Posted by: bluesyemre | August 10, 2018

Omuzlarımdan Asıldım – #ObenYılmaz

oben-copy-1

Tam on bir yıldır bedenimi satıyorum. Ruhumu bedenimden kanatarak koparıyorum. Sadece erkeklerle yattım ama binlerce insan tanıdım. Yanlarında getirdikleri hikâyelerde binlerce insan dinledim. Etlerini tenimde gezdirip, azap içinde ruhuma bırakıp gittiler kelimelerini. Paranın alasını verip işini bitirip giden de oldu. Yatakta karısıymışım gibi tatlı sözler söyleyip, sonra suç işlemiş gibi kaçarak giden de. Üzerimdeyken kendini adam sanıp “orospu” diye haykıran da… Sanki bana bilmediğim bir şey söylüyormuş ya da anasından kalma bir yarası varmış gibi… İşi bittikten sonra karşımda ağzını çalkalayıp her gün konuşmayı sektirmediğim “savaşçı kaktüsüme” tüküren de oldu. Ki o zaman film kopuyor, herifin sülalesinin alayını düzüyordum, kirli ağzımla. Payıma düşeni de hemen oracıkta alıyordum tabii, elle verilen ama kâğıda benzemeyen…

Şimdi düşününce, tenleri, kokuları, yüzleri kalmamış aklımda. Biri dışında… Gözlerime bakarak sevişebilen tek erkek. Müşteri demiyorum. Çünkü ondan aldığım parayı bir mendile sarmış, babamın evlendiğim gün taa Antep’ten getirttiği, yatağımın başucundaki el oyması sandığıma, özenle saklamış, ne parmağımı ıslatıp saymış ne de kursağımdan geçirmiştim.

O sandığa ne zaman dokunsam babam öldüğü için mutlu oluyordum. Yaşasaydı o sandığın evin en şerefli köşesinde yer aldığını değil de, yarattığım küçük kerhanemin yazar kasasına dönüştüğünü görseydi zaten bedenini ruhu ile diri diri yakardı. Zamanında benim de hayallerim arasında büyük bir kara parçası gibi yer kaplamıştı o sandık. Eve omuzlarda çıkarılırken zılgıtlar, türküler eşliğinde, hayallerimle yüklüydü. İçine, mendil arasında tatlı düşler yerleştirdiğim sandığımın yükü şimdi de daha önce olduğundan farkı değildi aslında.

Ona hayatımda çok yer vermek istemiyor, ama bir şekilde yaşamıma iliştiriyordum. Benimle sevişirken gözlerime bakıyor, o yatakta bir et değil de gerçek bir kadın gibi hazza, aşka davet ediyordu. Oysa onu tanıyana kadar niceleri yüzümü, yüzlerini yastıkla perdelemişti de aynada yüzüme daha az bakar olmuştum. Çoğu çocukken yanan kaşımı göz kalemiyle çizdiğimi bile fark etmemişti. Ama o birlikte olduğumuz ilk gece sokak lambasının içeri giren cansız ışığıyla fark etmiş “insanları birbirlerinden farklı ve güzel kılan kusurlarıdır” demiş, parmaklarıyla dokunmuştu. Çok gençti. Genç oluşunu teni değil cümleleri ele veriyordu, henüz hamuruna hayat bulaşmamıştı. Askerdi. Her daim ensesi tıraşlı, botları boyalı, bedeni güneşe yabancıydı. Yüzü toprağına ait olmayan şekilde yanmış, o çocuk gözlerini erkekleştirmişti. Cümlelerini serpiştiriyor ama bakışlarını alabildiğine savuruyordu. Her çarşı izninde bana geliyor, ben ise onun için o gün başka kimseyi kabul etmiyordum evime. Özenle ona hazırlanıyor, evimi temizliyor, havalandırıp tüm ağır kokulardan ve hayatlardan arındırıyordum. Sevebileceğini düşündüğüm yemekler yapıyor ama haddimi aşmaktan ve ürkütmekten korktuğum için ona sunamıyordum. Özel çamaşırlar, çarşaflar alıyor, iki haftaya bir de olsa para basan evimi yuvaya çeviriyordum. Arada sorular soruyor, gülümseme dışında bir karşılık alamıyordum. O ise hiç soru sormuyordu.

Bana geldiği ilk günü hatırlıyorum ve aşağıdaki pasajın girişinden aldığım çiçeklerimle evime dönüyordum. Kapının önünde beni bekliyordu. Elinde aracı olan kişinin adının yazdığı kâğıt terden dağılmıştı. Göz ucuyla bakmıştım, yollayanın bir önemi yoktu zaten. İzin günüm olduğunu söylediğimde hiç ses etmemiş, arkasını dönerek elindeki sigarayı duvarda söndürüp cebine iliştirmiş, yola koyulmuştu. Aslında ilk o an anladım sivil olmadığını. Bir daha geleceğini düşünmemiştim. On iki gün sonra tekrar gelmişti. Ben neden mi bu kadar net hatırlıyorum. Çünkü onu almadığım günün gecesi densiz müşterilerimden birini daha reddetmiş, bir dolu kötek yemiş tam on iki gün sonra hastaneden taburcu olabilmiştim. O da o gün gelmişti. Onu içeri almış ama durumumu anlatıp anlayış göstermesini istemiştim. üç gün sonra geçmiş olsun çiçeğiyle tekrar gelmişti. onu çiçeklerle görünce ne çok gülmüştüm. Önce rahatsız olmuş sonra kahkahasıyla bana eşlik etmişti.

Onu seviyordum. Sessizliğini, yanık yüzünü, ince parmaklarını, gözlerime bakmasını, soru sormamasını, paramı yastığımın altına gizleyerek koymasını, şehrine ait kokusunu… Günün ışıması, sanki gece var olan erkeğimi aydınlığına karıştırıp yok ediyor, benden alıyor, güneşle kavgalı bir kadın olarak bende kaldığı geceye iyiden iyiye öfkeleniyordum. Evde var olan tek yaprak takvimimi de çöpe atmış, zamanı kendimce alaşağı etmiştim. Hiç gitmeyeceğine inanmak istiyordum. Şehrini, ailesini, yaşamını, kendini terk edip, bana teslim olmasını istiyordum. Ama kumdan cennetim güze teslim olmuş, o son gece mıh gibi çakılmıştı aklıma.

Sabaha kadar terimiz birbirine karışmış, vücutlarımızda keşfedilmemiş nehir yatakları oluşturmuştuk. Terden ıslanan yüzümde bana ait olmayan kaşım silinmiş, utancımdan yüzümü gizlemeye çalıştıkça, hissizleşen izimi daha da sıcak öpmüştü. O dudaklarının ardında gizlediği cümlelerle uykuya dalmıştı. Ben de sabah yastığımın altına bırakacağı bedelimi nasıl bir dille geri çevireceğimi düşünüyor, aralık duran perdeden gökyüzüne bakıp, havanın aydınlanmaması için, tanrıyı bırakıp güneşe yalvarıyordum. Güneş sözümü dinlemeyip aksilik etmiş, ilk ışığını sevdiğim adamın gözüne akıtmıştı. Uyanmış kendisine dönmemi istemiş, ben de yüreğimle bakıvermiştim. Ağzından çıkacak her söze amansız teslime hazırdım. Kulağıma nefesinin harıyla;

“Bir daha gelmeyeceğim “ dedi.

Orospuluk içimde yoktu ki benim, şuh bir kahkaha atıp;

“Hadi aslanım yoluna!” diyeyim…

İçeri giren ince güneş ışığına, tahta mandallarla omuzlarımdan öylece asılı kaldım. Başucuma bedenimin karşılığını bırakıp gitti, yanında asker künyesi ile. “Bak seni öldürdüm, dişlerinin arasına yerleştir!” der gibi.

Oysa ben onun küçük dünyasının tanrısı değil, orospusu olmak istemiştim.

http://tersakansanat.org/index.php/2018/06/28/1385/


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: