaştıran Telif Hakları Genel Müdürlüğü, geliştirdiği uygulamayla internet erişimi olan herkesin eser bilgilerine ulaşımını sağlayarak şeffaf devlet yapılanmasının da bir örneğini gerçekleştirdi.

Güncel verileri bandrol satış sisteminden otomatik olarak alıp derleyen uygulama sayesinde; vatandaşlar, kitaplara ilişkin eserin adı, türü, yazarı, baskı sayısı, yayın evi, satış tarihi gibi bilgileri seçili tarihten itibaren yedi günlük gösterimle görüntüleyebilecek. Ayrıca, kayıt-tescili gerçekleştirilen sinema eserleri, müzik eserleri ve bilgisayar oyunlarına ilişkin tescil adı, yapım yılı, eser dili, sanatçı bilgileri, yapımcı ve eser adı da seçili tarihten itibaren bir aylık gösterimle görüntülenebilecek.
Bandrol Alınan Kitapların Künye Bilgileri
Kayıt Tescili Yapılan Sinema Eserleri Künye Bilgileri
Kayıt Tescili Yapılan Müzik Eserleri Künye Bilgileri
Kayıt Tescili Yapılan Oyunların Künye Bilgileri

http://www.kultur.gov.tr/TR,173180/guncel-telif-eserler.html

http://telif.gov.tr/istatistik

http://basin.kulturturizm.gov.tr/TR,173200/bandrollu-ve-kayit-tescilli-eserlere-iliskin-veriler-er-.html

Posted by: bluesyemre | February 8, 2017

Yüzyılın İntihali -Yusuf Yıldız

intihal

İletişim başta olmak üzere pek çok alanda gelişen teknolojik imkanlar,teknik adlandırma ile İNTİHAL dediğimiz Bilimsel Araştırma örneklerinin sayısı arttırmasının yanı sıra bunların tespitini de kolay bir hale getirmiştir. Ülkemizde son yıllarda çeşitli alanlarda çalışmakta olan pek çok bilim adamı, kısmen vaya tamamen kendi üretimleri olmayan yayın,araştırma,rapor ve benzeri çalışmayı sanki kendi ürettikleri eserler gibi sunmaya çalşmaktadır. Ve kamuoyu zaman zaman çeşitli iletişim araçları ile bu durumdan haberdar olabilmektedir. Elinizdeki bu kitapta öncelikle, İntihal kavramının genel çerçevesini kısa ve öz bir şekilde çizerek ülkemizde ve dünyada intihale ilişkin çeşitli uygulama ve tespitlere değinilmiştir. Kitabın araştırma raporu olarak sunulan sonraki kısmı ise, ele alınan somut bir örnekten yola çıkarak ülkemizde intihal olayının ulaştığı son derece vahim boyutları gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma raporu,örnek olarak alınan bir akademisyenin kendi yazdığını idda ettiği eserlerinde yaptığı intihal ve çarpıtmaları,tespit edebildiği kadarıyla ortaya koymuş, yapılan intihallere ve bunların gerçek kaynaklarına ilişkin açıklamalar da rapor içerisinde sunulmuş ve çeşitli açıklamalar getirilmiştir.

http://yuzyilinintihali.blogspot.com.tr/

http://www.idefix.com/Kitap/Yuzyilin-Intihali/Yusuf-Yildiz/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Turkiye-Politika-/urunno=0000000683517

gelecek-endisesi-artarken-cocuklar-icin-ne-yapabiliriz-233569-5

BİLGE SELÇUK – Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk ve Aile Çalışmaları Laboratuvarı Direktörü – @byagmurlu

Kötüye gidişi gördüğü halde elinden bir şey gelmemesi, hiçbir şeyi kontrol edememek insanları karamsarlığa itiyor. Ve çaresizlik hissinin kuvvetli olduğu toplumlarda görüldüğü gibi giderek daha kaderci oluyoruz. Morali en bozuk olanlarsa çocuklarının geleceğini düşünerek stres ve kaygı duyan anne-babalar.

Zor bir dönemden geçiyoruz. Hayat görüşü, yaşam tarzı ve siyasi tercihten bağımsız olarak hepimiz, tüm toplum için kötü giden şeyler var. Eğitim kötüye gidiyor. En güvenilir uluslararası değerlendirme sınavının sonuçlarına göre, Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada. Sınavla girilen en iyi devlet okullarında dahi matematik gibi en temel dersler boş geçebiliyor. Yabancı dil öğretmesi beklenen okullarda dil dersi, din dersinden az. Öğretmenlerin kendi eğitimlerinin yeterli olmaması ciddi bir sorun. Ekonomi kötüye gidiyor, işsizlik artıyor. Terör saldırıları durmuyor; toplumsal ve bireysel her türlü şiddet yaygınlaşıyor, yükseliyor. Uzmanların uyarıları bu üç temel konudaki, güvenlik, ekonomi ve eğitimdeki ciddi sıkıntıları değiştiremiyor. Kötüye gidişi gördüğü halde elinden bir şey gelmemesi, hiçbir şeyi kontrol edememek insanları karamsarlığa itiyor. Ve çaresizlik hissinin kuvvetli olduğu toplumlarda görüldüğü gibi giderek daha kaderci oluyoruz. Morali en bozuk olanlarsa çocuklarının geleceğini düşünerek stres ve kaygı duyan anne-babalar. Haksız da değiller. Son yıllardaki eğilime bakılırsa koşullar daha da olumsuzlaşabilir. Ama böyle zamanlarda yapmamız gereken, umutsuzluğa kapılarak dümeni tamamen elden bırakmak yerine, çocuklarımızın gelişimlerini desteklemek için kendi kaynaklarımıza odaklanmak, kendi kontrolümüzde olanları değiştirmek, düzeltmek, geliştirmek olmalı. Kaynak derken kastettiğim ise para değil, bilakis maddi güç gerektirmeyen, biraz dikkat ve çaba ile hepimizin yapabileceği ama çocuklarımız için büyük fark yaratabilecek davranışlar. Başlıklar altında özetlemeye çalışıyorum.
Çocuğunuzla konuşun. Kelime dağarcığı, yani bildiği kelime sayısı, çocuğun zihinsel ve sosyal gelişimiyle yakından ilişkilidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre, düşük eğitim ve gelir grubundaki çocukların ancak %58’i öğrenmeye hazır olarak okula başlıyor. Üst eğitim-gelir grubunda ise bu oran %85. Aradaki farkı en iyi açıklayan özellik çocukların bildiği kelime sayısı. 4 yaşına geldiklerinde, orta-üst eğitim-gelir grubundaki çocuklar, düşük eğitim-gelir grubundakilerden yaklaşık 15 milyon kelime daha fazla duymuş oluyor. Daha çok kelime bilen çocukların okula başlamaları için gereken temel bilgi ve becerileri daha ileri. İletişim yetileri daha kuvvetli olduğundan, uyumsuz ve saldırgan davranışları da daha az gösteriyorlar.

http://www.birgun.net/haber-detay/gelecek-endisesi-artarken-cocuklar-icin-ne-yapabiliriz-143203.html

Posted by: bluesyemre | February 7, 2017

Booming #Plagiarism Scandals in 2016 (#infographic)

top-2016-plagiarism-scandals

https://unplag.com/blog/plagiarism-scandals-infographic-unplag/

https://unplag.com/

Older Posts »

Categories

%d bloggers like this: