Posted by: bluesyemre | January 2, 2020

Türkiye’de #kitap sektörüne giren para nasıl paylaşılır? #MehmedAliÇalışkan @M_Ali_Caliskan

109766

Türkiye’de kitap sektörüne giren para nasıl paylaşılır bir bakalım. Burada size rakamlar verirken dağıtımcı, yazar, yayıncı ve kitabevi işletmecisi olarak tecrübelerimden faydalanacağım. Elbette miktarlar başka şirketlerde farklılık arz edebilir ama aşağı yukarı aynıdır.

Öncelikle az satan ile çok satan kitabın matematiği ayrıdır. Senede 100 bin satan kitaplar da var, 10 bin satan da var, 2 bin satan da. Türkiye’de çok büyük yayıncılar hariç, özellikle sosyal bilim alanında bastığımız kitaplar senede 2bin basar, çoğu zaman bu rakamı tüketemez ve ikinci baskıyı zor görür. Yani Türkiye’de her şeyden önce okurun çok yetersiz olduğunu ve binbir zahmetle basılan ve ancak 2. baskıda para kazanabilecek bir kitabı bir senede tüketebilecek kadar sağlam olmadığını bilelim.

O yüzden, Türkiye’de kitap sektörünün birinci problemi okurdur. Okur çok az, kitap basmak bir yatırıma dönüşmüyor, varolan okur da çok nazlı, çok az para harcadığı halde hep kitap fiyatlarından şikayet ediyor.

Türkiye’de yazarlık ve çevirmenlik etiket fiyatı üzerinden belirli bir yüzde paylaşımı ile fonlanıyor. Bu genelde %7, %8 gibi bir orandır. Senede 10 bin satan yazarlara %10 veya %12 verilebilir. Orhan Pamuk, Ahmet Ümit veya Elif Şafak değilseniz bundan fazla alamazsınız, ama bu yazarlar da %20 gibi bir orandan fazlasını alamaz. Bu oranlar ilk bakışta az gibi görünür. Yani düşünsenize koskoca Orhan Pamuk bile kitabının gelirinin beşte birini alabiliyor, insan en azından bir yarısını bekliyor değil mi? :))

Değil, çünkü parayı toplayıp dağıtan merkez yayıncıdır. Ve tüm sözleşmeler etiket fiyatı üzerinden yapılır, ama bu fiyatın sadece yarısı yayıncıya geri döner, o da dönerse. Şöyle ki;

20 lira etiket fiyatı olan bir kitap düşünelim. Bu yayıncının deposundan dağıtımcının veya zincir kitabevinin deposuna iner. Yayıncı bu ilk teslimatta %45 veya %50 indirimle faturasını keser. Burda %40 en adil rakam olduğu halde, ancak çok güçlü yayınevleri bu rakamada kalabilir.

Genelde dağıtımcı %50 ister, nadiren %45’e razı olur. Dolayısıyla 20 liralık çeviri bir kitabı 2bin adet bastık, bu bir çeviriydi. 2 bin adeti bir senede tükettiğimizi varsayalım (ki çoğu zaman mümkün değil) . Burdan yayıncıya düşen 20 bin TL, bir senede geri gelecek.

Bu arada yayıncı parasını peşin almaz, her ay dağıtımcılar 3-4 aylık çek verir. Ama diyelim ki para 1 senede eşit aralıklarla geldi, 6 aylık valör maliyetimiz var, bu yüzden para zaten gelirken %10 değer kaybeder. Hadi diyelim ekonomi süperi bunu görmezden gelelim.

20 bin lira cepte diyelim. Bu kitabın yurtdışı telif bedeli olan %8 gibi bir tutarı dolar olarak peşin ödemiştik. Dolar zaten habire artıyor, senin paran gelecek ki, yerine koyasın. Ama diyelim ki dolar yerinde saydı, 3600 TL telif , ajans komisyonu 400 TL. 4000 lira gitti bile.

Çevirmen %7 alır, evet az, çevirmeye bile değmez, ama okur hazretleri ucuz kitap istiyor, n’apalım. 2800 TL çevirmene verdik. Kitap basılır basılmaz bu para ödenir.

Peki bu kitabı hazırlarken ne kadar para harcadık ona bakalım. Her kitapta editöryal bir emek vardır. Dışarıya yaptırırsanız 2000TL ödersiniz, içerde yapıcam derseniz, bir editörün en az 10 günü demektir. Bu da 3000TL’ye gelir. Ortalama bir kitabın editör maliyeti 2500TL diyelim.

Kapak tasarımcısına 1000 TL veriyoruz. Dizgi maliyeti 10 adamgün olsa, burda doğan maliyet en az 2000 TL’dir. Toplayalım, 8 bin lira çeviri ve kitabı baskıya hazırlarken harcadık. 4 bin telife harcamıştık. 12 bin lira gitti.

20 TL fiyatı olan bir kitap 250 sayfadır, bunun 2bin adet matbaa maliyeti 6000 TL dir. Her kitap için sosyal medyada en az 1000 TL bütçe harcarsınız. Bu kitabın lojistik (depo + transfer) maliyeti de 1 sene boyunca yaklaşık 1000 TL’dir. 8 bin de buraya harcadık. Kaldı 0.

Gördüğünüz gibi yayıncı hiç zarar etmeden ilk baskıyı alnının akıyla tamamladı :)) Tabi ki bu tablo her şey yolunda giderse böyle. Kitap 1 senede tükenmeyebilir, valör ve döviz maliyetleri aşırı artabilir, dağıtımcı ödemeyi geciktirebilir vb.

Peki dağıtımcı tarafına bakalım. Dağıtımcı bir kitabı dağıtım noktalarına satarken %10 kar koyar. Bu kar onu zar zor kurtarır, çoğu dağıtımcı zaten batmaya mahkumdur, okur hazretlerine yeterli süre hizmetini tamamlayıp batar. Batarken bir sürü küçük yayıncıyı da batırır.

Kitap internet satış sitelerinde %25 indirimle satılır, niye, internet ucuzluk demek, indirim yapmazsan okur diğerine gider. Diğeri indirimle okur çalıp sürümden kazanacağını zanneder ama yaptığı hem sektörün, hem kendisinin hem de okurun ayağına sıkmaktır.

Kitap zincir kitap evleirne veya taşradaki küçük kitapçılara ulaştığında etiket fiyatından satılır, bazı kitapçılar en fazla %10 indirim yaparlar. Ama %30-35 indirimle alınmış bir kitaptan 3 -4 lira kazanarak insanlar kirasını bile ödeyemez. Zincir kitapevleri bile zar zor para kazanır. O ışıltılı dükkanlar cirosunun çoğunu oyuncak ve kırtasiyeden yapar, bir kısım zincir markalar kitap reyonlarını küçülttüler bile. Avm’lerdeki yüksek kiraları kitap satarak ödemek mümkün değildir. Avm’yi geçin, bir semt kitapçısı bile kirasını zar zor çıkarır, bu yüzden kırtasiye ve hatta pasta kahve satar.

Peki kim kazanır? Okur. Kitap işini yapan herkes para kazanma ümidiyle aşk ve heyecanla ve entelektüel tatmin için yapar. Ciroları biraz yükselse , oluyor bu iş galiba der, ama ciro yükseldikçe aslında zararı büyüyecektir :))

Peki bu durum nasıl yoluna girer. Ancak ve ancak basılan bir kitap senede 5bin adet satarsa hepimiz kazanırız. Bu da okurun sayısını artırmak demektir. Eğer bu fiyatları korumak istiyorsak yeni okurlar kazanmalıyız, mevcut okurlar da daha çok para harcamalı.

Kitap okuma oranını iki katına çıkarmazsak Türkiye’de yayıncılık ölecek. Bunu fark edelim. Bunu başaramazsak kimse kitap yazmayacak, 2-3 bin lira için 6 ayını harcayacak çevirmen bulamayacağız.

Bir diğer mesele sabit fiyat meselesi. İnternet indirimleri kontrol altına alınmalı. Ucuz kitap felaket demektir. Yayıncı etiket fiyatından %50 indirime zorlanıyorsa bunun nedeni internet üzerindeki deli indirimler.

Bu yüzden sabit fiyat yasasını çıkarmalıyız. Kitaplar dağıtımcıya %35-40 indirimle verilmeli, dağıtımcı %10-12 kazanmalı, kitap heryerde etiket fiyatıyla satılmalı. Öte yandan kitap etiket fiyatları da mevcut fiyatın %25 üzerinde olmalı.

Ama fiyatlar ne kadar ayarlanırsa ayarlansın, okur sayısını artırmazsak yayıncılığın geleceği karanlık demektir.

E-kitap mecrasında, baskı ve lojistik maliyetleri kalkar. Doğrudur. Ancak benzer şekilde fiyat beklentisi de düşer. Dağıtımcı %35 alıyor, fiyatlar %40-50 daha ucuz.Aynı hesabı e-kitaba göre yeniden yapın. Okur sayısı artmazsa durum çok değişmez. Dağıtımcı var, e-kitabı Amazon, Kobo, Calibro gibi bir platform olmadan satamazsınız. Ve bunların payı %30’dur.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: