Posted by: bluesyemre | November 26, 2019

İdeal toplum yapısı ve Z Kuşağını anlamak – Dr. #OrhanAlav

z k

Sevgili okurlarım, bu yazımı tamamen sosyolog yönümle ele alarak ideal toplum nedir, nasıl inşa edilir? Ve ideal toplum inşasında Z kuşağını anlamak ve anlamlandırabilmeyi sosyolojik eksende değerlendirmeye çalıştım. Bu makalede bana ilham veren cesur yürekli Z kuşağından güzel yürekli genç arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.

Dünya toplumlarını incelediğinizde birey ve toplumsal yapıların her konuda (bilim, sanat, politika/siyaset vb.) evrim sürecinden geçtiğini görürsünüz. M.Ö. ki, antik Helenistik ve günümüz dönemlerinde de ideal toplum yapıları hep düşünülmüştür. Kimler tarafından düşünülmüştür? Tamamı  aydın sınıf filozoflar tarafından düşünülmüştür. Kim bu filozoflar; aklı, bilimi, rasyonaliteyi ve etiği egemen kılmaya çalışan dönemin az sayıdaki aydın/entelijensiya grubu ve filozof peygamberlerdir. Bu bağlamda ideal toplum yapılarının inşasında Antik Helen’de Socrates’e baktığımızda merkeze siyasi otorite / egemen gücü değil etiği/ahlak öğretilerini koyar. Arkaik ve arkaik sonraki dönemlerde özelikle Mısır ve Mezepotamya gibi policite/urban metropol kent yapılarında ise karşımıza filozof peygamberler çıkar.

Konunun iyi anlaşılması için birkaç filozofun görüşleri ile somutlaştırarak vermek istiyorum.

Bireylerin ve toplumsal yapıların ideal düzeyde gelişim sağlaması ve inşasında bilim, sanat ve etik değerlerin yer aldığı bir eko sistemin oluşturulması şarttır. Bu durumu;  Socrates, Platon (Eflatun), Aristo, İbn-i Haldun, Farabi ve diğer fiozoflar da benzer şekilde açıklarlar. Şöyle ki, ideal toplum yaratabilmeniz için Antik Yunan’da Policite/urban metropol kentlerinin kurulması birey ve halkın eğitilmesi hedeflenmiştir ve kısmen başarılmıştır diyebiliriz. Benzer durum İslam toplumları içinde düşünülmüş özellikle filozof peygamber Hz. Muhammed’in Mekke metropol kentlerinde merkeze Tanrı inancı ve etik ahlak öğreti değerleri ve de eğitimi koyması ve anlaşılabilmesi ancak kent toplumları ile mümkün kılınabilirdi. Benzer durum İbn-i Haldun’un ideal toplum yaratılmasındaki “Umran” teorisinde de görebiliriz. Umran anlayışında, kurulan metropol kentlerde toplumsal yapı ancak kültür ve ahlak değerleri ile inşa edilebilirdi. Farabi’nin toplumsal yapı anlayışında da benzer durumu görebiliyoruz.

Modern anlamda “ideal toplum” yapılarının inşasının Orta Çağ’ın sonlandırılması “Avrupa Rönesans Anlayışının” egemen kılınması ile yeni çağ ile geliştiği görülmektedir. Bu bağlamda Rönesans; düşüncenin, sanatın, bilimin, etiğin, adil paylaşım sağlanabildiği iktisadi yapının ve diğer değerlerin yer aldığı çoklu-multidisipliner sistemlerin eko sisteminin yaratılmasıdır. Ve ardından bu eko sistem güneşin doğması gibi bilimin, sanatın ve insan haklarının geliştiği bir floraya dönüşecek ve sonrasına Avrupa endemik aydınlanmış toplumu yaratılacaktır. Bu bağlamda, şunu diyebiliriz ki, ideal toplum yatırılmasında birey tek başına çok şey ifade etmez demiyorum ama edemiyor. Bireylerin yanı sıra, siyasi erki elinde tutan egemen güçler ya da kapitalizmin baronlarının ekonomik güçleri de ideal toplum yapılarını inşa edemezler. Çünkü, etik ve çoklu  değerler sistemlerini içine alan değerler sistemi üzerine kurulu  ekosistemleri yok. Toplumsal yapının transform olabilmesi için  yapının çoğunluğunun  değerler eko sisteminin içerisinde olması gerekir ki toplum  değişebilsin, dönüşebilsin.

Gelelim Z Kuşağı’na; (Z Kuşağı)

Literatüre baktığınızda kuşakları şöyle görmekteyiz: X kuşağı (1979 ve öncesi), Y kuşağı (1980-1990) ve Z kuşağı (2000-) zaman sürecinde doğup büyüyenler olarak tanımlanmaktadır.

Kuşak çatışmalarının temel nedeni, zaman tünellerin farklı olması ve kendi süreçlerinde yaşadıkları kültür kodlarının bir sonraki kuşakta değişime uğramasıdır. Bu değişim sürecinde kuşakların düşünce frekansları da farklılaşır ve iletişim sürecinde kuşaklar arasında farklı anlayışlar gelişir ve çatışma da bu yüzden baş gösterir. Günümüzde toplumsal yapıda istatistiksel olarak Z kuşağının sürecinin daha çoğunlukta ve hâkim olduğu bir sürecin içerisindeyiz. Z kuşağı denen bu dijital kuşağın özellikleri literatürde şu şekilde tanımlanmıştır:

“Milenyum kuşağının temsilcilerinin hızlı ve analitik düşünme yöntemleri üst düzeydedir fakat bu özellikler bireysellikten öteye geçmez, ekip çalışmalarına yatkın değillerdir. Kendilerine olan güvenleri yüksektir, ailelerinin onlara farklı baktığı gerçeği üzerinde titremeleri özgüvenlerini oldukça yükseltir”. Z kuşağı bireyleri bağımsızdırlar, özgürdürler, onlar için mümkün olmayan hiçbir şey yoktur. TV reklamlarında sık sık karşımıza çıkan “impossible is nothing” (hiçbir şey imkansız değildir) tarzı sloganlar da direkt Z kuşağına hitap eder. Z kuşağı; toplumsallaşmadan ziyade bireyselleşmeyi önemser. Kurallar, zaman harcanan rüyalar olup onlara göre değildir ve hayalinde kendi serüvenlerini çizmek vardır.“Teknolojik değişim ve dönüşümler Z kuşağını sosyal ve bilimsel açıdan öne taşır. Bireyler farklı eğitim sistemleri içerisinde harmanlanır, donanım sahibi olurlar fakat son tahlilde bireylerin kazandıkları donanımlar onları mutlu etmek yerine gerginleştirir, tatmin etmez ve sonunda ortaya çıkan mutsuzluk kendisini gösterir. Sosyal platformlarda kendilerine birer profil oluşturan, rol bulan bireyler; her konuda kendilerine bir fikir yaratır ama sosyal mecralardan uzaklaştıkları zaman fikir yoğunlukları neredeyse en aza indirgenmiş olur”.

Z Kuşağını Anlamaya Çalışmak

Sevgili  okurlarım,

Z kuşağını anlayabilmek için onları dinlemek, anlamak, içselleştirmek ve  empati yapmamız gerekir ki anlayabilelim. Z kuşağından yakınlarımız, çocuklarımız ve eş dost tanıdıklarımız var. İlk dönemlerde bende bu yeni nesil harika çocuklarla fikirsel karşıt/çatışma halinde idim. Sonraları, bu çocukları anlamaya ve içselleştirmeye karar verdim ve daha iyi anlamaya başladım. Aslında Z kuşağının isyankâr gibi gelen dışa vurumu kendilerini ifade etme şeklinin mesajıdır.

Nedir bunlar ?

-Bana saygılı olunuz, beni dinle adam yerine yok, bizde bir şeyler (çok şey) biliyoruz, fikirsel özgürlüğümüze saygı duy kabul et lütfen ! (kabul görme arzusu), yaşadığımız toplumu ve dünyayı değiştirebiliriz… gibi düşünceleri var ve son derece de haklılar.

Ebeveynler olarak bizler anne baba olabiliriz fakat çocuklarımız bizim inşa ettiğimiz kurmalı oyuncaklarımız değildir. Onlar da bağımsız bir bireydir ve Tanrı’nın bizlere hediyesidir. Ve ve bizim  X kuşaklarından çok şeyde fersah fersah öndeler tecrübe ve kültürel birikim hariç.

Z kuşağını incelediğimde, Z kuşağından dostlarım da var onlarla konuştuğumda açık konuşayım çok etkilendiğimi yeri geldiği zaman orijinal fikirleri, saptamaları ve çözüm önerileri karşısında hayran kaldığımı da ifade etmeliyim. Z kuşağı içerisinde cesur yürekler, parlak zekâda hatta daha ileri gideyim dahi seviyesinde gençlerimiz var. Ve bu gençlerimizin dâhice fikirleri ve dünyanın değişimi ile ilgili öngörüleri, tespitleri, endişeleri, çığlıkları var. Ne gibi derseniz? Şöyle ki, içinde yaşadığımız toplum ve dünya toplumları bir yere evriliyor daha doğrusu evriltiyorlar. Kimler tarafından?  Dünya toplumlarını yöneten sistemi kurmuş olan sınıflı azınlık üst akıl tarafından. Ne yapıyor bu üst akıl ve kurmuş oldukları sistem/ler?

Dünya toplumlarını sömürüyorlar, etikayı ortadan kaldırıyor, adaleti yok ediyor, insanları  aç bırakıyor, savaşlara sürüklüyor, iklimi değiştiriyor, gıda ve tohumun genetiğini değiştiriyor, biyolojinin ve tıbba bağlı olarak insanların DNA  yazılım  kodlarını çalıyor ve değiştiriyor, insanların beyin dalgaları ile oynuyorlar ve  beynin  kabul görmeyen itiraz mekanizmalarını bozuyorlar, insanları hobitleştirerek kendilerine itaat eden modern köleler  haline getiriyorlar gibi Z kuşağının endişeleri var ve seslerinin duyulmasını istiyorlar ve de acil  çözüm önerileri getirilmesini. Çünkü biliyorlar ki, insan ırkı tehlikede. Z kuşağının bu gibi endişeleri var ve bu fikirlerinde de haklılar. Bu bağlamda Bu çocuklarımızın ve fikirlerinin toplumsal yapıda kabul görmelerini ve yüksek işleve sahip olmasını çok isterdim.

Z kuşağı ve Toplumsal Yapı İnşası

Z kuşağı, heyecanlı, aceleci, çok şeyi bilen ve veya bildiğini zanneden bize heyecan veren altın kuşak. Z kuşağında yer alan dahi noktasına olan tanıdım bir çok güzel insanımız var ve bunların altın fikirler var. Bu jenerasyonun bilime, etiğe, sanata, doğaya, spora, estetiğe bakışları çok farklı ve dolayısı ile dünya toplum yapıları içerisinde ideal toplum yapılarını inşa etme fikirleri mikro dan ziyade daha makro ve küresel düzeyde etika değerleri üzerinden düşünülmektedir.

Z kuşağının öncelikle çok aceleleri var, hemen olsun, şimdi olsun, çözüm olsun, ideal olsun…. Gibi. Ancak, bu güzel altın kuşağın az bildikleri ve veya bilmedikleri üç önemli değer var. 1-Tecrübe, 2.Kültürel (entelektüel) birikim ve 3-İdeal toplum yapısının ekosistemleri. Z kuşağına çok saygılıyım, ancak yukarıda belirttiğim 3 ana unsur toplumsal yapıları şekillendirir. Toplumsal yapılarda teknolojiler anlık zaman dilimlerinde değişebilir ancak, kültürel değerler çok uzun zamanda yerleşir, kabul görür ve geç değişime uğrar. Eğer ki, Z kuşakları toplumsal yapıyı ideal düzeyde değiştireceklerse varsa dünyada ideal toplum yapıları (şuan kısmen batı toplumları görünüyor) öncelikli olarak yukarıda belirtmiş olduğum (etik, bilim, sanat, iktisat, üretim…gibi) toplumsal yapının ekosistemlerini inşa etmeleri gerekir ki değişim dönüşüm gerçekleşebilsin.

Z kuşağı toplumsal yapılar için inanılmaz bir şanstır bu kuşak herkesten önce sorunları görür ve çözüm önerileri ortaya koyarlar. Çok duyarlıdırlar, etika değerleri yüksek çok gençlerimiz var. Bu kuşağın form yapılarına bakarak bu jenerayonu geleneksel değerler sistemi ile yargılamamak gerekir. Z kuşağının değerler sistemi geleneksel kuşaktan çok daha farklıdır, inanç sistemleri, bilime, sanata, doğaya ve insana bakış açıları çok farklı ve önde olan kuşaklar. Keşke Finlandiya, Çekya, Kanada…  ülkelerinde olduğu gibi bizim toplum yapımızda da Z kuşağından çok sayıda politikacımız,  metropol kentlerin belediye başkanları, bakan ve cumhurbaşkanımız olsa idi doğrusu çok isterdim

Sonuç;

Z kuşağını ve sonraki kuşakları iyi anlamamız ve güzel köprüler kurmamız gerekiyor, bilgi ve tecrübelerimizi bu kuşaklara aktarmamız gerekiyor ki etika merkezli değerlerle ideal toplum inşa edilebilsin. Unutmayalım, güzel ülkemizi gelecekte bu çocuklarımız yönetecek onları anlayalım, güvenelim ve inanalım.

Esen kalınız.

http://haberpolitik.com.tr/ideal-toplum-yapisi-ve-z-kusagini-anlamak/


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Categories

%d bloggers like this: