Posted by: bluesyemre | February 13, 2019

Bilgi ve esenlik mekânları – Herkesi kucaklayan bir hizmet: Kapsayıcılık – #SamiraLazarovic

IMG-4811

Modern kütüphaneciliğin uzunca bir zamandan beri en önemli başlıklarından biri de kapsayıcılık. Genelde bunun anlamı, kütüphanenin herkese kucak açması ve dermede basit bir dile sahip kitapların da bulundurulması. Ama bu, kapsayıcılığın sadece ilk adımı.

Çocuklar için okuma köşeleri, rahat koltuklar ve zengin bir etkinlik programı artık pek çok kütüphanede görmeye alışkın olduğumuz hizmetler. Bir zamanlar son derece elitist bir havaya sahip bilgi katedralleri kapılarını herkese açmakla kalmadı, kurallarını da gevşetti. Amerikan mimarlık bürosu MSR’ın yöneticisi Traci Engel Lesneski, Goethe-Institut’la yaptığı söyleşide bu gelişimi şu sözlerle teyit ediyor: “21. yüzyılın kütüphanesinin tasarımı huşu uyandırmak ve akademik bir ortam yaratmak yerine, tüm topluma faydalı olmayı amaçlıyor ve ortamı keşfe davet ediyor.”

Bu yaklaşım, mevcut kütüphane kullanıcıları kadar potansiyel kullanıcıların beklentileriyle de birebir örtüşüyor. Allensbach Kamuoyu Araştırma Enstitüsü’nün 2015’te hemen hemen 1500 kişiyle yaptığı bir ankete göre, kütüphanenin sadece bilgi, enformasyon ve danışma merkezi olarak hizmet vermesi istenmiyor, hoş bir ortamda vakit geçirme olanaklarının yanı sıra zengin bir kültür programı sunması da isteniyor. Bazı kütüphaneler, örneğin Hamburg’daki Merkez Kütüphanesi, kullanıcılara yönelik kafelerle insanları çekiyor ve sessiz okuma salonlarının yanı sıra, kişisel sohbetler için de ortam sağlıyorlar.

ÇOK FARKLI GEREKSİNİMLERİN DE DİKKATE ALINMASI

Fakat Engel Lesneski gibi uzmanlar için önemli olan, bu yeni esenlik ortamlarının yine sadece bir avuç insanla sınırlı kalmaması. Gerçi çoğu kütüphane kapsayıcılığı kendine şiar edinerek ortamın herkese açık olmasına ve basit dilde kitaplar bulundurmaya özen gösteriyor. Ama Engel Lesneski bunun eşitlik ve kapsayıcılık için yeterli olmadığı görüşünde: “Her insan farklıdır. Her birimiz farklı becerilere sahibiz. Duyularımızdan farklı biçimlerde yararlanırız. Farklı ekonomik koşullardan ve kültürlerden geliyoruz. Farklı cinsiyetlerdeniz, farklı yaşlardayız. Buna rağmen, birçok bina sanki hepimizin ihtiyaçları aynıymış gibi tasarlanıyor.”

Oysa araştırmaların da gösterdiği gibi, halk kütüphanelerinden yararlanma biçimleri bugün de hâlâ cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik statüye göre değişiyor. Allensbach Vakfı’nın araştırmasına göre, kadınlar kütüphanelerden erkeklere oranla daha fazla yararlanıyor; ankete katılanlar arasında kütüphaneyi düzenli olarak kullananların yüzde 32’si daha yüksek bir eğitim düzeyine sahipken, sadece yüzde 13’ü orta öğretim mezunuydu. Ayrıca, kütüphane kullanımı yaşla birlikte azalıyordu, nitekim ankette son on iki ayda kütüphaneye gittiklerini söyleyenlerin oranı 60 ila 75 yaş grubunda sadece yüzde 18’di. Daha genç kullanıcılardan faklı olarak bu oran daha da düşme eğliminde.

MÜLTECİ VE SIĞINMACILARIN ENTEGRASYONU

Modern kütüphanelerden beklenen, sadece daha yaşlı ya da eğitimsiz kullanıcıların entegrasyonu değil elbette. Almanya’daki kütüphanelerin ülkeye gelen mülteci ve sığınmacıların toplumla bütünleşmesine de katkıda bulunması isteniyor. Dil kursları, bilgilendirici kaynaklar, resimli kitaplar ve çocuk kitaplarıyla insanların yeni yurtlarına alışmasına ve uyum sağlamasına yardımcı olmaya çalışılıyor.

Kütüphaneciler, öğretmenlerin ya da sosyal hizmet uzmanlarının görevlerini üstlenemez elbette. Ama insanların bir araya gelmesini kolaylaştıran ortamlar yaratabilirler. Zira entegrasyon ancak yeni yurttaşların yerli halk tarafından kabulünün teşvik edildiği yerlerde başarılı olur: “Kütüphaneler, sosyal dayanışmayı güçlendirmeye çok müsait kurumlar,” diyor New York’taki kütüphanelerin sürdürlebilirliğinden sorumlu koordinatör Rebecca Smith Aldrich ve Goethe-Institut’la söyleşisinde sözlerine şöyle devam ediyor: “Kütüphaneler insanları bir araya getirebilir ve komşuların çok kültürlülüğü kabul etmesini ve önemsemesini sağlayabilir.”

Bütün bunlar, bütçeleri düşürülen ve artan dijitalleşme nedeniyle baskı altında olan kütüphanelerin kolayca üstesinden gelebileceği görevler değil. Fakat harcanan emeğe değeceğine dair pek çok emare var. Anketlere göre, halk kütüphanelerinin güncel, kişisel faydaları bir yana, keşif, yaratıcılık ve buluşma yerleri olarak gelecekte de varlıklarını sürdürmeleri önemli. Dolayısıyla, bu muhterem kurumlar, toplum için vazgeçilmez kurumlara dönüşebilir.

YAZAR

Samira Lazarovic serbest muhabir ve yazar. Lazarovic n-tv’nin internet departmanının yanı sıra başka medya kuruluşları için de çalışıyor.

Çeviri: Zehra Aksu Yılmazer

https://www.goethe.de/ins/tr/tr/kul/mag/21369241.html


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: