Posted by: bluesyemre | October 20, 2019

Dünden çok, yarından az #KeremKaynar

0_172A76GmnkuZ2mGb

Hiç istememiştim seni aslında başta. “Şişko bu ya istemem, kedi dediğin panter gibi olacak. Atlayacak, zıplayacak, yaramazlık yapacak” demiştim. Gözüm sokaktaki siyah kedideydi çünkü, onu eve alayım istiyordum. Sonra bir gün eve bir geldim, koca bir taşıma kafesi salonun ortasında. Sen yoktun ama, saklanmıştın. Bir hafta evde hayalet gibiydin. Kedi var, biliyoruz ama sadece izlerinden anlayabiliyoruz. Mama kabının tıkırdamasından, fıtı fıtı karıştırdığın kumun sesinden, arada bir gelen ağlamaklı bir miyavlamadan. Sonra, alıştın herhalde, yavaş yavaş çıkmaya başladın dışarı. Aramız hala soğuktu gerçi; istediğim siyah panter yerine sarı, ayıdan az halli bir tüy yumağı gelmişti eve. Atlayıp zıplamak yerine uyuyan, başını insanlara sürtüp “hadi, sevsene beni” diyen ve mamasını sevmezse ortalığa saçan bir ayı.

Sonra bir gün, evin salonunda bir iş yetiştirmeye çalışıyorum hızlı bir şekilde, kapı açıldı ve içeri girdi Tarçın. Evde ilk defa yalnız kalmıyorduk ama ilk defa bu şekilde yanıma geliyordu. Önce salonun kanepesine atladı, ordan çalışma masama. Usulca yaklaştı, klavyenin üzerinde tıkır tıkır çalışan sağ elimin üstüne yattı ve başını sürtmeye başladı. Ne kadar kendisine karşı soğuk olsam da, dayanamadım. Sevdim, okşadım. Tarçın’ı ilk sevdiğim andı, hiç unutmadım.

8 yıl. Tam 8 yıl beraberdik. Koşuyolu’ndaki evde çok şey değişti, insanlar geldi geçti ama bir tek Tarçın’ım yanımda kaldı. Her anımda yanımdaydı. Ağladığımda patileriyle gözyaşlarımı bile silerdi. İple oynattığımda çıldırmış gibi koşardı arkamdan, ipi yakalayacağım diye. Kuş gördü mü dayanamaz, kuş sesi taklit ederek hırıldardı. Eve biri ilk defa geldiyse önce korkardı, bir süre yanına gelmezdi. ama alışınca da dibinden ayrılmazdı. Her gören “bu ne büyük kedi” derdi önce. Biraz tanıyınca da “Ne kadar değişik, sevgi dolu bir kedi” derdi.

Mamasını sevmedi mi yerlere saçar, dönüp arkasına bakmazdı. Kiloluydu, zayıflatmak için çok uğraştım, ama yok hep bir yolunu bulup mamasını lüpletirdi. Kaç kere yerlerden mama temizledim, mama paketinin dibinde kalmış mamaları saklama kaplarına boşalttım hatırlamıyorum bile.

Bugün tam bir yıl oldu. Artık sabahları mama kabının tıkırtısıyla, patilerinin kapımı çizmesiyle uyanmıyorum. Mamanı yerken bana bakışını göremiyorum. Hoş, çok acıktıysan dünyayı bile görmeden yerdin ya. Evimizden de çıktım oğlum, buralara gelmeseydim de çıkacaktım zaten. Akşamları kapıyı her açtığımda seni karşımda göremeden o evde nasıl oturacaktım? Yatağımda bile yatamadım, ben yatınca senin gelip “uyuma, uyuma kalk” diye patilemen olmadan nasıl uyuyacaktım. Gündüzleri hariç, geceleri hiç koyun koyuna uyuyamıştık. Son gecende, hani evin her yerini dolaştık senle, koynuma yatıp uyuyunca anladım veda edeceğini oğlum. Hayatımın en güzel hediyesini verdin, hiç unutmayacağım. Bana çok şey öğrettin, beni çok sevdin. Ben sana karşılık veremedim oğlum, yapamadım. Olmadı.

https://medium.com/@Derkenar/d%C3%BCnden-%C3%A7ok-yar%C4%B1ndan-az-4b316c9ae201


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: