Posted by: bluesyemre | October 13, 2020

#CemalGülas Belgeselleri

RÝZE’NÝN ÇAMLIHEMÞÝN ÝLÇESÝNDE YAÞAYAN ÜNLÜ BELGESEL YAPIMCISI CEMAL GÜLAS TARAFINDAN YABAN HAYATINA HAZIRLANAN 8 AYLIK AYI YAVRUSUNUN 8 AYLIK BÝR KANGAL KÖPEÐÝ ÝLE ARKADAÞLIÐI GÖRENLERÝ ÞAÞKINA ÇEVÝRÝYOR. (GÖKTÜRK FIRAT/RÝZE-ÝHA)

Çıra ışığından lazere gelen yolda insanın en büyük silahı hayal gücüydü. Bilimde teknolojide hatta yeni keşiflerin tamamında insanın çocukken kurduğu hayallerin büyük payı vardır. Anadolu’daki küçük küçük çocukların, hayalleri ve umutlarıyla dolu koskaca dünyalarına tanık olacaksınız. Cemal Gülas sizi Anadolu’da çocukların dünyasına yolculuğa davet ediyor.

Günümüz teknoloji imkanlarında dahi nasıl yapıldıklarına dair insanları hayranlık içinde bırakan, Doğu Karadeniz’in derin yamaçlarını süsleyen konaklar ekrana geliyor. Birçoğu yalnızlığına terkedilmiş bu konaklar, acaba bugün sadece bu evlerde hakkı olan varislerinin mi; yoksa sosyal hayatımızı geleceğe taşıyacak mektuplar olmaları nedeniyle hepimizin mi?

Cemal Gülas, dünya ekosisteminin bir gizemine ışık tutuyor. Çoğu zaman, görüp renklerine hayran kaldığımız veya varlıklarının dünya sistemindeki öneminin farkında olmadan bakıp geçtiğimiz likenleri ne kadar tanıyoruz? Birbirinden farklı renkleri ve şekilleriyle 20.000 den fazla türü olan likenler, doğa sisteminde önemli bir yere sahiptir. Cemal Gülas, yıllardır karış karış incelediği Anadolu coğrafyasındaki liken türlerini ve onların olağanüstü oluşumları ile harikulade renklerini ekrana taşıyor.

Hayatı ve dünyayı anlamak için insandan yola çıktığımızda, toplumların oluşması ve yaşam şartlarının şekillenmesinde, çatışmanın ne kadar etkin bir faktör olduğunu görüyoruz. Geçmişte yaşanmış savaşlar, bugünün insanlığına ve  dünyanın ekosistemine, kapanması çok zor derin yaraları miras bıraktı. Bu yaralardan bıkan veya bu çatışmalara bulaşmak istemeyen insanlar, genelde toplumsal yerleşim alanlarına uzakta, kendi kurdukları bir dünyada, bir tür ada’da yaşamayı hep özlediler. Cemal Gülas, “Bir Adada Yaşamak” metaforundan yola çıkarak, geçmişten bugüne taşınan izlerin peşinde kendi adalarında yaşayan farklı insan öykülerini ekranlara taşıyor.

Güneş bulunduğumuz yarım küreyi kaç kez aydınlattı acaba. Kaç damla bir derya oldu yeryüzünde. Karlar kaç bahara yenik düştü düşlerimin ülkesinde. Kara kayalı dik başlarını sakladıkları ak karlar kaç yolcuyu alıkoydu yolundan. Karadeniz sahilinden başlayan yolculuk, Doğu Karadeniz’in insana hasret yaylalarından Kaçkar zirveye doğru devam ediyor. Cemal Gülas sizi Kaçkar’a Kaçmaya davet ediyor.

Doğu Karadeniz’in yerleşimden ve insandan uzak kapalı vadilerinde balcılık yapan insanların zahmetli yolculuğu… Antik tarih ile günümüzde kulaktan kulağa anlatılan hikayelerin benzerliğinin yola çıkardığı Cemal Gülas’ın sık orman denizi içindeki arayışında Strabon ile balcı Sabri’nin yaktığı ışığın izinde geçmiş hayatların heyecan verici kalıntıları…

Afyon yakınlarındaki Karamık bataklığının öyküsü Cemal Gülas’ın vizöründen yansıyor…

Cemal Gülas, uzun yıllardır doğa fotoğrafları çekiyor ve bunu ışıkla yazı yazarak gelecek için bugünü belgelemek olarak adlandırıyor. Hayal kurarak başlayan yolculukları bazen bir dağın zirvesinde, bazen bir mağaranın dibinde, bazen ise gökyüzünden yeryüzünü seyrederek sürdü.

Size bir masal anlatacağız. Bulutlara saklanmış Kaf Dağı’nın ardındaki köyün masalını… Bu köy yeni adıyla Camili olan Maçahel’dir. Cemal Gülas sizi Köşedeki Köy Camili’ye bir yolculuğa davet ediyor.

Cemal Gülas, korsan ve keşiş efsaneleriyle anılan Batı Toroslar’ın Alanya Ermenek arasındaki bölümüne doğru seyahat ediyor. Ilısu Şelalesi’nde efsaneleri doğrulayacak bulgulara ulaşan Cemal ve ekibini heyecanlı bir keşif bekliyor.

Bir çay düşünün… Suyunda taşıdığı ortalama binde dört oranında zerreciklerden bir ova oluşturdu; Antik Likya’nın en önemli başkentlerinden olan Ksantos’u, liman kenti olan Patara’yı ve döneminde bölgenin dini merkezi olan Letoon’u yuttu… Cemal Gülas sizi Eşen’in bulanık sularında bir yolculuğa davet ediyor…

İnsanların Saklıkent diye bildikleri kanyon aslında Akdağlar’ın Kaynarca mevkiinden heyelanlarla kopan toprakları öğüterek Eşen Ovasında toprağa, Patara’da kuma dönüştüren büyük bir kıyma makinesidir.

Eşen Çayı, dağlardan kopararak yüklendiği kargosunu denize yaklaştıkça yaya yaya taşımaya devam etmektedir. Cemal Gülas ve ekibi hem karadan hem de havadan Eşen’in bu zahmetli yolculuğuna tanıklık etmektedir. Cemal Gülas sizi Zamanın Tanığı’nda Eşen’in Patara’da denize ulaşma serüvenine davet ediyor.

Cemal Gülas, Doğuyu ufkuna alıp uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, Cemal’i Doğudaki bir kente götürecek. Güneşi ufuk, ufuğu ışık bir kente; Peygamberler diyarı Şanlıurfa’nın sırrı çözülememiş kayıp kenti Şuayip Şehrine… Cemal Gülas, sizi “Harran’da Şuayip Şehri”nde saklı gerçekliği aydınlatmaya çağırıyor…

Doğu Anadolu’nun kışa teslim sessizliğinde Cemal Gülas’ın seyahati Van Gölü ve Ağrı’da sürüyor. Yüksek Topraklar rahmetli Müşfik Kenter’in unutulmaz sesiyle can buluyor…

Doğu Anadolu’nun kışa teslim sessizliğinde çetin kış şartlarını yumuşatan sıcak insan öyküleri ve büyüleyici doğası Cemal Gülas’la ekrana geliyor…

Cemal Gülas, Zonguldak’taki bir mağaranın derinliklerinde yaşadığı rivayet edilen, gözleri olmayan balıkları görmek üzere yola çıkar. Mağaranın karanlığı, güneşin çekilmesiyle oluşan karanlıkla kıyas dahi edilemez. Mağaradaki karanlık mutlak karanlıktır… Zonguldak Çayırköyü Mağarası’nın mutlak karanlığında keşif ve heyecan dolu bir serüvene hazır mısınız? Ekibin sualtında görüntülediği, mağaranın derinliklerinde yaşayan alabalıklar ilk kez ekrana geliyor. Kalabalık yarasa kolonileri ve göz alıcı doğal oluşumları ile Zonguldak’ta bir karst masalı anlatılıyor.

Anadolu, dünyada bir benzerine daha rastlayamayacağınız doğal zenginliklere sahiptir. Bütün bu zenginlikle tarih ya Anadolu’dan başlar, ya da Anadolu dışında başlayan tarih burada son şekline kavuşur. Cemal Gülas, sislerin sarmaladığı Batı Karadeniz bölgesinde, 30 yıldan fazladır seyahat ediyor. Batı Karadeniz karstının sadece coğrafi gizemleri değil, geçmişte buralarda yaşamış ve bugün sırları çözülememiş kavimlerin izlerini de bulan Cemal Gülas, karsta saklanmış bir masalı buluyor. Sık orman dokusunda sarp kayalıkların içinde insan eliyle açılmış merdivenler ve onu çevreleyen yerleşim kalıntılarının sırrı ekrana geliyor.

Doğu Karadeniz sıradağlarının denize paralel uzanan sarp doruklarının üzerinde yılın 365 günü eksik olmayan bulutlar, nemli iklim ve ısının etkisiyle vadilerde oluşan sisler, bu bölgede Anadolu’nun akciğerlerini besler. Cemal Gülas, Seçil ve Ömer bölgenin insan girmemiş vadilerinde asırlık kayın ağaçlarını kayıt altına alıyor.

Kara ocakta pişmek üzere kara dehlizlerden çıkarılan kara taşın öyküsü. Cemal Gülas, pileki adı verilen bir taş kabın ellerden emekleyerek ateşe ulaşan yolculuğuna tanıklık ediyor.

Doğu Karadeniz Dağları’nın, birbirinden akla kara kadar farklı, iki ayrı iklim ve bitki örtüsünde gelişen hayatları ekrana geliyor. Cemal Gülas, Doğu Karadeniz Dağlarının birbirinden farklı ama bir o kadar da bir bütünün parçası olan kuzey ve güney yamaçlarının coğrafyasına ve kültürel yansımalarına tanıklık ediyor. İnsana uzak bakir coğrafyalar, yayla turizmi adına yörenin doğal ve kültürel yapısı dikkate alınmadan yapılan projelerle, insanlığın hırsıyla yüz yüze bırakılıyor.

Her mevsim yeşil ve gözalıcı güzellikteki Doğu Karadeniz’in derin sarp vadileri ve dik yamaçlarıyla coğrafyanın çetinliği bölgede yaşayan insanların hayatına da yansır. Anadolu’nun diğer birçok yerinin aksine, burada insanlar ekecek bir avuç toprağa muhtaçtır. Cemal Gülas, Doğu Karadeniz bölgesinde zor hayat şartlarına rağmen eski alışkanlıklarından vazgeçmeyen insanların, mısırla kurdukları hayat bağlarına tanık oluyor.

Doğu Karadeniz’de hayat, çay tarımından öncesi ve sonrası ile ekranda… Çay tarımından önce insanların hayat bağı olan mısırın ve mısır etrafında kurulmuş hayatların kıtlık ve yoklukla geçen hikayesi, yaşayan son tanıkların hatıralarıyla ekrana geliyor. Cemal Gülas’ın objektifinden, bölgenin göz alıcı doğası ile şehir hayatı alışkanlıklarının henüz ulaşamadığı hayatlara tanık olacaksınız.

Anatolia, throughout the history of the people who migrated to the country … People, tribes, states were always in this land. Migration is not just a way for people. In fact, everything that exists someday from one place to another, with seeds, rivers, birds, seasons, people always migrate with their allies. Anatolian people who know what migration means and what migrants do. He knows that the journey of migration is difficult, the struggle given is sacred … Cemal Gülas carries the migration struggle to continue the generation of pearl mullet in another tragic migration story that took place every year in Erciş district of Van.

Bir ilçe düşünün; 40 yıldır suyu bekliyor… Yusufeli; 40 yıldır yapılacağı söylenen barajı ve bunun sonucunda sular altında kalacağı günü bekliyor…Yusufeli halkı da 40 yıldır süren bu belirsizlik nedeniyle adeta arafta kalmış. Baraj ve hidroelektrik santrali sonucunda, doğada meydana gelecek tahribat, Çoruh’un rafting, trekking gibi turistleri çeken yapısı, insanların yerlerinden edilmesinin yol açacağı psikolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel yıkımlar… Bir tarafta da olmazsa olmaz enerji…

Bir kitapta demir madeninin ilk defa Küçük Asya’da bulunduğunu okuyan Cemal Gülas, bu bilginin derinlerine inmek ister. Fırtına Vadisi’nde bulduğu eritilmiş demir cürufları ve eski demir ocağı kalıntıları Cemal’e göre bu kitaptaki bilginin kaynağı olabilir. Eski zamanlarda olduğu gibi bir ocak kurup demir elde etmeye çalışan Cemal ve ekibini heyecanlı bir keşif yolculuğu bekler.

Birçok insan Anadolu’da evini bağını viran bırakarak kente gelirken bazıları da var ki, kentteki hayatını terk ederek köylere yerleşiyor. Bugün yaşadığımız şehir esaretini belki de korkularımıza borçluyuzdur. Cemal Gülas, büyük şehirlerin karmaşasından uzak yaşayabilmeyi başarmış düş gezginleri ile yolculuğa davet ediyor…

Dünyanın insanın yaşaması için uygun ve yeterli; ama hırsları için küçük ve çaresiz olduğunu artık inkar edemeyeceğimiz kadar kesin biliyoruz… Umutla denize çıkan balıkçıların artık emeklerinin karşılığını alamayıp ekmek teknelerinden vazgeçme noktasına gelmelerinin nedenleri de yine insan hırsıyla açıklanıyor… Türkiye’de balıkçılığın dünü, bugünü ve geleceği ömrünü denize adamış bir balıkçı olan Ömer İkiz’in bakış açısıyla ekrana geliyor…

Çanakkale’nin engin ve bereketli suları balıkçıları bekliyor… 2 bölüm olan “Rastgele” serisinin bu ilk bölümünde umutlarını da paragatlarla birlikte denize bırakan Ömer İkiz’in karaya ayak basmadan geçen günlerine tanıklık ediyoruz. “Rastgele” dilekleriyle çıkılan sefer olağanüstü görsellerle ekrana taşınıyor…

Doğu Karadeniz sıradağlarının yüksek sisli yamaçlarında, kaderine terk edilen yaylalarda şimdilerde sadece son yaylacıların ağır aksak ayak sesleri duyuluyor. Yayla göçlerinin birlikte yapıldığı, otlaklara sürülerin birlikte salındığı, en yakın erzak temin edilebilecek yerlerin birkaç günlük mesafede olması nedeniyle eksiklerin birbirinden giderildiği günler, son yaylacıların hafızasında hala hürmetle yadettikleri zamanlar… Doğu Karadeniz insanının çay tarımından önce, hayatını idame ettirmek için dört elle sarıldığı, çay tarımından sonra ise değişen ekonomik kaynaklarıyla beraber zahmetinden dolayı tercih etmediği, bugün ise geçmişe dönme arzularına rağmen kurtarılamayan elliden fazla yaylasının, tam bir yokoluş ve yağmasının trajik öyküsüdür Son Yaylacılar…

Bir sonbahar akşamı sise saklanmış mahallede duyduğu tek ses olan çıngırak sesleri Cemal Gülas’ı Halime Ana’nın kapısına getirdi. Halime Ana yalnızlığı içinde evini uzun geçecek kış günlerine hazırlıyordu. Hilmi amca ise Halime Ana’nın sağ kolu, yardımcısı, yıllar sonra bulduğu huzurun bekçisi. Kastamonu’nun bir dağ köyünde her şeylerini topraktan alan yaşlı çiftin tek güvenceleri yaşadıkları toprağı tanıyıp ona güvenmeleri… Cemal Gülas , dönmeyecek yolcusunun yolunu gözleyen Halime Ana’nın naif hayatına tanıklık ediyor… Hilmi Amca ve Halime Ana’yı rahmetle anıyoruz…

Pars adındaki bir kangalın Datvi adındaki ayı dostunu kaybetmekle yaşadığı yalnızlığın trajedisine tanık olacaksınız. Ormanın derinliklerinde dostunun kokusunu arayan Pars, doğada kurulan ilişkilerin insan yargılarıyla kurulmadığını gösteriyor. Cemal Gülas, “Bir Dost İçin” ile sizi bir kangal ile bir ayı yavrusunun katıksız dostluğuna davet ediyor…

Renginden ötürü “Beyaz Altın” da denilen lületaşı, toprağın karanlık derinliklerinden çıkarılıp vitrinleri süsleyinceye kadar zorlu zahmetli bir yolculuğa çıkıyor. Canlarını hiçe sayıp yerin 50 metre altından ilkel şartlarda lületaşı çıkaran işçilerin, kameraların ilk defa bu kadar derinde görüntülediği çalışmalarını ve atölyelerde hayal güçleriyle bu beyaz taşa hayat veren taş ustaları Cemal Gülas’ın vizöründen yansıyor.

“Gitti o amca gitti kayboldu işte, gitti cıngıl kuyuya gitti, cıngıl kuyu işte…”
“Nereye gitti amca?”
“Yerin kulağına kaçtı işte!”
“Nasıl yerin kulağına kaçtı?”
“Nasıl ki bizim kulağımız var işte öyle… Bizim kulağımız olmasa bir şey işitebilir miyiz? “Allah’ın işi işte, öyle yerin kulağı. Böyle baş aşağı gider işte.”

Cemal Gülas, yerin kulağına kaçan köylüyü ararken, Batı Karadeniz karstında Anadolu’nun en geniş ağızlı ve bir seferde en derine inen mağarasını bulur.

Köylülerin “yerin kulağı” olarak adlandırdığı Dağlı Kulyucu’nda 14 sene önce başlayan çalışmalar bugün hala devam ediyor ve yakın tarihte de sonuçlanacak gibi görünmüyor.

Cemal Gülas sizi de Yerin Kulağı’na kaçıracak…

Bilinmeyeni, uzakları ve macerayı ekrana taşıyan “Zamanın Tanığı”, gezgin ve doğa fotoğrafçısı Cemal Gülas’ın gözünden, insana uzak, bakir alanların içinde sakladığı öykülerle yolculuğunu sürdürüyor. Hızla değişen hayatın içinden anların, fotoğraf ve film karelerine dönüşünün kamera arkası; ekibin çekimler sırasında yaşadığı heyecan dolu tecrübeler ekrana geliyor.

Cemal Gülas, Anadolu’da yıllardır süren seyahatlerinin kamera arkasını ekranlara taşıyor. 2 milyon kilometreden fazla süren yolculukta tanık olunan hayatlar, coğrafyalar ve tarih hafızalarda kalan anılarla harmanlanıyor. Bir bardak sıcak çayla eriyip giden yorgunluklar, bir bozkır rüzgarıyla uçup giden endişeler ve bir tebessümle biten hasretlerle geçen 8 yılın ardından Zamanın Tanığı, meraklarının peşinden öğrenmek için yolculuklarına devam ediyor.

Cemal Gülas, geçmişten günümüze gönderilmiş taş mektupların sırrını aralıyor. Van-Hakkari arasında bulunan Tırşin Yaylası’nda kayalara çizilmiş resimler olduğu bilgisini alan Cemal, bu resimleri görüntülemek üzere bölgeye gidiyor. Milattan önce 5 bin yıllarına kadar tarihlenen bu çizimler, Anadolu’nun bilinen tarihinde önemli değişiklikler yapacak nitelikte. Orta Asya’nın yüksek rakımlı dağlarından Anadolu’nun batısına kadar uzanan bir coğrafyada görülen kaya resimleriyle ortak özelliklere sahip bu resimler, Cemal Gülas’ın vizöründen ekrana geliyor. Zamanın Tanığı, bilinmeyenin peşinden gitmeyi, tarihine sahip çıkmayı, araştırmayı ve macerayı sürdürüyor…

Karadeniz’de ekmeği, tavası, ızgarası, buğulaması, çorbası ve hatta baklavası bile yapılan Hamsi, Karadenizli için vazgeçilmezdir. Karadeniz’de hamsi sezonunun açılmasıyla birlikte hareketli günler başlar… Gün olur, saatlerce karanlığın içinde arayış sürer ancak yakılan mazotu bile karşılamayacak bir av yapılır… Gün olur, verilen emeğin bütün karşılığı bulunur… Tüm zahmetine rağmen Karadenizli balıkçılar için hamsi bir tutkudur. Karadeniz’in engin sularından bereketini esirgemeyen Hamsi’nin öyküsü ekrana geliyor.

https://www.youtube.com/c/CGSanatYap%C4%B1m/videos

http://www.cgsanatyapim.com.tr/


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: