Posted by: bluesyemre | March 26, 2019

#55.KütüphaneHaftası başladı #DoğanHızlan

927c1dcbcec0fec32490f89181d036c1

Hepimizin kütüphanecilere ödenemeyen bilgi borcu vardır. Belli yaşlarda, belli dönemlerde onların yardımıyla, katkısıyla başarılı olmuşuzdur.

Eğer araştırma, inceleme mesleğinizin vazgeçilmez bir parçası ise kütüphaneye ihtiyacınız bir ömür boyu sürecektir.

Eskiden belli saatlerde açık olan kütüphanelerimizin çoğu şimdi kapılarını 24 saat açık tutuyor. Çalışan, gündüz işinden ayrılamayanlar da bu saatler içinde kütüphaneye gidebiliyorlar.

Kütüphaneler artık sadece kitap okuyanların mekânı değil, bir ailenin zamanını geçirebileceği, kitaptan DVD’ye, CD’ye kadar her olanağın bulunduğu bir yer haline geldi.

Yavaş yavaş çeşitli ilçelerde bu tür kütüphaneler açılıyor.

Yerel yönetimlerin kültür projelerinde kütüphane konusuna ağırlık vermelerini, kütüphane ile ilgili her yazımda öneriyorum.

İstanbul’daki kütüphanelerin yer sıkışıklığını görüyorum. Beyazıt Devlet Kütüphanesi ile Taksim’deki Atatürk Kütüphanesi’nde gözlemlerim bu yönde.

Anadolu’daki kütüphanelerin durumunu bilmiyoruz, yer ve kadro sorunları olduğunu sanıyorum.

Büyük sitelere, orada yaşayanların toplanacağı, yararlanacağı kitaplık mekânı konulmasının imar müsaadesi verilirken şart koşulmasından yanayım.

Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Başkanı Ali Fuat Kartal’ın hafta nedeniyle yayımladığı bildiriden bazı bölümleri yazıma aktardım:

“Toplumsal değişimin kaçınılmaz olarak yaşandığı konusunda hemen herkesin hemfikir olduğu günümüzde, sanırım bizim yapmamız gereken daha iyi bir toplum kurulması yönündeki ideali temel alan düşünceleri savunmak olmalıdır.

Bu bağlamda KONDA Araştırma Şirketi, her seferinde 5 binin üstünde insanla yüz yüze görüşerek oluşturduğu son 10 yılın verilerinin sonuçlarını paylaştı.

10 yıllık dönemde Türkiye toplumunun birçok açıdan nasıl değiştiğini anlamamızı sağlayacak verilerin özetini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Toplum daha eğitimli hale gelmiş, ama annelerin hâlâ üçte biri okuryazar değil.

Apartmanlarda daha fazla yaşıyoruz ancak kiracı sayısında artış olmuş.

Çiftçilerin sayısı yok olma noktasına gelmiş, fakat esnaf sayısı artmış.

Daha geç evlenir hale gelmişiz. Gençler daha fazla karşılıklı anlaşarak evlenir olmuş ama halen çoğunluk görücü usulü evleniyor.

Kadın özgürlüğüne bakışta gelişme olmuş ama halen çoğunluk ‘Kadın çalışmak için eşinden izin almalıdır’ diyor.

Gazete okuyanlar üçte ikiden üçte bire düşmüş, sosyal medya kullananlar iki katına çıkmış.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kütüphanelerde yarattığı değişim ve dönüşüm ile birlikte kütüphane denmesinin özellikle basılı kaynaklardan ziyade elektronik kaynaklara yöneldiğini gözlemekteyiz. Dolayısıyla kütüphanelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri için kullanıcı ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilecek farklı stratejiler izlemesi gerekmektedir. Zira kütüphaneler günümüzde ödünç alma yerlerinden ziyade dijital bir dünyada yön bulmamızı sağlayan kılavuzluk görevi yapmaktadır.

Dijital eşitsizliğin, toplumdaki eşitsizliği yeniden üretmekle kalmayıp daha da derinleştirdiğine dair görüşlere de katılmamak elde değil. Zira dijitalleşme koskoca bir kütüphaneyi parmaklarınızın ucuna getiriyor fakat eğer bu beceriye ya da olanaklara sahip değilsek bilgiye ulaşmamız daha da zorlaşacaktır. İşte tam da bu noktada özellikle dezavantajlı gruplar için günümüz kütüphanelerinin işlevi devreye girecektir.

Bugün ülke olarak kütüphanecilik alanında yaşadığımız pek çok sorun var. Ancak sanırım herkesin hemfikir olacağı en önemli sorunumuz işsizliktir. Bildiğiniz gibi son yıllarda meslektaşlarımız ciddi anlamda istihdam sorunu yaşamaktalar. Tabii bu durumu Türkiye’nin genel işsizlik sorunundan bağımsız değerlendirmek mümkün değil.

Ancak bu sorunu tek başına ülkemizdeki kütüphane sayısının azlığı ya da BBY bölümlerinin sayıca fazlalığı gibi normal süreçlerde ortaya çıkan basit bir sorun olarak açıklamak da mümkün değildir.

Zira Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı pek çok halk kütüphanesinde kütüphaneci bulunmamaktadır. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı on binlerle ifade edilen okul kütüphanelerinde bir tane dahi kütüphaneci istihdam edilmemesi ülke olarak kütüphanecilik alanındaki en büyük ayıplarımızdan birisidir.

Son günlerde gündemde olan bir başka konu ise kütüphanelerin 24 saat açık olup olmama meselesi var.

Kütüphanecilikle ilgili kanun ve kütüphanecilerin özlük hakları gibi temel sorunlarımızı çözmeden, kütüphaneleri 24 saat açık tutma kampanyaları başlatmak, kütüphanecilik gerçekliliğimiz ile ne kadar örtüşmektedir?

Bu konuyu her yönüyle tartışmak gerekir.

Her yıl kütüphane haftalarında geleneksel olarak verdiğimiz yılın ‘En Başarılı Kütüphane’ ödülünü yönetim kurulumuz bu sene, kamuoyunda kütüphane kültürünün oluşmasına yaptığı katkılardan dolayı Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi’ne vermeyi kararlaştırmıştır.

Bu sene yine kütüphanelerden aldığımız ödünç alma istatistikleri sonucu 2018 yılında en çok okunan kitaplarını tespit ettik.

Buna göre yetişkin edebiyatında Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna,İnkılap Kitabevi’nin yayımladığı Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanları kütüphanelerden en çok ödünç alınan kitaplar olmuştur.

Çocuk edebiyatında ise Beyaz Balina yayınlarından çıkan Canavar Peşinde adlı çeviri kitap 2017 yılında olduğu gibi 2018 yılında da kütüphanelerde en çok ödünç alınan çocuk kitabı olmuştur.”

BÜTÜN kütüphanecilerin, kütüphaneci dostlarımın, bizi bilgilendirenlerin haftasını kutluyorum.

Sorunsuz haftalar yaşamalarını diliyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dogan-hizlan/55-kutuphane-haftasi-basladi-41161685


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: