Sinif-yonetimi-infografik

Eğitimciler/öğretmenler olarak zamanımızın çoğu sınıfı yönetmeye çalışmakla geçiyor. Sınıfta kuralları tamamlayıp, düzeni sağladıktan sonrası kolayca geliyor. Peki sınıf yönetimini kolaylaştırmak için neler yapabiliriz. 27 fikri sizin için hazırladık.

http://www.tugbacansali.com/sinif-yonetimi-fikirleri/

Posted by: bluesyemre | September 25, 2017

Türkiye Yardım Sevenler Derneği Dijital Arşivi

tysd

Türkiye Yardım Sevenler Derneği (TYSD), başlangıçta yoksul kadınlara yardım etmek amacıyla ve Atatürk’ün isteği ile 1928 yılında kurulan Türkiye’nin ilk ve en uzun soluklu sivil toplum kuruluşlarından birisidir. Gelecek yıl 90. yılını kutlamaya hazırlanan bu kuruluş Cumhuriyet tarihi için önemli basılı ve görsel belgelere sahiptir.

Hacettepe BBY Bölümü tarafından TYSD için küçük ve orta ölçekli kültürel bellek kurumlarına (kütüphane, arşiv ve müzeler) da örnek olabilecek ve bu türden girişimler için fikir verebilecek bir Dijital Arşiv oluşturuldu. Hacettepe Üniverisitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Araştırma Görevlisi Dr. Tolga Çakmak’ın teknik bilgi ve becerisi, BBY Bölümü öğrencilerinden Begüm Taşdan ve Yasemin Aydın’ın katkıları ile gerçekleştirilen çalışmanın sonunda ortaya böylesine önemli bir kuruluşun güzel ve işlevsel dijital arşivi çıktı.

TYSD Arşivi, Türkiye’den 64 arşivin yer aldığı Registry of Open Access Repositories (ROAR) adlı açık erişim platformunda da yer almaya başladı.

http://tysdarsivi.hacettepe.edu.tr/

Posted by: bluesyemre | September 25, 2017

#Libraries kick-starting the next generation of #entrepreneurs

On 21st September thousands of aspiring entrepreneurs across the country will head to their local library to attend free training and inspirational talks as part of the British Library’s national Start-up Day.

Building on the British Library’s first-ever Start-up Day in September last year, where over 700 people took part in an action-packed day, this year we’re planning for a Start-up Day that’s bigger than ever!

Events will be taking place not just in London, but simultaneously in partner libraries right around the UK through the Business & IP Centre National Network: Birmingham, Devon, Hull, Leeds, Liverpool, Manchester, Newcastle, Northamptonshire, Norfolk and Sheffield – and also in Nottingham, Glasgow, Aberdeen and Worcester.

The British Library Business & IP Centre has been helping entrepreneurs from all walks of life to start, protect and grow successful business for over eleven years. It provides access to the UK’s largest collection of intellectual property resources, business data and market research alongside free and low-cost training and support in our inspiring, accessible space. In this time we have supported over half a million people, and enabled the commercialisation of thousands of new ideas. Since 2012 we have been developing the Business & IP Centre Network, helping libraries around the country become engines of economic growth, with ambitions to continue to grow to 20 Centres by the end of the decade.

https://librariestaskforce.blog.gov.uk/2017/09/18/libraries-kick-starting-the-next-generation-of-entrepreneurs/

Posted by: bluesyemre | September 25, 2017

#TürkEdebiyatı İsimler Sözlüğü

teis

İnsanlıkla yaşıt bir bilim dalı olan biyografi, toplumların sosyal ve kültürel gelişmişliğinin de önemli göstergelerinden biridir. Bu anlamda dünyanın en zengin biyografi geleneği, İslam medeniyetine ve dolayısıyla onun önemli bir parçası olan Türk toplumuna aittir. Özellikle Osmanlı Dönemi, başta şair biyografileri olmak üzere, bilginler, devlet adamları, hattatlar ve musikişinaslardan çiçek yetiştiricilerine kadar her konuda, pek az topluma nasip olacak zenginlikte bir biyografi geleneğine sahiptir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü adını taşıyan proje, başlangıçtan 20. yüzyıla gelinceye kadar Türk edebiyatına ait şair ve yazarların biyografilerini modern biyografi anlayışına göre ele alan bir çalışmadır.

Genel Ağ ortamında bütün dünyanın hizmetine sunulan Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, belirli aralıklarla yeni araştırmalar ışığında güncellenecektir.

http://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/

Bu videoyu izlerken, kendinizi oldukça “sabit” ve “hareketsiz” sanıyor olabilirsiniz. Çok ama çok yanılıyorsunuz.

GoT-micromanagers

Absolutely no one likes to be micromanaged. It’s frustrating, demoralizing, and demotivating. Yet, some managers can’t seem to help themselves. Dealing with a controlling boss who doesn’t trust you is tough, but what if you’re the one doing the micromanaging?

If you’re like most micromanagers, you probably don’t even know that you’re doing it.

Here are the signs that you may be falling in the trap of micromanagement and four strategies to help avoid that.

https://www.hbrascend.in/topics/infographic-signs-micromanager/

Print

With the fast advancement of digital technologies and the allure of entrepreneurial lifestyle, plenty of people in different professions turn to coding thinking that the future will require even more IT skills than today. Although I do not question the importance of digital literacy in general, I believe medical professionals should rather master soft skills and acquire a futurist mindset than go for coding if they truly want to prepare for the coming decades.

https://www.linkedin.com/pulse/future-empathy-coding-bertalan-mesk%C3%B3-md-phd/

 

Medical-Cultures-Final

Despite the rapid advances in medical technology, there is still a huge disparity between the ways in which different cultures deal with healthcare. There are a variety of factors which dictate this including population density, access to funding and the level of training available to healthcare professionals.

Drawing from a variety of respected medical reporting sources including the World Health Organisation and The Lancet we have been able to ascertain the pros and cons of different countries’ approaches while also discovering some intriguing facts along the way.

By looking at the number of doctors and beds per patient (amongst other variables), we’re able to get an idea of the standard of care you can expect to receive. This graphic presents key medical statistics from across the globe to determine which healthcare systems are world leaders.

https://www.gapmedics.com/blog/2017/08/21/eye-opening-insights-global-medical-cultures/

Posted by: bluesyemre | September 22, 2017

#OpenAccess #Books on #JSTOR

jstor_logo_large

More than 2,000 Open Access ebooks are now available at no cost to libraries or users. These titles reflect JSTOR’s high standards for quality content; we’ve partnered with leading publishers such as University of California Press, University of Michigan Press, ANU Press, and Cornell University Press.

These titles are freely available for anyone in the world to use. Users won’t need to register or log in, and there are no DRM restrictions or limits on chapter PDF downloads or printing. The ebooks are also preserved in Portico, ensuring that they will be available to researchers in perpetuity.

Title list

https://about.jstor.org/whats-in-jstor/books/open-access-books-jstor/

IMG_2157

IMG_2158

Merkez Üs: Böcek Ev
Heykel, malzemeye bağlı bir sanattır. Benim ana malzemem de taş. Taş ağırdır, taşıyamazsın. Çalışırken gürültüsü vardır, tozu vardır. Bir apartman katında çalışamazsın. Hatta düzayak bir yer de bile çalışamazsın gürültüden dolayı. 10-20 kiloluk küçük taşlarla çalışmıyorum. Getirip, götürmek için kamyon, kaldırmak için vinç gerekir. Bunun için hem şehre yakın hem şehir dışında bir yerde atölyem olsun istedim. Bu benim uzun yıllardan beri idealimdi. Zaten oldum olası şehirde yaşamak beni sıkmıştır. Ben biraz doğa adamıyım. Öyleyim napayım? Serde Türkmenlik yani göçebelik var. 60 yaşına kadar göçebe gibi yaşadım. Sabit bir yerim yoktu. Nereye gitsem heykeller de peşimden geliyordu. 30-40 sene satmadan oraya buraya taşıdığım heykellerim oldu hala da var. Nihayet Cumhuriyet Köyü’nde 5 dönümlük bir tarla satın alıp buraya bir atölye kurma imkânım oldu. Böylece 2000’de yerleşik düzene geçtim. Benim merkez üssüm Böcek Ev oldu. Bu böcek de nereden çıktı diyeceksiniz? Evim atölyem iç içe olsun istiyordum. Enerjimi sadece heykele vermek; evden atölyeye, atölyeden eve gitmek için zaman kaybetmemek; taşları, heykellerimi etrafımda görmek; kahvaltıdan sonra atölyeme hemen girebilmek yani taşlarla birlikte oturmak istedim. Atölyenin genel formunu düşünürken, bu süreçte çeşitli eskizler çizdim. En sonunda kirişi kolunu olmayan tonoz mimarisine karar verdim.

Tonozsuz mimari, en hafif şekilde nasıl yapılabilir araştırırken Amerika’da geliştirilen hangar mimarisine rastladım. O da çok ruhsuz geldi, bana pek yakışmaya bir şeydi. İç içe iki tonoz geçsin arada camlar olsun diye düşünürken, bir böcek formuna benzetmeye başladım. Peki, böcek olsun derken, aklıma bizim bok böceği dediğimiz Mısırlıların mukaddes böceği Scarabe geldi. Küçüklüğümden beri tanıdığım bir böcekti. Onun için annemden çok dayak yemişimdir. Mısır’daki anlamını da bilince bunun bana yakışacağını düşündüm. Ve böcek yorumlamalarına başladım. Bu böcek, tezeklere hayvan pisliklerine dalar kendisinden iki kat daha büyük toplar yapar. Meyilli bir yerde yaptığı çukura yani yuvasına bırakır toplar dönerek o çukura düşerler. En sonunda o topların üstüne yumurtasını bırakır çıkar gider. Yumurtadan çıkan yavrular o tezeklerle beslenir. Böylece pislikten çürümüşlükten yeni dünyalar yaratır. Bu bana özellikle de dünyamızda bozulan insandoğa ilişkisini düşünürsek çok aktüel geldi. Ve evim böyle bir anlam kazandı. Şu anda böcek evin içinde oturuyorum ve böceğin gözlerinden dünyayı seyrediyorum, karnında yemek yiyorum, kuyruğunun gölgesinde de çalışıyorum. İşte size böcek ev!

Böcek yorumlamaları evin her yerinde var. Evi heykel gibi gördüm. Bu evde çizgiler birbiriyle ilintili. Kapı alışıldık değil. Forma uymayan hiçbir şey yapmadım. Her şey forma uyduğu için vardır. İşte, böcek evin başını çevreleyen havuz da böyle oluştu. Suyu ayna gibi kullandım. Suyun yansıma özelliği nedeniyle ev bir anda küreleşti ve yerden koptu.

http://www.mehmetaksoy.com/pPages/pArtist.aspx?paID=627&section=550&periodID=&pageNo=18&exhID=0&bhcp=1

Posted by: bluesyemre | September 22, 2017

Guess the Writer (#quiz #infographic) by #bid4papers

guess-the-writer-bid4papers

Folks who read our blog know that Lesley and I love reading, and that we read a lot. Moreover, we like to draw from time to time, as well as write about books and authors. Today’s post is just about all of that.

The idea behind this appeared quite suddenly. I finished reading Master and Margarita and started exploring Bulgakov’s biography. I wanted to know more about the author as well as find some cool facts about the novel, which I really liked. This is what I found on one of the sites (original illustration by Anton Glotov). I thought it was very stylish. Carefully crafted bits capture the essence and reading atmosphere of the novel. I sent it to a few of my friends and asked them to guess which book was behind the image (not all of them were bookworms, I must admit). Some guessed, while some did not. Others asked if there were any other similar images they could guess literary works from. I suddenly realized that I would happily challenge myself and guess, and guess, and guess again! Several hours of concentrated googling did not yield any results – i couldn’t find anything similar.

“If not me, then who?” I put together a list of authors that had a big impact on me at the time I was reading them. I tried to visualize some of their most influential works in images.

https://bid4papers.com/blog/guess-the-writer/

Posted by: bluesyemre | September 22, 2017

Opposite habits of famous #writers (#infographic) by #bid4papers

bid4papers-opposite-habits-of-famous-writers1

‘There is nothing more certain and unchanging than uncertainty and change.’

Famous authors attract enormous attention. Sometimes daily rituals, habits and customs of famous writers are quite weird indeed. Fans are trying to copy out the behavior of their idols, their wardrobe, and even make numerous plastic surgeries to become one step closer to the stars. The motivation behind such behavior can be explained for sure. It might be either irrational (just to have fun) or rational – to get the same results. E.g., Jack London was a huge fan of Rudyard Kipling, and he rewrote (i.e. w/o a typewriter) his books.

So, what’s the role of writers’ customs in their masterhood? It’s an important question because a clear understanding of reality helps with smarter predictions as to the future. Finding a causation is not easy. Human brain processes images 60 000 times faster than text, so we designed an infographic to visualize a spectrum of famous writers’ customs.

https://bid4papers.com/blog/thoughts-behind-habits-famous-writers/

Posted by: bluesyemre | September 20, 2017

Five Laws of #LibraryScience by Dr. S. R. #Ranganathan

The Five laws of library science is a theory proposed by S. R. Ranganathan in 1931, detailing the principles of operating a library system. Five laws of library science are called the set of norms, percepts, and guides to good practice in librarianship. Many librarians worldwide accept them as the foundations of their philosophy. Dr. S.R. Ranganathan conceived the Five Laws of Library Science in 1924. The statements embodying these laws were formulated in 1928. These laws were first published in Ranganathan’s classic book entitled Five Laws of Library Science in 1931.

These laws are:

  1. Books are for use.
  2. Every reader his / her book.
  3. Every book its reader.
  4. Save the time of the reader.
  5. The library is a growing organism.
These laws of Library Science are the “fundamental laws” of Library Science. These are applicable to any problem in the areas of library science, library service, and library practice. These laws are like pot containing oceans. Prior to their enunciation, the subject of Library Science had no philosophy. These laws gave a philosophical base, guaranteeing an everlasting future to the subject of library science, the profession of librarianship, and the use of libraries. These laws have provided a scientific approach to the subject of library science.

https://librarianshipstudies.blogspot.com.tr/2017/09/five-laws-of-library-science.html

 

The University Library was founded in 1561 by the Jesuit order; it is the oldest library in the country, which was opened to the public in 1876. Until 1949 the Library specialized in the history of religion, theology, philosophy and the universal history of the middle Ages and the Modern Age. The historical collection – including 185 codices, 1150 incunabula and 2600 old Hungarian printed books published before 1711, 7000 volumes from the 16th century, and the oldest manuscript, an 8th century Beda fragment – is part of the Hungarian cultural heritage.

Today the holdings of the University Library amount to 2 million titles, over 200. 000 journals, 600 online periodicals and 100 databases on the Internet.
The Library’s database contains 230. 000 item records, 175. 000 bibliographic records, and 225. 000 authority records. There is also a direct link to the online catalogues of the Central Library of the University of Miskolc and the Central Library of Semmelweis University.
The registration in the University Library is free for every student of ELTE and the student card can be used as the library card.
Besides the traditional library services, the Library provides access to e-text archives, online copies of printed documents, electronic-only materials and CD-ROMs. The Library is member of the “Hungarian Online Librarian”, an online reference service of librarians.

https://www.elte.hu/en/library

Posted by: bluesyemre | September 19, 2017

“THE” Sıralamalarında Üniversitelerimiz – #ErhanErkut

Screen-Shot-2017-09-10-at-23.32.33

Times Higher Education’ın (THE) dünya üniversiteleri sıralamalarında ilk 200’e, 2015’te Türkiye’den 4 üniversite girmişti.  Son sıralamada ise, bırakın ilk 200’ü, ilk 300’e giren üniversitemiz bile yok. Bu 3 yıl içinde ne oldu?  5 sayfalık pdf dosyası the-siralamasinda-universitelerimiz

Times Higher Education’ın (THE) dünya üniversiteleri sıralamalarında ilk 200’e, 2015’te Türkiye’den 4 üniversite girmişti.  Son sıralamada ise, bırakın ilk 200’ü, ilk 300’e giren üniversitemiz bile yok. Bu 3 yıl içinde ne oldu?

http://erhanerkut.com/analiz/the-siralamalarinda-universitelerimiz/

Dijital-doganlar

Modern şehir yaşamında hayatta kalmaya çalışan sıradan bir aile düşünelim. Bu ailede anne baba birlikte çalışıyor. Çocuk okula gidiyor, akşam kursa, sonra ders yapıyor, uyuyor. Anne baba işten yorgun argın geliyor, çocuk bir şey istese de onunla konuşmak yerine anne ya da baba “Çok yorgunum, biraz dinleneyim” diyor ve ellerinde telefonları kendi dünyalarına çekiliyorlar. Çocukların eline bir tablet tutuşturuluyor, çocuklar kendi yalnız dünyasında yaşarken, anne baba ise beyinlerini sanal dünyaya hapsediyor. Durumu biraz dramatize etmiş olsam da çoğumuz bir teknolojik yalnızlaşmanın içindeyiz ve hayatlarımız aşağı yukarı böyle. Bununla birlikte bu noktaya gelişimizde tüm suçun hikâyenin baş aktörleri olan anne babanın olmadığını da söylemeliyiz.. Çünkü her şey o kadar hızlı olup bitti ki, kimsenin dijitalin baş döndürücü hızına ya da sosyal medyanın eğlenceli dünyasına teslim olmaktan başka bir çaresi yoktu. Açıkçası, ebeveynler daha doğrusu yetişkinler için bir nevi iş işten geçmiş olsa da ortada teknolojinin içine doğan bir nesil ve bu neslin geleceği var ki, üzerinde kafa yormamız gereken konuda tam olarak bu aslında. Suçlu olmasa bile gerekli farkındalığa sahip olmadığı için çok da masum olmayan ebeveynlerin her geçen gün teknolojiye daha fazla bağımlı olan çocukları dijital çağda sizce nasıl hayatta kalacaklar? Henüz çocuklarını teknolojiyi ideal dozda kullanarak yetiştirme şansı ve zamanına sahip olanlar anne babalar için bu ay dijital dünyada ebeveyn olmanın detaylarını araştırdık ve sektörden değerli isimlerin katkılarıyla anne babalara bir dijital rehber ortaya koymaya çalıştık.

http://digitalage.com.tr/anne-babalar-icin-dijital-doganlari-hayata-hazirlama-kilavuzu/amp/

smell-of-heritage-1

Sampling of VOCs from an early 20th century Ethiopian codex in the Heritage Science Lab at UCL

We don’t know much about the smells of the past. Yet, odours play an important role in our daily lives: they affect us emotionally, psychologically and physically, and influence the way we engage with history. Can this lead us to consider certain smells as cultural heritage? And if so, what would be the processes for the identification, protection and conservation of those heritage smells? In order to answer these questions, the connection between olfaction and heritage was approached in three ways: (1) through theoretical analysis of the concept and role of olfaction in heritage guidelines, leading to identification of places and practices where smell is fundamental to their identity, (2) through exploration of the evidence for use of smells in heritage as a tool to communicate with audiences; and (3) through experimental evaluation of the techniques and methods for analysing and archiving the smells, therefore enabling their documentation and preservation. We present this through the framework of Significance Assessment—Chemical Analysis—Sensory Analysis—Archiving. The smell of historic paper was chosen as the case study, based on its well-recognized cultural significance and available research. Odour characterization was achieved by collecting visitor descriptions of a historic book extract through a survey, and by conducting a sensory evaluation at a historic library. These were combined with the chemical information on the VOCs sampled from both a historic book and a historic library, to create the Historic Book Odour Wheel, a novel documentation tool representing the first step towards documenting and archiving historic smells.

https://heritagesciencejournal.springeropen.com/articles/10.1186/s40494-016-0114-1

https://nationalheritagescienceforum.wordpress.com/2016/03/20/this-is-heritage-science-smell-of-heritage/

Posted by: bluesyemre | September 19, 2017

#PalmeYayınevi yaratıcı 2017 reklamları

PALME_2017_KAMPANYA_2

PALME_2017_KAMPANYA_52X82CM_ANKARA_OTOBUS_1

http://www.palmeyayinevi.com/

goose-620x400

Müzik dinlerken, tüylerinizin diken diken olması ya da boğazınıza bir yumru oturmuş gibi hissetmek nadir ve benzersiz bir duygudur. Harvard’dan eski lisans öğrencisi Matthew Sachs, geçen sene bu duygunun nasıl tetiklendiğini öğrenmek için müzikten etkilenen bireyleri inceledi.

Araştırmada 20 öğrenci incelendi. Bunlardan 10’u, müzikle ilgili yukarıda sözü edilen duyguları yaşadı, diğer 10’unda ise herhangi bir etkiye rastlanmadı ve hepsinin beyin taramaları yapıldı. Sachs, müzikle duygusal ve fiziksel bağ kurmayı başaranların, diğerlerinden farklı beyin yapısına sahip olduklarını keşfetti.

Araştırma, işitme korteksi ve duyguları işleme alanları birbirine bağlayan liflerin daha yoğun olduğunu gösterdi; bu da ikisi arasında daha iyi bir iletişim kurulduğu anlamına geliyor. Sachs’ın bulguları Oxford Academic’de yayınlandı ancak Neuroscience tarafından şu sözlerle aktarıldı:

“Fikir, iki bölge arasında daha fazla lifin ve artan verimliliğin olması anlamına gelir ki bu da aralarında daha fazla işlem gerçekleştiğine emin olmanız demektir.” Müzik tüylerinizi diken diken ediyorsa, bu, daha güçlü ve daha yoğun duygulara sahip olma ihtimalinizin yüksek olduğu anlamına gelir.

Artı bu hisler, bir laboratuvar ortamında kontrol edilemez şekilde belli bir şarkıyla bağlantılı anılarla da ilişkilendirilebilir. Çalışma şu an için küçük boyutlu görünüyor olabilir, ama Sachs halen belli reaksiyonların dışa vurumunu sağlayan şarkıları dinlerken beyinde oluşan etkinliklere odaklanan daha ileri araştırmalar yürütüyor.

Bunu yaparken nörolojik olarak bu reaksiyonlara neyin neden olduğunu öğrenmeyi ve aslında psikolojik rahatsızlıklar için tedaviye dönüşmesini umuyor. “Depresyon, günlük hayatın tadını çıkarma yeteneğinden yoksun bırakır. Duyguları keşfetmek için bir terapide müzik kullanabilirsiniz.”

http://www.rotka.org/muzik-tuylerinizi-urpertiyorsa-ozel-bir-beyne-sahip-olabilirsiniz/

http://indie100.com/

https://www.instagram.com/seywan.saedian/

http://www.kutuphaneci.org.tr/her-seye-ragmen-okuyorum/

https://bianet.org/biamag/sanat/184811-iranli-kurt-heykeltiras-seywan-saedian-heykel-yapmak-benim-icin-bir-oyun

 

21641118_10155766005733967_5212437613614610252_o

Kuram (teori) kavramı Yunanca “görmek” anlamına gelmektedir; bilmek, kavramak, anlamak olarak da düşünülebilir. Kuram kavramlarla uğraşır, onları üretir ve onlarla ilerler, konuşur. Evrene, dünyaya, topluma ve insana dair gerçeği bilmemizi/kavramamızı sağlayan, bunun için kavramlar üreten bir alandır kuram. Bilgi ve belge yönetimi alanında nereye doğru gittiğimizi anlamak, geleceği görmek, bu alanın gerçeğini kavramak ancak kuramsal yaklaşımlarla olanaklıdır. Hele bir uygulama alanı olarak teknolojinin alanımızdaki ağırlığı ve deyim yerindeyse, “meydan okumaları” bu denli artmışken kuram bir o kadar gerekli, önemli ve değerli görünmektedir. Evet, kuramın teknolojiyi de içine alarak bilgi ve belge yönetimi alanı için sağlam zeminler ve içerikler, yol gösterici kavramlar üretmesi gerek. Ne yazık ki son dönemlerde, özellikle “teknolojist” ya da “ekonomist” bakış açısı ile gerilere itilen kuram, ciddi meydan okumalarla ve hatta bir ilaç için kullanım bilgileri veren prospektüs konumuna indirgenme ile karşı karşıyadır. Teknolojiyi kuram içinde konumlandırmamız gerek. Ancak şu an kuram teknoloji içinde ya da ona göre konumlandırıyor gibi. “Bu alanın ve mesleğin yok olacağına” dair “rivayetleri” içerecek noktalara ulaşan bu meydan okumaya yanıt yine kuram ile verilmelidir. Bu yayının temel gerekçesi bu meydan okumalara küçük de olsa bir yanıt verme çabasıdır. Kuram bir bilgi alanının/disiplinin içeriği ve temeli anlamına gelir. Kuramı zayıf bir alanın temeli ve içeriği zayıf demektir. Kuramsal zayıflama ve geriye gidiş o alanın ve dolayısıyla uygulamanın da geriye gidişine neden olur. Bu yayın, alanımızda kuramsal geriye gidiş ve zayıflamaya karşı küçük bir çabadır.

21586525_10155766008353967_5300408129328575347_o

21641054_10155766008718967_3669671732056410718_o

http://hiperlink.com.tr/kitaplarimizDetay.asp?KitID=208

Posted by: bluesyemre | September 19, 2017

Tiyatro Mevsimi Başlıyor, Yeni Oyunlar Sahnede Yerini Alıyor!

SDK_2394-1024x683

Artık hasret sona eriyor, tiyatroseverlerin en sevdiği mevsim, perdeyi aralıyor. 2017-2018 tiyatro sezonu yeni oyunlarla sahneleri şenlendiriyor.

Ve gerisayım başladı. Eylül ile birlikte hem tiyatroları hem de bizi şimdiden bir telaş aldı. Onlar yeni oyunlarına hazırlık yapadursun, bizler de listelerimizi oluşturup bilet alma çalışmalarına başladık. Oyunların duyurularını okudukça, bu sezon bereketli olacağa, çoğunlukla Shakespeare’a adanacağa ve yaklaşık dokuz ay boyunca tiyatroya fazlasıyla doyacağımıza benzer.

Sözü fazla uzatmayalım, yeni sezonda (kendi listeme) göre bizi nelerin beklediğine gelin hep birlikte bakalım:

Rahvan Giden Atlılar: Bir Özen Yula hayranı olduğumdan, en iyi oyunum dediği Rahvan Giden Atlılar’ı da listemin en başına koydum. Tatavla Sahne’de 1 Ekim’de perdeyi açacak bu oyun, ödüllü iki oyuncuyu bir araya getiriyor. Eraslan Sağlam yönetiyor, Edip Tepeli ve Erhan Tuna sahnede yerini alıyor.

Othello: Bu sezonu şimdiden Shakespeare sezonu diye ilan etsek yanlış olmaz sanırım. İlk adımı Versus Tiyatro atıyor. Zaten Shakespeare oyunları önceliğimdir, Versus Tiyatro yaparsa, daha çok önceliğimdir. Kayhan Berkin yönetiyor, Othello’yu Öner Erkan ve Iago’yu Eser Eyüboğlucanlandırıyor.

Kürklü Venüs: Geçen sezon Joko’nun Doğum Günü ile ödülleri toplayan Yolcu Tiyatro, bu sezon da iddialı olacağa benziyor. Ersin Umut Güler, hem yönetmenliğini üstleniyor hem de Pervin Bağdat’la aynı sahneyi de paylaşıyor. Kadro güzel, oyun güzel, biz de heyecanlıyız o zaman!

FırtınaModa Sahnesi, geleneği bozmuyor, bu sezon da bir Shakespeare oyununu beğenimize sunuyor. Kemal Aydoğan yönetiminde Hüseyin Avni Danyal, Mehmet Esen, Mürsel Yaylalı, Gürsu Gür, Zeynep Tuğçe Bayat, Selen Şeşen, Münircan Cindoruk, Yaşam Bayram Gül, İnanç Koçak, Kaan Songün, Ertürk Erkek provalara başladı, ekim ayında perdelerini açmak için heyecanlılar.

Çocuk İstiyorumTiyatro Keyfi, yeni sezonda tiyatroseverlere ilk olarak Çocuk İstiyorum’u sahneleyecek. Önce oyunun kadrosu, sonra da hikayesi izlemem için en büyük iki sebep. Çiçek Dilligil, Kemal Başar, Bekir Aksoy ve Defne Bölükbaşıoğlu’nu buluşturan bu oyunu, Galip Erdalyönetiyor.

Gözlerin ArdındaTiyatro Keyfi’ni sadece yeni bir oyuna hayat vereceği için değil, farkındalık yaratacağı ve sosyal sorumluluk projesine imza atacağı için de alkışlayacağız. Down sendromuna dikkat çekeceği ve gelirinin bir bölümünün Down Sendromlular Derneği’ne bağışlanacağı bu oyunda Eda Kandulu oynayacak, Özgün ise canlı performansıyla oyuna renk katacak. Hal böyle olunca, en merakla beklediğim oyun olacak.

III.RichardKumbaracı50 ne sahnelese, en önde izleyeceğimdir. Bu sezon da bir Shakespeare oyunu varsa, yine yerimi hemen alacağım demektir. Yiğit Sertdemir’in yönetmenliğinde bu oyunun kalabalık kadrosunu yani Cemre Gümeli, Ceren Sevinç, Burakhan Yılmaz, Deniz Gürzümar, Eren Demirbaş, Erkan Baylav, Feride Çetin, Tolga Bayraklı, Yeşim Sarı, Yiğit Sertdemir’i de alkışlamayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Filifu’nun İntikamı (Bir Tardieu Şeysi)Altıdan Sonra Tiyatro’nun, Jean Tardieu’nün kısa oyunlarından hareketle sahneleyeceği bu oyunun da yönetmeni yine Yiğit SertdemirBurakhan Yılmaz, Ceyda Akel, Dilan Parlak, Gülhan Kadim, Ladin Avşar, Meriç Rakalar, Mert Asker, Onur Kahraman ve Özge Emeç ile nasıl bir Tardieu şeysi olduğunu öğreneceğiz.

Bir İntiharın Genel ProvasıTiyatro Adam, her sezon tarzdır ve bu sezon da Sırp yazar Duşan Kovaçeviç’ten fantastik bir kara mizah örneğiyle yine tarzını ortaya koyacak bence. Sonuçta, Selen Öztürk, Erdem Akakçe, Fatih Koyunoğlu ve Kadir Çermik var sahnede. Perdeleri açar açmaz, koşarak gideceğimi şimdiden belirtmek isterim.

Kafkas Tebeşir DairesiTiyatro Adam’ın ikinci yenisi bu oyunda. Bertol Brecht’in oyunu için Baransel Gürsoy, Deniz Özmen, Ediz Akşehir, Esra Şengülalp, Gökhan Azlağ, Pelin Bölükbaş, Rana Büyükyılmaz, Serdar Akülker yer alıyor. Yönetmeni ise Ümit Aydoğdu.

Dünyanın En Güzel ArabistanıEKİP Tiyatrosu’nun biz tiyatroseverlere bu sezon armağanı, Turgut Uyar’ın sevilen şiirini tiyatro sahnesine taşımasıyla olacak. Mirza Metin’in yönetmenliğinde Cem Uslu’yu izleyeceğiz ve eminim çok beğeneceğiz.

Tac’ın NöbetçileriB Planı, sezonu Rajiv Joseph’e Obie Ödülü kazandıran bu oyunla açıyor. Çeviren ve yöneten Sami Berat Marçalı ve oyuncuları da Kaya Akkaya ve Murat Eken olacak. Bu arada ikinci yeni oyunları, ilk kez New York LPAC’te sahnelenen Sami Berat Marçalı’nın “Yuva“sı, Kasım’da seyirciyle buluşacak.

WoyzeckOyun Atölyesi yeni sezona Haluk Bilginer’in çevirdiği Woyzeck’le giriş yapacak. Emrah Yetim, Hazal İspirli, Aydın Şentürk, Sefa Tantoğlu,Yiğit Çakır, Sinan Arslan, Dilara Topuklular, Ayça Koptur ve Numan Aydın’ın rol alacağı bu oyunu Muharrem Özcan yönetecek.

Onların Hikayesi: Geçen yıl, Sıraselviler’deki mekanına veda eden Tiyatro Pera, yine ve ‘daima tiyatro’ diyor ve Onların Hikayesi’ni bizlere sunuyor. Kadroda tabi ki Nesrin Kazankaya ve beraberinde Onur Atilla, Mehmet Bilge Aslan, Başak Meşe ve Serin Öztoprak var.

Arzu Travmayı: Tenesse Williams’ın tüm oyunlarını büyük bir zevkle okumuş biri olarak, sahnede de büyük bir zevkle izleyeceğime eminim. Üstelik Zerrin TekindorŞebnem Bozoklu ve Onur Saylakvarsa ve Hira Tekindor yönetiyorsa, çok seveceğimiz kesin.

ÇirkinDas Das Sahne ilk defa bu sezon kendi oyunlarıyla sezona merhaba diyor. Marius Von Bayenburg’un oyunu için İbrahim Selim yönetmen koltuğuna oturuyor, Gizem Erdem, Edip Tepeli ve Volkan Yosunlu oyunculuklarını konuşturuyor. Böyle bir kadro olur da, bu oyuna gidilmez mi?

Bir İntikam Provası (Othello)Emek Sahnesi de Shakespeare oyununa atıfta bulunanlardan. Beliz Güçbilmez‘in Othello’dan esinlenerek yazdığı oyuna, Merve Engin ve Pınar Yıldırım can veriyor. Böyle bir ekiple, eğlenmek garanti demektir! Yalnız paylaşmakta yarar var, oyun ancak ocak ayında sahnede olacak.

http://www.daimatiyatro.com/2017/09/2017-2018-tiyatro-sezonu.html

infographic_never_say_at_work-460x4376

This will only take a minute, so pay attention. A new infographic about work from Headway Capital lists 12 common statements that you should never say at the office. And if you say these phrases a lot, you may be affecting the way colleagues perceive you.

The trouble with workplace conversation is that we just assume that other people understand the nuances of what we mean. If they take offense at our blunt comments, there’s nothing we can do. We did our best, and we don’t have time to think carefully before we speak, so it’s not our problem. We’ve always done it that way.

I’m sorry, but this makes no sense. It’s time to learn how to communicate without casting blame on others—and it’s also time to learn how to apologize without making excuses. (You should have learned how to make that kind of apology in kindergarten.)

https://contently.com/strategist/2017/02/21/infographic-work-stop-saying-12-phrases/

Posted by: bluesyemre | September 18, 2017

The Silence of the Pencils (a Fashion Film)

  • Director: Ozan Sihay
  • Costume Designer: Oben Yılmaz
  • Model: Dilan Polat
  • Set Assistant: Şahin Nizam
  • Musics:
  • Chopin – “E Minor Prelude”
  • Çiğdem Solmaz – “Improvisation Performance”
  • Doug Maxwell/Zac Zinger – “Hon Kyoku”

21227364_231990253992775_7334939397147590656_n

Posted by: bluesyemre | September 18, 2017

RLUK Conference 2018, March 14-16, 2018, British Library, #RLUK18

rluk

The 2018 RLUK Conference will be held at the British Library on 14 – 16 March 2018. The conference is an excellent opportunity for professionals to connect, discuss and debate together in order to help shape the research library of the 21st century. The Conference is open to all in the library and research communities, in the UK, Ireland and beyond.

http://rlukconference.com/

http://rlukconference.com/call-for-papers-2018/

Posted by: bluesyemre | September 18, 2017

Heykel adamlardan metrobüste #KitapOkuma duruşu

İstanbul Avcılar’da amatör ‘Çığlık Sanat Atölyesi’nin genç oyuncuları, toplu ulaşım araçlarında yolculuk edenlerin kitap okuma alışkanlığının bulunmamasına dikkat çekmek amacıyla harekete geçti. Bugüne kadar Kurtuluş Savaşı’ndan, depreme, Seyit Onbaşı’dan Yunus Emre’ye, kadına şiddette kadar birçok konu ve özel günlerde sokakta hareketsiz durarak toplumsal farkındalık yaratmaya çalışan amatör tiyatro grubu kitap okumanın yaygınlaştırılması için çaba harcamaya başladı. Çığlık Sanat Atölyesi Sanat yönetmeni Cemal Uçarman, çalıştırdığı genç oyunculara okumayan toplumların, gelişemeyeceğini ve bağımlı hale geleceğini anlatırken performanslarını sergilerken ellerinde tutacakları dünya klasikleri kitaplarının sayfalarını çevirmemelerini, hareket etmemelerini istedi.

http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/heykel-adamlarin-metrobuste-kitap-okuma-durusu-2012910/

Posted by: bluesyemre | September 18, 2017

#Kitap Bankosu (Okuyan Türkiye için)

kitap bankosu

Kitap Bankosu 2012 yılında Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi İstatistik Bölümü öğrencileri tarafından “Okuyan Türkiye İçin” atılmış bir adımdır. AB Bakanlığı Türk Ulusal Ajansı’na yapılan başvuru hibe almaya değer görülmüştür. Akabinde üniversitemiz tarafında da desteklenen projemiz bugüne değin 120 gönüllüsü ile Ankara’nın 9 ilçesinde, 13 ayrı okulda 3 bini aşkın öğrencinin 6 binden fazla kitap okumasını sağlamıştır. “Rafta Tozlanmasın Gönder Okuyalım” kitap toplama kampanyamız ile yardımseverlerden topladığımız 8 bin civarındaki kitaplarla ihtiyaç sahibi okul ve hastanelerde kütüphaneler oluşturulmuştur. Bunların yanı sıra toplu kitap okuma faaliyetleri, söyleşi ve imza günleri, kitap fuarı ziyaretleri, kütüphaneler haftası etkinlikleri de çocuk ve gençlerin yanı sıra tüm kamuda kitap üzerine farkındalık oluşturmak için gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerdir.

http://www.kitapbankosu.com/

1377580_1648203868779633_1150398852813508589_n

 

EtimolojiTürkçe, güncellenen 13.485 kelime ve 350 ek bulunduran, kullanıcı seçimine göre kendisini geliştiren kelime arama motoru.

İmza kampanyamıza göz atın!

 

https://www.etimolojiturkce.com/

https://www.facebook.com/etimotr

Android Uygulaması

Posted by: bluesyemre | September 13, 2017

Hacettepe – Beytepe Kampüsü 230 Belediye Otobüsü

21743178_10155022099943067_8739542491227237722_n

Posted by: bluesyemre | September 13, 2017

#VaclavHavel Ödülü yazar Burhan Sönmez’in oldu

burhan-sönmez-haber

Yazar Burhan Sönmez, Vaclav Havel Ödülü’nün sahibi oldu. Vaclav Havel Kütüphanesi Vakfı genel müdürü Pavla Niklova, ödülü duyurduğu konuşmasında “Vaclav Havel’in savunduğu demokratik değerler için korkusuzca ayağa kalkan Türkiye’nin en seçkin yazarlarından birine bu ödülü vermekten büyük onur duyuyoruz” dedi.

http://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2017/09/13/vaclav-havel-odulu-yazar-burhan-sonmezin-oldu/

http://www.vaclavhavel.cz/Index.php?&setln=2

http://www.burhansonmez.com/tr/

http://www.vaclavhavel-library.org/en/

Older Posts »

Categories

%d bloggers like this: