Posted by: bluesyemre | November 8, 2016

Hep bir adım önde – yeni #kütüphane konseptlerinin başarısı üzerine

airman_in_concert_695x300-1

Ödüllü Köln Şehir Kütüphanesi’nin yöneticisi Dr. Hannelore Vogt ile, dijital çağda kütüphanelerin önemini, “kütüphane” kavramının hâlâ çağa uygun olup olmadığını ve yöneticisi olduğu kütüphanenin başarı konseptini konuştuk.

Almanya’daki halk kütüphanelerinin üyelerine sunduğu yeni hizmetler, kütüphanede küratörler tarafından oluşturulan kaynak koleksiyonlarının bile çok ötesine geçmiş bulunuyor. Bu durumda, “kütüphane” nitelemesinin hâlâ çağa uygun olduğu söylenebilir mi?

Eh, pek sayılmaz, zira kütüphane aslında bundan daha fazlası. Yine de kütüphaneler kitaplarla ilişkili olmayı sürdürüyor, ayrıca kütüphane kavramı olumlu bir çağrışıma sahip. Kütüphane deyince insanların aklına güven ve güvenilirlik kavramları geliyor. Almanya’da, günümüzde kütüphanenin temsil ettiği şeyi tam olarak karşılayabilecek bir sözcük olmadığı için kütüphane “başlığını” kullanmaya devam etmek yerinde bir tutum.

Zürih’teki İsviçre Teknik Yüksek Okulu Kütüphanesi’nin yöneticisi Rafael Ball geçenlerde Neue Zürcher Zeitung gazetesinde çıkan bir haberde, “İçerik arayanların kütüphaneye ihtiyacı kalmadı” diyordu. Alman kütüphaneleri dijital çağda da önemini korumak için neler yapıyor?

Kütüphaneler hiçbir zaman sadece bilgi sunan yerler olmadı. Belirli durumlarda salt bilgiye internetten kolayca ulaşabilirsiniz belki. Ama kütüphaneler bundan çok daha fazlasını veriyor. İlişkiler kuruyor, eğitim sunuyor ve bilgi üretiyorlar. Nitekim insanların kütüphaneyi bir araya gelip birlikte öğrendikleri ve bilgi alış verişinde bulundukları bir yer olarak kullandıklarını ve bu eğilimin giderek arttığını görüyoruz. Salt bilgiye ulaşmanın çok ötesine işaret eden bu gelişim öğrenmenin çeşitli biçimlerine de yansıyor; insanlar sadece klasik yollardan, yani kitaplardan ve internetten bilgi edinmiyor, birbirlerine ilham vererek, bilgi alışverişinde bulunarak ve kendi inisiyatifleriyle de öğreniyorlar. Bu bakımdan kütüphane önemini korumaya devam ediyor.

Bazı etkinlik biçimlerinde kullanıcılar artık sadece “tüketici” ya da katılımcı olmaktan çıkıyor, bilgi birikimlerini üçüncü kişilere aktararak bizzat aktör konumuna geçiyorlar. Örneğin Dijital Atölyelerde ya da öğrencilerin “junior experts” (genç uzmanlar) olarak bilgilerini yetişkinlere aktardığı Makerspace denilen etkinliklerde. “Science Slam” gibi etkinlik dizilerimiz de yeni öğrenme biçimlerine katkıda bulunuyor ve geleneksel öğrenme formatlarının çok ötesine geçiyor.

Yöneticisi olduğunuz Köln Şehir Kütüphanesi 2015’te Yılın Kütüphanesi seçildi. Başarılı kütüphane konseptiniz neye dayanıyor?

Yenilikçi yönetimimizin bir yönü de, bir şeyin toplumda yerleşik hale gelmesini beklemeden harekete geçmek. Genç meslektaşlarımız kentteki piyasayı takip ediyor, ayrıca trend raporlarıyla ve çeşitli sektörlerdeki fuarlarla, örneğin teknoloji fuarlarıyla günceli yakalıyoruz. Geleceğin trendlerine bakıp bunlardan kütüphanemiz için yeni hizmetler geliştiriyoruz. Jürinin bu ödülü bize vermesinin gerekçesi, yenilikçi ve yaratıcı yaklaşımlar için daima açık seçik ve mantıklı bir strateji geliştirmemiz ve yeni şeyler denemeye cesaret etmemizdi. Böyle bir yaklaşımla arada bir hata yapma riski de var gerçi ama en azından hep bir adım öndeyiz. Başarı konseptimizin bir parçası da, sıra dışı partnerlerle işbirliğine girmek. “Coworking spaces”, yani paylaşımlı çalışma alanlarıyla, FabLab denen açık atölyelerle, iPad sınıfı olan ya da mini robotlarla çalışan okullarla işbirliği yapıyoruz.

Kütüphanenizin giderek sosyal bir ortam haline geldiği görülüyor. Finansörleriniz ve izleyicilerinizin buna tepkisi nasıl?

Finansörler Bay Ball’inkine benzer bir soruyu, kütüphaneye bir mekân olarak hâlâ ihtiyaç olup olmadığını sorabiliyorlar tabii. Oysa sosyal ortam olarak kütüphane hedeflerimizin önemli bir unsurunu oluşturuyor. Tüm kuşakları bir araya getiren ve göçmenler bağlamında da kapsayıcı ve katılımcı bir toplumsal etkileşim, kütüphaneyi sosyal ve son derece demokratik bir yer haline getiriyor, ki hem bizim için hem de kullanıcılarımız için önemli bir ilke bu. Bu nedenle, ödünç alma rakamlarına değil, bizi başka kültür kurumlarıyla aynı bağlama oturtan ziyaretçi rakamlarına bakıyoruz. Köln Şehir Kütüphanesi’nin ziyaretçi sayısı, kentteki tüm müzelerin toplam ziyaretçi sayısından daha yüksek. Finansörler ve politikacılar somut faaliyetlerimizin yanı sıra, istatistikler ve rakamlar da görmek istiyorlar. Onlara kütüphanemizin ziyaretçi rakamlarını sunmam bayağı ikna edici oluyor.

Geçenlerde, 2016 Avrupa Haftası kapsamında “Almanya’ya Varmak” temasıyla ilgili bir ödül aldınız. Kütüphaneniz neden bu ödüle layık görüldü?

Şu sıralarda Almanya’ya çok sayıda mülteci geliyor. Toplumda, kentimizde çok önemli bir konu bu. Biz bu kentin bir parçasıyız, dolayısıyla bu konuya eğilmek ve aktif bir rol oynamak zorundayız. Ayrıca, dil ve dil eğitimi işimizin önemli bir parçası, o nedenle bu konu tam da bizim alanımız.

Bir sonraki projeniz ne?

Buna cevap vermek zor, çünkü en az on tane yeni projemiz var. Örneğin e-öğrenme alanında; Apple e-öğrenme için oluşturmak istediği içerikleri bizimle birlikte geliştirmek istiyor. Dil öğrenimine yönelik projeler de planlanıyor; mülteci çocukların Almanca öğrenmesine yönelik bir App, bir de okul sınıflarına kütüphane tanıtımları için bir App geliştirmek istiyoruz mesela. Öte yandan, “Babalar çocuklara kitap okuyor” projesi, yüksek sesle kitap okumayla ilgili klasik bir proje. Bu projede, yüksek sesle kitap okuma kültürünün olmadığı toplumlardan gelen babaların da katılımı hedefleniyor.

Son olarak kütüphane personeliyle bir ilgili soru: Kütüphane yönetimi personelinin değişim süreçlerine ayak uydurmasını nasıl sağlayabilir?

Kütüphanenin başarısına başka kurumlarla kurduğumuz ortaklıkların yanı sıra çalışanlarımız da önemli bir katkıda bulunuyor. Genelde personel kadrosu sabit olduğu için değişim süreçlerine tüm çalışanların dahil edilmesi çok önemli. Personel gelişimi için öncelikle, hiyerarşiden bağımsız çalışan bir yenilikçilik ekibi oluşturuyoruz. Sonra yeni projeler tüm ekibe anlatılıyor ve gereken eğitim veriliyor. Bunun için kurum içi bloglar ve wikiler de kullanıyoruz. Değişimlerin hayata geçirilmesinin en önemli koşulu katılım, iletişim ve enformasyon. Çalışmalar personel tarafından desteklenmezse, kütüphane de ilerleyemez.

https://www.goethe.de/ins/tr/tr/kul/mag/20731015.html


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: