0001737094001-1

Robert Burton, kendi ölüm tarihini saptamıştı. Lewis Carroll, hem kütüphaneci hem fotoğrafçı hem de kuklacıydı. Kuklaların kendi kendine hareket edebilecekleri bir düzenek hazırlamıştı. Menéndez Pelaya, gözlerinden biriyle sağ, diğeriyle sol sayfayı aynı anda okuyabiliyordu. Angel Esteban, Yazar ve Cenneti’nde edebiyata ve kitaplara düşkün olanların hep merak ettikleri bir dünyayı sonuna kadar açarak; bize yaşamlarının bir bölümünde kütüphanecilik yapan büyük yazarları tanıtıyor…

Mario Vargas Llosa’nın önsözüyle..

http://www.alakarga.com.tr/kitap/yazar-ve-cenneti/

http://www.idefix.com/Kitap/Yazar-ve-Cenneti/Edebiyat/Edebiyatcilar/urunno=0001737094001?gclid=EAIaIQobChMIpvmb15mM2AIVz7obCh0QOAXiEAYYASABEgJHMfD_BwE

Posted by: bluesyemre | December 15, 2017

Meetings would go faster if people took the time to listen

dec17-12-508008841-akindo-1200x675

Several months ago, a CEO I’ll call Elana, who is deaf, approached me for coaching. As we talked through her leadership skills and organizational political landscape, I quickly realized she was a fantastic listener. As a deaf person, Elana is more intentional about how she listens. In our meetings, Elana and I talk at a slower pace. Elana doesn’t interrupt, and I pause whenever I notice Elana taking notes so that she has the chance to read my lips. We tend to have less confusion because Elana is quick to ask for a clarification if she doesn’t understand a word.

Despite the slow pace, our conversations cover more ground than my average coaching session because she and I recall our discussions with greater clarity, and we avoid lengthy recaps. We get to the heart of an issue more quickly. Going slower to listen better allows us not only to finish our meetings faster, but also makes the next meeting more effective.

As we worked together this year, I realized that Elana’s listening and communication strengths in one-on-one meetings are skills that most leaders need, many leaders think they have, but none practice as well as Elana. To listen as slowly and carefully as she does, consider this four-step process that anyone—deaf or hearing—can use:

1. Understand what’s being said. Give your counterpart your full attention, and truly digest what they have to say. “For this I have to be fully present,” says Elana. “I can never multitask during a conversation.” This doesn’t mean that Elana doesn’t have the ability to multitask. She simply chooses not to during a discussion so that she’s focused on the speaker’s lips or the interpreter’s sign language. How much more would you understand about what’s being said in a meeting if you were to single-mindedly focus on the conversation? You can do this more easily by leaving your devices off the table and taking margin notes in meetings. This type of note-taking allows you to pay attention to the speaker and temporarily park your own ideas that may interfere with your listening.

 2. Interpret what’s been said. Once you’ve heard someone speak, put their words in context. What does this mean, based on the purpose of your discussion, what the speaker cares most about, or what’s been said before? For example, if your direct report is asking for more resources, you can either interpret that to mean the project is going well and the customers are demanding more features, or that the project is going poorly and people on the team aren’t planning well. It all depends on the context. Use what you know to interpret what they’re trying to tell you, and ask questions if you need more details.

3. Verify what’s been said. Don’t assume you understand; confirm what was said. This can be as simple as paraphrasing what you think you heard. For example, “To make sure I captured your key points, I heard that customer excitement since our last marketing campaign has grown. You’d also like to provide three new key features with our next rollout so you need more headcount. Did I get that right?” This helps you capture the entirety of what’s been said, and it will clarify any points that may have been misinterpreted.

4. Consider how your point of view relates to what’s been said. This is the key step many individuals skip. Many times, the biggest thing getting in our way of listening is waiting to interject with our own point of view. Instead, allow other views to shape your perspective. “I have to think about how my thinking intersects with what I just heard,” says Elana. Her opinion then becomes informed by what others have said, and it lets her build on the ideas of others. Instead of hastily blurting out a counterargument, consider how your points relate to what has just been said and any other research that may have come to light in the meeting. Aim to make your response build on what’s been said, so it becomes a fuller discussion.

This four-step process for listening can feel unnatural when you first put it into practice. Your colleagues might regard you strangely if you’re someone who usually charges forward with your agenda. And you might be tempted to insert your own opinions instead of truly listening, interpreting, verifying, and considering points of intersection. However, with practice, listening slowly will reduce unnecessary cross-talk and conflict and increase clarity—giving you a head start for going faster in your next meeting.

https://hbr.org/2017/12/meetings-would-go-faster-if-people-took-the-time-to-listen

Bilgi ve Belge Yönetimi bölümümüz; bilgiyi yönetebilen ve bilgiye ihtiyaç duyan kişileri bilgiye en kolay şekilde ulaştıran bireyler yetiştirmeyi amaçlamakta ve bu yönde Türkiye’deki tüm halk kütüphanelerinde, tüm üniversite kütüphanelerinde, bilgi merkezlerinde, arşivlerde, kamu kurum ve kuruluşlarında kütüphaneci, arşivci, arşiv uzmanı unvanlarıyla görev almaktayız. Kütüphanelerde, arşivlerde, bilgi merkezlerinde ve diğer kamu kurumlarında çalışan “Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü” mezunu olmayan kişilerin, bilgilerin düzenlenmesi, belgelerin saklanması ve imhası gibi diğer bir çok mesleki eğitimi almadan bu kurumlarda çalışıyor olmaları “Bilgi Toplumu” hedefindeki bir ülkeye yakışmamaktadır.

public funding

Keeping a close eye on public funding for Europe’s universities

EUA’s Public Funding Observatory captures the very latest trends impacting Europe’s universities and offers the most up-to-date information on dozens of different higher education systems across the continent. The data is laid out in a series of reports (see below) and this interactive online tool, which is updated annually and currently contains data from 34 systems.

EUA has been following the evolution of public funding to universities since the 2008 financial crisis. The study reveals that since then, the divide between higher education systems that increase public funding, and those that reduce investment, is getting wider. It also shows that while 2012 was the most difficult year in terms of cuts, any recovery that can now be detected is slow and fragile.

 

http://www.eua.be/activities-services/projects/eua-online-tools/public-funding-observatory-tool.aspx

Posted by: bluesyemre | December 15, 2017

Plaza Dili ve Edebiyatı 101

plaza-turkcesi-sozlugu-plaza-dil-kurumu

Plaza Türkçesi sözlüğünün başlıca maddeleri:

  • Aksiyon almak: Harekete geçmek, bahsi geçen konu ya da proje ile ilgili bir eylemde bulunmak
    Yeni server ile ilgili bir aksiyon alındı mı arkadaşlar?
  • Assign etmek: Bir iş için birini görevlendirmek
    Projeyi yeni arkadaşa assign edelim lütfen.
  • Attach etmek: E-postaya bir belge ya da dokümanı eklemek
    Sunum dosyasını ajans ile paylaştığınız maile attach ettiniz mi?
  • Best practice: Konu ile ilgili en iyi örnek.
    Kampanyanın best practicelerini gün içerisinde paylaşıyor olacağım.
  • Brain storming: Türkçe karşılığı olan Beyin Fırtınası ’ndan çok daha havalı olan sözcük öbeği, karşılıklı fikir teatisinde bulunmak anlamına gelmektedir.
  • Brief: Bir proje veya iş ile ilgili detaylı bilgi vermek
    Projenin briefini marketing ile paylaştık mı? ( bkz: marketing)
  • Canlıya almak: Bir sistemi test aşamasından çıkarıp çalışır duruma getirmek/başlatmak.
    Testlerde bir sorun ile karşılaşmazsak sistemi haftaya canlıya alırız.
  • CClemek: Bir kişiyi e-postada bilgiye eklemek.
    Sunum dosyalarını paylaşırken marketingi de ccler misiniz? (bkz: marketing)
  • Charge etmek: Masrafı tahsil etmek.
  • Clarify etmek: Açıklamak.
    Konuyu clarify etmek gerekirse…
  • Clear: Anlaşılır, açık.
    Konu anlaşıldı mı? Clear mıyız arkadaşlar?
  • Collegue: İş arkadaşları
  • Concern: Endişe
  • Confidential: Gizli.
    Bu proje konfidenşıl arkadaşlar. Lütfen kimseye bir şey söylemeyelim.
  • Cross Check : Tekrar kontrol etmek, üzerinden geçmek.
    Projeyi sunmadan bir cross check yapalım.
  • Deadline: Bir iş ya da görevin teslim zamanı. Projenin Bitiş Tarihi.
  • Down olmak: Morali bozulmak, motivasyonu düşmek.
    Bu ayki satış verilerini gördükten sonra down olmuş durumdayım.
  • Excuse: Özür.
    Bu konuda excuseumuz yok. Daha dikkatli olmalıydık.
  • Farewell: Veda
    Cuma akşamına plan yapmayın. Merve’nin farewell yemeği var.
  • Feedback: Geri bildirim.
    Bu ayki raporlar ile ilgili henüz bir feedback almadık.
  • Focuslanmak: Odaklanmak.
  • Forwardlamak: Gelen e-posta iletisini farklı bir kişiye yönlendirmek/iletmek.
    Aralık ayı raporlarını Ahmet’e forwardladınız mı?
  • Fyi(For your info): Bilgine/bilginize.
    Ekteki rapor sanıyorum yanlışlıkla bana gelmiş. Sana forward ediyorum. Fyi.
  • Ignore etmek: Görmezden duymazdan gelmek.
  • Kick off meeting: Herhangi bir proje için ilk başlangıç toplantısı.
    Proje planını hazırlamadan önce bir kick off meeting yapalım.
  • Know how: Bir konu veya iş ile ilgili bilgi birikimi
    Proje başarısız oldu ama çok iyi bir know how kazanmış olduk.
  • Confirm etmek: Onaylamak.
    Rapor eline geçtiğinde confirm edebilir misin?
  • Konsolide etmek: İşleri toparlamak, birleştirmek.
    Tüm raporları konsolide edip paylaşacağım.
  • LCV: Malesef sanılanın aksine “el cl vl” değil “le ce ve” olarak telaffuz edilir. Lütfen Cevap Veriniz’in kısaltmasıdır. Bildiğiniz Türkçe yani.
    Yeni yıl yemeği için lcv yapmayı unutmayalım.
  • Lead etmek: Liderlik etmek, konu/proje ile ilgili sorumlu olmak.
  • Meeting: Toplantı
    Bugün tüm gün meetinglerim vardı.
  • Mobbing: Baskı, yıldırıcı davranışlar. (Plaza insanı için önemli bir yere sahiptir. Collegueleriniz arasında da sıkça kullanacağınız bu sözcük için arada evde pratik yapmanızda fayda var. Bir plaza insanı olarak mevcut işinizden sürekli olarak yakınmazsanız göze batabilirsiniz. Aman dikkat)
    Ofisteki mobbing dayanılmaz hale geldi.
  • Must: Zorunluluk
    Deadline’ı yetiştirmek bizim için must.
  • Nice-to-Have: Olsa güzel olur.
    Arkadaşlar öncelikle bu proje bizim için must mı nice to have mi ona karar vermemiz gerekiyor.
  • Off day: Tatil günü
    Bugün işleri tamamlamam lazım. Yarın offum.
  • Off the record: kayıtdışı
    Off the record söylüyorum. Bu yıl şirkette işler pek iyi gitmiyor.
  • Out of Office: Ofis dışında.
  • Overload: Aşırı iş yükü
  • Print almak: Belgenin yazıcıdan çıktısını almak.
    Toplantıdan önce raporu print alıp hard copysini hazır edelim. (bkz: hard copy)
  • Push etmek: Süreci hızlandırmak için baskı yapmak. İtmek
    Deadline’a çok az kaldı. Tasarım departmanını push edelim. (bkz: deadline)
  • Qualification: Yetenek, yetkinlik.
  • Road map: Yol haritası
    Sabah ilk iş proje road mapimizi çıkaralım.
  • Sales meeting: Satış toplantısı
    Gelecek yıl hedeflerini sales meeting de görüşeceğiz.
  • Schedule Etmek: Zamanlamak, programlamak
    Bir sonraki meetingi şimdiden schedule edelim.
  • Set etmek: Ayarlamak, organize etmek
    Sales meetingi bu haftaya set edelim. ( bkz: sales meeting)
  • Start vermek: Başlamak.
    Projeye en geç haftaya start vermemiz lazım.
  • Team: Takım, çalışma arkadaşları
  • Third party: Taşeron firma.
    Yazılımı third partye veririz olmadı.
  • Timeline: Zamanlama.
    Taymlaynı iyi programlamayız.
  • Training: Eğitim
    Bu hafta pazarlama traininginde olacağım için önemli işleri geçtiğimiz hafta tamamlamıştım.
  • To do list: Yapılacaklar listesi
    Yeni satış rakamlarına göre raporları güncellemeyi to do listine eklemeyi unutma.
  • Update etmek: Yeni verilerle güncellemek.
    Gelişmelerden birbirimizi update edelim.
  • Wrap up meeting: Projenin, işin son kapanış toplantısı.
    Wrap up meetingden sonra projeyi canlıya alacağız. ( bkz: canlıya almak)
  • -yor olacağım: -acağım. Yapacağım yerine yapıyor olacağım, gideceğim yerine gidiyor olacağım şeklindeki kullanımlar ile plaza dili kullanımınızı pekiştirir, havanıza hava katarsınız. Yıl sonu raporunu maile attach ediyor olacağım (bkz: attach)

https://www.plazacubes.com/blog/plaza-dili-edebiyati-101/

 

personel

hüseyin kaya

http://www.tk.org.tr/index.php/TK/article/view/2823/2758

Interview-blog-posts-2017

Community engagement is an important aspect of libraries’ success in the 21st century.

To share some hands-on tips with you, we’ve had a chat with Matt Finch, a creative researcher working with libraries in Australia, New Zealand, Britain, and the USA to help them use storytelling with the community when creating a voice for the library.

1. Can you tell us a bit about yourself and the roles you took in your work with public libraries?

write and make fun things for people to do in public places, but essentially, I’m a catalyst: I reduce the energy required for reactions to happen in organizations and communities of all kinds. Together we surface new ideas, build internal & external relationships, and deliver compelling, sustained community engagement.

Together we surface new ideas, build relationships, and deliver sustained #community engagement.CLICK TO TWEET

In public libraries, I’ve worked with a range of institutions to develop new ways of engaging the community – from local stories on coffee cups to a citywide burlesque festival, live zombie battles, time travel roleplay in the US, New Zealand, and Australia, as well as other approaches such as the Fun Palaces art-and-science movement.

2. How do you help libraries tell a story about who they are?

Storytelling is all about listening – paying close attention to each institution and its community while also asking provocative questions. You must be sensitive to those details which are the most unique and compelling. My process is close to what the writer Linn Ullmann calls “artistic listening”.

“It’s a form of artistic listening, of understanding the consequences of the decisions you’ve made. If you are lucky enough to find a voice and place, there are real consequences to those choices. Together, they limit the possibilities of what can come next—which help point the way forward. Your role, then, is to not stick to your original idea—it is to be totally faithless to your idea. Instead, be faithful to your voice and place as you discover them, as well as to the consequences of what they entail.”

In a library context, that means capturing the initial spark of inspiration, then allowing that spark to guide you, instead of trying to corral or direct it.

Storytelling in a #library means capturing the initial spark of inspiration. @DrMattFinchCLICK TO TWEET

For example, starting with the word “Zombies!” and then thinking what it means to allow teens to play in the world of a zombie battle – guided not by your preconceptions or goals, but what they might want to do to steer the story of that battle for themselves.

Or a great library worker like Queensland’s Jacinta Sutton pondering how to bring old collections to life and hitting on the idea of a Faceswap app that lets you put yourself into historic digitized images.

Or even a public library vision which uses qualitative research and begins with recognizing the voices and creative contributions of library workers at every rank.

https://princh.com/elements-to-consider-when-creating-a-voice-for-the-library-matt-finch/#.WjOAht-WaUk

mustafa_akgul_hayatini_kaybetti_h184155_8773e

Neredeyse tüm ömrünü Türkiye’de internetin gelişmesine, yaygınlaşmasına adamış, “Türkiye’de internetin babası” diye tanınan bir bilim insanıydı Prof. Dr. Mustafa Akgül. Uzun süredir mücadele ettiği hastalığına yenik düştü ve önceki gün kaybettik. 47 yıllık yakın dostu Prof. Osman CoşkunoğluMustafa’nın yaşamı boyunca verdiği mücadelenin temelinde yatan kavram özgürlüktü: Özgür internet, özgür toplum için internet, özgür yazılım” diye özetliyor Akgül’ün hayat felsefesini.
Öyleydi… ODTÜ’de öğrenciyken ABD’nin Vietnam işgaline tepki olarak, ODTÜ’ye gelen ABD Büyükelçisi Commer’in arabasını yakan 68’lilerdendi. Yıllar içinde, özgürlük ve demokrasi temelli siyasi görüşünü, Türkiye’yi bilgi toplumuna dönüştürebileceğine inandığından internet için uzun soluklu bir yol haritasına dönüştürdü. O dönüştürdü ama Türkiye kendini bilgi toplumuna dönüştüremedi ne yazık ki.
Yok yanlış anlaşılmasın. İnterneti kullanmada, yaygınlaşmasında çok büyük ilerlemeler kaydedildi. 78 milyonluk Türkiye’de 48 milyon kişi internete bağlanıyor. Mobil kullanıcı sayısı 41 milyon, sosyal medya kullanıcısı 48 milyon… Hemen herkesin elinde akıllı telefon, en ücra köylerde bile…
Aslında internetin kimsenin öngöremediği ölçüde hızlı gelişimi tüm dünyada yeni bir toplum biçimini ortaya çıkardı. Tanıtım, pazarlama, eğlence, paylaşım, bilgiye erişim, alışveriş, haberleşme, örgütlenme her şey artık küçücük bir ekrandan… Çok daha hızlı, çok daha erişimi kolay. Bugün 7.5 milyar dünya nüfusunun 3.9 milyarı internet kullanıcısı. Aktif Facebook kullanıcısı 5 yılda iki misli artmış ve 2.07 milyar üyeye ulaşmış. YouTube üzerinden günde 5 milyar video izleniyor. Bu sayı da 5 yıl öncesine kıyasla 5 misli artmış. Yarım milyar insan Linkedn üyesi… Tamam hepsi iyi güzel de biraz da şunları sorgulayalım.
– İnternet gibi bir fırsatı avantaja dönüştürebilen ülkeler arasında mıyız?
– Bağımsız ve yaratıcı birey ortaya çıkabildi mi?
– Bilgi bir üretim faktörü olabiliyor mu?
– Bilim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon bu ülkenin bir ekonomik zenginliği haline gelebildi mi? İstihdam üzerinde olumlu etkisi oldu mu?
– Bilgi ve haberleşmeye bu denli hızlı ve kolay erişimin demokratikleşmeye bir katkısı oldu mu?
Ne yazık ki hiçbirinde olamadı. Daha doğrusu böyle bir toplum yapısı iktidarın işine gelmedi. Gelemezdi…
İnterneti ağırlıklı olarak eğlence ve haberleşme amaçlı kullanan bir toplumuz. Oyun, müzik, film indirmede Avrupa ortalamasının üzerindeyiz ama bilgi toplumu olamadık. Olamadığımız için bugün Türkiye bu durumda. Üstelik dönüşüm, yalan, ranttalan, hukuksuzluk, yasaklar ve din istismarı üzerinden yapılıyor. Buna karşı çıkacak birey, sadece bilgi toplumu bireyi olabilir. Yani düşünen, sorgulayan, doğru bilgiye erişmesini ve bunu kullanmasını bilen… Sadece bunlar da yetmiyor ne yazık ki; tepki vermesini bilen, gerektiğinde sivil toplumdan gelen gücünü iktidar üzerinde baskı için kullanabilen… Kolay değil, yalan, rant-talan, din istismarı üzerinden yapılanlar o kadar fazla, o kadar yaygın ki… Hukuksuzluk o kadar çok, yasaklar ve baskı o kadar yıldırıcı ki… Yine de ne olursa olsun Türkiye’yi içinde bulunduğu kıskaçtan çıkaracak önemli araçlardan biri internet, dijital toplum.
Mustafa Akgül’ün ömrü yetmedi ama onun açtığı yoldan gideceklerin sayısı da az değil…

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/886498/Donusemeyen_toplum…_internet…_Mustafa_Akgul.html

tonta

Türkiye, tarihi mirası ve insan kaynağıyla, her alanda çok daha güçlü bir ülke
olabilecek potansiyele fazlasıyla sahiptir. Doğru adımları belirleyip o adımları
doğru bir şekilde atabilirsek, ülkemizi hayal ettiğimiz seviyelere taşıyabiliriz.
Bunu başarmak için üzerinde en fazla durmamız gereken alanlar hiç şüphesiz
bilim ve teknolojidir. Türkiye’nin bir refah toplumuna dönüşmesi, ancak bilim ve
teknoloji alanında önemli bir mesafe kat etmesiyle mümkün olacaktır. Bilim ve
teknoloji ekosistemi, çok geniş bir alanı kapsamaktadır. TÜBİTAK, bu ekosistemi
oluşturan her bir halkanın daha sağlam bir hale kavuşması amacıyla yenilikçi,
yönlendirici, katılımcı ve paylaşımcı politikalar izlemektedir. Hem akademik hem
de endüstriyel yenilikleri desteklemek için yoğun bir gayret gösteren TÜBİTAK,
Türkiye’nin yüksek hedeflerine ulaşmasında kilit rol oynayan ve oynayacak olan
kurumların başında gelmektedir.
Günümüzde farklı ülkeler, toplumlar ve şirketler arasında kıyasıya bir rekabet
yarışı yaşanmaktadır. Rekabet gücünü tayin eden en önemli parametre ise bilim
ve teknolojidir. Rekabet yarışı ile bilim ve teknoloji yarışı kavramlarını artık
neredeyse eş anlamlı olarak kullanmak mümkündür. Bilim alanındaki yarışın en
önemli göstergelerinden birisi uluslararası bilimsel yayınlardır. TÜBİTAK’ın 1993
yılından itibaren uluslararası bilimsel yayınları teşvik etmesi, üniversitelerimizde
ve akademisyenlerimizde bu konuyla ilgili ciddi bir farkındalık oluşmasını
sağlamıştır. Memnuniyetle ifade ediyorum ki, uluslararası yayın sayımız, UBYT
programının başladığı zamanlardan itibaren hızlı bir yükselişle önce 10 binlere,
son yıllarda ise 35 binin üzerindeki rakamlara ulaşmıştır. Fakat ne yazık ki,
yayın sayısındaki hızlı artışı bu yayınlara verilen atıflarda yakalayamamış
durumdayız. Bu da yapılan yayınların etki değerinin sorgulanmasını gündeme
getirmektedir. Önümüzdeki dönemde yayın sayısını daha da artıracağımıza
inanıyoruz. Ancak sadece nicelik artışına odaklanmayacağız. Bu yayınların
kalitesini artırmaya, uluslararası bilim camiasında daha görünür olan ve daha
fazla dikkat çeken yayınların yapılması için tüm paydaşlarımızla birlikte gayret
göstereceğiz. Artık Türkiye’nin başkalarının attığı temeller üzerine kat çıkmasına
değil yeni teknolojilerin temellerini atmasına ihtiyacımız var.

UBYT Programında dönem dönem yapılan değişikliklerle belirli iyileştirmeler
hedeflenmiştir. Bu değişiklikler yapılırken, elbette programla ilgili geri dönüşler
dikkate alınmıştır. Ancak bu önemli programın topyekûn etkilerinin detaylı bir
analizi ilk defa yapılmaktadır. Elinizdeki bu çalışma ile 1997-2015 yılları
arasındaki veriler analiz edilmiş, programın artıları ve eksileri raporlanmış ve
diğer ülkelerdeki benzeri uygulamalarla kıyaslanarak bir değerlendirmeye tabi
tutulmuştur.
UBYT programının geleceğini şekillendirecek bu detaylı çalışmanın, aynı
zamanda Türkiye’de kapsamlı bir bilimsel performans değerlendirme sistemiyle
ilgili bir ön adım olacağı umudunu taşıyorum. Tüm paydaşlarımız için faydalı
olacağına inandığım bu raporu takdim ederken, çalışmayı yapan ve aynı
zamanda ULAKBİM’in ilk müdürü olan Sayın Prof. Dr. Yaşar Tonta’ya
teşekkürlerimi de sunarım.

Prof. Dr. A. Arif Ergin
TÜBİTAK Başkanı

Tam metin

İngilizce Özet

363

Lifelong learning will help you be happier, earn more, and even stay healthier, experts say. Plus, plenty of some of the smartest names in business, from Bill Gates to Elon Musk, insist that the best way to get smarter is to read. So what do you do? You go out and buy books, lots of them.

But life is busy and intentions are one thing, actions another. Soon you find your shelves (or e-reader) overflowing with titles you intend to read one day, or books you flipped through once but then abandoned. Is this a disaster for your project to become a smarter, wiser person?

If you never actually get around to reading any books, then yes. You might want to read up on tricks to squeeze more reading into your hectic life and why it pays to commit a few hours every week to learning. But if it’s simply that your book reading in no way keeps pace with your book buying, I have good news for you (and for me, I definitely fall into this category): your overstuffed library isn’t a sign of failure or ignorance, it’s a badge of honor.

Why you need an “antilibrary”

That’s the argument author and statistician Nassim Nicholas Taleb makes in his bestseller The Black Swan. Perpetually fascinating blog Brain Pickings dug up and highlighted the section in a particularly lovely post. Taleb kicks off his musings with an anecdote about the legendary library of Italian writer Umberto Eco, which contained a jaw-dropping 30,000 volumes.

Did Eco actually read all those books? Of course not, but that wasn’t the point of surrounding himself with so much potential but as-yet-unrealized knowledge. By providing a constant reminder of all the things he didn’t know, Eco’s library kept him intellectually hungry and perpetually curious. An ever growing collection of books you haven’t yet read can do the same for you, Taleb writes:

A private library is not an ego-boosting appendage but a research tool. Read books are far less valuable than unread ones. The library should contain as much of what you do not know as your financial means, mortgage rates, and the currently tight real-estate market allows you to put there. You will accumulate more knowledge and more books as you grow older, and the growing number of unread books on the shelves will look at you menacingly. Indeed, the more you know, the larger the rows of unread books. Let us call this collection of unread books an antilibrary.

An antilibrary is a powerful reminder of your limitations – the vast quantity of things you don’t know, half know, or will one day realize you’re wrong about. By living with that reminder daily you can nudge yourself towards the kind of intellectual humility that improves decision-making and drives learning.

“People don’t walk around with anti-résumés telling you what they have not studied or experienced (it’s the job of their competitors to do that), but it would be nice if they did,” Taleb claims.

Why? Perhaps because it is a well known psychological fact that is the most incompetent who are the most confident of their abilities and the most intelligent who are full of doubt. (Really, it’s called the Dunning-Kruger effect). It’s equally well established that the more readily admit you don’t know things, the faster you learn.

So stop beating yourself up for buying too many books or for having a to-read list that you could never get through in three lifetimes. All those books you haven’t read are indeed a sign of your ignorance. But if you know how ignorant you are, you’re way ahead of the vast majority of other people.

https://www.inc.com/jessica-stillman/why-you-should-stop-feeling-bad-about-all-those-books-you-buy-dont-read.html

Posted by: bluesyemre | December 12, 2017

It’s called #reading… by Glasbergen

45cdea49-df75-466e-8267-8a497fe44e52-original

Posted by: bluesyemre | December 12, 2017

How to get your mind to #read

Americans are not good readers. Many blame the ubiquity of digital media. We’re too busy on Snapchat to read, or perhaps internet skimming has made us incapable of reading serious prose. But Americans’ trouble with reading predates digital technologies. The problem is not bad reading habits engendered by smartphones, but bad education habits engendered by a misunderstanding of how the mind reads.

Just how bad is our reading problem? The last National Assessment of Adult Literacy from 2003 is a bit dated, but it offers a picture of Americans’ ability to read in everyday situations: using an almanac to find a particular fact, for example, or explaining the meaning of a metaphor used in a story. Of those who finished high school but did not continue their education, 13 percent could not perform simple tasks like these. When things got more complex — in comparing two newspaper editorials with different interpretations of scientific evidence or examining a table to evaluate credit card offers — 95 percent failed.

There’s no reason to think things have gotten better. Scores for high school seniors on the National Assessment of Education Progress reading test haven’t improved in 30 years.

https://www.alibaba.com/

Posted by: bluesyemre | December 11, 2017

29 #Books that will enrich your inner literati

509579339-copy

Western Classics (Ancient & Modern): to give you a good foundation for the who’s who of Western literature.

  • The Odyssey (Homer): epic of a dude who just can’t get home without a little help from the gods. (Extra credit if you read the Iliad, too!)
  • A Tale of Two Cities (Charles Dickens): the quintessential story of the French Revolution, love, and longing.
  • Pride & Prejudice (Jane Austen): the story that started the “hate at first sight turning into love” trope.
  • Anna Karenina (Leo Tolstoy): Very long. Very melodramatic. Very Russian. Very classic!

Dystopia: the stuff of our worst fears and nightmares.

  • Nineteen-Eighty-Four (George Orwell): the book that introduced “doublethink” into our lexicon.
  • Brave New World (Aldous Huxley): another classic dystopia. Gammas, Deltas, oh my!
  • The Handmaid’s Tale (Margaret Atwood): a feminist spin on the genre.

Science Fiction & Fantasy: we can’t overlook the geeky cousin of the classics, can we?

  • The Lord of the Rings series (J.R.R. Tolkien): this guy made the epic (also called high) fantasy genre. Be warned, it’s a bit of a dry read.
  • The Foundation series (Issac Asimov): some of the pioneering stories in science fiction, natch!
  • Neuromancer (William Gibson): here’s something a bit more modern. Plus, you just can’t beat “The sky above the port was the color of television, tuned to a dead channel” as a snappy first line.

Great American Novels: these zeitgeist works practically defined a time period of U.S. history.

  • The Great Gatsby (F. Scott Fitzgerald): you can’t think of the Jazz Age without thinking of “old sport.”
  • Bonfire of Vanities (Tom Wolfe): the terrible movie nonwithstanding, this book captured the self-indulgence of the 80s NYC crowd.
  • The Grapes of Wrath (John Steinbeck): I dare you to get into a conversation about the Great Depression without thinking of this book. I dare you.

Literary Heavy Hitters: books that make people go “Whoa, dude!” when you say that you’ve read them.

  • Ulysses (James Joyce): stream-of-consciousness writing plus an unhealthy sexual obsession with an orphan with a limp equal literary greatness. True story.
  • Infinite Jest (David Foster Wallace): fractals, man! Fractals!
  • Gravity’s Rainbow (Thomas Pynchon): lots of stuff happens that a lot of people pretend to understand.

Popular Fiction: those guilty indulgences that everyone has read (but won’t necessarily admit to it). Warning: this is U.S.-centric, feel free to indulge in your country’s guilty pleasures.

  • A Song of Ice and Fire series (George R. R. Martin): hey, there’s a popular HBO miniseries about it!
  • The Hunger Games (Suzanne Collins): better than Twilight.
  • Fifty Shades of Grey (E.L. James): be torn between hilarity and despair in this BDSM spin-off of a Twilight fan fiction. Who knows, maybe this’ll spice up the bedroom.

Immigrant Experience (U.S./U.K.): ah, the magical experience of being thrust into a new culture.

  • Interpreter of Maladies (Jhumpa Lahiri): say hello to our recent Indian arrivals! (For our tea-drinking cousins across the pond, try Monica Ali’sBrick Lane.)
  • Joy Luck Club (Amy Tan): the book that inspired a movie and furor in the Asian American community about stereotypes and Tan’s possible self-loathing. (For a less controversial read, try Ha Jin’s Waiting–and yes, there’s a lot of longing and waiting there.)
  • How the Garcia Girls Lost Their Accents (Julia Alvarez): how four sisters start to forget their Spanish and their native homeland of the Dominican Republic.

Non-Western Classics (Ancient): if Westerners get theirs, so should the rest of the world.

  • Ramayana (India): this is THE Hindu epic. Full stop.
  • Romance of the Three Kingdoms (China): a bit of Chinese history, highly romanticized and dramatized. Kind of like “A World Turns.”

Non-Western Classics (Modern): the stuff that you should read to feel worldly andwell-read. (More applicable if you’re from the U.S. or Western Europe.)

  • One Hundred Years of Solitude (Gabriel Garcia Marquez): this novel single-handedly legitimatized Latin American literature in modern times. Too bad you don’t know who he’s talking about half of the time.
  • To Live (Yu Hua): getting banned in China just adds to its street cred.
  • Things Fall Apart (Chinua Achebe): the sad tale of colonialism in Africa. Definitely merits a frowny-face.

Satire: throw in a little giggle into your reading list.

  • Cat’s Cradle (Kurt Vonnegut): some say Slaughterhouse-Five is his best, I say this one. Also: Bokononism!
  • Catch-22 (Joseph Heller): come and see what the catch-22 is. I promise you, it’s gorgeously ironic.
  • The Hitchhiker’s Guide to the Galaxy (Douglas Adams): you kill two birds with two stones here: sci-fi and satire. Whee!

http://time.com/3753024/books-enrich-you/

Print

Bu kitap, herkesin ancak özellikle de öğrencilerin teknolojiyi hayatlarının her anında kullandıkları bir çağda etkin bir eğitim-öğretimin altında yatan temel ilkeleri incelemektedir. Her konu alanının birbirinden farklı olduğunu ve her eğitmenin öğretime kendine özgü bir şeyler kattığını akılda tutmak kaydıyla, öğretime ilişkin alacağınız kararlarda size yardımcı olmak amacıyla bir çerçeve ve kılavuz ilkeler seti önerilmektedir. On iki bölümden oluşan kitabın Türkçe’ye çevirisi devam etmekte olup, bölümler bittikçe sisteme eklenecektir.

https://pressbooks.bccampus.ca/tonybates/

https://www.tonybates.ca/teaching-in-a-digital-age/

https://opentextbc.ca/teachinginadigitalage/

Posted by: bluesyemre | December 9, 2017

Antik dünyanın unutulmuş, şiddetli #kütüphane savaşları

image-768x780

O. Von Corven’in arkeolojik kanıtlarına dayanarak oluşturulan, İskenderiye Kütüphanesi’nin artistik bir yorumu

M.Ö 323 ve M.Ö. 31 yılları arasında yaşanan Helenistik Dönem’de İskenderiye Kütüphanesi yüksek prestijli bir araştırma merkeziydi. Zamanının kesinlikle en büyük ve en ünlü kütüphanesi olmasına rağmen bu kütüphane bu türdeki tek kurum değildi. Antik dünya genelinde kütüphaneler, gerçek savaşlar gibi tehlikeli ve ahlaki kuralları hiçe sayar bir rekabet içinde olduklarını kanıtlayarak en iyi Yunan kütüphanesi olmak için aralarında mücadele etmiştir.

Bunların en sert olanı muhtemelen İskenderiye ve günümüzde Türkiye’deki Bergama şehrinde yer alan Bergama kütüphaneleri arasında yaşandı. Bu çatışmada her iki şehrin de egosuna yenik düşmüş kralları, muhalif koleksiyonların çoğalmasını engellemek için pek çok sinsi dolaplar çevirdi.
Exeter Üniversitesi’nde eski çağ tarihi araştırma görevlisi olan Gaëlle Coqueugniot, “Krallar için kütüphane, zenginlik ve güç gösterisi yapma aracıydı. Ayrıca ekseriyetle Büyük İskender’in hakiki varisleri olduklarını gösterdiklerine de inanıyorlardı,” diye belirtiyor. Büyük İskender M.Ö 323’te öldüğünde, Makedonya’dan Hindistan’ın batı sınırına kadar uzanan imparatorluğu Antigonos, Selevkos ve Ptolemaios olmak üzere üç parçaya ayrıldı. Makedonya’nın tüm kralları, Büyük İskender’in gerçek halefi olmak için mücadele etti. Kraliyet egemenliği mücadelesiyle derin Yunan kültürü bilgisi bu kültürün muhafazası haline gelerek, yeni bir gösterişli kütüphaneler dalgasına zemin hazırladı.

http://dusunbil.com/antik-dunyanin-unutulmus-siddetli-kutuphane-savaslari/

Posted by: bluesyemre | December 9, 2017

From #Joyce to #Rabelais, 5 must-read #books for curious minds

810

Libreria manager Paddy Butler shares his top book choices for a more forward-thinking world…

Libreria is a London bookshop with a difference. With categories such as “Utopia”, “The Sea and the Sky” and “Mothers, Madonnas and Whores,” its curation is eclectic.

“I think the best way to be creative is to look outside what you perceive as being ideal,” says Libreria manager Paddy Butler. “You may have an idea that is original, but there is no such thing as an original idea. I don’t even know what original means.”

That’s Butler’s roundabout way of saying Liberia thinks about books in a more offbeat way. The shop bans mobile phones and doesn’t have Wi-Fi, whilst its interior was designed by Spanish architects SelgasCano. By placing science alongside fiction and philosophy, Libreria hopes browsers will find new ideas that will challenge their preconceptions.

WIRED asked Butler to share the five books he thinks we should all be reading. And if you’re looking for book ideas, be sure to have a look at WIRED picks of the best books to read in 2017 too.

https://www.amazon.com/Life-Gargantua-Heroic-Deeds-Pantagruel/dp/B0094JCJZC/ref=sr_1_1?s=books&ie=UTF8&qid=1512809877&sr=1-1&keywords=The+Life+of+Gargantua+and+the+Heroic+Deeds+of+Pantagruel%3A+From+the+French+of+Rabelais

http://www.wired.co.uk/article/these-are-the-books-you-should-be-reading

http://libreria.io/

Posted by: bluesyemre | December 8, 2017

UK #HigherEducation in facts and figures 2017

facts-and-figures-2017-large

An overview of universities’ research activity, student employability, and information on international students and staff.​

Highlights include:​​​​​

  • ​​​​​14% of undergraduates, 38% of postgraduates and 29% of academic staff are from outside of the UK
  • University applications from 18-year-olds in areas of England with lower higher education participation rates have increased ​to record levels
  • Employment rates and median salaries continue to be higher for graduates than for non-graduates
  • In 2017, overall student satisfaction at UK higher education institutions was 84%
    Just under a quarter of total university income is from direct UK government sources
  • 16% of research income came from sources outside of the UK

http://www.universitiesuk.ac.uk/facts-and-stats/data-and-analysis/Documents/higher-education-in-facts-and-figures-2017.pdf

http://www.universitiesuk.ac.uk/facts-and-stats/data-and-analysis/Documents/Higher-education-in-facts-and-figures-2017-data.xls

http://www.universitiesuk.ac.uk/facts-and-stats/Pages/facts-and-stats.aspx

Posted by: bluesyemre | December 8, 2017

Build baby’s brain with #books (#infographic)

How-to-build-babys-brain-with-books-full-infographic

earthquake-proof-bookshelf-architect-shinsuke-fujii-1-1

Designed by Japanese architect Shinsuke FujiiHouse in Shinyoshida is a small, contemporary home with a slanted wall, situated in a hillside neighborhood of Yokohama, Japan. Incorporated into the western-facing diagonal wall is a prominent floor-to-ceiling bookshelf, which not only allows the homeowners to easily access hard-to-reach books—with its shelves also acting as a ladder—but also ensures that the books won’t spill out in the event of an earthquake, which is common in this part of Japan.

The bookcase acts as a design focal point, but it’s integral to the structural stability of the home. Reinforced with concrete and wood, it extends onto an upper level, which features a sunlit lounge. Each slanted upright of the bookshelf acutely extends into exposed roof beams, accentuating the home’s bold interior lines.

Outside, the structure’s oblique exterior features vertical strips of metal cladding in matte charcoal grey. The thin, slotted windows of the kitchen and dining areas provide privacy from the street, while the larger upper windows flood the space with light. Altogether it makes a perfect oasis for the bibliophile with an eye for natural minimalism.

https://mymodernmet.com/japanese-architects-earthquake-proof-bookshelf/

Posted by: bluesyemre | December 8, 2017

#ScientificPapers need better feedback systems

810

Richard Price explains why academic papers need a better feedback system
Renaud Vigourt

Somewhere between 65 and 90 per cent of biomedical literature is considered non-reproducible. This means that if you try to reproduce an experiment described in a given paper, 65 to 90 per cent of the time you won’t get the same findings. We call this the reproducibility crisis.

The issue became live thanks to a study by Glenn Begley, who ran the oncology department at Amgen, a pharmaceutical company. In 2011, Begley decided to try to reproduce findings in 53 foundational papers in oncology: highly cited papers published in the top journals. He was unable to reproduce 47 of them – 89 per cent1.

http://www.wired.co.uk/article/science-academic-papers-review

tto

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/12/20171207-5.htm

2017_ayrimcisoylem_1_800

“Yazılı Basında Gâvur Söylemi” raporunda, tarihsel, sosyolojik ve dilbilimsel olarak çok çeşitli çağrışımlarla yüklü olan ‘gâvur’ kelimesinin, Müslüman olmayan kimliklerin merhametsizlik, zalimlik ve düşmanlıkla ilişkilendirildiği bir bağlam içinde nasıl kullanıldığı inceleniyor. ‘Gâvur’ ifadesinin kullanımının, gerek gündelik hayatta gerekse medyada, Türkiye’de yaşayan gayrimüslimleri toplumun dışına iterek nasıl yalnızlaştırdığı ve hassas bir konuma yerleştirdiği gözler önüne serilmeye çalışıldı.

Rapor, Sosyolog Arus Yumul’un, ‘gâvur’ söyleminin tarihsel ve sosyal arka planını ve kelimenin etimolojisini ele aldığı bir yazıyla başlıyor. Ardından, bu söylemin yazılı basında, dinî referanslar ve tarihten gelen düşmanlık algısı temelinde nasıl inşa edildiğine dair bir analiz sunuluyor. Türkiye’de yaşayan gayrimüslimleri ve Batılı devletleri hedef alan haber metinleri ve köşe yazılarının ele alındığı analiz, ‘gâvur İzmir’ kalıbına dair bir tartışmayla sonlandırılıyor. İkinci bölümde, ‘gâvur’ ifadesinin referandum sürecinde siyasi bir propaganda aracı olarak nasıl ve hangi bağlamlarda kullanıldığı inceleniyor. Rapor, ‘gâvur’ söylemini eleştiren yazılara odaklanan üçüncü bölümün ardından, özet niteliğinde bir sonuç bölümüyle noktalanıyor.

Tam rapor

https://hrantdink.org/tr/asulis/yayinlar/72-medyada-nefret-soylemi-raporlari/1082-yazili-basinda-gavur-soylemi

Posted by: bluesyemre | December 8, 2017

Hollywood’s Biggest Names Pledge “I Will Not Be Silent”

2017 is the year of using your voice and standing up for what you believe in. Watch stars including Nicole Kidman, Jennifer Lawrence, Emma Stone, Jake Gyllenhaal, Timothée Chalamet, and Margot Robbie vow not to be silent.

_99045826_a9c69d0a-9ac5-4faf-9966-19c6d991ed39

Dünyanın en prestijli üniversitelerinde okumak çoğumuz için bir lüks. Ya ücretler çok yüksek, ya da bu okullara girmek için gereken kriterleri karşılamak zor.
Öğrenciler arasındaki rekabet düzeyi yüksek bu yarışta, başvuru süreçleri ile mülakatlar zorlu birer engel teşkil ediyor. Çok sayıda adayın başvurusu olumsuz sonuçlanıyor.
Bazı seçkin üniversite ve kurumlar ise bu duruma müdahale ediyor. Şimdi Oxford’dan Harvard’a birçok seçkin üniversite, internet üzerinden ücretsiz ders hizmeti veriyor.
İnternetinizin olması, Princeton Üniversitesi’nde biyoloji dersi alıp beynin nasıl işlediğini öğrenmeniz için yeterli. İnternet üzerinden cüzdanınızdan beş kuruş para çıkmadan bazı dersleri alabileceğiniz en iyi 10 üniversiteyi derledik.

Dünyanın en iyi 10 üniversitesi
Sıra Kurum Ülke
1 Oxford Üniversitesi İngiltere
2 Cambridge Üniversitesi İngiltere
3 Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü ABD
4 Stanford Üniversitesi ABD
5 Massachusetts Teknoloji Enstitüsü(MIT) ABD
6 Harvard Üniversitesi ABD
7 Princeton Üniversitesi ABD
8 Imperial College London İngiltere
9 Chicago Üniversitesi ABD
10 Pennsylvania Üniversitesi ABD

1. Oxford Üniversitesi

İngiltere’deki yüksek öğrenim kurumlarını derecelendiren Times Higher Education (THE) dergisinin 2017 için paylaştığı listede, Oxford Üniversitesi en iyi kurum seçildi.

Bu listenin başındaki okullar ABD ve İngiltere merkezli. Bu yüzden derslerin büyük bölümü İngilizce ve birçoğu altyazılı.

Oxford Üniversitesi’nin metin, video ve podcast (internetten dinlenen yayın) formatında sunduğu derslerden bazıları şunlar:

2. Cambridge Üniversitesi

Times Higher Education’ın 2017 listesinde ikinci sırada yer alan Cambridge’in bedava online dersleri de oldukça çeşitli:

3. California Teknoloji Enstitüsü (Caltech)

California Teknoloji Enstitüsü (California Institute of Technology), ABD’de ‘Caltech’ ismiyle anılıyor. Pasadena kentindeki özel kurum, bir bilim ve teknoloji merkezi.

Enstitü’nün internet sitesinde “bu eğitim programlarının amacı, gelecek nesillerin bilim insanlarına ve mühendislerine nasıl fark yaratabileceklerini öğretmek” ifadeleri yer alıyor.

Teknoloji eğitim platformlarından Coursera ve edX üzerinden paylaşıma açılan bedava derslerden bazıları şöyle:

4. Stanford Üniversitesi

Apple’ın kurucusu Steve Jobs 2011’de mezun olamadan ayrıldığı Stanford Üniversitesi’nde ünlü konuşmasını yaptığında, bu prestijli üniversite ününü daha da artırdı.

İşte internetten ulaşabileceğiniz derslerden bazıları:

5. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

ABD’nin Massachussett eyaletindeki Cambridge’de yer alan prestijli özel üniversite Massachussetts Institute of Technology (MIT), siyaset bilimlerinden sanata birçok alanda bedava dersleri internet sitesinden paylaşıyor.

6. Harvard Üniversitesi

ABD’de yine Cambridge şehrinde yer alan Harvard Üniversitesi’nden şu dersleri alabilirsiniz:

7. Princeton Üniversitesi

New Jersey eyaletindeki Princeton’da yer alan kurum, ABD’nin en eski dördüncü üniversitesi. Times sıralamasına göre de dünyanın en iyi yedinci yüksek öğretim kurumu.

İşte internetten verilen bazı dersleri:

8. Imperial College London

Londra’daki üniversitenin bedava online derslerinin çoğu işletme üzerine:

9. Chicago Üniversitesi

En iyi yüksek öğretim kurumları arasında dokuzuncu sırada yer alan Chicago Üniversitesi’ndeki bedava online derslere birkaç örnek:

10. Pennsylvania Üniversitesi

* Online derslerin isimlerine tıklayarak ilgili internet sitelerine ulaşabilirsiniz. Bu içeriklerin BBC’yle bir bağlantısı yoktur.

http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42221076

Posted by: bluesyemre | December 7, 2017

#Lazuri doviguram (#Lazca öğreniyorum)

s_lazuri_doviguram

Atelya Lazuri çalışmalarından aktardığımız Lazca ders programının(Gramer dahil) yanısıra, derslere yardımcı olacağını düşündüğümüz sözlük, online çeviri ve harflerin sesli olarak telaffuzunu duyabileceğiniz konu başlıklarına vs. sagdaki menüden ulaşabilirsiniz.

Sayfa başında da belirttiğimiz gibi ilk yapmanız gereken, Bilgisayarınıza Lazca font yani ‘Alboni‘ yüklemek olmalıdır. Konu hakkında ayrıntı için yukarıda link verilmiştir.

Flash ile hazırlanmış olan sesli telaffuzu duymanız, ve haliyle nereye tıklamanız gerektiğini görmeniz için Bilgisayarınızda Flash Player yüklü olması gerekmektedir. Bu program Bilgisayarınızda yüklü değilse, sayfaya girdiğinizde Flash Player’i yüklemenizi isteyen bir uyarı penceresi açılacaktır. Bu pencereyi onayladığınızda bedava olan Flash Player’in yüklenmesi sadece birkaç dakkanızı alacaktır.

lazuri alfabe

http://www.doviguram.lazuri.com/

20171113_190551

KYGM tarafından, 16-18 Kasım 2017 tarihleri arasında başarıyla gerçekleştirilen “Çocuk Kütüphaneleri Çalıştayı”na ait sonuç raporu kamuoyuyla paylaşılmaktadır.

Çalıştayda, kapsamdaki ana konular bazında akademisyenlerden, sahanın uygulayıcılarından ve farklı sektörlerde çeşitli pozisyonlarda görev yapan 59 katılımcı yer almış ve iki gün süresince, çocuk kütüphanelerinin daha iyi yapılandırılması noktasında değerli görüşleriyle katkıda bulunmuştur.

Çalıştayda, beş çalışma grubu, beş farklı ana konu başlığını, altı oturumda ve çok farklı alt başlıklar bazında tartışmıştır.

Çalışma süresince, ana konu başlıkları birbirinden farklı olmakla birlikte, bazı alt konu başlıklarının hemen bütün gruplarda ele alındığı görülmüştür.

Çalıştayda elde edilen veriler, -rapor taslağında yer alanlar da dâhil olacak şekilde- en geniş haliyle ve kitap formatında olmak üzere (basılı ve e-nüsha), mümkün olan en kısa sürede kamuoyuyla paylaşılacaktır.

ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

Posted by: bluesyemre | December 7, 2017

Peksimet Çocuk Kütüphanesi 1 yaşında

http://peksimetcocuk.kitapi.net/blog

http://listelist.com/peksimet-cocuk-kutuphanesi/

http://www.bodrumluculuk.com/peksimet-cocuk-kutuphanesi-acilisi/

 

73711

Kütüphaneciler bilgi aktarımının kullanıcı odaklı olmasını sağlar | Foto (kesit): © SLUB Dresden/Henrik Ahlers CC BY-SA 4.0

Veri işleme uzmanı (data librarian), kaynak yöneticisi ve toplumsal bütünleşmenin aracısı: Kütüphanecilerin görev alanı hiç bu kadar geniş kapsamlı olmamıştı. Böylesine farklı talepler karşısında kütüphanecilerin ortak bir meslek profiline sahip olmaları hâlâ mümkün mü?

Suriyeli bir kız, annesinin Ahrensburg Şehir Kütüphanesi’nde katılacağı Almanca kursu başlamadan önce resimli kitapları karıştırıyor: Almanya’daki halk kütüphaneleri mülteciler ve iltica başvurusunda bulunanlar için toplumsal bütünleşmenin önemli aracıları haline gelmiş durumda. Goethe-Institut Pekin’de Çinli bir Alman edebiyatı uzmanı, Almanya’daki akademik kütüphanelerin herhangi bir üniversitenin üyesi olmayanların da erişimine açtığı akademik literatür veri bankalarını tarıyor. Kütüphanecilik mesleğinin teknik ve etik ilkelerinden biri de “serbest erişim”. Berlinli bir kütüphane müdiresi Katar’da “Katar Ulusal Kütüphanesi”ni kuruyor: Kütüphaneciler, bir ulusun kültürel ve entelektüel mirasının zor koşullar altında da korunması ve dijital transformasyonla geleceğe aktarılması amacıyla veri yapıları ve bilgi erişimi konusunda özel yöntemler geliştiriyor. Bir arkadaş grubu, Baltık Denizi kıyısındaki Glücksburg kasabasının 6000 sakininin haftada on saate indirilmiş olan kütüphane çalışma saatleri dışında da kaynaklara erişebilmesi amacıyla “açık kütüphane” için mücadele ediyor: Kütüphanecilik mesleğinin görev alanlarından biri de, büyük kentlerin dışında yaşayan insanlara da kütüphane hizmetleri sunmak.

KÜTÜPHANELER KENDİNİ YENİDEN TANIMLIYOR

Yukarıdaki örnekler şunu gösteriyor: Kütüphanecinin görev alanı, öngörülebilir siyasi, teknik, demografik ve toplumsal gelişmeler doğrultusunda yeniden biçimlenmekle kalmaz, tüm bu gelişmelere olumlu etkide bulunmayı da amaçlar. Zira kitapların sonunun geldiğine, analog bilgi depoları ile dijital bilgi depolarının birbirleriyle çatıştığına, bilgi ve kültürle buluşma yerlerinin yok olacağına dair o apokaliptik tabloyla ilgili tartışmaların geride kalmasının ardından rahat bir nefes alan kütüphaneciler kendini yeniden tanımlıyor.

https://www.goethe.de/ins/tr/tr/kul/mag/20990260.html

Older Posts »

Categories

%d bloggers like this: