Posted by: bluesyemre | April 13, 2018

#Okul ve #kütüphane – Faruk Çakır

okul-kutuphane-ornek-tasarimlari

Okul binaları yapma noktasında hızlı ve nisbeten zengin sayılsak da maalesef kütüphaneler konusunda aynı zenginliğe sahip değiliz.

Son yıllarda değişmesini umduğumuz bazı araştırma neticelerine göre toplumun yüzde 39’u hiç kitap okumuyor, yüzde 47’si de hiç dergi okumuyor.

Yine TÜİK’in 2015 yılı rakamlarına göre Halk Kütüphanelerine üye sayımız 1 milyondan biraz fazla ve bu rakam ülke nüfusunun yüzde 2’sinden bile az. 2016 yılında 40 ülkede yapılan “Cehalet Endeksi Araştırması” sonuçlarına göre Türkiye 40 ülke arasında maalesef en cahil 9. ülke olmuş. (Ipsos MORI- İngiltere 2016)

Millî Eğitim Bakanlığı’nın OECD işbirliğinde Türkiye çapında 15 yaşında öğrencilerden topladığı verilere göre evinde en fazla 10 kitap olan ailelerin oranı yüzde 27. Evlerin yüzde 54’ünde kitap sayısı 25’i geçmiyor. Millî Eğitim Bakanlığı’nın Dünya Bankası ile yaptığı bir çalışma olan TİMSS’e göre (Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması) okullardaki kütüphaneler bakımından çok fukarayız. Bu araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 24’ünün okullarında kütüphane bulunmuyor. Kütüphanesi olmayan bir okulun başarılı olduğu düşünülebilir mi? (kulturservisi.com)

Erdem Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Melike Günyüz de bir açıklamasında kitap okuma alışkanlığı ve kütüphaneler konusunda önemli tesbitlerde bulunmuş. Çocuk yayıncılığı sektöründe en büyük problemin, üretim sürecinin uzun olmasından kaynaklandığını dile getiren Melike Günyüz, “Yetişkin kitaplarda, kurgusunu beğendiğiniz hikâyeyi kapak yaptırıp hemen bastırabilirsiniz. Fakat çocuk kitabı yayıncılığında, basım süreci çok uzundur. Çünkü çocuk kitapları kısa metinlerden oluşur. Bu metinlerde estetik dili yakalamak çok zordur” demiş.

Kitap yayıncılarının bir başka derdi de orijinaline uygun olmayan ‘kopya yayın’ların yapılması. “Merdiven altı yayıncılık” olarak isimlendirilen bu yöntemle ‘kitap özetleri’ sayılabilecek nüshalar bilmeyenlere ‘orijinal nüsha’ olarak satılıyor. Özellikle çocuk kitapları sektöründeki bu rekabete dikkat çeken Günyüz, “Bir editör, grafiker, pazarlamacı istihdam etmeyip piyasada olanları toparlayan ve piyasada olanların benzerini taklit eden bir yayıncılıktan söz ediyoruz. (…) Meselâ okullara kitap tanıtımına gidiyoruz. Öğretmen diyor ki ‘Sizinki de Pinokyo, o da Pinokyo. O iki lira, sizinkisi niye üç buçuk lira?’ Onların gözünde hepsi aynı kitap, fakat benim gözümde; çevirmene para verdiğim, resimlettiğim, (…) sürekli yatırım yaptığım bir ürün” şeklinde konuşmuş.

2018 yılında bile kütüphanesiz okulların olması hakikaten kabul edilebilir bir şey değil. Tabiî ki mesele sadece okullarda kütüphaneler kurmakla da halledilmiş olmaz. Ne edip etmeli ‘kitap dostları’ yetiştirmeliyiz. Ayrıca var olan ya da açılması düşünülen kütüphanelerin mutlak surette öğrencilerle dost, her zaman kapıları açık olması gerekir. Çocuklarımız için okul öncesinden başlayarak kitap okuma alışkanlığı kazandıracak faaliyetlere öncelik vermek şartır. Eğitim sisteminde ‘kitap okuma saati’ değil, ‘kitap okuma, anlama ve anlatma dersi’ olsa yeridir. Kitap okuma alışkanlığını kazanan bir öğrenci mutlak surette kendisini geliştirir. Bunu sağlayamadıktan sonra bütün ‘test’leri çözmüş olsa bile böyle bir öğrenci uzun dönemde kârlı olabilir mi?

İsimden ve resimden ibaret olmamak, öğrencilerin istifade edebilmesi şartıyla kütüphanesiz okul kalmamalı vesselâm.

http://www.yeniasya.com.tr/faruk-cakir/okul-ve-kutuphane_458907


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: