Posted by: bluesyemre | October 2, 2018

Ayşe Yüksel Durukan: #OkumaKültürü ve #Kütüphaneler (İrem Bilkin)

SONY DSC

Ayşe Yüksel Durukan kütüphane yapısının tamamıyla yeniden şekillendiği, tanımlandığı ve yorumlandığı modern çağımızda kütüphaneciliğe ömrünü vakfetmiş, biriktirdiği engin kültürünü genç beyinlere ve nesle aktarmayı son derece önemseyen bir aydın. Şimdilerde bazı okul kütüphanelerine danışmanlık ve Z-Kütüphane projesinde eğitmenlik görevlerimi gerçekleştiren Durukan ile kütüphaneler, günlük hayatta, eğitimde ve dijital çağda kütüphanecilik üzerine konuştuk.

Arjantinli yazar Carlos María Domínguez, “Günümüzün gerçek üniversiteleri, zengin kütüphanelerdir” der. Kütüphanelerin halen böyle bir misyon taşıdıklarına inanıyor musunuz?
Kütüphaneler eğitim ve dolayısıyla insanı zenginleştirme misyonunu her zaman taşırlar. Ben daha çok okul kütüphaneleri alanında yoğunlaştım. Okul kütüphaneleri sistematik bir biçimde camiasını eğitme ve müfredat battaniyesi altındakilere öğretme amacını güder. Ana okulda, ilk ve orta öğrenimde kütüphane ve kütüphane öğretmenleri olmazsa olmazdır. Yazar Jean Rhys’in çok sevdiğim bir sözü var: Okumak hepimizi göçmene dönüştürür. Bizi evimizden alıp götürür, daha da önemlisi her yerde bize evler bulur.

Kütüphanede tam bir gezgin olur, özgürce dolaşırsınız. Ardından da hayal kurma gelir. Günümüzde hayal edip üretebiliyorsanız dünya vatandaşı olursunuz. Okumazsanız içeriksiz bir insana dönüşme olasılığınız artar. Bazı yazarlar kütüphanelerin onlara ne denli katkıda bulunduklarını anlatmışlardır. Ursula Le Guin, “Liseden ne kadar nefret ettiysem kütüphaneyi o kadar sevmiştim. Birinde yetişkinler cemiyeti adetlerinin Sibirya’sında sürgünde idim. Öbüründe kendi evimde gibi özgürdüm. Kütüphane olmasaydı okuldan sağ çıkamazdım, en azından sağlam kafayla çıkamazdım,” demiştir.

Birçok değerli yazarımız anılarında halk kütüphanelerinden çocukluklarında nasıl yararlandıklarını ve dolayısıyla bambaşka bir dünya ile tanıştıklarını anlatmışlardır. Örneğin, Muzaffer İzgü hemen her söyleşisinde değinmiştir kütüphane konusuna: “Kitapları dağıtan kadın bana Define Adası kitabını uzattı. Yaşamımda ilk kez bir kitabı elime alıyorum [8 yaşındadır]. Evde odun kömür yok, kitap nasıl olsun? Açtım başladım okumaya, nasıl hoşuma gitti, kendimden geçtim. İlk okuduğum kitaptır o. Aman ne macera! Dağlar, denizler, korsanlar falan… İkinci günden sonra benim ikinci evim ya Adana Halkevi Kütüphanesi’ydi, ya Ramazanoğlu Kütüphanesi.” Şunu söylemeye çalışıyorum: Kütüphaneler hâlâ gereklidirler, hâlâ bizi besler, hâlâ bizleri verimli kılarlar. Kütüphaneyi kullananların enformasyona ulaşmalarını, kullanabilmelerini ve bilgi üretebilmelerini kolaylaştıran kütüphanecilerin varlığı önemli.

Çocuk kütüphanelerinin Türkiye’de giderek yaygınlaşmaya başladığını, sayılarının arttığını söyleyebilir miyiz yoksa bu ihtiyaç sadece bir yanılgıdan mı ibaret?
Türkiye’de yaklaşık 50 çocuk kütüphanesi var. Bu 81 milyonluk bir nüfusa göre çok az. Ben halk kütüphanelerinin çoğalmasını ve mutlaka çocuk bölümlerinin olmasını isterim. Yani ebeveyni ile giden çocukların birlikte okuyabilecekleri sıcak mekanlar olmalı. Doğal olarak çocuklar, gençler ve yetişkinler için ayrı ayrı ilgilenebilecek uzman kütüphanecilerin varlığı da önemli. Yetişkin ve çocuk birlikte eğlenceli bir zaman geçirebilmeli. Buna örnek OBA Amsterdam Halk Kütüphaneleri.

Kütüphaneye bir giden bir daha gitmeyi arzu etmeli. Bizde genelde yerel yönetimlerin yalnızca çocuk kütüphanesi açmaya bütçeleri yetiyor. Bu da bir kazanım. Ama ülkemizde halk kütüphanesi sayısı da çok az: 1137. Oysa çok çeşitli kitaplara (basılı ya da e-kitap), kaynaklara (dergiler, veri tabanları, filmler vs.) ulaşabilmeye, internet erişiminin olduğu sosyal mekanlara çok ihtiyacımız var. Biz gelişmekte olan ülkeler sınıfındayız ve tam donanımlı halk kütüphanelerine ve kütüphanecilerine her zaman gereksinim duyuyoruz.

6-11 Mayıs ayında gerçekleşen Uluslararası Okul Kütüphaneciliği Derneği’nin (IASL) 47. yıllık toplantısına okul kütüphanecileri, öğretmenler, idareciler, araştırmacılar ve eğitim ve kütüphanelerle ilgili pek çok kişi katıldı. En çok vurgulanan veya en çok çözüm aranan konu neydi?
Uluslararası Okul Kütüphaneciliği Derneği (IASL) 1971 yılında kurulmuş bir dernek. Her yıl bir ülkede konferans düzenlenir. Ben onlarla 2010 yılından bu yana tanışıyor ve çalışıyorum. 2015 yılında Maastricht’te 2018 yılı konferansını İstanbul’da düzenleme kararını almıştık. Bu konferans 47. Uluslararası Okul Kütüphaneciliği Konferansı ve 22. Uluslararası Okul Kütüphaneciliği Araştırmaları Forumu idi. Konferansa 5 kıta ve 32 ülkeden 150 kişi katıldı. Konferansın ana temasını  İnovasyon ve Okul Kütüphanelerinin Etkileri” olarak belirledik. Okuma Kültürü, Bilgi Okuryazarlığı, Medya Okuryazarlığı, Enformasyon Etiği, Z-Kütüphaneler ve Uygulamaları, Makerspaces, STEM, STEAM, Resmi ve gayriresmi öğrenme alanları, Öğrenmenin Değişimi gibi alanlarda bildiriler paylaşıldı. Bir diğer önemli konu da okul kütüphaneciliği alanında tüm dünyadan gelenlerle tanışmak ve çözüm yolları aramaktı. Bu konferans okul kütüphanecileri için bulunmaz bir fırsattı. Okul kütüphaneleri ve kütüphanecileri okuryazarlığın renklenmesi ve zenginleşmesi için elzem.

Teknolojinin günlük hayatımıza ve okullara hızla girmesiyle birlikte dijital hikâyeler önemli bir konum kazandı. Uygulamalı ve iş birliğine dayanan öğrenmeye yapay zekanın katkısı ne?
Okullarda fırsat çıktığında, koşullar elverdiğinde dijital hikâye anlatımını zaten kullanıyoruz. İlköğrenimde masal ve hikâyeler dinleyip anlamada bir yöntem olarak işe yarıyor; ortaöğrenimde ise öğrenciler kendileri dijital öykü oluşturuyorlar. Bazı çocuklar tabletlerden öykü okuyarak okula başlıyorlar. Ama bunlara ulaşamayan çocuklarımız basılı kitap ile de benzer sonuçlara ulaşıyorlar. Önemli olan çocuklarımızla okumak ve anlamak için birlikte zaman geçirmemiz ve onlara rehberlik edebilmemizdir.

Yapay zekâ ve artırılmış gerçekliğin gelişmiş ülkelerde ders anlatımında kullanıldığı vakıa. Bizim ülkemizde de bunun kullanılmaması diye bir engel yok. Ama hızlı hareket edip, içeriği kuvvetli oluşturup, en uygun ve ucuz biçimde kullanıma açmamız gerekli. Artırılmış gerçeklikle çocuklar çok daha kolay öğreniyorlar. Bu açıdan etkisi büyük ve kalıcı.

Okuma ve öğrenme kültürünün bir sonraki aşaması sizce nasıl ilerleyecek? 
Okuma kültürü bebeklikte başlayan bir olgu. Eğer çocuklarımıza (0-3 yaş) yüksek sesle kitap okumaz isek, kütüphane ve kütüphaneci şemsiyesi altında kitap ile tanışmayı yeterince yaygınlaştıramazsak dünyayı geriden takibi kabullenmişiz demektir. Küçük çocukların ebeveynleri ile birlikte okuma eylemine katılmaları çok önemli bir deneyim. Bebekken çocuğunuza yüksek sesle kitap okuduysanız, anaokulunda kitap ile tanıştıysa, kendisi ilkokulda diğerlerinden önde yer alır. Eğer bir okulun dinamik bir kitap koleksiyonu var ise ve bir kütüphane öğretmenine sahip ise okulun akademik başarısı da daha yüksek olur.

Okumak her platformda gerçekleşebilir. Okumak yalnızca hecelemek ve sözcükleri çözmek değil tabii; önemli olan okuduğunu anlamak, çıkarım yapabilmek ve yeni fikirler üretebilmek. Bu da kolay değil ama başarmalıyız. Günümüzde ve yakın gelecekte iş gücünde aranan beceriler arasında anlam çıkarma, sosyal zekâ, çok kültürlü yeterlik, özgün ve bağdaştırıcı düşünceler üretebilme, tasarım yapabilme gibi ögeler başı çekiyor. Bunları ancak iyi okuyan bireyler yapabilir.

Bir düş kuralım: her şeyi halletmişiz, bazıları basılı olmak üzere tüm yayınlar e-kitap olarak son derece uyumlu ve kullanışlı platformlarda sunuluyor, internet hızı en ufak köylere kadar süper, üstelik tüm kütüphanelerde, okullarda bedava. Sizce Türkiye okumayı sevecek mi?

Modern teknoloji çağında Türkiye’de kütüphaneciliğin durumunu nasıl görüyorsunuz?
Ülke olarak çocuk ve genç psikolojisini bilen, okuyan ve okutabilen kütüphane öğretmenlerine ihtiyacımız var. Okumayı ve okuma kültürünü yaşatan ve benimseten, geçişken okuryazarlığı bilen, sosyal medya rehberliği yapabilen, sahte haberleri ve dezenformasyonu ayırt edebilen, akademik dürüstlüğü onaylayan, bilinçli kütüphanecilerimiz çoğalmalı.

Biz ülke olarak kitap fakiriyiz, üniversite kütüphanelerimiz içinde en çok kitaba Bilkent Üniversitesi sahip: 500.437. Harvard Üniversitesi’nde ise 3,5 milyon var. Yine de geniş bir yelpazede kaynak sunabilen ve her gelene hizmet edebilen kütüphanecilerimiz var. Türkiye’de 65.793 okul, 17.568.955 öğrencimiz var. Türkiye genelinde okul kütüphanesi sayımız yaklaşık 20,000; bu sayının çok azı işlevsel yapıya sahip. Bu sayının içinde Z – kütüphane sayısı ise 1367. MEB zenginleştirilmiş, zemin katta kütüphane projesi altında ergonomik, rengarenk mobilyalara sahip, sıcak okuma ve öğrenim alanları yaratabilmek için 2014 yılından bu yana okullara destek veriyor.

Bizde bağış kitapları toplayıp bir sınıfa ya da boş bir mekana koyun, nasıl olsa birileri gelip okurlar diye düşünebilen kalabalık bir kitle var. Oysa kütüphane öğretmeni olmadan, okuma programları yapılmadan okuma kültürünün yaygınlaşması ve o mekâna öğrencilerin gelmesi olası değil.

Kütüphanede çalışmanın en sevdiğiniz yanı ne?
Kütüphanede çalışmanın en zevkli yanı yeni şeyler keşfetmektir. İsterseniz her gün yeni bir şey öğrenebilirsiniz: yepyeni kitaplar, yepyeni yazarlar. Kendinizi sürekli yenilemelisiniz; yenilemezseniz rutin bir işin sıkıcı atmosferinden çıkamazsınız. Her gün sürekli gelen ya da yepyeni ziyaretçilerinizi karşılar ve onların ihtiyaçlarına yanıt ararsınız. Salt bu bile inanılmaz bir birliktelik. Yanlış anlaşılmasın, bu söylediklerim anlık keyiflerdir, yoksa kütüphanede görevli olarak hayal kuracak vaktiniz olmaz.
Özgür düşünce ve özgür birey iyi kitaplarla gelir, hep söyledim, söylüyorum: iyi kitaplar sıkı dostluklar kurar, aslolan okuyup paylaşmak.

Ayşe Yüksel Durukan Kim?
Benim kütüphanecilik alanım sonradan geldi. Mimar Sinan Üniversitesi mezunuyum. Sanatla, Sanat Tarihi ile uğraşırken mezun olduğum Robert Kolej’de kütüphanede görev yapmaya başlamıştım ki Amerika Birleşik Devletleri, İllinois’da kütüphanecilik okumaya gittim. Meslek hayatıma ilk Ulusal Okul Kütüphanecileri Konferansını (2003) ve ilk Uluslararası Okul Kütüphaneciliği Konferansını (2018) sığdırabilmiş oldum. ABD’den Beta Phi Mu ödülüm var. 2002 yılından bu yana kâh okul kütüphanecileri kah diğer kütüphanecilerle çok çeşitli etkinliklerde bulunuyorum. Bazı okul kütüphanelerine danışmanlık ve Z-Kütüphane projesinde eğitmenlik görevlerimi gerçekleştiriyorum.

http://www.hokkadan.com/ayse-yuksel-durukan-okuma-kulturu-ve-kutuphaneler/


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: