Posted by: bluesyemre | September 25, 2013

ODTÜ Rektörü Prof.Dr. Ahmet Acar’ın 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni’nde Yaptığı Tarihi Konuşma

Sayın Konuklar, Değerli ODTÜ’lüler,

Evrensel standartlarda demokratik bir ülke olmamızın önündeki belki de en önemli engel, toplumumuzdaki kutuplaşmalardır. Din, inanç, mezhep ve milliyet-etnisite üzerinden oluşan fay hatları, toplumumuzun siyasi ve sosyal dinamiklerini derinden etkilemektedir. Son dönemde toplumumuzda yaşanan tartışma ve çatışmaların ağırlıklı olarak bu kutuplaşmalar temelinde yürüdüğünü ve maalesef kamplaşmayı artıracak siyasetlerin çok daha kolay taraftar bulduğunu görüyoruz. Toplumun her kesiminde artan eşitlik, hak ve özgürlük taleplerinin karşılanması için öncelikle bu kutuplaşmaların sona erdirilmesi gerekmektedir. Geleneksel toplumlarda insanların problemlere duygusal olarak ya da alışılageldikleri şekilde yaklaştıkları bilinir. Bu tür toplumlarda bireyler, karar ve tercihlerini bağımsız, rasyonel, bilimsel düşünceden çok, dahil oldukları “taraf”ın görüşünü kabul ederek belirleme eğilimindedir. “Taraf tutmak”, toplumun karmaşık sorunlarını anlamanın ve çözüm önerilerini tartışmanın zorlukları karşısında insanlara cazip gelebilir. Hatta günlük yaşamdaki tercihlerimizi bile kolaylaştırabilir. Ancak, bağımsız düşünmek yerine bir tarafa bağlı olmak, toplumumuzdaki kamplaşmaları sürekli kılmakta ve önemli sorunların çözümünü zorlaştırmaktır. Kamusal aktörler ve siyasetçiler, toplumumuzda adeta bir aile ferdi gibi benimsenmektedir. “Biz” ve “siz” ayırımı içinde düşünenlerin, “biz”den olanların her yaptığını doğru bulması ve savunması;  “biz”den olmayanların ise her yaptığını reddetmeye ve hatta lanetlenmeye hazır olması siyasi ve sosyal yaşamımıza damgasını  vurmaktadır.  Bu engellerin aşılması için iki çıkış yolunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bunlardan birincisi, uzun vadeli çözüm olan eğitimdir. Duygusal olarak karar verdikten sonra gerekçe aramak yerine, verilere dayanarak karar veren; bağımsız ve rasyonel düşünen bireyler ancak eğitimle – iyi ve modern eğitimle – yetişir. Toplumumuzda bağımsız ve rasyonel düşünebilen bireylerin yetişmesi için, yükseköğretim kurumlarımız da dahil olmak üzere, tüm eğitim sistemimizin iyileştirilmesi hayati önem taşımaktadır. Eğitim – öğretim, öğrencilere sorgulamadan aldıkları bilgiyi aktarmak değil, öğrencilerin sorgulayarak bilgi ve anlayış kazanmalarının sağlanmasıdır. Bu nedenle, eğitim kurumlarında öğrencilerin bağımsız düşünmeyi, meraklarını geliştirmeyi ve araştırmayı öğrenmeleri önemlidir. Yaşadığımız sorunlardan çıkışın ikinci yolu – ki gerçekleştirilmesi yine iyi eğitilmiş bir toplumda daha kolaydır – gerçek anlamda çoğulcu demokrasi anlayışının toplumun geniş kesimlerine yaygınlaştırılmasıdır. Çoğulcu demokratik toplum olabilmemiz için, özellikle iktidar sahibi olan kesimlerin toplumun her yönüne hakim olma amacı gütmemesi; tam aksine, farklı görüş ve yaşam tarzlarına alan açmaya hazır olması gerekir. Kamu aktörlerimizin ve siyasi liderlerimizin bu dünya görüşünü yansıtan tutum ve davranışları sergilemeleri çok önemlidir. Çünkü, toplumumuzda geniş kesimler bağlı oldukları liderleri model olarak almakta, algıladıkları tutum ve davranışları yaşamlarının her noktasında örnek olarak kullanmaktadırlar. Çoğulcu demokrasilerde çok farklı düşünce ve taleplerin olacağı, herkesin istediğini söyleyebileceği, savunabileceği; ancak her istediğini kabul ettiremeyeceği anlayışı toplumumuzda yerleşmelidir. Farklı kesimlerin karşılanmayan isteklerini savunmaları ve hak aramaları, protesto eylemleri düzenlemeleri demokratik rejimin doğasında vardır. Ancak, toplumda hak aranırken, tarafların şiddet ve zorbalığı bir yöntem olarak kullanması çoğulcu demokratik bir toplum olma yolunu tıkamaktadır. Anayasanın ve yasaların geniş kesimler tarafından meşru görülmesi;  “yasal ama meşru mu?” sorgulamalarının en aza indirilmesi tabii ki çok gereklidir. Demokratik bir toplumda yasaların meşruiyeti, ancak evrensel hak ve hukuk ilkelerinin yerleşmesi ve yaşamın her alanında özgür ve katılımcı karar süreçlerinin geçerlik kazanması ile mümkündür. Hiç şüphe yok ki, Anayasa ve yasalarımızın bu yönde iyileştirilmesi toplumumuza önemli kazanımlar sağlayacaktır. Yasaların uygulanmasında ise, yetki kullanan kişi ve kurumların “taraf” olmayacağına güven duyulması; vatandaşların talep ve davranışları ne olursa olsun, devlet gücünün her zaman yasal ve meşru zeminde kalacağının bilinmesi toplum barışı için çok önemlidir. Son dönemde ülkemizin ve üniversitemizin gündeminde önemli yer tutan olayların bu çerçevede yorumlanması gerektiğini düşünüyorum.Değinmek istediğim ilk konu, Anadolu Bulvarı’nın devamı olan yolla ilgili olarak yaşanan sorunlardır. Demokratik toplumlarda da, yerleşik mahalleler içinden yol geçirilmesi veya kentsel çevreyi olumsuz şekilde etkileyecek bir tesisin yapılması, yönetim ile etkilenen kesimler arasında ciddi tartışma ve hatta çatışma konusu olabilir. Bunun binlerce örneği ve anlaşmazlıkların nasıl çözüldüğü literatürde yer almaktadır. Ancak, bu tür sorunlarda şiddet kullanarak hak elde edildiği veya yönetimin dayatmayla sonuç aldığı örnekler demokratik toplumlarda yaygın değildir. Üniversite yönetimi olarak, bu yol projesinin yasal dayanağını kabul etmekle birlikte, uzun zamandır geciktirilmesi nedeniyle bugün yaşanan sorunların, ilgililer arasında tartışılarak ve ortak bir çözüm bulunarak sonuçlandırılması gerektiğini savunuyoruz.

Değinmek istediğim ikinci konu ise, Üniversitemize yeni gelen öğrencilerimizin kayıtlarının ikinci gününde yaşanan bir olay nedeniyle Üniversitemizi hedef alan tepkilerin düzeyi ve niteliğidir. Konu hakkındaki Rektörlük duyurusunda da açıkça belirttiğimiz gibi, söz konusu olayın başı örtülü öğrencilerin öğrenim hakkının kısıtlanması ile ilgili bir yönü yoktur. Olay, adli makamlara yansımış ve Üniversitemiz de bu konuda bir ön soruşturma başlatmıştır. Ancak, birçokbasın organında yer alan şiddetli ve yaygın suçlama ve çağrılar, biraz önce anlattığım anlamda, toplumumuzdaki önyargı ve kutuplaşmanın ne kadar derin olduğunu ve daha da derinleştirecek ölçüsüz ve temelsiz tepkilerin ne kadar kolay verildiğini göstermektedir. Bu tür olaylara hınçla yaklaşmanın toplumumuzu daha da gereceğini görüyoruz. Öncelikle siyasetçilerimizin ve fikir önderlerinin, tutum ve davranışlarıyla ve uyguladıkları politikalarla kutuplaşmaların artması için değil, azalması için örnek olmalarını bekliyoruz. “Taraf” olanlar, yaşadıkları gerginliklerde sembollere ve somut hedeflere ihtiyaç duyarlar. Bu olaylarda da, ODTÜ’yü bir sembol ya da hedef olarak tanımlama ve toplumuzdaki sürtüşme ve anlaşmazlıkların odağı haline getirme çabaları görüyoruz. Bu çabaların başarısız kalması için tüm ODTÜ’lülerin sorumlulukla davranacaklarını biliyorum. Üniversitemizin ve ülkemizin bu
zorlukları da aşacağına ve çok daha aydınlık bir dönemin bizi beklediğine inanıyorum.

Şimdi izninizle öğrencilerimize seslenmek istiyorum. Bu yıl aramıza katılan sevgili ODTÜ’lüler, Üniversitemize hoş geldiniz. Bugüne kadarki eğitim – öğretim yaşamınızda gösterdiğiniz başarı için sizi gönülden kutluyorum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, eğitim – öğretim kalitesi ile uluslararası sıralamalarda dünyanın en seçkin eğitim kurumları arasında yer almaktadır. ODTÜ’nün sunduğu akademik, sosyal ve kültürel olanaklardan yararlanmak için siz de çaba gösterin. Araştırın, tartışın, sorgulayın. Kişisel ve sosyal becerilerinizi geliştirmek, her gün yeni şeyler öğrenmek, yeni deneyimler elde etmek için gayret edin.

Değerli Öğrencilerimiz,

Farklı fikirleri dinleyin ve anlamaya çalışın; farklılıklara karşı hoşgörülü olun, insanlara anlayış ve saygı ile yaklaşın. ODTÜ’nün başarısı ve sizin bu Üniversiteden alacaklarınız ODTÜ’nün özgür akademik ve sosyal ortamının korunmasına bağlıdır. Özgürlük sorumlu olmayı gerektirir. Ne tür ve hangi nedenle olursa olsun şiddet içeren ve başkalarının seçeneklerini kısıtlayan davranışlar, üniversitenin faaliyetlerine ve çevreye zarar veren eylemler özgürlük kavramıyla bağdaşamaz. Bu tür davranışların sergilendiği ve eylemlerin yaşandığı yerlerde özgürlükten bahsetmek ve özgürlük ortamını sürdürmek mümkün olamaz. Özgürlük ortamımızın tüm ülkeye örnek olacak şekilde korunması ve geliştirilmesi için hepimiz sorumluluklarımıza titizlikle sahip çıkmalıyız. 2013 – 2014 Eğitim – Öğretim Yılının hepimize başarı ve mutluluk getirmesini dilerim.
Teşekkür ederim

Prof.Dr. Ahmet Acar


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: