Posted by: bluesyemre | July 23, 2016

This is how people ignored each other before #smartphones

CoDfqLrW8AA9Udo

books

I have been a nerd my whole life. I was always “that kid,” the one who read in a corner at recess and talked about Jo March and Ponyboy as though they were real people. I have a vivid memory of myself at 8 or 9, staying up far past my bedtime to read Katherine Paterson’s “Bridge to Terabithia” by flashlight. When I reached the gut-wrenching ending, I began sobbing loudly enough to summon my mother from down the hallway.

As soon as she saw the book in my hand, she knew nothing was actually wrong. “I think I comforted you,” my mom told me recently. “I hope I didn’t say, ‘Stop crying, it’s not real.’ ” (She claims not to remember any details of this incident.)

When I told this story to Keith Oatley, a perfect stranger, he told me I didn’t need to feel silly for getting so worked up over the fates of fictional characters.

“You were just being a human being,” he said.

https://www.washingtonpost.com/news/speaking-of-science/wp/2016/07/22/does-reading-fiction-make-you-a-better-person/

asiyan-muze-600X399-300x200

Sait Faik Abasıyanık Müzesi

Burgazada’ya daha ayağınızı bastığınız anda Sait Faik’in öykülerinden birinin içine dalmış gibi olursunuz. Birkaç sokak yukarı çıkıp yazarın evinin bulunduğu, Çayır Sokağa geldiğinizdeyse o naifliğin tam kalbinde buluverirsiniz kendinizi. Bu güzel insanın anılarına tanık olacağınız müze evi, kendisinin vasiyeti sayesinde ücretsiz. En çok sevilen müze evlerden biri olan Sait Faik Abasıyanık Müzesi’ni; Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri 10.30-18.00 arasında ziyaret edebiliyorsunuz.

Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi

Gülhane Parkı içinde bulunan Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi, Pazartesi’den Cumartesi gününe kadar 10.00-19.00 arasında herkese ücretsiz olarak açık. Üstelik müze içinde bulunan piyanoyu isterseniz kullanabiliyorsunuz. Tanpınar’ın adının verildiği kütüphanede 9000 kitabın yanı sıra, 33 farklı yazara ait eşyaya ulaşabilirsiniz.

Aşiyan Müzesi

Bebek’te, Aşiyan Yokuşunda bulunan evini, Tevfik Fikret bizzat kendisi tasarladı ve Farsça’da “yuva” anlamına gelen aşiyan ismini kendisi verdi. Evin çizimlerinin bulunduğu orijinal projeler de müzede sergileniyor. Boğazın kenarında müthiş bir huzura sahip Aşiyan’ı ziyaret ederek, Tevfik Fikret’in yaşamının önemli bir parçasını görmek isterseniz Pazartesi hariç her gün 9:00-16:00 arası sizi bekliyorlar.

Orhan Kemal Müzesi

Cihangir’deki Orhan Kemal müzesi hafta içi her gün 10.00-19.00 arası yazarın sevenlerine açık. Girişin ücretsiz olduğu müzede Orhan Kemal’e ait kitaplar, fotoğraflar ve eşyalar sergileniyor. Yazarın oğlu Işık Öğütçü’nün girişimiyle açılan müzede bulunan belgeler Orhan Kemal’e karşı sevginizin katlanarak artmasına ve hüzünle dolmanıza neden olabilir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar Müze Evi

Adalardaki bir diğer edebiyat müzesi durağı ise Heybeliada’da ruhban okulunun tam karşısındaki Hüseyin Rahmi Gürpınar Müze Evi. Adanın muhteşem bir konumunda bulunan bu güzel manzaralı eve ulaşmak için biraz efor sarf etmeniz gerekecek.

Kemal Tahir’in Evi

Kadıköy Şaşkınbakkal’da son yıllarını geçirdiği evinde yazarın kitaplığı, kişisel eşyaları, daktilosu, yatak odasını görebilirsiniz. Müze evinin kapıları hafta içi her gün 09.00 – 18.00 arası ziyaretçilere açık.

Masumiyet Müzesi

Orhan Pamuk’un romanıyla aynı ismi taşıyan Masumiyet Müzesi’nde roman kahramanlarının kullandıkları eşyalar, giysiler ve daha birçok detay sergileniyor. Mimari yapısıyla da dikkat çekici olan müzeyi gezmek isterseniz romanı okumuş olmak zorunda değilsiniz. Salı, Çarşamba, Cuma, Cumartesi, Pazar günleri 10.00-18.00 Perşembe günü ise 10:00-21:00 arası açık olan müzenin ne yazık ki, öğrenciyseniz 10, değilseniz 15 TL ücreti var.

Adam Mickiewicz Müzesi

Polonya’nın milli şairi Adam Mickiewicz Türkiye’ye olan sevgisini bir zamanlar şöyle ifade etmiş; “Polonya’nın, komşu düşmanlar tarafından ezilmesine hiçbir devletin ses çıkarmadığı günlerde, tek dostumuz Türkler olmuştur. Biz Türkler’i düşmanımızın önünde eğilmediği ve Polonya’nın işgalini kabul etmediği için, üstün bir millet olarak severiz.”

Yazarın son günlerini geçirdiği Beyoğlu’ndaki evi de müzeye çevrilmiştir.

http://www.edebiyathaber.net/iste-istanbulda-yasayan-edebiyat-tutkunlarinin-ziyaret-etmesi-gereken-8-muze/

Posted by: bluesyemre | July 23, 2016

Why #Libraries are everywhere in the Czech Republic

wit-czech-master768

In the age of Amazon and the internet, the idea of going to a public library to borrow a book may seem ever more quaint and old-fashioned in many parts of the world, but one country, at least, is clinging to it tenaciously: the Czech Republic.

There are libraries everywhere you look in the country — it has the densest library network in the world, according to a survey conducted for the Bill and Melinda Gates Foundation. There are more libraries than grammar schools. In fact, there is one library for every 1,971 Czech citizens, the survey found — four times as many, relative to population, as the average European country, and 10 times as many as the United States, which has one for every 19,583 people.

Why so many Czech libraries? Well, for decades they were mandatory — every community, from a big city down to a tiny village, was required by law to have one.

The law was enacted in 1919, soon after Czechoslovakia emerged as an independent country. The idea was to promote universal literacy and education after the country was free of the German-speaking Austro-Hungarian Empire. And it worked.

http://www.nytimes.com/2016/07/22/world/what-in-the-world/why-libraries-are-everywhere-in-the-czech-republic.html?_r=0

Emory University and the Georgia Institute of Technology today dedicated a new joint Library Service Center (LSC), a collaborative project that houses a shared collection of materials, provides delivery services and frees space on the main campuses at both universities.

The LSC, located at Emory’s Briarcliff Road property, is a secure, 55,000-square-foot, climate-controlled facility that employs state-of-the-art equipment and technology to house both special and general library collections, provide free access to them, and ensure cost-effective, long-term preservation of the materials.

“The new Library Service Center is a shining example of the long and productive public-private partnership between Emory and Georgia Tech,” says G.P. “Bud” Peterson, president of Georgia Tech. “Our complementary strengths produce powerful synergies. Our collaborations exist because both institutions believe great things happen when we work together to tackle big challenges.”

http://www.library.gatech.edu/

http://libraries.emory.edu/

http://www.news.gatech.edu/2016/03/17/emory-georgia-tech-dedicate-joint-library-service-center

http://weblog.library.gatech.edu/news/2016/07/18/georgia-tech-emory-begin-resource-sharing/

Posted by: bluesyemre | July 23, 2016

The Record Collection by Jeff Buckley

jeff buckley

I don’t really need to be remembered, I hope the music’s remembered…

http://www.jeffbuckleycollection.com/

0000000702983-1

İstanbul o kadar zengin, o kadar dolu bir şehir ki, keşfetmesi ayrı, tatması ayrı bir güzel. 8 sene önce, Türkiye’nin en lezzetli hareketi olarak başladığımız sonradan Gurmeler topluluğu olarak, köşe bucak büyülü şehrin en mütevazı ve en lezzetli duraklarını sizler için araştırdık, ve bu cep kitabında derleyip, İstanbul’un en geniş lezzet rehberini hazırladık. Şimdi, büyük özveri ve titizliklikle hazırladığımız kitapla büyülü şehir İstanbul’u keşfetme hatta tabiri caizse yeme zamanı…Haydi durmayın, çıkın bu dünyalar güzeli İstanbul’un lezzet kokan sokaklarına!

http://www.idefix.com/Kitap/Yerim-Seni-Istanbul/Kolektif/Hobi/Yemek-ve-Tatli/Yemek-Kitaplari/urunno=0000000702983

9781783300105

This book gives an overview of altmetrics, its tools and how to implement them successfully to boost and measure research outputs.

New methods of scholarly communication and dissemination of information are having a huge impact on how academics and researchers build profiles and share research. This groundbreaking and highly practical guide looks at the role that library and information professionals can play in facilitating these new ways of working and demonstrating impact and influence.

Altmetrics focuses on research artefact level metrics that are not exclusive to traditional journal papers but also extend to book chapters, posters and data sets, among other items. This book explains the theory behind altmetrics, including how it came about, why it can help academics and where it sits amongst current measurements of impact.

Editor Andy Tattersall draws on the expertise of leading altmetric innovators and practitioners, with chapters from Euan Adie, the founder of Altmetric.com; William Gunn, the Head of Academic Outreach at Mendeley and Ben Showers, author of the bestselling Facet title Library Analytics and Metrics.

Readership: Altmetrics will empower library and information professionals working in higher education, researchers, academics and higher education leaders and strategists to develop the skills and knowledge needed to introduce and support altmetrics within their own institutions.

http://www.facetpublishing.co.uk/title.php?id=300105#.V5MKY7h96Uk

MODOBAG is the world’s first motorized, smart and connected carry-on that gets savvy travelers, tech enthusiasts and urban day-trippers to their destination up to three times faster than walking.

Facebook

Twitter

Instagram

Pinterest

YouTube Channel

http://modobag.com/

Posted by: bluesyemre | July 22, 2016

Raphael Research Resource

 

Untitled

The study of paintings by Raphael has produced an exceptional collection of material over the 500 years since their creation in the sixteenth century, covering their history and provenance as well as the materials and techniques used in their making.

With the Research Resource, The National Gallery, London, and its partners (Accademia Carrara di Belle Arti, C2RMF, Dulwich Picture Gallery, Galleria Nazionale dell’Umbria, Gemäldegalerie, Staatliche Museen, Graphische Sammlung, Städel Museum, Isabella Stewart Gardner Museum, Museu Nacional de Arte Antiga, Museu de Arte de São Paulo Assis Chateaubriand, Musée Condé, National Gallery of Art, North Carolina Museum of Art, Norton Simon Museum, Pinacoteca Comunale di Città di Castello, Pinacoteca Tosio Martinengo, Pinacoteca di Brera, Réunion des musées nationaux, Staatliche Kunstsammlungen Dresden, Gemäldegalerie Alte Meister, Szepmuveszeti Museum, The British Museum, The J. Paul Getty Museum, The Metropolitan Museum of Art, The Morgan Library and Museum, The National Gallery of Scotland and The Royal Collection) are pleased to present this wealth of information to specialists and the general public alike. Initially the project was based on the extensive studies of the ten paintings by Raphael in the Gallery collection, but it has now been developed to hold information provided by a growing number of other institutions and collaborators.

http://cima.ng-london.org.uk/documentation/index.php

Posted by: bluesyemre | July 22, 2016

100-Year-Old Theatre Converted Into Stunning #Bookstore

buenos-aires-bookstore-theatre-el-ateneo-grand-splendid-1a

Tucked away in Barrio Norte, Buenos Aires is a beautiful bookshop called El Ateneo Grand Splendid. It is built within the almost 100-year-old Grand Splendid Theater, which opened in 1919. The theatre was later converted into a cinema and eventually, in 2000, it was converted into the El Ateneo Grand Splendid bookshop, which currently welcomes over one million visitors each year.

The stunning building was originally designed by architects Peró and Torres Armengol, then later converted from a cinema into a bookshop by architect Fernando Manzone, who retained many parts of the theatre, including the stage, the balconies, the incredible architectural details and even the red curtains. In 2008 El Ateneo Grand Splendid was named the second most beautiful bookshop in the world by The Guardian, and that’s no surprise considering it’s elaborate décor and classic 1920’s theater feel.

http://www.boredpanda.com/buenos-aires-bookstore-theatre-el-ateneo-grand-splendid/

http://twistedsifter.com/2016/07/buenos-aires-bookstore-inside-100-year-old-theatre/

http://www.yenny-elateneo.com/

how-to-be-productive

Want to know how to be productive? Create goals, make a plan and execute. We all know this is a good idea… and it never, ever seems to work. It’s like simplifying boxing down to “Just go into the ring and punch the other guy until he’s knocked out.” Sounds easy. (Hint: it’s not that easy.) So let’s ask a different question: what’s stopping you from being productive? By fixing those things, we’re well on our way to accomplishment. Whenever you’re not getting stuff done (or not getting the right stuff done), ask which of these 5 is the problem and apply the solution…

http://www.bakadesuyo.com/2016/07/how-to-be-productive/

Posted by: bluesyemre | July 21, 2016

11 #Apps and services for saving money while #shopping

Mobile-Shopping-Apps

Both online and in real life, these apps and sites will help you find deals and save money.

http://netted.net/guides/best-money-saving-shopping-apps-services

Posted by: bluesyemre | July 21, 2016

A brief history of #ContentMarketing (#infographic)

History-of-Content-Marketing-Infographic-2016_FINAL-768x3206

https://contently.com/strategist/2016/07/19/infographic-the-history-of-content-marketing/

Posted by: bluesyemre | July 21, 2016

All the World’s #immigration visualized in one map

This map shows the estimated net immigration (inflows minus outflows) by origin and destination country between 2010 and 2015. Blue circles = positive net migration (more inflows). Red circles = negative net migration (more outflows). Each yellow dot represents 1,000 people. Hover over a circle to see that country’s total net migration between 2010 and 2015. Click a circle (or tap the circle twice on mobile) to view only the migration flows in and out of that country.

http://metrocosm.com/global-immigration-map/

https://www.weforum.org/agenda/2016/07/the-worlds-immigration-in-one-map

v2_CLP

Üniversite adayları için hazırlanan; kontenjan, puan ve ücretlere ilişkin bilgilere yer verilen “Aday Öğrenci Bilgilendirme Kitapçığı”na aşağıdaki linkten ulaşılabilmektedir.

http://uniaday.atilim.edu.tr/dosya/atilim_burslar/

Fakülteler bazında kontenjan, puan ve sıralamalara dair bilgilere ise aşağıdaki linkten ulaşılabilmektedir.

http://uniaday.atilim.edu.tr/kontenjan-ve-puan-2014

http://atilim.edu.tr/haber/tercih-2016-5387

Posted by: bluesyemre | July 20, 2016

Suçlu kim? Levent Üzümcü

79870fa6599eb1f4ac6899246902c53b79416d67bba0fbf7baa501c2ec045718

Suçlu kim?

Sene 2001. İmralı Adası’nda Jandarma Komando Asteğmen olarak görev yapıyorum. Subay odalarının bulunduğu bölümde bir Asteğmen arkadaşımla sohbet ederken, diğer odadaki Asteğmen arkadaşımızın telefonla yüksek sesle konuştuğunu duyduk. Kafamızı dışarı çıkartıp sesin geldiği yöne doğru baktık. Asteğmen “emredersin komutanım!” diyerek bağırdı ve telefonu kapattı. Hemen ardından da 10 tane şnav çekti ve tekrar telefonu eline alıp bölük komutanını aradı. “Emrettiğiniz gibi, 10 şnav çektim, arz ederim komutanım!” diye tekmil verdi ve telefonu kapattı…

Böyle bir şeydir askerlik. Rütbenizin ne olduğu mühim değildir. Mantığın bittiği yerde askerlik başlar derler ama, kendi içerisinde bir mantığı vardır askerliğin. En önemli mantık ise emri sorgulamamaktır. Önce Tuzla, sonra da Eski Foça’da bu mantıkla eğitildik biz de. Emrimizin altındaki askerler, yani erler, onbaşılar, çavuşlar bizden çok daha bilgili, çok daha yiğit olmasına rağmen, sırf rütbemiz yüzünden biz ne dersek onu yapardı, hiç bir mantık aramadan.

Bak kardeşim;

Sen işte bu çocukların tatbikat yalanıyla şehirlere salındığı, halk ile karşı karşıya getirildiği bir sözde darbeyi bastırdığını düşünüyorsun. Almışsın eline bayrağını, kornalarla zafer turu atıyorsun. Sanıyorsun ki senin iman gücün durdurdu o tankı, topu, tüfeği. Hiç yanıbaşında G3 ateşledi mi biri, ya da tank topu ateşlendi mi bilmiyorum ama, bırak o imanı, osuruğu düğümlenir adamın. O çocuklar darbe için orada olduklarını bilmeden, ne yaptıklarını bilmeden indi o meydanlara. Korumak için and içtiği, gerekirse korkusuzca ölüme gittiği bu vatanın insanına mermi sıkmayacağı için de teslim oldu işin rengi ortaya çıkınca.

Sen ne yaptın?

Davul zurna ile askere yolladığın, en büyük asker bizim asker diye halay çekip yol kestiğin, şehit olduğunda “şehitler ölmez vatan bölünmez” diye slogan atıp ağıtlar yaktığın bu “çocuk”ları linç ettin ellerinde silah yokken. Türk Milleti’nin tarihinde silahsız olana güç kullanmak var mı? O çok övündüğün Osmanlı, silahını bırakıp telim olmuş “düşman” askerinin kılına zarar getirmiş mi?

İnsanlıktan çıktın kardeşim. İnsanlıktan çıkmaya o kadar hazırmışsın ki, karşındaki kaç yaşında, silahı var mı yok mu, düşman askeri mi yoksa senin askerin mi bakmadan linç ettin.

Günlerdir yazdıklarıma yorumlar yazan, küfreden yandaş arkadaşlar. Sizin mantığınız çok almasa da, ben bu ülkenin Cumhurbaşkanı’ndan nefret etmem. İktidar Partisi’nden nefret etmem. AKP yandaşlarından nefret etmem. Sırf benim gibi düşünmediği için birinden nefret etmem. Benim doğamda bu yok. Ama sorgularım. Bir vatandaş olarak sorgularım. Aklıma yatmayan bir şey olursa eleştiririm. Nefret ettiğim için değil, bu ülkeyi daha yaşanılır bir yer olarak görmek istediğim için. 77 milyonun her bir bireyi aynı düşünemez ki, bunu bilirim. Fikir ayrılıkları, inanç ayrılıkları mutlaka olacaktır ve bu ayrımla yaşamak zorundayım. Ancak günün sonunda aslolan vatandır, bayraktır. Sen sözde vatan kurtardığını zannederek kornalarla şehir turu atarken, ben bir kaç kendini bilmez, gerizekalı komutan yüzünden ölen sivillere, halk tarafından linç edilen askerlere, Boğaz Köprüsü’nde evine gitmeye çalışırken öldürülen insanlara ağlıyordum.

Neden soru soruyorum biliyor musun? AKP li olmadığım, Erdoğan’ı ya da başka birini sevmediğim için değil. Bu salakça işe kalkışan komutanlar o mevkilere nasıl geldiler? Kimler ne zaman onları oraya koydu? Tekrar aynı şeyler olabilir mi? Bir gün Boğaz Köprüsü’nde işten eve dönerken ölmeyeceğimin ya da ölmeyeceğinin garantisi var mı? Bu ülkede artık darbe olmasın, hoşumuza gitse de gitmese de halkın dediği olsun, biz derdimizi o halka anlatmaya çalışalım, anlarsa ne ala, anlamazsa vatan sağolsun diye düşündüğüm için soru soruyorum.

Gözün o kadar kör ki, soru soranın darbeci olduğunu düşünüyorsun. Aklın o kadar ele geçirilmiş ki, iktidar yanlısı değilse darbe yanlısıdır diyorsun. Kızıyorsun, küfrediyorsun, kinini kusuyorsun ve dinlemiyorsun. Dinlemediğin için duymuyorsun.

Yarın bir başkasının senin kafanı kesmeyeceğinin garantisi var mı? Sakın “gerekirse canım feda” deme. Ağzına hiç silah sokuldu mu senin? Kör bıçakla üzerine geldi mi hiç kimse? O kadar kolay değildir canı feda etmek. Adrenalin desteği ile sallamak kolaydır da, işine gücüne giderken yolda önünü kesip de linç etmeye kalktılar mı aklın uçar gider. Bunlar yaşanmasın istiyorum. Tek derdimiz birbirimize ettiğimiz küfürler olsun. Kandırılan çocuklar yollarda kemerlerle dövülmesin, boğazları kesilmesin, kardeş kardeşe kıymasın istiyorum. AKP si, CHP si, MHP si umurumda değil. Bu ülkeye kim hizmet edecekse başım üstüne. Ancak bu ülkeye kim zarar verecekse, soru da sorarım, eleştiri de yaparım, hesap da sorarım.

Bu ülkede 15.Temmuz gecesi kendini bilmez bir kaç komutan yüzünden kabussu yaşadı herkes. Adamlar F 16 lar ile kendi insanını bombaladı. Tanklar ile Boğaz köprüsü’nü kesip, sivillere ateş açtı. Sen kornalarla zafer nidaları atarken, ben bunların nasıl olduğunu, neden olduğunu, ne şekilde mümkün olabildiğini düşünüyorum. Çünkü iman gücünün bir tankı durduramayacağını biliyorum. Elinde sopa ile F 16 ya kafa tutulamayacağını biliyorum. Dolayısıyla bir dahakine o tankı kullanan 22 yaşındaki “çocuk” ya insaf etmezse diye düşünmek istemiyorum.

Benim tarafım belli kardeşim. Ben Türkiye’nin tarafındayım. Bağımsızlık dediğin şey hikaye olmuş artık. Her şeyimizle dışa bağımlıyız. Üretmiyoruz, sadece tüketiyoruz. Akıl yürütmüyoruz, bize ne sunulursa olduğu gibi kabul ediyoruz. Bunu fırsat bilen güç sahipleri rahatlıkla bu ülkede darbe planlayabiliyor. Bundan sıkıldım artık. Türkiye’nin adının darbe ile yanyana anılmasından sıkıldım. Masum ölümlerden sıkıldım. Nefretten sıkıldım. Öfkeden sıkıldım. Dışa bağımlılıktan sıkıldım. Masallardan sıkıldım. Korkmaktan, kendimi güvende hissetmemekten, bugün nerede nasıl öleceğim acaba diyerek evden çıkmaktan sıkıldım.

Yargıda reform yapılması gerekiyor, üretmemiz gerekiyor, ihracat yapmamız gerekiyor, çok çalışmamız gerekiyor… ya biz ne yapıyoruz? Suriyeli mültecileri, darbeyi, IŞİD’i, katliamları konuşuyoruz.

AKP bu ülkenin oy kullanan seçmeninin neredeyse yarısının oyları ile iktidara geldi. Her türlü gücü var. Devlet tüm kurumları ile emrinde. Ordu öyle, emniyet öyle, istihbarat öyle…

Şimdi soruyorum;

Son 2 yılda onlarca bomba patladı bu ülkede. Yüzlerce, binlerce can gitti. Paralel yapı denen şefersizler yüzünden yüzlerce rütbeli asker, tecrübeli asker suçsuz yere hapislerde yatırıldı. 15.Temmuz’da birileri düğmeye bastı ve kendi bilmez vatan hainleri yüzünden onlarca suçsuz insan hayatını kaybetti. Havaalanları folloş oldu. IŞİD’i de giriyor, darbeci askeri de.

Suçlu kim? Sen söyle canım kardeşim. Suçlu kim?

Bana durmadan küfrediyorsun, salya akıtıyorsun ama, asıl sorumlu kim? Asıl suçlu kim, onu söyle. Hiç mi sorumluluğu, suçu yok bu hükümetin? Onlar yönetmiyor mu bu ülkeyi?

Köprü yaptıklarında “helal olsun” diyeceğiz, de, ülkeyi yönetemediklerinde niye hesap soramıyoruz?

Darbeyi hükümet yaptı, havaalanında bombayı AKP patlattı demiyoruz ki. Neden engel olamadı, nasıl engel olamadı, neyi eksik yaptı diye soruyoruz. Bu soruları sormak “vah vah, darbe de olmadı, tüh!” demek değil ki. Sen elbet istediğin yere çekersin yazılanları. İçini boşaltmanın en kolay yöntemi öfkeni bir yere kanalize etmektir.

Sen yine küfret, salyalar akıt da…

Söyle bana, suçlu kim?

O küfrü beraber edelim, o salyayı beraber akıtalım gerekirse düşmana. Sarıklı olsan da, başörtülü olsan da, dindar olsan da, atesit olsan da, Alevi ya da Kürt olsan da fark etmez diyorum, anlamıyorsun.

Bu ülkede 80 can gitti, 1 gün yas ilan edildi. Suudi Prens öldü, 3 gün yas ilan edildi, bir gariplik yok mu diyorum…

Aklına esen darebe mi yapacak bu ülkede, bir gariplik yok mu diyorum.

Ne canlar yitiriliyor, ne gencecik çocuklar şehit ediliyor ülkenin her yerinde, bu kadar çok sela verilmiyor da, gerizekalı bir kaç rütbelinin yediği halt yüzünden dakika başı sela veriliyor, bir gariplik yok mu diyorum. Sen “seladan, ezandan rahatsızsan ülkeyi terk et” diyorsun.

Yazdıklarımı bu sefer üzerine oturduğun uzuv ile değil de, aklınla, gözlerinle okuduğunu ümit ediyor ve tekrar soruyorum canım kardeşim;

Suçlu kim?

http://www.videoseyredin.com/blog/levent-uzumcu-konustu-sosyal-medya-sallandi

top cins

Toplumsal Cinsiyet ve Yansımaları başlıklı bu kitabımız, Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezimizin, Sosyal Bilimler Dergisi, Kadın özel sayısı dışındaki ilk yayınıdır. Kitap olarak ilk yayın olan bu çalışmamız başlıca beş bölümden oluşmuş olup, Toplumsal Cinsiyet ve Kadın, Hukuk ve Kadın, Çevre ve Kadın, Medya ve Kadın, Edebiyat ve Kadın başlıkları altında, Toplumsal Cinsiyet ve kadın ilişkisi farklı boyutlarıyla incelenmiştir. Her bir bölüm o alanda uzmanlaşmış olan merkez elemanları tarafından yazılmış, ve ataerkil düzenin empoze ettiği toplumsal cinsiyet rolünün kadınları nasıl şekillendirdiği gerçeğinden hareketle, Türk kadınının toplumdaki statüsü, bilimsel veriler ışığında irdelenerek farklı alanlarda incelenmiştir. Bu kitabı yayına hazırlamaktaki amaçlarımızdan biri de, kadın sorunlarıyla ilgili olarak okuyucuları yalnızca bilgilendirmek değil, aynı zamanda kadın sorununun farklı alanlarıyla ilgili düşünmeye sevketmektir. Ancak, dileğimiz bunun yalnızca Atılım Üniversitesi ile sınırlı olmayıp diğer üniversitelerdeki okuyucuları da kapsamasıdır. Merkezimiz, bundan sonra da bu tip akademik araştırma ve bilgilendirme nitelikli yayınlar hazırlamaya devam edecektir. Hatta, kitabımızın genişletilmiş baskılarının ileride hazırlanması da düşünülmektedir. Çünkü eksikler ancak zaman içerisinde, okuyucuların da yapıcı eleştirileri sayesinde giderilebilir. Türk kadınının statüsünü iyileştirmek için küçük bir katkı olduğunu düşündüğümüz, Atılım Üniversitesi, Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezinin bu ilk kitabının faydalı olacağı umuduyla, herkese iyi okumalar dilerim.

Yalçın Zaim

Atılım Üniversitesi Kurucusu ve Mütevelli Heyet Başkanı

Toplumsal Cinsiyet ve Yansımaları

http://library.atilim.edu.tr/e-kitap

 

Posted by: bluesyemre | July 20, 2016

BALaT (#Belgian #Art Links and Tools)

BALaT

BALaT replaces the search form of the online photo library and allows you to search 4 different data bases simultaneously:

– KIK-IRPA’s online photo library: 682767 photo negatives covering all aspects of Belgium’s art heritage (visual arts, artistic crafts, architecture, archaeology and landscapes). Some of these photographs date from the end of the 19th century. This collection is constantly expanding thanks to new photographic campaigns and to the photographs of the works of art treated at the institute;

– KIK-IRPA’s Library: 80000 books and articles related to cultural heritage (art history, conservation-restoration and scientific analyses). Every document (journal articles included) is indexed with a specialized thesaurus

http://balat.kikirpa.be/intro.php

Posted by: bluesyemre | July 19, 2016

The Most beautiful #libraries of the world (#infographic)

Ten-most-beautiful-libraries-in-the-world-full-infographic

Posted by: bluesyemre | July 19, 2016

Is #3DPrinting Dying? #makerspace #makerspaces

3d.printing

Inc.’s John Brandon recently wrote about The Slow, Sad, and Ultimately Predictable Decline of 3D Printing. Uh, not so fast.

3D Printing is just getting started. For libraries whose adopted mission is to introduce people to emerging technologies, this is a fantastic opportunity to do so. But it has to be done right.

https://faillab.wordpress.com/2016/07/12/is-3d-printing-dying/

13982122-STANDARD

“Coworking Spaces” denilen paylaşımlı çalışma alanları, bilgi aktarımı ve işbirlikli çalışmanın çığır açan yeni biçimleri olarak görülüyor. Bilgi iletiminin klasik yerleri olan kütüphaneler bu yeni yaklaşımlardan nasıl fayda sağlayabilir? Wolfsburg Şehir Kütüphanesi’nden Uwe Nüstedt ve bir “Coworking Space” ekibinden Christian Cordes ile söyleşi.

Bay Cordes, paylaşımlı çalışma alanı ne anlama geliyor?

Paylaşımlı çalışma alanı, insanların çalışma ortamından WLAN bağlantısı ve yazıcıya kadar bütün altyapı ve kaynakları paylaştığı bir yerdir. Fakat en önemli yönü, kişilerin o topluluğun üyesi olması, diğerlerinin bilgisinden yararlanması, birbirlerine destek sunması ve bu sayede kendi çalışmaları için yarar sağlamasıdır. Bana göre, paylaşımlı çalışma alanları, beş temel değere, yani ortaklık, işbirliği, çeşitlilik, açıklık ve sürdürülebilirliğe dayalı bir hareket.

Bay Nüstedt, kütüphaneler zaten öteden beri paylaşımlı çalışma alanları değil mi?

Nüstedt: Kütüphaneler, insanların bir araya geldiği yerler, işbirlikli çalışma için kullanılan buluşma noktaları olmuştur hep. Yine de, kütüphaneler ile paylaşımlı çalışma alanlarının güncel biçimleri arasında büyük farklar olduğunu düşünüyorum. Şu anda kütüphaneler kendilerini daha ziyade kaynak sağlanması üzerinden tanımlarken, modern paylaşımlı çalışma alanlarında bambaşka bir düşünce, son kertede bilgi alışverişi söz konusu.

Cordes: Ben de şu anda ortak yönlerden ziyade farklılıkların ağır bastığını düşünüyorum. Kütüphanelerden farklı olarak paylaşımlı çalışma alanlarında asıl mesele bir topluluk kurmak, yani “soft skills” denen ince becerileri geliştirmek. Kütüphaneler, sundukları hizmetleri dijital toplumun ihtiyaçlarıyla uyumlandırma yolundalar elbette. Yine de, paylaşımlı çalışma alanı ve işbirlikli çalışma ortamı etiketlerini kullanırken dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum.

http://www.goethe.de/ins/tr/tr/lp/kul/mag/bib/13982118.html

Laura Moulton created a library on wheels to make sure people living outside had access to good books.

Posted by: bluesyemre | July 19, 2016

Everything Librarians Need To Know About Pokemon Go!

Older Posts »

Categories

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 3,000 other followers

%d bloggers like this: