SONY DSC

How much power does one book hold? That’s the central question of a unique installation by Mexican artist Jorge Mendez Blake.

For his 2007 project, “The Castle” (named after The Castle by Franz Kafka), Mendez Blake constructed a single wall of bricks—75 feet long, 13 feet high—without mortar. Each brick was placed uniformly and intentionally, as with any wall, but Blake also included an unusual element in the wall’s foundation: a copy of The Castle. As such, the entire wall balances precariously on a single book.

While the book’s insertion seems clever enough on its own, it’s what its presence does to the wall that shows the true genius. The bricks curve and shape around the book, creating a bump and beautiful imperfection in the wall.

While any piece of literature could have made the cut, Mendez Blake’s work pays homage specifically to Kafka. The author wrote privately, not intending to be published; his work was only published after his death, thus he is a largely mysterious figure. The wall represents Kafka’s subtle subversion, a minimal presence that creates a larger effect.

And therein, we see the power of a single book.

http://www.visualnews.com/2016/03/08/single-book-changes-entire-wall-powerful-installation/

http://www.mendezblake.com/

Posted by: bluesyemre | February 16, 2018

#Guernica: What inspired Pablo Picasso’s masterpiece?

https://www.pablopicasso.org/guernica.jsp

5a7829ced3806c36640686c7

İSTANBUL Moda Akademisi (İMA) tarafından kurulan İMA kütüphanesi, Türkiye’nin en önemli moda kütüphanesi özelliğini taşıyor. İMA’nın İstanbul Nişantaşı Teşvikiye Caddesi’nde bulunan kütüphane, İMA öğrencilerinin yanı sıra, her profilden ziyaretçiye hitap ediyor ve herkesin kullanımına ücretsiz olarak açık. Avrupa Birliği, Ekonomi Bakanlığı ve İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) işbirliğiyle kurulan İMA, 2008’den beri moda ve tasarım alanında eğitim veriyor. Eğitimler sayesinde sektöre iş gücü kazandırmayı amaçlayan ve yüksek öğretim verebilen özerk bir yapıya sahip olan İMA, kurulduğu yıl Türkiye’nin en kapsamlı ilk ve tek moda kütüphanesini de kurdu. 6000’in üzerinde kitap, 56 süreli yayın, 400’ün üzerinde tekstil yayını, 700 civarında ciltli dergi, 150’den fazla dijital ve elektronik kaynağın bulunduğu kütüphanede toplam 8000 yayın bulunuyor. Bu sayede dünyanın önemli moda okullarından biri haline gelen İMA kütüphanesi; moda tarihi, moda tasarımı, moda tarihi, moda tasarımı, moda tasarımcıları, kalıp, dikiş, tekstil, moda yönetimi ve pazarlaması, moda fotoğrafçılığı, çizim teknikleri, tasarım süreçleri, portfolyo teknikleri, mimari, sanat, sanat tarihi, yönetim bilimleri, kültür ve kültürel çalışmalar gibi alanları kapsayan oldukça geniş disiplinler arası bir koleksiyona sahip.

HERKESİN KULLANIMINA AÇIK 
Daha çok İMA öğrencilerinin ve üniversite öğrencilerinin ziyaret ettiği kütüphane, haftaiçi her gün 08.30 ila 20.00 arası, haftasonu ise cumartesi 13.00’a kadar ziyaretçilerine açık olan küttüphaneye İMA ve Hazır Giyim İhracatçıları Birliği (İHKİB)’nin yıllık bazda düzenli olarak koleksiyon gelişmesine katkıda bulunuyor. Geniş yaş aralığı ziyaretçisi bulunan kütüphane aynı zamanda tüm sektör profesyonellerinin, akademisyenlerin, moda basınının ve akademiyi merak eden turistlerin de ilgi odağı durumunda. Merkezi bir yerde olması ve rahat bir atmosfere sahip olması sayesinde de profesyonellerin çalışma ortamı olarak da tercih ettiği bir mekan aynı zamanda.

http://www.hurriyet.com.tr/turkiyenin-en-buyuk-moda-arsivi-40731873

Posted by: bluesyemre | February 16, 2018

Are you doing any of these? Then you are a #DigitalNomad

Resources-for-Digital-Nomads-smaller-size

When do you know when you’re a truly digital nomad? This is a tricky question, because many freelancer who work from home of remotely consider themselves to be digital nomads, but the reality is they are nothing but!

In order to be a digital nomad you need to work remotely, indeed, but there are many other features which set you apart from those who only aspire to this (not so) glorious status. Here are the situations which best describe the life on the road of a digital nomad. If you recognize yourself in these 10+ situations, you are truly nomad.

  • Unemployed and happy
  • Eating out is the norm, not the exception
  • You like admiring items from a distance
  • You’re like a snail
  • You know you forgot something, but it doesn’t matter
  • You pay others to run errands for you
  • You complain about picking a country to live in
  • Internet connection is the only filtering option
  • Your Facebook newsfeed is polyglot
  • “Where are you?”

https://remotetips.com/2016/03/04/are-you-doing-any-of-these-then-you-are-a-digital-nomad-10-signs-for-a-fact/

the-colour-wheel

https://www.selectcarleasing.co.uk/news/the-colour-wheel.html

Posted by: bluesyemre | February 16, 2018

Library Desk Project by Jimmy DiResta

This Project is for an elementary school it will be the desk for the librarian. It was a fun project. we had some difficulty with the cold in the shop and paint.When the weather gets warmer we will touch up the brown paint. The letters on the books: made with a vinyl cutter.

dada

Founded in 1979 as part of the Dada Archive and Research Center, the International Dada Archive is a scholarly resource for the study of the historic Dada movement. The Archive has compiled a comprehensive collection of documentation and scholarship relating to Dada.

The collection of the International Dada Archive is made up of works by and about the Dadaists including books, articles, microfilmed manuscript collections, videorecordings, sound recordings, and online resources. Primary access to the entire collection is through the International Online Bibliography of Dada, a catalog containing approximately 60,000 titles. This collection is housed in various departments of the University of Iowa Libraries; most of its holdings are in either the Main Library or the Art Library.

The Digital Dada Library provides links to scanned images of original Dada-era publications in the International Dada Archive. These books, pamphlets, and periodicals are housed in the Special Collections Department of the University of Iowa Libraries and include many of the major periodicals of the Dada movement from Zurich, Berlin, Paris, and elsewhere, as well as books, exhibition catalogs, and broadsides by participants in the Dada movement.

The Archive has also microfilmed a number of public and private manuscript collections containing material on the Dada movement and on individual Dadaists. Detailed finding aids exist for each of these microfilmed collections.

Scholars are welcome to visit the Archive to conduct research. Those planning to visit from out of town should make appointments well in advance, since access to the Archive is extremely limited when the curator is away.

http://sdrc.lib.uiowa.edu/dada/index.html

https://mozartheroes.com/

https://www.facebook.com/mozartheroes

https://www.instagram.com/mozartheroes/

https://www.youtube.com/channel/UCYTjo3H1AixhcapYjTfYHLg

Posted by: bluesyemre | February 15, 2018

12. Ankara Kitap Fuarı, 16-25 Şubat 2018, ATO Congresium

fuar

Eylül Fuarcılık tarafından düzenlenen, 16-25 Şubat 2018 tarihleri arasında ATO Congresium Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirecek 12. Ankara Kitap Fuarı’yla Ankaralı kitap severler kitapla buluşacaklar…

Etkinlik Takvimi

http://ankarakitapfuari.org/

DSC7618-1024x760

Nakkaştepe’deki Vakko Moda Merkezi geçtiğimiz yıllarda moda, sanat, mimari, fotoğraf, resim vb. ilgili 12 bin kitabın yer aldığı Vitali Hakko Kreatif Endüstriler Kütüphanesi’ni halka açmıştı. Ne yazıkki bu güne kadar gezme şansım olmamıştı. Katıldığım Vakko Esmod Moda Sektöründe Trend Tahmini Konferansının aynı yerleşkede olmasını fırsat bilip kütüphaneyi gezme ve fotoğraflama imkanı buldum. Randevu sistemi ile isteyen herkes bu kütüphaneden faydalanabiliyor. (0216) 554 08 54 numaralı telefondan veya kutuphane@vakko.com.tr e-mail adresi aracılığıyla irtibata geçip randevu alabiliyorsunuz.

Kütüphanenin süpervizörü Begüm Hanım oldukça nazik ve yardımcı. Özellikle güzel sanatlar branşlarında okuyorsanız yada sadece tasarım ödüllü bir mekanda kitapların içinde kaybolmak istiyorsanız kesinlikle gitmeniz gereken bir adres.

http://www.ashkim.co/vitali-hakko-kreatif-endustriler-kutuphanesi/

https://www.instagram.com/askimiremaktulga/

https://www.youtube.com/channel/UCEjFP0ojchoba08A5LI0sWQ

 

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK
Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa…
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz…
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Adnan YÜCEL

Şiir: Adnan Yücel
Seslendiren: Haydar Ertem
Müzik: Eleni Karaindrou – “On the Road”

https://www.wikiwand.com/tr/Adnan_Y%C3%BCcel

Posted by: bluesyemre | February 13, 2018

Meet the modern #learner

modernlearner

Posted by: bluesyemre | February 13, 2018

To keep people happy … keep some #books – Saskia Leferink

2018-01-19_ContactDay

At the 2017 Dutch Contact Day last October, we heard how staff at the library of the Free University of Amsterdam is going to renovate their library space. One request students made? Surprisingly (perhaps), they wanted books around them. Not just because of the information that physical books provide, but because of the atmosphere and comfort they provide. So, the library kept the books as part of their renovation.

This may seem counterintuitive in our digital world as more and more of our experiences happen online. And it raises a few questions: What role does the physical library play in a digital world? And what makes people still want to come to this place?

Joren van Dijk, a well-known environmental psychologist, helped Contact Day attendees explore and address this fascinating topic. What he told us, based on his research, is that physical space is still very important. In fact, for libraries, it’s crucial if we want to become or remain that special “Third Place” where people gather to engage, meet, and learn in an ambiance that promotes both conversation and quiet relaxation.

What design elements help create all of those feelings? Nature, flexible space, and … books.

Physical space still matters

The theme for the 13th annual OCLC Contact Day in the Netherlands was “Third Places: Experience is environment.” I had the honor to host more than 300 members from across the country who came together in Rotterdam for one day to discuss how we can make our libraries “the places to be.”

Clearly, in today’s world, the library competes with other places, such as restaurants, cafés, concert halls, and parks to name a few, to be the preferred Third Place, where people let down their guard, relax, be themselves, develop new friendships, and deepen existing ones.

Environmental psychology confirms that physical books give us comfort as well as knowledge.

The concept of Third Places was first coined by sociologist Ray Oldenburg in the early 1990s in his book, The Great Good Place. It’s a space where people meet to unwind, discuss, and talk about things that matter to them, their neighborhood, and their community. It’s a space distinct both from the work environment where communication and interaction can be functional, stereotyped, and superficial and distinct from the domestic space of home and family life.

Third Places provide opportunities for a community to develop and retain a sense of cohesion and identity. They are about sociability, not isolation.

At Contact Day, Joren stressed the role of the physical facility, whether we are conscious of it or not, in shaping experiences. He studies how the physical environment influences the behavior and perception of people. And he challenged us to think about how we can improve the library experience for our users and how we can you make our libraries more attractive.

2018-01-19_ContactDay-Grid

Improve your space with these three tips

If you are considering a remodel of your library space, or building a completely new facility, Joren suggests these three things.

  • Involve end users in the design. By involving people from your community in the design process, you can respond better to their diverse needs and wishes. Participation in the design process can also increase the involvement of end users at the library; the library transitions from a library to their library.
  • Bring the outdoors in. Nature impacts people, and research shows that seeing or experiencing nature results in vastly improved concentration. That can be nice views of nature, nature in the building, or even images of nature. Because of nature, people can study better and are refreshed in the process.
  • Offer a range of spaces. The way a physical space meets the needs of individuals in specific user groups is key. Some space should be designed for social interaction to support group meetings and brainstorming. Some space needs to be designed for people who like to work in silence. Be careful not to ignore the needs of user groups or to place conflicting functions side by side.

Environment is part of who we are

Although we live in a technology-driven, digital world, physical space remains core to the human experience. People long for community and places to go for solace, comfort, reflection, and joy.

As Joren told us, the environment will influence how users experience your library, both the physical and the digital. By carefully designing our space and delivering the services users need, libraries can maintain and grow their role and increase their relevance as community hubs.

http://www.oclc.org/blog/main/to-keep-people-happy-keep-some-books/

Posted by: bluesyemre | February 13, 2018

The periodic table of #cybersecurity by CBINSIGHTS

Periodic-table-of-cybersecurity-image-2

nobelyayin_com_14779

Dünya tarihinde kişisel rehberiniz şimdi güncellendi! Dünya tarihine dair daha fazla bilginiz olmasını mı istiyorsunuz, bu özlü rehber dünyayı bugünkü haline getiren tüm önemli oyuncuları ve olayları ayrıntılarıyla açık bir biçimde izah ediyor. İnsanlık tarihinin bütününü ele alan bu kapsamlı kaynak, yirmi birinci yüzyıldaki dünyanın nasıl vücuda geldiği hususunda size bir fikir vererek, dinden bilime, oradan sanata ve savaşa kadar her alandaki önemli gelişmelere ışık tutuyor. Geçmişle bağlantı kurmaya başlayın Neandertaller ile karşılaşır, Homer’e yönelir, Atlantis’i yükseltir ve Firavunları mumyayla korurken çağlara ad verin. Sayılarla güç kazanın eski medeniyetlerden bugünün küresel topluluğuna kadar gelen büyümenin izlerini sürün ve toplumları başarıya veya başarısızlığa götüren faktörleri keşfedin. Düşüncenin etkisini keşfedin dinin çıkışı, felsefenin kökleri, bilimin gelişimi ve hislerimiz ve inançlarımızın bizi nasıl sürekli olarak yeniden tanımladığını anlamaya çalışın.

Savaşın küresel sonuçlarını anlayın Grekler ve Romalılar ile ata binerek, süvarilerle birlikte silahlanarak, hendek kazarak, insanların modern savaşlar başlatmada tuttukları yolları izleyin. Önderler ve düzeni sarsanlarla; büyük liderler, cesur devrimciler, acımasız titanlar ve adı duyulmamış kahramanlarla tanışın.  Yirmi birinci yüzyılın önemli olaylarını; 11 Eylül ile Afganistan ve Irak savaşları, iklim değişikliği, Katrina Kasırgası ve Çin, Hindistan ve Brezilya’nın ekonomik yükselişini inceleyin.
Kitabı açın ve
• Tarihin detaylı bir değerlendirmesini
• Dünya dinlerinin gelişimini
• İncil’den Haklar Bildirisi’ne kadar başlıca tarihi belgelerin değerlendirmesini
• Yazının ve resmin icadını
• Dünyayı kökten değiştiren bilimsel gelişmeleri
• Dünyayı değiştiren insanların ve dünyanın değiştirdiği insanların özlü biyografilerini
• Dünya geçmişindeki unutulmaz on tarihi inceleyin.

https://www.nobelyayin.com/Detay.asp?u=14779

Posted by: bluesyemre | February 12, 2018

APEO (Share #Polls on chat & #SocialPlatforms) @apeoapp

wy7XuqKd_400x400

Apeo allows you to quickly and easily create a customized, stylish looking poll.

  • SHARE polls via Facebook, messaging apps, Twitter, email & text.
  • EMBED polls as a part of your blog or website.
  • GET DIRECT LINK and share polls however you want.

http://www.apeo.co/

reADING_TODAY

About the book

New technologies are changing our reading habits. Laptops, e-readers, tablets and other handheld devices supply new platforms for reading, and we must learn to manage them by scrolling, clicking or tapping. Reading Today places reading in current literary and cultural contexts in order to analyse how these contexts challenge our conceptions of who reads, what reading is, how we read, where we read, and for what purposes – and then responds to the questions this analysis raises. Is our reading experience becoming a ‘flat’ one? And does reading in a media environment favour quick reading?

Alongside these questions, the contributors together unpack emerging strategies of reading. They consider, for example, how paying attention to readers’ emotional reactions as an indispensable component of reading affects our conception of the reading process. Readers draw on their emotions in understanding characters, narrated situations, and the significance of events. Furthermore, reading shapes readers’ self-knowledge, enables meaningful experiences of being recognised, and includes them in communities of like-minded people.

About the editors

Heta Pyrhönen is Professor of Comparative Literature at the University of Helsinki. She has published two monographs and numerous articles on detective fiction, a book about the “Bluebeard” tale in British women’s literature, and a book on Jane Austen.

Janna Kantola is Lecturer of Comparative Literature at the University of Helsinki. Her specialist area is modern and postmodern poetry, and she has written extensively on Pentti Saarikoski’s poetry. More recently, she has undertaken research on animal studies as well as imagology.

Free PDF Download

http://www.ucl.ac.uk/ucl-press/browse-books/reading-today

Posted by: bluesyemre | February 12, 2018

#Ski the World (#Audi Quattro commercial) by #CandideThovex

https://www.facebook.com/CandideThovex/

https://www.instagram.com/candidethovex/

https://www.youtube.com/channel/UCsFkInl7eWF0mkBbT2ATbNA/feed

Posted by: bluesyemre | February 11, 2018

Beyond #books: what it takes to be a 21st century #librarian

Brain460

Librarians provide training to show people how to search for information and evaluate what they find. Photograph: Science photo library

Beyond books: what it takes to be a 21st century librarian

From connecting with people to keeping up with the latest technologies, there is a whole lot more to the job than stamping due dates

If we stopped the next person walking by on the street and asked them what our jobs as librarians involve, we’d be willing to bet that their first answer would be stamping books. This is because many people’s experience of librarians is of the frontline, customer service staff. Have you ever considered how the books get on to the shelves and ready for you to borrow? Behind the scenes there are teams of librarians working to make this happen.

There are librarians who select the books for purchase, librarians who process the orders and librarians who create the bibliographic records that make it possible for you to find the book in the library catalogue and then on the shelves.

Books are only one aspect of what libraries and librarians are about. Librarianship is a people profession; a librarian’s job is to connect people with the information they are seeking, whatever format that may take. At their heart, all library jobs have a central purpose: to help people access and use information, for education, for work, or for pleasure. In all library roles customer service and communication skills are important. If anyone ever thought they’d become a librarian because they liked books or reading, they would be sorely disappointed if they did not also like people too. Libraries of all kinds are keen to demonstrate their value to as wide an audience as possible, and to open up access to culturally significant resources that they hold.

In the digital age, when information is increasingly becoming available online, there is a propensity to say that libraries and librarians are redundant. This is not the case. Information available online is often of dubious origin and there is still a wealth of information behind paywalls that can only be accessed by those who have paid. We have helped many library users who have only been using search engines for their research and come to the library perplexed because they cannot find the information they want. If anything, the internet has added to the range of services libraries provide and in turn this has also increased the variety of roles available to librarians.

As well as being good communicators with people and active adopters and exploiters of technological developments, librarians need to have detailed specialist subject knowledge to pass on to library users. Librarians provide training to show people how to search for information and evaluate what they find. These information skills sessions are now expanding to include digital literacies such as how to stay safe online, the use of social media sites and online collaboration tools.

https://www.theguardian.com/careers/job-of-21st-century-librarian

yasli-adam-ve-agac

Redondo Beach, Kaliforniya’da yaşayan yaşlı adamın düzenli olarak baktığı ağacı köklerinin kaldırımın üzerine çıkması sebebiyle, belediye tarafından kesilmesine karşı aldığı inanılmaz intikam belediye başkanına gönderdiği mektup ile ortaya çıktı;

“Merhaba sayın belediye reisi. Bugün bu mektupla size ölüm, yeniden doğmak ve intikam üzerine bir hikaye anlatacağım… 3 yıl önce bugün, Sizin başkanlık yaptığınız Redondo şehir konseyi, evimin önünde büyüyen ve 30 yaşında olan ağacı kesme kararı aldı. Bunun tek sebebi ağacın köklerinin kaldırımın üzerine çıkmaya başlamasıydı. Gerçek bir sorun bile değil… Tüm bunların üzerine, ağacın bakımını düzenli olarak ben yaptığım ve evimin önünde olmasında dolayı, ağaç kesim masraflarını da “yasa gereği” bana ödettiniz.

agac-ve-yasli-adam-1

O ağaca gerçekten bir aile bireyi gibi bakmıştım. Gerektiğinde gübreledim, zararlılardan korunması için ilaçlar verdim. Bir fideyken dik durabilmesi için ona destek yaptım. Zamanla büyüdü ve çok güçlü bir ağaç oldu. Evladı kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan bir baba gibi gururluydum. Ben bu dünyadan ayrıldıktan sonra bile, arkamda benden kalan canlı ve yaşayan bir hatıra bırakmanın verdiği mutlulukla hayatımın son yıllarını geçiriyordum. Ancak sizler belli belirsiz bir bahaneyle, çocuğum gibi gördüğüm, ağacımı öldürdünüz. Bununla da yetinmeyip, cellatının ücretini dahi bana ödettiniz. Başkan, Steve Aspel, 3 yıl önce siz benim evladımı öldürdünüz…

Ve bugün intikam zamanı!

yasli-adam-ve-agac-5

Siz ağacımı kestikten 5 ay sonra, yani bundan 2 yıl 7 ay önce, şehrin belediye yetkisi altındaki çeşitli yerlerine, 45 adet Redwood Kaliforniya çamı ve 82 dev sekoya ektim. Bilmiyor olabilirsiniz, ancak ektiğim bu ağaçların özelliği dev boyutlarda olmaları ve boy atmaya başlamadan önce toprağa sıkı sıkı kök salmaları. Yani siz bu mektubu okuduğunuz sırada, dışarıdan küçük gözüken o ağaçlar toprağa doğru 10 metre kök saldılar bile. Önümüzdeki, aylar içerisinde ise mevsimleri geldiği için akıl almaz bir hızla uzamaya başlayacaklar ve boyları 70 metreye dayanacak…

Siz o gün görmezden gelebileceğiniz bir sorunu, kendinize görev edinip ağacımı kesmiştiniz. Bugün ise, belediye denetimi altında olan yerlerde 100’e yakın dev ağaç büyümekte ve bu ağaçlar benim ağacım gibi kolayca sökebileceğiniz ağaçlardan değil… Bunu yapmaya kalksanız bile, her birinin kökünden sökmek size bir servete mal olacaktır…

İyi günler, sayın belediye başkanı… Sadece kökü kaldırıma çıktı bahanesiyle kestiğiniz o ağacın, bugün 100 ağaç olarak geri döndüğünü size iletmek için bu mektubu yazıyorum ve hayatımın son günlerinde size ağaç dolu bir şehir bırakıyorum. İşte benim intikamım…”

http://filoji.com/30-yildir-baktigi-agac-belediye-tarafindan-kesilen-yasli-adamin-inanilmaz-intikami/

light_evolution_artwork_speedart_wolves_1920x1080_wallpaper_www.animalhi.com_72

Evrimle ilgili en sık karşımıza çıkan argümanlardan birisi şudur: “Evrime örnek istiyoruz, balıklardan, bakterilerden, kuşlardan bahsediyorsunuz. Ama verdiğiniz örneklerde canlılar değişiyor demenize rağmen balık hala balık, bakteri hala bakteri, kuş hala kuş. Bir tip canlı, bir diğer tip canlıya dönüşmüyor. Bunun neresi evrim? Olsa olsa adaptasyon örneğidir bunlar.”

Aslında bu argümana ve hatalarına, oldukça fazla izlenen bir videomuzda kısaca değinmiştik, merak edenler için buraya da koyalım:

Ancak argümanın yaygınlığından ötürü, ayrıca ve detaylıca ele alıp, neden hiçbir bilimsel geçerliliği ve değeri olmadığını göstermekte fayda görüyoruz.

Şunu belirtmekte fayda var: Argüman, baştan sona tamamen hatalı olsa da, bu hata tek katmanlı değildir, birden fazla seviyededir. O nedenle parça parça incelemek daha anlaşılır kılacaktır:

“Bir tip canlı, bir diğer tip canlıya dönüşmüyor.” 

İlk olarak, modern biyolojide “tip” (ya da “çeşit”) diye resmî bir kavram bulunmamaktadır. En azından bu argümanın savunucularının kastettiği anlamda kullanılan bir “tip” kavramı bulunmamaktadır.

Zaten bu sözcüğün böyle seçilmesinin de bir nedeni vardır. Bu argümanı savunan kişiler, “Bir tür,  bir diğer türe dönüşmüyor!” diyememektedirler. Çünkü hem laboratuvar deneyleriyle, hem de doğadaki gözlemler ile, türlerin yenitürlere evrimleştiği ispatlanmıştır. Hatta gözlerimizin önünde evrimleşen türler bile bulunmaktadır! Bunu bilen ama yine de evrime karşı olan kişi ve kurumlar, sözcük seçiminde tercih değişikliği yapmak zorunda kalmışlardır. O nedenle “tür” yerine “tip” demektedirler.

Ama semantik detaylara takılmadan argümanı inceleyecek olursak, kişilerin iddiası özünde şudur:

Hani, balık bir ata dönüşmüyor? Bir kuş, sincaba evrimleşmiyor? Bir bakteri, kol bacak çıkarıp koşmaya başlamıyor? Her canlı, hala eski kategorisinde kalıyor. O zaman evrimleşiyor diyemeyiz.

Bu kısım da, orijinal argümanın kendisi gibi, birden fazla seviyede hatalıdır.

İlk olarak, az sonra biraz daha detaylıca değineceğimiz gibi, evrimin tanımı bir canlının bir diğerine dönüşmesi değildir. Evrimden söz edebilmemiz için, bir kelebeğin timsaha evrimleşmesi gibi anormal ve aslen evrimsel biyoloji çerçevesinde yeri olmayan dönüşümlere gerek yoktur. Dolayısıyla argüman içinde ima edilen beklenti, bilimsel gerçekleri ve kavramları doğru bir şekilde yansıtmamaktadır.

İkincisi ve daha önemlisi, argüman totolojik bir safsataya düşmektedir. Zira “balık yine balık” derken işaret edilen hayvan grubu olan “balık”, içerisinde 33.600 civarında farklı tür bulunan taksonomik bir sınıftır. Dolayısıyla elbette bir balık, yeni bir balık türüne evrimleştiğinde, durup dururken balık olmayı bırakıp, bir diğer canlı sınıfına, mesela bir bitkiye ya da protistaya evrimleşmeyecektir.

Neden? Taksonominin ne olduğundan ve nasıl çalıştığından ötürü… Taksonomi çerçevesinde bizler zaten türleri, “yüzgeci var, suda yaşıyor” gibi aşırı yüzeysel özelliklere göre kategorize etmeyiz. Çok detaylı incelemeler, genetik analizler, karşılaştırmalı anatomiden gelen verileri kullanarak türleri kategorize ederiz. Bu türler bir araya gelerek cinsleri, cinsler bir araya gelerek aileleri, aileler bir araya gelerek takımları, takımlar bir araya gelerek sınıfları, sınıflar bir araya gelerek şubeleri, şubeler bir araya gelerek alemleri, alemler bir araya gelerek alanları, alanlar bir araya gelerek “canlılık” dediğimiz kavramı oluştururlar. Yani balıklar, koskocaman bir sınıftır ve sınıf altında kalan bütün taksonomik seviye (takım, aile, cins, tür) düzeyinde yaşanan değişimler, evrimsel olmak zorundadır. Zira evrimsel süreç, bu sınıflandırmaları mümkün kılan süreçtir. Eğer evrim olmasaydı, taksonomik gruplar da asla oluşamazdı. Evrim olmasaydı, bir tür bir diğerine evrimleşip, kendi evrimsel yolağına girip, yepyeni cinsleri var edemezdi. Yani taksonominin başarıyla çalışıyor olması, evrimin varlığının en temel kanıtlarından birisidir.

İlginçtir; aslında taksonomi bilgisi liselerde gayet detaylı bir şekilde öğretilmektedir. Ancak eğitim sistemimiz içinde öğrendiklerimizi, bu alanda da gerçek hayata uygulayamadığımız görülmektedir. Halbuki taksonomiden anlayan biri, bu taksonomik kategoriler içinde nesiller boyunca ve popülasyon bazında yaşanan her değişimin evrimsel bir değişim olmak zorunda olduğunu bilecektir.

Argümanın totolojik safsataya düştüğünü söylüyor olma nedenimiz, her zaman bir katman üste çıkarak evrimsel değişimi görmezden gelebilecek olmamızdır: “Balık hala balık, evrim nerede?” “Canlı hala canlı, evrim nerede?”, “Evren hala aynı Evren, evrim nerede?” şeklinde, daha kapsayıcı olan seviyelere çıkarak, son derece üst düzey (örneğin taksonomik şube düzeyindeki) ve kapsamlı evrimsel değişimlere bile burun kıvırabiliriz. Halbuki evrim, “tür bazında olan değişim” olarak bile tanımlanmaz! Bu da bizi ikinci noktamıza getiriyor:

“Canlı hala aynı canlı.”

Argümanın bu kısmı, evrimin yaşanması için illa canlıların köklü bir şekilde değişmesi gerektiği varsayımına dayanmaktadır. Yani hata, makroevrimi (büyük ve kapsamlı değişimlerin) evrimin gerçek tanımı olduğunu varsaymaktadır. Halbuki makroevrim, gerçekte evrimin tanımı değil, sonucudur. Evrim, bir türün popülasyonları içindeki gen ve özellik dağılımının nesiller içindeki değişimidir. Bu değişim, moleküler ve genetik düzeyde başlar, yüzeyse fiziksel özellikler üzerinden devam eder ve köklü fiziksel değişimlere dönüşür. Yani damlaya damlaya göl olur. Birikimli evrim, türleri kökten değiştirir. Konuyla ilgili olarak bu videomuzu izleyebilirsiniz:

Eğer ki evrimin tanımı doğru bir şekilde biliniyor olsaydı, muhtemelen bu yanılgıya da asla mahal kalmamış olacaktı. Bu nedenle, Evrim Dersleri’mizin tamamının izlenmesini tavsiye ediyoruz. Özellikle bu konuyla ilgili olan ilk dersimizi de buradan izleyebilirsiniz:

Ancak bu temel kavramların algılanması ötesinde, evrimsel süreçte ne kadar ufak gözükürse gözüksün, bir özelliğin türe eklenmesi, o türün “aynı canlı” olarak kalmadığının garantisidir. Zira argüman sahipleri, bu ufak değişimlerin evrim olmadığını ima ederek, bir canlının hiçbir ara basamaktan geçmeksizin yepyeni varlıklara dönüşmesini beklediklerini ima etmektedirler. Bu, bilimsel olarak mümkün olmadığı gibi, evrimsel biyoloji dahilinde de hiçbir zaman öngörülmemiş olan bir değişim tipidir. Dahası, aynı hem bu ara basamakların evrim olmadığını söyleyerek, hem de evrimde ara basamakların olmadığını iddia ederek doğrudan doğruya çelişkili bir tutuma düşmektedirler. Evrim, birikimli ve kademeli olarak ilerler. En ufak değişimler, popülasyon için de nesiller boyunca birikerek, devasa değişimleri yaratırlar.

Yani bir değişimin evrimsel değişim olması için, illâ türler arası geçiş yaşanması şart değildir. Buna rağmen, bunun gözlendiği örnekler de bol miktarda bulunmaktadır (ve yukarıda bağlantıları verilmiştir).

Dolayısıyla bu iddianın bilimsel bir geçerliliği veya değeri yoktur.

“Bu olsa olsa adaptasyondur.” 

Bu konuya daha önceden detaylıca değinmiştik. Meraklısı için şu videomuzu buraya bırakalım:

Ancak kısa bir özet geçmek gerekirse: Adaptasyon, Doğal Seçilim yoluylagerçekleşen evrimsel değişimlere verilen bir isimdir. Yani adaptasyon olan her değişim, evrimsel bir değişim olmak zorundadır. Ancak her evrimsel değişim, adaptasyon olmak zorunda değildir; çünkü evrimi mümkün kılan tek mekanizma Doğal Seçilim değildir (bkz: Cinsel SeçilimGenetik SürüklenmeYapay Seçilim vb.).

Bu basit tanımdan görülebileceği gibi, söz konusu argüman sadece bilimsel olarak geçersiz değildir; aynı zamanda argüman sahipleri, modern bilimin tanımlarından bihaberdirler ve/veya kastî olarak bu tanımları çarpıtmaktadırlar.

Dolayısıyla, argüman baştan sona, tamamiyle hatalıdır.

Evrim, bir doğa yasasıdır. Bağımsız gözlemlerle gözlenmiş, laboratuvar ortamında tekrar edilmiş ve doğrulanmıştır. Evrim Teorisi, bu doğa yasasını açıklayan bilimsel teorinin adıdır. Konuyla ilgili olarak, bu videomuz izlenebilir:

http://evrimagaci.org/photo/tr/balik-hala-balik-bakteri-hala-bakteri-kus-hala-kus

Posted by: bluesyemre | February 11, 2018

Logoyu Büyütenler (Reklamcı Belgeseli) – Rio Film

Yapım: Rio Film

Yönetmen: Özer Selik

Türk reklamcılığına yön veren Usta isimler, ortaya çıkarttıkları efsane reklam kampanyalarının oluşma süreçlerini bu filmde anlatıyor… Özellikle genç reklamcıların sonuna kadar izlemesi gereken bir yapım.

m1000x1000

ari-barokas-lafima-gucenme-album

Duman’ın bas gitaristi olarak tanıdığımız Ari Barokas ilk solo albümü, ‘Lafıma gücenme’yi müzikseverlerin beğenisine sunuyor.

DUMAN grubunun bas gitaristi olarak tanıdığımız, ‘aman aman’, ‘sor bana pişman mıyım’, ’yürek’, ‘senin marşın’, ‘gözleri kanlı’ gibi sevilen DUMAN şarkılarının da sahibi Ari Barokas ilk solo albümü, ‘Lafıma gücenme’yi müzikseverlerin beğenisine sunuyor. Sözü müziği kendisine ait 10 yeni şarkısını akustik grup soundu ile seslendiren Ari Barokas aynı zamanda albümün prodüktörü.

Akustik gitar ve vokalde Ari Barokas’a, davulda ‘Mehmet Demirdelen’, kontrbasta ‘Ekin Bilgin’, akustik gitarda ‘Utku İnan’ ve geri vokallerde ‘Gülin Kılıçay ve Dilara Sakpınar’ eşlik ediyor. İstanbul Pür Stüdyoları’nda canlı olarak kaydedilen albümün mix ve mastering’i ise İrlanda’da yapıldı. Albümde yer alan şarkılar sırasıyla; ‘yaşıyorum sil baştan’, ‘salaksın’, ‘yalnızlık kanında var’, ‘gavurlar’, ‘yalan’, ‘beyni yok’, ‘nafile’, ‘ömrümüz yine geçiyor’, ‘yangın var’, ‘egotango’.

Eş zamanlı olarak DUMAN ile yeni albüm çalışmalarına ve yoğun turne programına aralıksız devam eden Ari Barokas’ın albümü ‘Lafıma gücenme’Garaj Müzik etiketiyle 7 Şubat’ta dijital müzik platformlarında,12 Şubat ise tüm müzik marketlerde yerini alıyor.

http://www.dreamtv.com.tr/haber/haberler/ari-barokastan-solo-album

Posted by: bluesyemre | February 9, 2018

#Kızılay Arşivi

kızılay

Kızılay 149 yıldır, savaşlarda, mübadele yollarında, depremlerde, yüzlerce afet bölgesinde, açlık ve yoksullukla mücadele eden topraklarda, ülkemizde ve uzak coğrafyalarda insanlığın hizmetinde olmuş ve insani yardım çalışmaları yürütmüştür.

Asrı aşan bu yolculuk hem ülkemiz hem de dünya tarihine tanıklık eden ve geleceğe ışık tutacak binlerce bilgi, belge ve objeyi de beraberinde getirmiştir. Ülkemizin en köklü kurumlardan biri olan Kızılay yine ülkemizin en önemli arşivlerinden birisine sahiptir. Kızılay olarak köklü tarihimizle duyduğumuz gururu, bu tarihin oluşmasında en büyük paya sahip bağışçılarımızla ve bu köklü kurumun gerçek sahibi olan halkımızla arşivimiz aracılığıyla paylaşıyoruz.

Kızılay arşivi; 1868 yılı Mecruhin ve Marda-yı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti’nden Türk Kızılayı’na kadar uzanan döneme ait belgelere sahiplik etmektedir. Kızılay, savaş dönemlerinde üstlendiği rol ve sorumlulukları nedeniyle Türk ve Dünya tarihine ışık tutacak nitelikteki tarihi belgeleri arşivinde bulundurmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleri ile Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan günümüze kadar geçen dönemini yansıtmaktadır. 1868 ‘de Derneğin kurulmasını takiben, Türk-Yunan Savaşı ile başlayan, ardından Trablusgarp, Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ile devam eden ve Kurtuluş Savaşı’yla son bulan döneme ait binlerce belge arşivimizde bulunmaktadır. Cephelerde ve cephe gerisinde gerçekleştirilen faaliyetler, yurtiçi ve yurtdışı çalışmalar ve ilgili kurumlarla yapılan işbirlikleri, Hilal-i Ahmer’in sosyal hayata katılımı gibi konular bu dönemin incelenmeye değer kesitlerinin en önemlilerinden sadece bir kaçıdır.

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren, Cemiyetin adım adım sosyal ve ekonomik hayata katılımı ve yükselen ivmesinin yanı sıra ülkemizin yardımlaşma kültürü, bireylerin sosyal yaşama katılımı, dili, uluslararası ilişkileri, sağlık alanındaki gelişmeler, afetlerin seyri, kadın ve gençlik çalışmaları da arşivimizden takip edilebilir. Kızılay arşivi, Kızılay’ın bugün olduğu gibi kurulduğu ilk andan itibaren, insani yardım alanında iz bırakan ve toplumumuzun tüm bireylerine “Biz Oradaydık” gururunu yaşatan iyilik çalışmalarını sunmanın yanı sıra ülkemizin tarihine tanıklık etmektedir.

Kızılay, tarihe tanıklık eden belgelerini belirli bir süre Eskişehir’de muhafaza ettikten sonra 1928 yılında Ankara’daki Kızılay Genel Merkez binasına nakletmiş ancak daha geniş yere ihtiyaç duyulması sebebi ile 1941 yılında Kızılay Etimesgut yerleşkesinde ambarlarından biri Arşiv haline dönüştürülmüştür. Bu güçlü tarihe ilk andan itibaren sahip çıkan Kızılay, arşivini korumuş, yeniden yapılanma ve modernizasyon çalışmaları kapsamında 2006 yılında “Arşiv Projesi” ni hayata geçirmiştir.

Kuruluştan 1928 yılına kadar geçen döneme ait eski yazı belgelerin tasnifi 2010 yılının sonunda tamamlanarak modern arşiv binasında muhafaza edilen belgeler araştırmacılara açılmıştır. 1928 yılı sonrası yeni yazı döneme ait belgeler üzerinde tasnif çalışmaları devam etmektedir.

1868’den Harf İnkılabına kadar olan döneme ait çoğunluğu Osmanlıca olan Fransızca, İngilizce, Rusça vd. dillerde yaklaşık 1600 kutu belge, 550 adet defter ile Balkan ve Dünya Savaşları’ndaki Türk ve yabancı esirlere ait yaklaşık 308.645 adet esir kartı bulunmaktadır.

Arşivdeki en eski belge 8 Mayıs 1864 tarihli Abdülaziz tarafından Marko Paşa’ya feriklik ünvanı verildiğini gösterir berattır (Dr. Marko Paşa’nın torunu Sayın Despina ANATS tarafından 2015 yılında Türk Kızılayı Arşivi’ne bağışlanmıştır).

1868 yılından 1928 yılına kadar olan Osmanlıca, Fransızca, İngilizce belgelerin büyük bir bölümünün içerik analizi yapılmıştır ve katalog kayıtlarına web sitemiz üzerinden erişim mümkündür.

Belgeler: 

  •   Yardım Yazışmaları
  •   Hastane Yazışmaları
  •   Hasta Raporları
  •   Esir mektup ve yazışmaları
  •   Esir Listeleri
  •   Esir Kartları

Defterler: 

  •   Hesap Defterleri
  •   Hastane Yazışma Defterleri
  •   Esir Defterleri
  •   Yevmiye Defterleri
  •   Ambar Defterleri
  •   Protokol Defterleri
  •   Karantina Defterleri
  •   Muhaberat Defterleri
  •   Kızılhaçlarla Yapılan Yazışma Defterleri

Görsel Materyaller: 

  •   Haritalar, krokiler
  •   Kartpostallar
  •   Fotoğraflar
  •   Resimler
  •   Pullar
  •   Afişler

http://kizilaytarih.org/index.html

Posted by: bluesyemre | February 9, 2018

A #library without #books? Universities purging dusty volumes

books

In this Jan. 25, 2018, photo, books marked with red stickers, meaning they might be removed from the shelves, are displayed at the Indiana University of Pennsylvania library in Indiana, Pa. IUP is planning to remove tens of thousands of books that have little or no readership. (Michael Rubinkam/Associated Press)

A library without books? Not quite, but as students abandon the stacks in favor of online reference material, university libraries are unloading millions of unread volumes in a nationwide purge that has some print-loving scholars deeply unsettled.

Libraries are putting books in storage, contracting with resellers or simply recycling them. An increasing number of books exist in the cloud, and libraries are banding together to ensure print copies are retained by someone, somewhere. Still, that doesn’t always sit well with academics who practically live in the library and argue that large, readily available print collections are vital to research.

“It’s not entirely comfortable for anyone,” said Rick Lugg, executive director of OCLC Sustainable Collection Services, which helps libraries analyze their holdings. “But absent endless resources to handle this stuff, it’s a situation that has to be faced.”

At Indiana University of Pennsylvania, the library shelves overflow with books that get little attention. A dusty monograph on “Economic Development in Victorian Scotland.” International Television Almanacs from 1978, 1985 and 1986. A book whose title, “Personal Finance,” sounds relevant until you see the publication date: 1961.

http://wapo.st/2FXnleY

Posted by: bluesyemre | February 9, 2018

#ZadieSmith on the essential services of #IndependentBookstores

zadie-smith-hero-rev

In her review of Charlie Kaufman’s ‘Anomalisa,’ Zadie Smith first discusses taking her children to see The Polar Express 4-D Experience at the Central Park Zoo. When writing about Brexit, she first writes about being taken aback by a fence that’s been put up around the primary school in her neighborhood. Her way of writing about Justin Bieber first requires writing about her fantasies about Justin Bieber. No, they’re not sexual fantasies. At least, she doesn’t think they are.

This is all to say that the clarity and honesty that drives the prose and shimmers through the Zadie Smith essays collected in the new book Feel Free comes from a direct acknowledgment of what’s going on. She, Zadie Smith, is going to tell you what she thinks about something. But first, she’s going to tell you why she’s thinking about it, or what she was doing as she was thinking about it, or what thing she used to think about, which has shifted now that she’s thinking about this new thing. To read Smith’s nonfiction is to read her figuring out how to think about something.

Smith’s last collection was called Changing My Mind, and it’s hard to imagine someone who can change her mind with such fluidity, and make it a pleasure to read. She’s a master of coming at a topic, taking a turn, switching gears, and then figuring something out right in front of you, maybe even making you think you figured it out with her.

It makes sense, then, to open Feel Free with an essay full of personal anecdotes, an impassioned plea on behalf of libraries and bookstores. As someone whose work has been populating the shelves of such locations for almost two decades, Smith is quick to point out her debt to them. And in the essay “North West London Blues,” she pays specific tribute to the Willesden Bookshop and its proprietor Helen, who Smith calls an “essential local person,” because of her talent for giving people what they didn’t know they wanted. Smith has discovered and bought books at Helen’s shop that she would not have known she desired had Helen not pointed them out or had them on her shelves.

As the rest of the essays in Feel Free demonstrate, Smith is a writer whose thought process is lively, shifting, and constantly evolving. But that openness doesn’t go far if there aren’t ideas out there to be admitted, and in the first essay she pays tribute to the people who make sure there’s always something to tune in.

zadie-smith-main-comp

http://www.signature-reads.com/2018/02/zadie-smith-essential-services-independent-bookstores/

14Kasim2017-dogus-sarpkaya-onerileri

Birgün gazetesi kitap eki editörü ve aynı zamanda sitemiz yazarlarından Doğuş Sarpkaya takipçilerimiz için önerilerde bulundu. Bir edebiyat eleştirmeni olarak ilgiyle takip edilen Doğuş Sarpkaya’nın kitap önerilerini incelemenizde fayda var.

Doğuş Sarpkaya, Ercan Kesal‘ın yeni yayımlanan kitabı “Aslında…” üzerine yürüttüğü yoğun çalışmayı bitirdi ve Kitap Eki takipçileri için bir liste hazırladı. Sarpkaya’nın önerdiği kitapların dikkate değer olduğunu düşünüyoruz. Yazarımızdan tam not alan bu kitapları okuma listenize almanızı tavsiye ediyoruz.

0000000646692-1

Günden Kalanlar – Kazuo Ishiguro

Bir roman düşünün ki asıl anlattığı, tek bir satırında dahi geçmeyen duygular, umutlar, hayal kırıklıkları, özlemler olsun. Kazuo Ishiguro’nun benzersiz tarzını en iyi ortaya koyduğu eserlerinden biri olan Günden Kalanlar böyle bir roman… (Tanıtım Bülteninden)

0000000699693-1

Beyaz Kalp – Javier Marias

2000’li yıllarda tüm eserleri teker teker yayımlanan Marias’ın 1992’de tamamladığı Beyaz Kalp, yazarın başyapıtı olarak adlandırabileceğimiz üçlemesi Yarın Ki Yüzün’ü önceleyen ve edebi tavrını netleştirmeye başladığı önemli bir roman. Eser, aynı zamanda yaşanan ile dillendirilen arasındaki gerilimi çok iyi yansıttığı için de okuyucunun dikkatini çekmeyi hak ediyor. Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

0001705688001-1

Saten Ada – Tom McCarthy

McCarthy, Lukács’ın Roman Kuramı’nda söylediği, roman, “Tanrının terk ettiği bir dünyanın epiği”dir cümlesini Saten Ada’yla yankılıyor bize. Kahramanı S’nin görev edindiği büyük raporu yazma serüveni eşliğinde insanlığın kötülüğünü ve felaket yaratma becerisini sorgularken bu büyük trajedi karşısındaki insanın çaresizliğini, çelişkisini resmediyor. Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

0001706812001-1

Soğuk ve Temiz – Melike Uzun

Soğuk ve Temiz, yokluğun, merhametsizliğin ve hesaplaşmanın romanı. Bir kâbus tortusu… Melike Uzun, acının içinden geçerek yazıyor. Dünya dönüyormuş! (Tanıtım Bülteninden)

0000000721087-1

Ben Buradan Okuyorum – Tim Parks

Parks, birbirinden bağımsız denemeler kaleme alıyor gibi gözükse de aslında birbiriyle de, okurlarıyla da konuşan metinler yazıyor. Kitabın arka kapağındaki klişeye sığınacak olursak, birbirini tamamlayan denemeler bunlar. Ben Buradan Okuyorum, klişelerin altına gizlenmiş nitelikli soruları açığa çıkararak edebiyat üstüne düşünmemizi sağlıyor. Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

0000000692394-1

Ordular – Evilio Rosero

Ordular, egemenlerin kontrol etme ve sermaye biriktirme mekanizması olarak gördüğü savaşın yarattığı toplumsal çöküşü anlatan kuvvetli bir roman. Aynı zamanda savaşa karşı barışı savunmanın ne kadar önemli olduğunu, ülkenin herhangi bir yerinde yaşanan bir savaşın aynı zamanda bizlere karşı yürütüldüğünü hatırlatıyor bizlere. Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

0001714909001-1

Ateş Kraliçesi – Anthony Ryan

Kuzgunun Gölgesi serisi, fantastik edebiyatın iyi örneklerinden biri olma yolunda ilerliyor. Ryan’ın savaş karşıtlığı, insan doğasına dair gerici tezlere karşı durma kararlılığı ve gerçek çelişkileri işleme arzusu derdi olan sıkı bir yazarla karşı karşıya olduğumuzu müjdeliyor. Karanlık ile içimizdeki şarkının, savaş ile barışın, ihanetler ile özverinin iç içe geçtiği anlatımıyla Anthony Ryan takip edilmeyi hak eden bir yazar olmayı başarıyor. Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

0000000720591-1

Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor – Hüseyin Kıran

Hüseyin Kıran’dan alegoriden kurduğu dünyayla gerçekliğe kafa tutan, kullandığı dille hem mevcudu güçlendiren hem de yenisini “icat eden” çarpıcı bir metin. (Tanıtım Bülteninden)

0001715597001-1

Görmek – Jose Saramago

Körlük’ün adı bilinmeyen ülkenin adı bilinmeyen kentindeyiz yine. Üstelik yaşanan trajedinin üzerinden çok da geçmemiş, uyandırdığı dehşetin hatırası taze, mağdurları da hâlâ sağken yeni bir felaket, daha doğrusu olağandışı bir hal geliyor kentin başına. Seçim yapılıyor, sandıklar kuruluyor. Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi için TIKLAYINIZ

0000000320982-1

Bir Sahtekâr Olarak Hayatım – Peter Carey

Bir editör, iki şair Malezya’da Rilke vasıtasıyla milyonda bir gerçekleşebilecek bir karşılaşma yaşarsa ve onları bir araya getiren iyi şiir tutkusu ve arayışı olursa ortaya ne çıkar? Elbette şiir gibi bir roman. Her kafiyesi, her cinası iyi düşünülmüş, dokusu sıkı örülmüş, zekice olduğu kadar eğlenceli, eğlenceli olduğu kadar entelektüel bir eser. (Tanıtım Bülteninden)

http://kitapeki.com/tag/dogus-sarpkaya/

http://kitapeki.com/insanin-icine-isleyip-bakis-acisini-yenileyen-10-kitap/

 

Posted by: bluesyemre | February 8, 2018

Because #Libraries bring communities together

bridges-billboard-340

The Bridges Library System, which serves 24 public libraries across Wisconsin’s Waukesha and Jefferson counties, covers a wide and diverse community—but this February, their month-long Libraries Transform campaign will bring together local residents in celebration of libraries.

Timed to coincide with National Library Lovers Month, the festivities will use the ALA’s Libraries Transform campaign as a starting point to raise awareness of the crucial role of the library in the community. The Bridges Library System staff has worked closely with their two dozen member libraries to unite staff in their common goal of community engagement.

Bridges Library System Brochure

Jill Fuller, Coordinator of Marketing & Communications for Bridges Library System, credits the campaign’s dedicated planning committee with helping make this celebration ideas a reality and advises other library professionals to put together an enthusiastic team before undertaking such a project. “As with any marketing/promotion campaign, getting buy-in was essential, especially since this involved so many libraries and staffs,” Fuller says. “Having a committed team to brainstorm, plan and implement the campaign worked really well.”

http://www.ilovelibraries.org/librariestransform/article/because-libraries-bring-communities-together

flash mob
ˈflaʃmɒb/
noun
  1. a large public gathering at which people perform an unusual or seemingly random act and then disperse, typically organized by means of the Internet or social media.

Flash mob nedir?
Flash mob, birbirini tanıyan veya tanımayan bir grup insanın daha önceden belirlenen yer ve zamanda, amacı genelde eğlence olan bir eylemi gerçekleştirdikten sonra dağılmaları esasına dayanan bir sosyal aktivitedir.

Posted by: bluesyemre | February 8, 2018

Why don’t #archivists digitize everything?

20170529_1245501-e1496151048967

Today on the blog we’re tackling one of our most frequently asked questions: “Why don’t you digitize everything?” and its related runner-up, “When will you be putting all your records on the web?”

As archivists we like these questions because they tell us that people are eager for access to archival records. They also show that people realize that not everything is digitized. Indeed only a tiny fraction of the world’s primary resources are available digitally. This doesn’t mean that undigitized records are inaccessible or not worth consulting, but you will need to visit us archivists to use them.

In fact, archivists and librarians themselves are behind the abundance of primary sources already available on the internet. From rare books to official records and from diaries to sound recordings, digitized resources have spread the word (literally) that the past informs our present and our future. In the meantime, both non-profit and commercial organizations whose main mission includes digitizing material (like the Internet Archive, or Ancestry.com) have raised public expectations about access to historical resources.

In this post we’ll share some of the behind-the-scenes realities of digitizing and uploading rare materials. We hope this boosts awareness about some important facets of document digitization and sharing. One is the vast army of largely anonymous labourers out there whose work makes these valuable resources available. Another is the existence of the original records behind the images, which archivists continue to steward.

We also hope that people who are informed about digitization will advocate for archives in the opportunities and challenges they face.

But first, a basic question.

Why do archivists digitize records?

It’s important to understand what digitization can and can’t do. A common assumption is that digitization preserves analogue (non-digital) archival records. In some cases – say, when the record is in imminent danger of becoming unusable – this is true, in a way. Think about a paper map disintegrating into fragments, a letter faded almost to illegibility, or a cassette tape turning brittle and unplayable.  In such cases digitization – the production of an electronic image of these records – saves information gleaned from the record.  But it doesn’t produce a clone of the record (more on this later). At best it results in a digital “surrogate,” an approximation (even if a very good one) of a dimension of the record.

Archivists commonly digitize records to facilitate access. Easily copied electronic files help people consult records at a distance in multiple locations. Of course, consulting digital files instead of originals also aids preservation by sparing originals from repeated physical handling – a vital function that was once (and still is) served by microfilming records.

https://peelarchivesblog.com/2017/05/31/why-dont-archivists-digitize-everything/

Older Posts »

Categories

%d bloggers like this: