Posted by: bluesyemre | November 19, 2020

Kitabınızın satışı için mutlaka bilmeniz gereken 4 şey #MürselÇavuş

Yan adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

Kitabınızı kaç kişi satın alıyor? Neden kitabım her kitapçıda satılmıyor veya bulunmuyor? Yayınevi kitabımın satışıyla neden ilgilenmiyor? Kitabımın satışını nasıl takip edebilirim? Kitabınızın satışı ile ilgili tüm merak ettiklerinizi bu yazımızda bulacaksınız.

1-Kitabınızı kaç kişi satın alıyor?

Kitabı doğrudan okurun satın aldığını mı sanıyorsunuz? Aslında kitabınız, siz okura ulaşana kadar üç farklı satın alma aşamasından geçiyor.

Önce yayınevine kitabınızı “satıyorsunuz.” Yayıneviniz sizi “yatırım yapmaya değer” görüyor.

Yayınevinin sizi basması yeterli mi? Hayır! Dağıtımcının kitabı sipariş etmesi gerekiyor. Bazen yayınevi kitaba yatırım yapıyor ama dağıtımcı sipariş geçmiyor. O zaman kitabınız rafa ulaşmıyor.

Peki dağıtımcı kitabınızı aldı diyelim. Rafa çıkması garanti mi? Hayır. Üçüncü müşteriniz de kitapevleri. Türkiye’de her yıl ortalama 60 bin farklı kitap basılıyor. Bunlardan çok azı rafa çıkabiliyor. Kitapçılar ancak çok satacağına güvendiği kitapları rafa koyuyor.

Diyelim ki kitabevi de kitabınızı sipariş etti ve rafa koydu. Kitabınız eğer üç hafta içine satış yapamazsa o zaman kitabınız o raftan iniyor ve bir daha -bir satış patlaması yaşamadığı sürece- depoya kalkıyor, hatta iadeye gidiyor.

Tüm bu aşamalardan geçip rafta yer bulan kitap okurun karşısına çıkabiliyor. Bu yüzden kitabın tanıtımını iyi yapmanız gerekiyor ki rafa çıkan kitap bir daha raflardan inmesin.

Image for post
Karolina Grabowska adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

2- Neden kitabım her kitapçıda satılmıyor veya bulunmuyor?

Eğer kitabımız çok satan (best seller) değilse, yayınevleri bir kitabı ortalama 1000–2000 adet basarlar. Türkiye’nin genelinde tahmini 20 bin kitap satış mağazası olduğunu düşünelim. Alışveriş merkezlerindeki mağazalara uğrayan insan sayısı daha fazla olduğu için buralara da 5–10 kitap gönderildiğini varsayalım. Bir kısmının da online mağazalara dağıldığını hesaba katalım.

Bu durumda 1000 adet basılan bir kitabı ancak belli illerdeki belli mağazalarda dağıtabilirsiniz. Kitabınız ancak 200–300 satış noktasına ulaşacaktır.

Bir mağazada kitabınızdan bir adet varsa ve o satılmışsa tekrar aynı mağazaya kitabınızın ulaşması da zaman alır.

Bu problemin çözümü için okurlara çok iş düşüyor. Okurlar kitaplarını kitapçılardan aldıklarında onların hayatta kalmasına büyük katkı sunmuş olur. Böylece kitapçılar ve kitapçılardaki kitap çeşidi de çoğalabilir.

İnternet kitapçısından kitabı indirimli aldığınız algısı ise bir yanılgıdır.

Image for post
cottonbro adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

3- Kitabımın satışını nasıl takip edebilirim?

Bir yazar, kitabını yayınevine teslim ettikten sonra kitapla bağı kopuyor. Yani baskı adedini, satış adedinin takibini yapamıyor.

Yayınevleri sözleşmede yazılan adette mi baskı yapıyor? Söylenen adette mi satış yapıldı yoksa yayınevi korsan baskı yapıp sattı mı? Başka kitabın bandrolüyle kitabınız dağıtıma girmiş olabilir mi?

Avrupa’da kitap satışının yazar tarafından izlenebildiği sistemler var. Sistem üzerinden yazar, nerede kaç adet kitabının sattığından haberdar olabiliyor. Türkiye’de henüz böyle bir sistem yok.

Satış takibi için şimdilik tek yöntem e-devlette Kültür Bakanlığı’ndan adınıza alınan bandrolü sorgulatmak.

Kitapyurdu sattığı kitabı “Künye” bölümünde açıklıyor. Diğer online sitelerde de günlük satış adedini açıklayanlar var.

4- Yayınevi kitabımın satışıyla neden ilgilenmiyor?

Yazarlardan en sık, “Yayınevi kitabımı bastı ama satışıyla ilgilenmiyor” şikâyetini duyarım. Her yazar yayınevine kırgın ve yayınevini değiştirmek istiyor. Peki, yayınevleri bastığı kitabın satışıyla neden ilgilenmiyor?

Aslında ilgileniyorlar. Bizim görmediğimiz pek çok sistematik arka planda kitabın satılması için çalışıyor. Yayınevleri bir kitap bülteni hazırlayıp bunu dağıtımcılar ve kitapevleriyle paylaşıyor. Belli noktalarda kitabın bulunması için çalışmalar yapıyorlar. Bazı yayınevleri kurumlarla görüşüyor ve kitabın olası satılabilecek noktalarda bulunmasına çalışıyorlar.

Bazı yayınevleri basın mensuplarına ya da fenomenlere kitabı gönderiyor. Yazar için imza günleri, etkinliklerde stand açma, fuara katılma gibi çalışmalar yapıyorlar. Peki neden çoğu zaman reklam vermiyorlar?

Çünkü yayınevleri yüzlerce kitap basıyor. Hangi birine reklam çıksınlar? Diyelim ki yayınevinin 300 kitabı var, her kitaba günde 10 lira reklam bedeli ayırsa, ayda 300 lira yapar. 300×300 toplam 90 bin lira para yapıyor. Ciddi bir gider kalemi ve yayınevlerinin böyle bir bütçesi yok. O yüzden ağızdan ağıza pazarlama ile satmasını tercih ediyorlar veya sadece kendi sosyal medyalarında paylaşmakla yetiniyorlar.

Eğer bir kitabın satış beklentisi 1000 civarındaysa (ki Türkiye’de pek çok kitap ancak bu kadar satılıyor ve basılıyor) o kitaba reklam harcaması yapmak demek zarar etmek demek yayınevleri için.

Bu yüzden yayınevleri sadece –amiral gemisi- tabir ettikleri satma potansiyeli yüksek kitaplara reklam yapıyor.

Eğer yazar Facebook ve Instagram reklamı verirse bir kitabı satmanın maliyeti muhtemelen telif maliyetiyle başa baştır. Ancak kitaptan beklentiniz zaten bilinirlik yaratmaksa o zaman kitap için reklam maliyetini katlanmak mantıklı olur.

Kitap sektöründe reklam yapan tek yer online satış siteleri. Onlar da biri arama yaptığında (retarget marketing) reklam çıkartıyor. Birinin araması için de önceden kitabın tanıtılmış olması lazım.

https://bit.ly/36PPUdA


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: