Posted by: bluesyemre | December 23, 2018

Almanya’da herkes dönerci açıyor, o ise #kitapçı – Adem Erkoçak

gala-6

Köln’de “yemek” denildiğinde akla gelen, restoranların yanı sıra kuaförlerin, kuyumcuların çoğunlukta olduğu “Türk caddesi” diye anılan bölgede, gastronomi haricinde kültürel faaliyet yürüten tek dükkân Gala Music. Dersim’de doğup ilk gurbetini İstanbul’da yaşayan ve burada çaycılık yapan, şu anki işi nedeniyle soyadı unutulup Gala Hasan diye bilinen Hasan Emektar’ın hikâyesi…

Almanya’nın “çok kültürlü” büyük şehirlerinde mutlaka bir Türk bölgesi vardır. Bunun en meşhur örneği başkent Berlin’deki Kreuzberg’tir. Türkiyeli nüfusun yoğun yaşadığı bölge “küçük İstanbul” diye anılmakta ve girişinde de büyükçe bir “Kreuzberg Merkezi” tabelası bulunmaktadır.

Berlin ve Hamburg gibi çok kültürlü bir şehir olan Köln’de de Kreuzberg büyüklüğünde olmasa da “Türk” denilince akla Keupstrasse gelir. Üzerinde bulunduğu caddenin ismiyle anılan bölgede en çok kebapçılar bulunur.

Onlarla birlikte çiğ köfteciler, kuyumcular, züccaciye dükkânları, kuaförler, telefoncular, tatlıcılar ve düğün malzemesi satan dükkânlar da caddenin muhtevasını oluşturur. “Türk kültürünü yaşatmak” için akla gelen ilk şey yeme-içme oluyor. Ondan sonra dikkat çekense düğün kıyafetleri ve kına gecesi gereçleri.

Bütün bu dükkânların arasında bir tanesi dikkat çekiyor. Tabelasında “Gala Music” yazan ve Türkiyeli ezgilerin sürekli çaldığı bir işletme. Caddenin gerçek anlamda “kültürel faaliyet” yapan tek dükkânı. Burası eski-yeni çok geniş bir müzik arşiviyle birlikte şehirde yegâne Türkçe kitap bulabileceğiniz de bir yer. Genellikle talebe göre belirlenen arşivin genişliği ve güncelliği ise hiç fena değil.

İLK GURBET İSTANBUL

Burayı işleten, 1973 Dersim doğumlu Hasan Emektar. Emektar için ilk gurbet İstanbul olmuş: “1989’da Dersim’den çıktım, gurbet ellere İstanbul’a geldim. Nedeni ‘bölgedeki koşullar’. Bakırköy Adliyesi’nde çaycılık yaptım. Abim işletiyordu, ben de yanına gittim. AK Parti iktidara geldikten sonra orayı bizden aldılar. Yaklaşık 10 yıl İstanbul’da kaldıktan sonra evlenip ‘ithal damat’ olarak Almanya’ya ‘merhaba’ dedim.”

Burada hemen soruyorum, “gerçek evlilik miydi” diye. Emektar, “Gerçek, severek, isteyerek. 22 yıl oldu,” diye yanıtlıyor. İstanbul’da ikamet ettikleri evin sahibinin kızı imiş Emektar’ın eşi. “Ev sahibinin kızını tavladım! Kolay değildi,” diyor gülerek.

‘GELDİĞİMİN ERTESİ GÜNÜ AĞLADIM’

Almanya’ya gelmesinin üzerinden yıllar geçse de başlangıçta yaşadığı bir günü unutamıyor: “Geldiğimin ertesi günü ağladım. Eşim işe gitmişti, ben de kayınpederlere kahvaltıya gidecektim. Evden çıktım ama yolu kaybettim. ‘Bari oturduğum evi kaybetmeyim’ diye eve döndüm. Eve gelince aldım sazı elime, çaldım bir uzun hava, ağladım. ‘Ah’ dedim, ‘Hasan! Sen ki İstanbul’un altını üstüne getiriyordun, burada böyle sıkışıp kaldın.’ Unutamadığım günlerden biridir o gün.”

Geçmişte, yaklaşık 10 yıl öncesine kadar “yemek” denilince akla gelen bir yermiş Hasan Emektar’ın dükkânının bulunduğu bu cadde. Emektar, “Gastronomide para var ve Türklerin çoğu da bu alana yöneldi. Eskiden yemek denildi mi herkes bu caddeye gelirdi. Ama şimdi Köln’ün hemen hemen her semtinde bir Türk restoranı var. Alternatif çoğaldı. Burası cıvıl cıvıldı, o şaşasını yitirdi,” diyor. Emektar’a göre halen caddedeki restoranların kalitesi fena değilmiş ancak bir, ikisi hariç bunu gözlemlediğim yerler olmadı.

‘DÜKKÂNI YAŞATMAK ADINA KİTABA DA YÖNELDİK’

Emektar’ın müzik ve kitap işine girmesi ise tamamen tesadüf: “Geldim, kendimi bu mekânda buldum. 99 yılında burada eleman olarak başladım. O gün bugündür buradayım. İnternet sonrası işler yavaşlayınca o dönemki patronum da gastronomi sektörüne yöneldi, burayı satılığa çıkardı. Ben aldım. İsmim de ‘Gala Hasan’ olarak kaldı, soyadım unutuldu.”

Emektar’ın işe başladığı günden beri konseptini çok değiştirmeyen dükkânda aslında yakın bir döneme kadar sadece müzik albümleri satılıyormuş: “İşlerimiz 2 sene öncesine kadar fena değildi ama CD işi her geçen gün kan kaybediyor. Biz de bu dükkânı yaşatmak adına burayı takviye edecek bir şey düşündük ve kitapta karar kıldık. Doğru bir karar verdiğimizi düşünüyorum.”

Emektar’a neden restoran açmayı düşünmediğini soruyorum. Aldığım yanıt, “İşimi severek yaptığım için gerek duymadım. Ama bu işin geleceğinin çok parlak olmadığı da açık. Fakat o zamana kadar ne olacağını düşünmüyorum şimdilik. Yoksa bana herkes bir restoran aç diyor,” şeklinde oluyor.

Almanya’da en çok hangi kitaplara ilgi olduğunu sorduğumda Emektar, “Her yerde olduğu gibi popüler kitaplar satılıyor en çok,” diyor. Dükkâna göz attığımda teoriden romana, hobiden şiire her alanda, her ideolojide kitapların bulunduğunu görüyorum.

ALMANYA’DA YAŞAYANLAR İÇİN KİTAPLAR DAHA UCUZ

Kendi yaşadığım deneyimlerden de biliyorum ki, Almanya’da yaşayan Türkiyeliler buradan kitap istiyorlar en çok, elbette meraklısı, ilgilisi. Fakat gördüğüm, buradan oraya kitap götürme zahmetine değecek bir fiyatlandırma olmadığı. “Bu algıyı kıramadık,” diyor Hasan Emektar ve devam ediyor: “Ama zamanla olacak. Mesela bana gelen kitapların üzerinde TL cinsinden fiyatları yazıyor. Birine bakalım, ne yazıyor, 42 lira. Ben kaç lira etiket koymuşum, 9 Euro. Bunu çarpıyor ve diyor ki ‘burada pahalıya geliyor!’ Halbuki burada o da Euro kazanıyor, yani 2000 birimin 8 birimiyle alıyor o kitabı ama Türkiye’de 2000 birimin 42’sini veriyor insanlar. Bir de bu kitapların gümrük ve nakliyesine ödediğim bedeller var. Bunu çözemediler bir türlü.”

‘KÖLN’ÜN YÜZDE 70’İNİ GÖRMÜŞ DEĞİLİM’

Hasan Emektar’ın pazar günleri hariç her gün 12 saati bu dükkânda geçiyor. “Ben daha Köln’ün yüzde 70’ini görmüş değilim. Zamanımın çoğunu değil, tümünü burada geçirdim. 20 yıldır tek tabanca dükkânı idare ediyorum,” diyen Emektar “20 yıldır şu caddedesin. Her sabah gelip 12 saat çalışıyorsun. Sen de görüyorsun, her yerde Türkçe konuşuluyor. Ne kadar Almanca öğrenebilirsin ki böyle bir ortamda? Çok iyi bir Almanca’m yok. Bu caddenin çoğunluğunda durum bu,” diye devam ediyor.

“Büyük bir zevkle dinlediğim iki isim var: Mikail Arslan ve Ahmet Kaya. Onları 7/24 dinleyebilirim hiç bıkıp usanmadan,” diyen Emektar, “Son 3-4 yıldır bir Koray Avcı fırtınası var, bir de Ahmet Aslan fırtınası,” diyor en çok satan isimleri sorduğumda.

‘NANKÖRLÜK ETMEYİM, GÜZEL ÜLKE. AMA HAYALİM DÖNMEK’

Türkiye’ye dönme konusunda ne düşündüğünü soruyorum. “Aklımda olan şey, hep hayalimde olan şey. 20 senedir bu ülkedeyim. Güzel bir ülke. Nankörlük etmeyelim, bu ülkenin ekmeğini yedik, bu ülkede para kazandık ama nedense bir türlü ısınamıyor insan buraya. Bedenen burada olsak da ruhumuz hep ülkemizde,” diye yanıtlıyor Hasan Emektar.

Ancak döndüğünde hayallerindeki gibi bir Türkiye bulacak mı, emin değilim…

https://www.gazeteduvar.com.tr/hayat/2018/12/23/almanyada-herkes-donerci-aciyor-o-ise-kitapci/


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: