Posted by: bluesyemre | April 16, 2019

Modern kütüphane çalışmaları “Personel çeşitliliğine ihtiyacımız var” #NateHill

nate_hill_h-formatkey-jpg-w245

Nate Hill

Nate Hill, Metropolitan New York Library Council’in (METRO) yöneticisi. Haziran 2015’te METRO’da göreve başlamadan önce Chattanooga Halk Kütüphanesi’nde müdür yardımcısı olarak çalışıyordu. 2012’de Library Journal dergisi tarafından “Yaratıcı ve Etkili Kişi” ilan edilen Hill’in çocukluğundan beri en sevdiği yerlerden biri de kütüphaneler.

Modern kütüphanelerin personelinin çoğu zaman dijitalleşme, entegrasyon ve kapsayıcılık konularında da uzman olması isteniyor. Metropolitan New York Library Council’den Nate Hill ise,”Herkesin her şeyi bilmesini beklemek âdil değil,” diyor.

Bay Hill, siz Metropolitan New York Library Council’in yöneticisisiniz. Tam olarak nasıl bir kuruluş bu?

METRO olarak da bilinen New York Library Council eşi benzeri olmayan bir örgüt aslında. New York kenti ve Westchester ilçesindeki kütüphane, arşiv, müze ve benzeri kuruluşların üye olduğu bir meslek birliğiyiz; kütüphanecilerin işbirliği yapmalarına, daha güçlü, daha etkili ve yenilikçi çalışmalar yürütmelerine yardımcı oluyoruz. Sunduğumuz hizmetler, kitap tedarikinden eğitim programlarına kadar uzanıyor.

Bir örnek verebilir misiniz?

Belediye Başkanlığı’nın Teknoloji Dairesi’nin sağladığı teşvikle, internet veri koruması ve veri güvenliği konularında bir ileri eğitim programı geliştirdik; programdan New York’taki her kütüphanenin bir çalışanı yararlanabiliyor. Bu şekilde yüzlerce kütüphaneciye eğitim veriyoruz. Sözgelimi, kütüphaneye gelen biri akıllı telefonunda anlamadığı bir şeyden huzursuz olmuşsa, orada onun sorununu çözebilecek biri oluyor.

Dijitalleşme ve eski formatlardan veri aktarma konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyenler için bir laboratuvarımız da var. Orada işitsel ve podcast donanımların yanı sıra, artık ‘vintage’ denilebilecek bir sürü manyetik bant da bulabilirsiniz. Meta veriler ve yazılım geliştirmeyle ilgili çalışmalar da yürütüyoruz. O nedenle, New York Historical Society (New York Tarih Topluluğu) bizi kütüphane dermelerinin dijital veri yönetimini kurmakla görevlendirdi.

Fakat bizim asıl hedef kitlemiz kütüphane çalışanları. Programlarımızın öncelikle onların özel gereksinimlerine göre hazırlanması gerekiyor. Bu programları herkese hitap edecek şekilde oluşturmak ve farklı kurumlarda uygulamak kolay bir iş değil, çünkü kütüphanecilerin hepsi de çok farklı yöntemlerle çalışıyor.

Bu programları nasıl oluşturuyorsunuz?

Burada çok parlak on dört çalışanımız var. Yine de, gerekli tüm uzmanlık bilgilerini kendi personelimizden edinmemiz imkânsız. Biz de ihtiyaç duyduğumuz uzmanları bulmak için üye ağımızdan yararlanıyoruz. Üyeleriniz arasında Columbia Üniversitesi ve MoMA’nın kütüphanesi gibi kurumlar varsa, çok sayıda uzmana ulaşabiliyorsunuz tabii, bundan faydalanmak lazım.

Modern bir kütüphanecinin hangi becerilere sahip olması gerekir?

Kütüphanecilik hiç kolay bir iş değil, çünkü insanların kütüphanelerden şimdiye kadar beklediği hizmetler de halen revaçta. İnsanlar kütüphaneye kitap ve öneri almak için geliyor. Dolayısıyla, bizim hem bu beklentileri yerine getirmemiz, hem de bütün o yeni, zorlu görevleri üstlenmemiz gerekiyor. Ama bir kütüphane çalışanının sürekli yeni şeyler öğrenmesini bekleyemezsiniz. O nedenle, personel çeşitliliğine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ne demek istediğimi anlatabildim mi?

Kütüphane çalışanının, zorlu işleri seven bir karakterde olması lazım.

Kesinlikle. Son yıllardaki tartışmaları izlerken, kütüphanecilerin gündelik görevlerinin yanı sıra bir de dijitalleşme, entegrasyon ve kapsayıcılık konularında nasıl uzman olabildiklerine ben de şaşırdım.

Değil mi? Bence, bir kütüphanecinin sahip olabileceği en önemli niteliklerden biri meraklı olması. Hayat boyu yeni şeyler öğrenmeye ilgi duyması. Öte yandan, bir insandan her şeyi ama her şeyi öğrenmesini beklemek âdil değil. En ideali, kütüphane çalışanının zorlu işleri seven bir karaktere sahip olması.

Öyle, ama bir sürü yeni teknoloji var şimdi: Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, robotik… Sizce bu teknolojilerin hangileri kütüphaneler için önem taşıyacak?

Kütüphaneler kamusal ve toplumsal altyapıda o kadar önemli bir rol oynuyor ki, modern yaşamın şu ya da bu biçimde kütüphanede olmayan bir teknolojisi ya da unsuru yok. İyi bir kütüphane içinde bulunduğu dönemin ve toplumun aynasıdır.

Yine de sormak isterim: Sizce halk kütüphaneleri için “sıradaki büyük olay” ne?

Meslek yaşamımın son on yılında insanlar kendilerine şimdi sırada hangi yıkıcı teknolojinin olduğunu sorup durdular. Bunlar şöyle sorulardı: Ne yapacağız? Toplumdaki önemimizi koruyabilecek miyiz? Kitap diye bir şey kalacak mı? Google’da neler oluyor? Yapay zekâya ne demeli?

Bu mesleğin güncel durumu bakımından beni gerçekten mutlu eden şey –ki dünyanın şu anda maalesef zor bir dönemden geçmesiyle de ilgili olabilir bu– şu son birkaç yılda insanların bu tür soruların ötesine geçtiklerini görmem. Benim gözlemlerime göre, bizler, bu meslektekiler, bilginin dağıtımı, araştırmada fırsat eşitliği gibi konularda artık daha yapıcı düşünüyor, bunlara daha olumlu yaklaşıyoruz. İnsanlar bir sonraki teknolojik numaranın ne olacağına dair eften püften sorularla uğraşmıyor artık. Sorunuza yanıt vermekten kaçıyor gibiyim, ama bunu yapabildiğime gerçekten memnunum!

https://www.goethe.de/ins/tr/tr/kul/mag/21399008.html


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: