Posted by: bluesyemre | January 4, 2021

Hazır eve kapanmışken kitap yazmak (İş kitabı nasıl yazılır?)

Orhan Pamuk bir kitabında, “Bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” diyordu. Peki, siz, “Bir kitap YAZDIM ve bütün hayatım değişti” demeye hazır mısınız? Evde kaldığımız şu dönemde yıllardır kafanızda dönüp duran kitabı yazmaya başlasanız ne iyi olur! Nereden mi başlamalı? Beni takip edin.

“İş Kitabı Nasıl Yazılır” adında yeni bir eğitim modülü hazırladım. Çünkü çoğumuz evden çalıştığımız, bütünüyle işimizden uzaklaştığımız ya da pivot yapmamız gereken bir dönemdeyiz. Bu süreç kitap yazmayı düşünen pek çok kişi için iyi bir fırsat. Nereden, nasıl başlayacağını bilemeyenler için de bir yol haritası oluşturdum.

Kitap yazmak maratona katılmak gibi… Öncesinde idman yapmanız gerekiyor. Maratonun her aşamasında da farklı durumlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. Her biri için yeni çözümler üretmeniz, en önemlisi de –ne yapıyorum ben- dediğiniz anlarda bile vazgeçmemek için gerekli motivasyonu sağlamanız gerekiyor.

Bu koca iş yığınını, “böl, parçala, yönet” taktiğiyle pekâlâ kolaylaştırabiliriz.

Kitap planınızı kariyer planınızla birlikte yapın
Bir kitap yazmayı planlarken önce kariyer planı yapmanız gerekiyor. Kariyerinizi bir yıl, beş yıl, on yıl sonra nerede görmek istiyorsunuz? Kitap yazmak ortalama bir yıl gerektiriyor. Bir yılın sonunda kariyeriniz değişkenlik gösterirse çabanız boşa çıkabilir, bu yüzden uzun vadeli düşünmelisiniz.
Fikri bulurken daha spesifik olmalısınız. Ticaretle uğraşan birisi bana gelip, “Ticaretle ilgili bir kitap yazacağım” diyor. Bu o kadar geniş bir kavram ki! O yüzden ilk adımda kavramı daraltmalısınız. Belki ana başlığınız, “E-İşletmelerde Tedarik Zinciri” olabilir.

İkinci adımda kitap fikrinizin hedef kitlesiyle işinizin hedef kitlesini örtüştürmelisiniz. Diyelim ki bir diyetisyensiniz. Tüm diyetisyenler kitap yazdı ve onların arasından sıyrılmak istiyorsunuz. Acaba kilo vermek isteyenlerle değil de sporcularla mı çalışmayı tercih edersiniz? Sporcu beslenmesi kitabı yazmak cazip mi? Hay Allah! Şimdiden bu kitabı da 5-10 diyetisyen kaleme almış. Öyleyse bunu da daraltıp, “100 Adımda Maratoncu Beslenmesi” kitabını yazan ilk kişi olmalısınız. Bu kitap sonrasında size başvuran kişilerin çoğu maraton koşucuları olacak. Böyle bir hedef kitle sizin için doğru ise hemen başlayın. Değilse hangi hedef kitleye hitap etmek istediğinize göre içeriğinizi belirleyin.

Çağırmak istediği hedef kitleyle kitap içeriği örtüşmeyen yazarlar doğru eşleşmeyi sağlayamadığından iki farklı işe enerji harcamak zorunda kalıyor.

Kitaptan ne kazanacaksınız?
Motive olabilmek adına kitaptan ne kazanacağınızı bilmelisiniz. Bununla ilgili hayli uzun bir liste hazırladım. Burada sadece farkındalıkla ilgili kısmı paylaşayım. Kitap yazarken içeriği nasıl ifade edeceğinizi düşünmek, işinize daha bütünsel bakmaya çalışmak, kitabı yazarken hiç yapmadığınız kadar çok literatür taramak, yerli ve yabancı meslektaşlarınızın neler yaptığına bakmak sizi üniversiteden yeni mezun olmuş kadar güncelleyebilir.

Bilinirliğinizi arttırması, maddi ve manevi kazançları saymıyorum bile… Ben herkesin yayınlamasa bile kendi mesleğiyle ilgili kitap yazması taraftarıyım. Okurdan önce yazarın kendisi, işiyle hatta kendiyle ilgili pek çok şeyi öğrenme fırsatı buluyor bu süreçte…

Okur, yayınevi, toplum ne kazanacak?
Evet, yazar her halükarda kazanıyor. Peki, okur bundan ne kazanacak? Yazar kendi içsel sorgulamasının ardından gözlerini dış dünyaya çevirmeli. Tabii kitabı yayınlatacaksa…

Okur bu içeriği neden talep edecek? Okura yeni ne sunacaksınız? Rakipleriniz kimler? Rakiplerinizden nasıl ayrışabilirsiniz?

Cola Cola’nın rakibi Pepsi sanılırdı. Sonra rakibin tüm içecekler, hatta su olduğu söylendi. Yani rakip algısı değişti. Okurlar açısından da aynı durum geçerli. Eğer kitap okuyacaklarsa binlerce yazar arasından sizi tercih etmeleri için onlara ikna edici bir havuç sunmalısınız. 200 sayfalık bir kitap yazdıysanız, hayatlarından 2-3 günlük bir zamanı size ayırmalarını istiyorsunuz demektir. Bu zamanı size neden ayırmalılar?

Beklentileri baştan doğru kurmak
Yazmaya başlamadan önce cevaplanması gereken daha pek çok soru var. Eğitimde bu sorulara epey yer ayırıyorum. Çünkü doğru bir başlangıç altın değerinde. Tek kitap mı yazacaksınız yoksa devamı olacak mı? Best seller mı olmalı yoksa long seller mı? İçeriğim belli bir kitleye mi hitap etmeli, genele mi yayılmalı? Kitabın türü ne olacak? Yurtdışı hedefiniz var mı? Kitabınız nasıl basılacak, nasıl dağıtılacak? Kitap için bütçe oluşturdunuz mu? Kitabın gelir modeli ne gibi ne kadar çok soruyu yanıtlarsanız, baştan planlamanızı ne kadar doğru yaparsanız, kitabınızın başarısı o oranda yükselir.

Kitap yazarken neye ihtiyacınız var?
Spesifik, katma değer üreten bir kitap fikri bulduktan sonra en çok ihtiyaç duyacağımız şeylerden biri uzun erimli motivasyon olacak. İyi bir planlama, bir çalışma yöntemi ve belki de bir ekibe ihtiyacınız olabilir.

“Ekip mi?” dediğinizi duyar gibiyim. Kitapları tek kişi yazıyor sanıyorsunuz değil mi? Aslında kitap yazmak bir ekip işi. Yabancı kitapları elinize aldığınızda teşekkür listeleri neden sayfalarca uzayıp gidiyor sizce? Kitap yazanlar genellikle eşlerini, meslektaşlarını, asistanlarını, hatta geliştirici editörleri, deşifre uzmanlarını, beta okurları işin içine katıyorlar. Böylece çok daha iyi gözden geçirilmiş, daha nitelikli kitaplar ortaya koyuyorlar.

Planlama yaparken…
Planlama yaparken kitap yazmanın tüm gerekliliklerini yerine getirmek önemli. Ben buna mekândan başlıyorum. Evinizde sessiz bir köşeyi bu iş için ayırmanızı tavsiye ederim. Bir de kitap kurgunuzla ilgili her şeyi bir çırpıda görebileceğiniz bir mantar pano ya da Trello, Excel gibi bir sistem kullanabilirsiniz. Planlama yaparken başka neye ihtiyaç var?

* Bilişsel kapasiteniz hangi saatte yüksekse, her gün o saatleri kitabınızı yazmaya ayırın.
* Kitap yazmaya ayırdığınız zamanı, iş toplantılarınız, sezon finalleri, önemli davetler için değiştirmeyin. Çünkü bir kez iptal ederseniz önünü alamazsınız.
* Her zaman yapılacaklar listenizde en önemli madde kitabınız olsun. En azından basılana kadar!
* Kitabınızı bölümlere ayırın. Her bir bölüm için teslim tarihi belirleyin.
* Yazma planınıza yürüyüş/yoga/spor rutini ilave edin. Bu sizin zihninizi boşaltmanıza yardımcı olur. Hatta mümkünse öncesinde meditasyon yapın.

Çalışma yönteminiz ne olacak?
Bazı yazarlar günlük olarak çalışabilir. Tüm işlerini bitirip herkes uyumaya gittiğinde veya sabah kimse uyanmadan – erken saatlerin dinginliğinde- belki bir belki 3-4 saatlerini yazmaya ayırabilirler. Bazı yazarlarsa bir ay bir yere kapanıp yazmayı daha efektif bulur.

Kimi insanlar yazmak yerine ses kaydıyla kitaplarını bitirmeyi tercih ediyorlar. Bazı aşamalarda ses kaydı, bazen not tutma veya araştırma yapmak, okumalar yapmak, bazı durumlarda meslektaşlarınızla konu hakkında tartışmak kitabınızı, fikrinizi güçlendirebilir. Tüm bu aşamalar için baştan yatkın olduğunuz çalışma yöntemini belirlemeli ve Pomodoro gibi zaman yönetimi tekniklerini de kullanarak işe koyulmalısınız.

Yazma aşaması
Çoğu kişi kitabın bir oturuşta yazıldığını sanıyor. Oysa kitaplar tekrar tekrar üstünden geçerek oluşturulur. Bunun için de önerilerim şunlar;

* Önce içerik metodolojinizi belirleyin.
* İlk taslağı oluştururken, hiçbir şeye takılmadan sadece yazın. Çünkü bu sizin ham materyaliniz olacak.
* Bu ilk taslak üzerine notlar alın, eklemeler yapın, araştırmanız gereken şeyleri araştırın.
* Bu eksikleri tamamladığınızda elinizde ikinci bir taslak olacak. Bu taslağı tekrar elden geçirip bölümler arasındaki geçişleri inşa edin. Bazen farklı sayfalarda tekrara girdiğinizi, belli bölümleri abarttığınızı ya da az bilgi verdiğinizi fark edeceksiniz. Bunları toparlayın ve kitabın kendi içindeki dengesini oturtun.
* Doğrulama yapın. Kesin emin olduğunuz bilgileri bile kitaba koyacaksanız mutlaka teyit etmelisiniz.
* Yüksek sesle okuma ve düzeltme yapın. İçinizden okuduğunuzda bazı hatalar gözünüzden kaçabilir. Özellikle sık kullanılan ve tekrar eden kelimeleri bu yöntemle daha iyi yakalarsınız.
* Kitabınızı yayınevine göndermeden önce mutlaka görüşlerine, bakış açısına güvendiğiniz hedef kitlenize uygun kişilere okutun. Biz onlara beta okur diyoruz.
* Beta okurların geri bildirimlerini metninize yedirdikten sonra metni demlenmeye bırakın, yani metne yabancılaşıncaya kadar çekmecenize kaldırın. Bu yabancılaşma yeni bir göz olarak kitabı elden geçirmenize imkân tanır.
* Özgeçmiş, arka kapak, son söz, teşekkür, giriş gibi bölümleri ilave edin ve son okuma yaptıktan sonra yayınevine gönderin.

Kitap bitince işiniz bitiyor mu?
Kitabı yazdınız ve bitti. Üzerinizden büyük bir yük kalktığını düşünüyorsunuz. Aslında kitabın bitmesi –biz editörler için- yaptığınız işin sadece yüzde ellisini bitirdiniz demektir. Elinizdeki kitap dosyasının bir kitaba –yani bir ürüne- dönüşmesi süreci ise ayrı bir süreç. Yayınevine göndereceksiniz, kapağı, tasarımı, ISBN’i, pazar konumlanması, baskısı, dağıtımı, tanıtımı…

Bunları da bir sonraki yazımda kaleme alacağım. Daha detaylı bilgi edinmek için eğitime katılmayı düşünürseniz mursel@murselcavus.com adresine e-posta atabilirsiniz.

Aklınıza takılan soruları yorum olarak yazarsanız keyifle yanıtlayacağım sevgili yazar adayımız! ☺


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: