Posted by: bluesyemre | January 15, 2018

Siz Ankaralısınız…Cihat Kaldırım

ankara

Eğer…

Arı Sineması’nın açılışını hatırlıyorsanız
Kuğulu Park’ın bölünmeden önceki halini biliyorsanız..
Sheraton Oteli’nin yerinde Kavaklıdere Şarapları’nın üzüm bağları olduğunu hatırlıyorsanız..
Köşk Pastanesi, Kafe ve Mini Golf’ü biliyorsanız..
Modern Disko, Gazanfer , MET, Apple adları sizde bir şeyler çağrıştırıyorsa,
Tunalı Hilmi’deki Bimbo’ya gidip hamburger yemişseniz,
Şimdilerde Gazi Hastanesi’nin olduğu yerde futbol oynamış, kızakla kaymışsanız,
Amerikan Pazarı’ndan ve Hergele Meydanı’ndan alışveriş yapmışsanız..
Airport Disko’nun açıldığını hatırlıyorsanız….
A Bar’da canlı müzik dinlediyseniz…
Eskişehir Yolu’nda Söğütözü’ndeki köprünün sadece bir ufak kavşak olduğunu hatırlıyorsanız…
Bilkent’siz bir Ankara düşünebiliyorsanız…
Oran’a giderken,”Buralar da amma şehir dışı” demişseniz….
Hava kirliliğinden dolayı okullarınız tatil edildiyse…
Skoda ve Chevrolet steyşın dolmuşlara binmişseniz,
Metropol Sineması açılınca “vay be iki salonu var” demişseniz….
Gölbaşı, Ankara, Büyük, Ulus sinemaları size bir şey ifade ediyorsa…
Kocabeyoğlu Çarşısı’nın alt katından elden düşme kitap, dergi almışsanız…
Kurtuluş Parkı’nda bir buz pateni sahası olduğunu biliyorsanız ve oraya
kaymaya gitmişseniz….
Kızılay’da, ağzındaki ufacık pul gibi bir şeyle kuş gibi öten adamı biliyorsanız….
Köprülü kavşağı, metro durağı olmayan bir Ankara size normal geliyorsa….
Bahçeli 7. Cadde’ye sadece o civarda oturan bir arkadaşı ziyaret etmek için
gitmişseniz…
İlk kumpiri Tunalı’daki Kıtır Piliç’te yemişseniz….
Döneri, Sakarya’da Hosta’da yemeyi seviyorsanız…
İstanbul’da yaşadığınız halde hafta sonu Ankara’ya gidiyorsanız…
İstanbul’da yaşadığınız halde Ankaralılarla görüşüyorsanız…
Margharita Pizza’yı, Körfez Pastanesi’ni biliyorsanız…
F 34’ü biliyorsanız..
Eskişehir Yolu’nun 2 şeritli ve boş halini biliyorsanız…
Arkadaşlarınızı en az 10 yıldır tanıyorsanız…
Kızılay trafiğe kapalıyken oradaki masalarda oturup, bisiklete binip, paten
kaymışsanız..
Kuğulu Park’daki salıncaklarda sallanıp, balon ve kâğıt helva almışsanız..
Kızılay’da, GİMA’nın ya da PTT’nin önünde birileri ile buluşmak için randevulaştıysanız..
Dikimevi’nden başlayan ve EGO otobüsleri için hazırlanmış tahsisli yolu biliyorsanız..
Gölbaşı’na pikniğe gitmişseniz..
Turizm Bakanlığı binasının yerinde tarla olduğunu hatırlıyorsanız
Otobüse Ulus’taki gardan binmişliğiniz varsa..
Gençlik Parkı’nda birilerinin nikâhına gidip, havuzunda bisiklete, akşamları da lunaparkta uçan sandalyelere binmişseniz..
Atatürk Orman Çiftliği’nden dondurma yiyip ayran içmişseniz
Atakule’nin inşaat halini görüp, açıldığında koşa koşa her hafta sonu oraya gitmiş ve Dreamland jetonları biriktirip hediye almaya çalışmışsanız…
Milka’da peşmelba yemişseniz
Kolej-Atatürk Lisesi-Yükseliş çekişmesini hep yaşamışsanız…
Eski Kızılay binasını görmüşseniz, büfesinden maden suyu alıp içmişseniz…
Güven Park’ın çocuk bahçesinde salıncağa binip kaydıraktan kaymışsanız,
Marmara Oteli’nde çay içmişseniz,
Gar’dan motorlu trene binip İstanbul’a giderken lokantasında yemek yemişseniz,
İstanbul’dan her dönüşünüzde yüreğinizde heyecan hissetmişseniz,
ODTÜ’ye çocukken çam fidanı dikmişseniz,
Tatil dönüşlerinde Eskişehir Yolu’nda Ümitköy’ün kenarındaki (şimdi artık yok) askeri radarı görünce “Oh be, Ankara’ya geldik sayılır” diye düşünmüşseniz,
Hayvanat Bahçesi’nde maymunlara fıstık vermişseniz, Mohini ve Azade isimli filleri tanımışsanız,
Kuğulu Park’ta oturup Ankara simidi yemişseniz,
Çocukken “şans, talih, kader, kısmet, beş kuruşa” satmışsanız,
İncesu’dan doğru gelip, Kolej’den devam edip, Sıhhiye’den Zafer Çarşısı’nın yanından geçip Ankara Çayı’na karışan ama yüzeyden akan (üstü sonradan kapatıldı) dereyi biliyorsanız…
Ve bu boklu dereye taş attıysanız,
İki köstek misketin bir gıcır ettiğini biliyorsanız,
Mimar Kemal’in bahçesinde top oynamışsanız,
Evin bahçesinde kaplumbağa ve kirpiye rastlamışsanız,
Ağaç silkeleyip ya da ağaca çıkıp dut yemişseniz,
Kocatepe Camii’nin şimdi olduğu yerdeki boş tepeden Kızılırmak Caddesi’ne kışın kızakla kaymışsanız,
Kızılay’da Akba Kitabevi’nden, Meşrutiyet’te Hür Kitabevi’nden kitap almışsanız,
Goralı’da, tonton Şefik Goralı’nın hazırladığı meşhur goralı sandviç yemişseniz,
Piknik’te bira içip, sosis türlü ve patates yemişseniz,
Ulus’ta Akman Bozacısı’nda boza içmişseniz,
Kızılay’da ulusal bayramlarda, Harp Okulu öğrencilerinin geçişini seyretmişseniz,
Milli Bayramlarımızda Ziya Gökalp Caddesi boyunca geçen Fener Alaylarını
geceleri anne babalarınızla izlediyseniz,
Babanızla annenizin ve kendinizin Gençlik Parkı Evlendirme Dairesi’nde evlendiğini biliyorsanız,
Gençlik Parkı’nda sonraları trene, uçağa binip; çay bahçesinde semaverden çay içmiş ve ahşap silindirik odada motosikletle dönerek düz duvara tırmanan adamı tepeden
seyretmişseniz,
Apple’da yılbaşı geçirmişseniz,
Stop’daki müzik kutusuna para atıp, müzik dinlemişseniz,
Mini Golf’ta golf oynamışsanız,
Köşk Pastanesi’nde “koko” yemişseniz,
Sergen’de dans etmişseniz,
Pizza Pino’da “Genç Kız Rüyası” yemişseniz,
Botanik Bahçesi’nde kaçamak yapmışsanız,
Gösteri veya maç için babanızın sizi 19 Mayıs Stadyumu’na götürdüğünü anımsıyorsanız,
Cebeci Stadının yapılışını biliyorsanız,
Anıtkabir, Ankara Kalesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne gitmişseniz,
Komşunun bahçesindeki çağla ya da kiraza dalmışsanız,
Kukalı saklambacı, yakan topu biliyorsanız,
Meşrutiyet Caddesi’nde yakan top oynamışsanız,
Mahallede gece kartopu savaşı yapmışsanız,
Bahçelievler ve Gaziosmanpaşa’daki tek ve iki katlı evleri hatırlıyorsanız,
Radyoda Uğurlugiller’i, Çocuk Saati’ni, Karagöz Hacivat’ı, Orhan Boran ve Yuki’yi Mikrofon’da Tiyatro’yu dinlemişseniz,
Bahçelievler sokaklarında bisiklete binip, paten kaymışsanız,
Mahallenizi, sokağınızı emniyet içinde dolaştığınız, şimdiki korumalı sitelerin müşterek alanları gibi görmüşseniz,
Bahar akşamları sokağınızın köşesinde arkadaşlarınızla buluşup saatlerce sohbet etmişseniz,
Renkli Sinema’yı hatırlıyorsanız,
Karın adam gibi yağdığı Ankara kışlarında, Emek Mahallesi 4. Caddenin tepesinden kızaklara veya kızakmış gibi davrandığınız tahtalara binip, 1. durağa, yani İsrail Evleri’ne kadar kaymışsanız,
Pilatin’de bilardo oynamışsanız, Begul’de sevgilinizle buluştuysanız,,
Şişman Pastanesi’nde dondurma ve sabahları poğaça yemişseniz,
Sokak aralarında futbol-basket oynayacak yerler, tırmanılacak ağaçlar, aşılacak çitler olduğu aklınızda kalmışsa,
Kayarken karşınıza arabalar değil sadece kar delisi çocuklar ve gençler çıkmışsa,
Foto Hakkı’da vesikalık ve aile fotoğrafı çektirmişseniz,
Okula yürüyerek giderken hava kirliliğinden zor nefes almışsanız,
Ferah Açıkhava Sineması’nda sevgilinizle film seyrettiyseniz, Seyranbağları Kızıltoprak’ ta maç yaptıysanız.
Siz Ankaralısınız…


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: