Posted by: bluesyemre | March 24, 2021

Ankara Kent Sohbetleri (Prof. Dr. #MehmetTunçer ve Dr. #NecatiYalçın)

Ankaralı Cin Ali’nin yaratıcısı Rasim Kaygusuz’un kızı Y. Mimar Restorasyon Uzmanı, Nevin Apaydın Kaygusuz ile kurdukları Cin Ali Eğitim ve Kültür Vakfı’nı konuştuk.
Eğitim tarihimize damgasını vuran ‘Cin Ali’ kitapları, 7’den 70’e herkesin hafızasında önemli yere sahip. Karakterin yaratıcısı Rasim Kaygusuz’un kızları, bir hayali gerçekleştirip Cin Ali Vakfı’nı kurdu. Ardından da müzesini…

Köy Enstitüleri Mezunu Rasim Kaygusuz’un ilk kez 1968 yılında çıkardığı Cin Ali serisi, bu yıl 50. yılını doldurdu. Yarım asırdır Türkiye’nin tarihsel hafızasını tutan Cin Ali, bugün sadece okullarda okutulmakla kalmıyor, şarkıları besteleniyor, serinin 11. kitabı öğrenciler tarafından yazılıyor…

“Cin Ali’nin Babası” Öğretmen Rasim Kaygusuz, 1926 yılında Ankara’nın Ayaş ilçesine bağlı Yenikayı Köyü’nde doğdu. Çanakkale Savaşı’nda şehit olan dayısının adı verildi.

Üç yaşındayken annesini kaybeden Kaygusuz ve kardeşlerine babasının ikinci eşi annelik yaptı.

1944’te Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nü, 1956’da Gazi Eğitim Fakültesi Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. Köyünün ilkokulunda öğretmenlik yapmaya başladığında henüz 18 yaşındaydı. Öğrencilerine sadece okuma yazma öğretmiyor; aynı zamanda tarımı, marangozluğu, elektrik teknisyenliğini, duvar yapmayı, su tesisatı döşemeyi de öğretiyor, onlara yaşamda ayakta kalmayı gösteriyordu.

Kendisi gibi çalışkan, mesleğine âşık ve Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği bir öğretmen olan ve ileride eşi olacak Remziye Alişan’la, Zirkayı Köyü’ndeki Yetiştirme Yurdu’nda çalışırken tanıştı.

En çok birinci sınıf öğretmenliği yapmayı seven Rasim Kaygusuz, öğrencilerine okuma-yazma öğretmekten büyük keyif alıyordu. Birinci sınıflara 17 yıl boyunca öğretmenlik yapmasının ardından, çocukların okumayı öğrenmesine yardımcı olacak bir kitap yazmaya karar verdi ve bir süre sonra, hazırladığı kitap taslağını ilk olarak eşi Remziye Hanım’a ve kızları Nesrin ile Nevin’e okuttu.

Kitabın adını Cin Ali koymuştu. İlk kitap en basit öyküleri içeriyor, iki-üç harflik sözcüklerden ve kısa hecelerden oluşuyordu.
Devamı için bkz:

http://www.cinali.com.tr/10​​

http://www.24saatgazetesi.com/ankaral…​

https://tr.wikipedia.org/wiki/Cin_Ali​​

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/​…

Prof. Dr. Birsen Karaca, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kafkas Dilleri ve Kültürleri Bölümü Öğretim Üyesidir. Kendisi ile edebiyat bilimi, edebiyat çalışmaları, edebiyat tarihçileri, edebiyatta çeviri, akımlar, eleştirmenler, çeviri, “edebiyatın bir öyküsü var mı?” , Rus Edebiyatı, yazarlar vd konularda değerli bir sohbet yaptık..

Ermenice bilen tek Türk yazar Birsen Karaca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinden mezun olmuştur.
Dil ve edebiyat araştırmacısı. 1960, Nevşehir doğumlu. Ankara Üniversitesi DTCF Rus Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı (1989) mezunu. Moskova’da dil geliştirme kurslarına (1989-90) katıldı. Yüksek lisansını Ankara Üniversitesi SBE’de (1994), doktorasını ise Moskova Devlet Üniversitesinde (1999) tamamladı. ODTÜ Modern Diller Bölümünde öğretim elemanı olarak çalıştı (1995). AÜ DTCF Rus Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında araştırma görevlisi (1995) ve öğretim elemanı olarak görev yaptı.

Yazar aynı zamanda Kafkas Dilleri ve Kültürleri Bölümü Ermeni Dili ve Kültürü Anabilim Dalı Öğretim Üyesidir.

ESERLERİ:

1.Sözde Ermeni Soykırımı Projesi/ Toplumsal Bellek ve Sinema, Say, İstanbul, 2006.
2.Ermenice Öğreniyorum, Kurmay, 2007 (ikinci baskı)
3.Doğu Ermenice Türkçe Sözlük, Kurmay, 2007 (ikinci baskı)

Yazar olarak hazırladığı kitaplar:

1.Rus Edebiyatı Öykü Antolojisi, Dünya, İstanbul, 2004 (Hazırlayan, yazar ve farklı çevirmenlerle birlikte çevirmen olarak).
2.Çehov Öyküleri Seçkisi, Dünya, İstanbul, 2004 (Hazırlayan, Önsöz yazarı ve farklı çevirmenlerle birlikte çevirmen olarak).
3.Ermeni Edebiyatı Seçkisi, Kültür Bakanlığı, Ankara,2001 (Hazırlayan, Önsöz yazarı ve farklı çevirmenlerle birlikte çevirmen olarak).

Çeviri Kitapları:

1.Zamyatin, Yevgeni İvanoviç, Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak, çev. B.Karaca, Kavis, İstanbul, 2010.
2.Turgenyev, İlk Aşk, çev.B.Karaca, Kavis, İstanbul, 2010.
3.Dostoyevski, Beyaz Geceler, Kavis, İstanbul, 2009.1.Maksim Gorki, Pepe, İmge, 2007.
2.E.Uspenski, Fedor Amca, Beyaz Balina, İstanbul, 2006.
3.Anton Çehov, Ateşler/Çukurda, Dünya, İstanbul, 2004.
4.Prof.Dr. V.İ.Kuleşov, Puşkin, Multilingual, İstanbul, 2000.

https://www.kitapyurdu.com/yazar/prof…​
https://kidega.com/yazar/birsen-karac…​
https://www.biyografya.com/biyografi/…

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Emre Yaprak ile Ankara Kent Sohbetleri’nin II. Sezon/20. söyleşiyi gerçekleştirdik.
Bu söyleşide; endemik türler, yerleri, yaşam koşulları genel olarak anlatılırken “Beypazarı Geveni” ile ilgili yapılan çalışmaları detaylı olarak sundu. Bu bitkkinin son yaşam alanı içerisinden yol geçirildiği, ve sürekli olarak yok olma tehlikesi altında olduğunu söyledi.
Ayrıca, A.Ü. Beşevler Kampusu içerisinde özel yaşam koşulları oluşturacak şekilde hazırladığı 4×4 m. lik alanda bu endemik türün çoğaltıldığı ve sürekli izlendiğini anlattı.
“Beypazarı Geveni bitkisini gurbette koruma çalışması yaparken, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi bahçesinde 4 metrekarelik bir alana bu bitkileri diktik. 4 yıldır bu bitkiler orada yaşıyor. Özellikle odamın karşısına ektirdim ki gelip geçenlerin dikkatini çekiyor mu diye kontrol etmek için. Gerçekten geçen on kişiden dördü bu bitkilerle ilgileniyor. O yüzden Ankara’da endemik bitkileri vatandaşlarımızla buluşturup, tanıştırmalıyız” dedi.

Ayrıca, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ankara’ya özgü 391 bitki türünü koruma altına almak için çalışmalara başladığı, Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı, paydaşlarla birlikte “Ankara’ya Özgü Endemik Bitkilerle Tanışalım” toplantısı düzenlediğinden bahsedildi.

Değerli sanatçı Pınar Ayhan ile yaptığımız Ankara Kent Sohbeti’nde bizlere “Zaman yolcusu”, “Hikaye anlatıcısı”, “Müzisyen”, “web tv program yapımcısı”, “sunucu” kimliklerini bizlere anlattı .
2000 yılında Eurovision’da ‘Anla Beni’ şarkısıyla Türkiye’yi temsil eden Pınar Ayhan, Müzik aşkını sürdüren Ayhan, 2016 yılında “Orada Duruverseydi Zaman” adlı müzikal belgesel projesini hayata geçirdi. Bu projede Prof. Dr. Sühan Ayhan, Banu Mertyürek Güler, Gülçin Onbaşıoğlu, Ayşe Karakoç ve yanısıra Evren Kalaycıoğlu, Erdinç Aktuğ, Aslı Gültekin, Özge Erdem, Tolga Yüksel, Ulaş Koray Gökben, Mustafa Cihan Aslan, Bilgin Canaz, Murat Işık ve İlker Karsavuran gibi Ankara’nın önemli müzisyenleri ile çalışarak, Türkiye Cumhuriyetininin önemli şahsiyetlerinin satır aralarında kalmış gerçek hikayelerini, her hikayenin içinden taşan ezgilerle bezeyerek tiyatro sahnelerinde seyirciyle buluşturdu.
“Kemâl – Pınar Ayhan’dan Bir Müzikal Belgesel”, izleyicisiyle buluşuyor.

Pınar Ayhan güçlü sesi ve oyunculuğuyla bizi 1881’den 1938’e götürüyor.

“Kemal” adlı müzikal belgeselde, küçücük elleriyle tambura yapan bir çocuk tanıyacaksınız. Hayatı boyunca bahçesindeki nar ağacını özleyecek o çocuk; bir de insanları özgür, keyifli ve gülümseyen bir ülkeyi… Hayallerindeki o ülkeyi inşa etmek için uğraşacak ömrü boyunca. Ama ya nar ağacı?

Pınar Ayhan, yetenekleri, hayalleri, özlemleri, kalp kırıklıkları, bilinenleri, bilinmeyenleriyle “insan” Mustafa Kemâl Atatürk’ü anlatıyor “Kemâl” de. Bu benzersiz öykü aynı zamanda koskoca bir ülkenin, sizin, bizim, hepimizin varoluş öyküsü.

Halen Türkiye’nin ilk müzikal belgeseli Orada Duruverseydi Zamanı da sahneye koymaya devam eden Pınar Ayhan, Kemâl’de de yine anlattığı öykülerin bir parçası olan şarkıları pırıl pırıl sesiyle yorumluyor.

https://www.pinarayhanofficial.com/ha…​

https://www.linkedin.com/in/p%C4%B1na…

ARTANKARA Çağdaş Sanat Fuarı kurucusu Bilgin Aygül ile Ankara Kent Sohbetleri(II. Sezon/15. ve 16.) Kendisi ile sanat dünyasını, ARTANKARA ve daha önce kurduğu Sanat Fuar ve organizasyonlarını konuştuk. Atis Fuarcılık A.Ş.’nin halen Yönetim Kurulu Başkanıdır. Şirket yurt içi ve yurt dışı fuarcılık ve organizasyon hizmetleri konusunda çalışmaktadır.

İş Hayatı

*1981-1983 yıllarında Ticaret Bakanlığı İhracatı Geliştirme ve Etüd Merkezi’nde iki yıl süre ile ülke ve sektör pazar araştırmaları ile dünyadaki ticareti geliştirme kuruluşları konusunda çalıştı.
*1984 yılında Atis Anadolu Dış Ticaret ve Sanayi A.Ş.’yi kurdu. Kurucu ve Genel Müdürlüğünü yaptığı şirketin hala Yönetim Kurulu Başkanıdır.
*1993-2013 yılları arasında Kurucusu, Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Forum Fuarcılık ve Geliştirme A.Ş. deki hisselerini 2013 yılında devretti. Şirket, 20 yılda, 40 ülkede 1000’i aşkın fuar organizasyonunda yer alarak ticareti geliştirme alanında önemli projelere imza attı.
*1997-2013 yılları arasında 3F Turizm ve Seyahat Acentasını kurdu. Hisselerini 2013 yılında devretti. Şirket 16 yılda ticaret heyetleri, fuar gezileri, kongreler konusunda çalıştı.
*2002-2010 yılları arasında Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkan’ı olduğu Forza Fuarcılık ve Organizasyon A.Ş. yi 2010 yılında devretti. Şirket 8 yıl boyunca yurt içi fuar, festival ve etkinlikler yaptı.
*2004-2012 yılları arasında İstanbul Modern Sanatlar Galerisi (İMSG) Kurucu ortağı
*2007 yılında Atis İletişim A.Ş.’yi kurdu. Halen Yönetim Kurulu Başkanıdır. Şirket tanıtım ve yayıncılık alanında faaliyet göstermektedir. 2007 yılında aylık olarak baslına Kobif dergisini 12 ay aralıksız olarak çıkardı.
*2009 yılında Taflan El Sanatları ve Turizm A.Ş.’yi kurdu halen Yönetim Kurulu Başkanıdır. Şirket, ticaret heyetleri, kongre ve iş geliştirme konularında çalışmaktadır.
*2013 yılında kurduğu Atis Fuarcılık A.Ş.’nin halen Yönetim Kurulu Başkanıdır. Şirket yurt içi ve yurt dışı fuarcılık ve organizasyon hizmetleri konusunda çalışmaktadır.
http://www.bilginaygul.com/

Hacettepe Üniversitesi, Tarihi ve Kültürel Mirası Araştırma Merkezi (HÜTKAM) ‘dan Doç. Dr. Pelin Şahin Tekinalp ve Prof. Dr. Gonca Gökalp Alparslan ile Ankara Kent Sohbetleri (II. Sezon/15. ve 16.)
Bu sohbette, HÜTKAM’ın yaptığı ülke çapında önemli olan tarih, kültürel miras ve kültürel bellek konferans ve sempozyumlarını, bunların içerik ve katılanları anlattılar. Bunlar aşağıdadır:

Kültürel Bellek 23.01.2021

Kültürel Bellek 16.01.2021

Kültürel Bellek 09.01.2021

Kültürel Bellek 19.12.2020

Kültürel Bellek 12.12.2020

Kültürel Bellek 05.12.2020

Kültürel Bellek 28.11.2020

Kültürel Bellek 21.11.2020

Selçuklu ve Osmanlı Döneminde Konar-Göçer Toplulukların Arkeolojik İzleri 11.12.2019

Kültürel Bellek 2019

“Gerekli Taramalar” Çizgi Roman, Grafik Roman Ve Karikatürün Diğer Disiplinlerle İlişkisi Sempozyumu 24-25 Nisan 2019

“21. Yüzyıl ve Kadınlar” Panel 7 Mart 2019

“Kültürel Bellek 2018” Sempozyum 6-8 Kasım 2108

“50. Yılında Keban’ı Hatırlamak” Panel 9 Kasım 2018

“Çeviriyorum, Öyleyse Varım” Konferans 13 Kasım 2018

Kültürel Bellek Kasım 2017

Doğumunun 100. Yılında Anılarla Cahit Külebi 21 Nisan 2017

Kültürel Bellek 01-03 Kasım 2016

Kültürel Mirasın İzleri: Gürcü Dünyası ve Tarihi Miras 27 Kasım 2015

Kültürel Mirasın İzleri:Osmanlı Modernleşmesinin Öncülerinden Kâtip Çelebi 14 Mayıs 2015

“Tarih Kurmacaya Nasıl Dönüşür?” 20 Nisan 2015

“James Clarence Mangan ve Dünyanın Doğu Kapısı İstanbul” Konferans ve Belgesel Gösterimi 7 Nisan 2015

Kültürel Mirasın İzleri: Üniversitemiz Tarafından Desteklenen Kazı ve Yüzey Araştırmaları 24 Mart 2015

Kültürel Mirasın İzleri: KÜLTÜREL MİRAS, BELLEK, BELGESEL 16 Aralık 2014

Viyana Üniversitesi’nde Türkçenin ve Türkolojinin Tarihi 12 Aralık 2014

Kültürel Mirasın İzleri: OSMANLILARDA ALAMETLER 20 Kasım 2014

Kültürel Mirasın İzleri: YAS KÜLTÜRÜ 15 Nisan 2014

Kültürel Mirasın İzleri: EVLİYA ÇELEBİ 17 Mart 2014

“Kültürel Mirasın İzleri” 8 Nisan 2013

“Hasankeyf ve Arkeolojik Kazılar” Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam 21 Mayıs 2013

Metin Yurdanur, 1951 yılında Sivrihisar’da doğdu.

Çocukluk ve gençlik yıllarını burada, üç bin yıllık Frigya, Roma ve Selçuklu uygarlıklarının kalıntıları arasında geçirdi. Babasının demir atölyesinin bahçesinde bulunan 19. ve 20. yüzyıllara ait antika niteliğindeki materyallerle oyunlar oynadı.

Binlerce yıllık tarihi eser ve antikaların etkisiyle üç boyutlu formlara ilgi ve sevgi duymaya başladı.

Üniversite aşamasında, sanatla ilgili bir bölümü seçmesi bu temele dayandırılabilir.

1972 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. 1972-1978 yılları arasında öğretmen okulu ve liselerde öğretmenlik, 1978-1981 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde modelaj öğretmenliği yaptı.

1979 yılında Ankara Belediyesi’nin “kentin plastik unsurlarla donatılması projesi” kapsamında, gelen talep üzerine çeşitli heykel tasarımları hazırladı. Bunlar bugün Abdi İpekçi Parkı’ndaki “Eller”, Gar Meydanı’ndaki “Miras”, Batıkent’teki “Dayanışma”dır.

1981 yılında serbest çalışmaya başlayan sanatçının dünya çapında 100’den fazla heykeli bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı Almanya, Japonya, Macaristan, Libya, Türkmenistan, Moğolistan ve Küba’da bulunmaktadır.

2005 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi yerleşkesinde 50’den fazla heykelden oluşan “Ben Anadolu’yum, Ben Cumhuriyetim, Ben Halkım” adlı bir yıl süreli sergiyi açtı. Her yıl farklı bir üniversitede tekrarlanan; kültür ve sanatı öğrenciler, akademisyenler ve bölge halkı ile paylaşan sergi, Türkiye’de ilk ve tek olma özelliğine sahiptir.

Sanatçının Sivrihisar’da yaklaşık yüz bin metrekarelik bir alanda eserlerinin sergilendiği bir açık hava heykel müzesi bulunmaktadır.

Prof. Dr. Aydan Balamir ile Ankara ağırlıklı mimarlık, koruma son dönemdeki İller bankası, Marmara Köşkü, Etibank, Havagazı fabrikası, Baraj Gazinosu, Danıştay Binası, Meclis teki yıkımları ve yıkımlara karşı verilen mücadeleleri konuştuk. Clemens Holzmeister’in 3. TBMM mimarisi ile ülkemizde yaptığı 22 önemli mimari uygulama ile Holzmeister üzerine yaptığı çalışmaları, sergilerinden ve bu çalışmalar nedeni ile Balamir’e verilen Avusturya Nişanınından bahsetti.
Kendisi; ODTÜ Mimarlık Bölümü’nden 1974’de lisans, 1979’da yüksek lisans derecelerini aldı, doktorasını 1996 yılında tamamlayıp doçentlik ünvanını aldı. 1975-81 arasında sırasıyla ADMMYO, ADMMA ve ODTÜ’de eğitim asistanlığı yaptı. 1983-84 yıllarında University of California Berkeley’de Fulbright bursuyla doktora programına devam etti, yarı zamanlı öğretim görevinde bulundu. 1985’den bu yana ODTÜ’de mimarlık tarihi dersleri, temel tasarım ve mimari proje stüdyolarında görev yapmakta. Lisans sonrası özel bürolarda başladığı mimarlık pratiğini, üniversite döner sermaye projelerinde sürdürdü. Mimarlar Odası başta olmak üzere, çeşitli mesleki ortamların yayın ve seçici kurullarında, mesleki komite ve komisyonlarında görev aldı. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri komite başkanlığı (1997-2004). Nevşehir Koruma Kurulu (1997-2007), Ankara Yenileme Alanı Koruma Kurulu (2008-2011). Mimar Clemens Holzmeister üzerine 2001 yılında uluslararası bir serginin araştırma ve tasarım koordinatörlüğünü yaptı. Mimarlık tarihi ve eleştirisi alanında, modern mimarlık akımları ile mesleki ve kültürel kimlik temalarına yoğunlaşan yayınları var.

Ankara Üniversitesi, Ziraat fakültesi, BİTKİ KORUMA BÖLÜMÜ / ENTOMOLOJİ ANABİLİM DALI öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Özkan ile Ankara Kent Sohbetleri’nde bir araya geldik. Kendisi çevre koruma, ekolojik, biyolojik yaşam, tarım çalışanlarının ve kırsalda yaşayanların eğitimi, yararlı böcekler ve korunma konularında çok değerli bilgiler verdi..

Sayıları ve önemleri nedeniyle böcekler, çocukları bilimle tanıştırmak için mükemmel bir fırsat sağlamaktadır. Çocukların böceklere karşı olan doğal merak ve ilgileri, bilimi öğretmek için sınırsız bir enerji ve araç olarak kullanılabilir. Program, böcekler konusunda farkındalık yaratarak ekoloji bilincini geliştirmeye ve bilimsel çalışmaya özendirmeyi amaçlamaktadır.

http://www.boceksenlikokulu.com/amac….​

TARIMSAL SAVAŞIMDA PESTİSİT
ALTERNATİFİ YÖNTEMLER
Pestisit Bağımlılığı Zorunluluk mu? Kader mi?

http://zehirsizsofralar.org/wp-conten…​

Ankara Üniversitesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğretim üyesi, Ankara ve ülke için çok değerli çalışmalar yapmış Prof. Dr. Nilgül Karadeniz, yaptıkları çalışmaları, özellikle İmrahor Vadisi’nin korunmasına vurgu yaparak anlatıyor.
Peyzaj alanında Avrupa ve dışındaki 100’den fazla üniversiteyi ortak zeminde buluşturan ünlü Le:Notre Enstitüsü’nün başkanlığını da yapan Prof. Dr. Nilgül Karadeniz ülkemizin peyzaj mimarlığı ve koruma konusundaki değerli görüşleri bizlerle paylaştı.

http://www.businessankara.com/yasam/a​…

Ankara Üniversitesi, Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğretim üyesi, Ankara ve ülke için çok değerli çalışmalar yapmış Prof. Dr. Nilgül Karadeniz, yaptıkları çalışmaları, özellikle İmrahor Vadisi’nin korunmasına vurgu yaparak anlatıyor.
Peyzaj alanında Avrupa ve dışındaki 100’den fazla üniversiteyi ortak zeminde buluşturan ünlü Le:Notre Enstitüsü’nün başkanlığını da yapan Prof. Dr. Nilgül Karadeniz ülkemizin peyzaj mimarlığı ve koruma konusundaki değerli görüşleri bizlerle paylaştı.

http://www.businessankara.com/yasam/a…

Sayın Sedat Örsel, bu sohbette Mamak’daki çocukluk anılarını, Hatip Çayını, “ÖRS” ve “EL” iyle yaptığı 100 den fazla heykelini, yaptığı programları, Turgut Özakman ile olan anılarını, Mustafa Kemal Atatürk’ün okuduğu kitaplardan Harf Devrimine kadar yaptığı devrimleri, kentlerimizin gelinen noktadaki yozlaşmasını, AOÇ ve “Vefasız Bir Toplum “olmamızı ve diğer bazı güzel anılarını anlatıyor..

Sedat Örsel kimdir?

Ankara Ü.Hukuk Fakültesini bitirdi.
Okul yıllarında Demirci ve Karikatürist olarak çalıştı.
1967’de, Türkiye’de TV yayınlarını başlatan ilk TRT ekibinde
prodüktör olarak dramalar yaptı.

İskoçya, Japonya ve BBC’de TV Yayıncılığı, İşletmeciliği
ve Reji Öğretmenliği eğitimleri gördü.
TRT’de Yapımcılığın yanısıra , Kültür Yayınları, Eğitim Merkezi,
Dış Yapımlar, TRT-INT
ve AVRASYA TV’nin kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptı.
Dünyâyı defalarca dolaşarak TRT yapımlarını
Film ve TV Program Marketlerinde ilk kez sattı.
Yabancı TV’lerle çok sayıda ortak yapıma imza attı.
1992’de, 25 yıl aralıksız çalıştığı TRT’den,
TV Daire Başkanı ve Genel Md. Yardımcısı Vekili iken emekli oldu.

1992’de Alo Bilgi Grubu Genel Koordinatörü oldu.
1993’de KOÇ Holding, Amerikan (Time-Warner), Fransız (Canale Plus)
Ortaklığı olan EKO TV’nin (şimdiki CNN TÜRK) kurucu Genel Müdürlüğünü yaptı.
1977’den itibaren TRT’nin yanısıra,
43 yıl boyunca Gâzi, Ankara, Başkent, Bilkent ve kuruluşundan itibâren İstanbul Bilgi Üniversitesinde Medya derslerine ek olarak 355 Konferans verdi.

Çeşitli Kuruluşlara Telif Hakları, TV İşletmeciliği, Medya İlişkileri,
Kriz Yönetimi, Retorik ve Beden Dili konularında danışmanlık yapıyor.
TV Program Yapımcısı ve Yönetici olarak;
Sedat SİMÂVİ başta olmak üzere 15 kez ödül aldı.
1992’de “Yılın Başarılı Kamu Görevlisi” seçildi.
2017’de “Meslekte 50.yıl Onur Ödülü”,
2018’de “Cumhûriyete Sâhip Çıkanlar Ödülü” verildi.
Avrupa Konseyi ile Avrupa-Asya Yayın Birliklerinin
çeşitli komisyonlarında TRT ve Türkiye’yi temsil etti.
İngilizce ve Eskiyazı biliyor.
Demir Heykelleri sergileniyor. Sürekli Basın Kartı sahibi.

Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğretim üyesi, Peyzaj Mimarlığının duayeni PEMKON ve PEMDER kurucularından Prof. Dr. Oğuz Yılmaz ile Ankara Kent Sohbeti (27.11.2020) Bu sohbette; değerli hocamız tarafından Ankara’da Peyzaj Mimarlığı Bölümünün kuruluşundan bu yana bölümün değerli elemanları (ki bunlar arasında kaybettiğimiz Sadri Aran, Yüksel Öztan, Turgay Ateş, Yalçın Memlük, Ekrem Gürenli yer almaktadır) ile Ankara için hazırlanan önemli Peyzaj Projeleri anlatılmaktadır. Bu Projeler arasında; AOÇ, Dikmen Vadisi Projesi, Seğmenler Parkı Projesi, TBMM Bahçesi, Atatürk Kültür Merkezi Projesi vd. yer almaktadır. Ayrıca Peyzaj Mimarlığı bölümlerinin güncel sorunları ve gelinen nokta açıklanmaktadır.

Saraya Cumhuriyet Döneminde atanan tek ressam: Yaşar Çallı

Taner DEDEOĞLU

Ülkemiz resim sanatında önemli bir imzadır Çallı. Önce köyden Osmanlı İmparatorluğunun başkentine gelen, arzuhalcilik yaparkenresme yatkınlığı dikkat çeken hattaFransa’ya resim eğitimi için gönderilen üç öğrenci arasına giren İbrahim Çallıve onun yıllar sonra tanıdığı, çalışmalarını beğendiği, ressam olması için de arkadaşlarına emanet ettiği torunu Yaşar Çallı.
Bu hafta birçok ülke devlet başkanlarının portresini yapan Yaşar Çallı ile Zaman Tünelinde dede Çallı İbrahim’e doğru uzanacağız.
Çal’ın ünlü mesire yeri Kumral Çeşmesinde eğlence için toplanan gençler, o gecenin sabahında aralarından dünyaca ünlü bir ressam çıkartır! 1882 yılında Çal’da doğan, çevresinde saygın bir genç olan İbrahim, genç yaşta da evlenmiş hatta baba olmuştur. Bu geceye katılan Deli Yusuf’un kızı Sıdıka ile de aralarında bir gönül ilişkisi söylentileri vardır. Keyifle geçen gecenin sabahında şehre dönüşte ortalık aydınlanmış, insanlar bağ-bahçe çalışmaları için sokaklara dökülmüştür. Eğlenceden gelen gençlerden İbrahim de içkinin etkisinde olan Sıdıka’yı sırtında taşırken görülür.
Bu durumda ailesi İbrahim’i, köyden uzaklaştırmak amacıyla,‘Askeri İdadi’ye gitmesi için kuşağının altına para koyarak İstanbul’a gönderir. Kaldığı handa paralarını çaldıran İbrahim, okur-yazar olması nedeniyle, Yeni Cami avlusundaki arzuhalcilerden iş ister. Mektupçulukla başlayan bu çalışmada dikkat çeken farklı kalemionu Ressam Rupen Efendiyle oradan da Şeker Ahmet Paşa’nın oğlu İzzettin Beyle tanışmaya kadar götürür. Çallı İbrahim, girdiği bu çevrenin yönlendirmesi ile 1906 yılında Sanayi-i Nefise Okuluna girer ve altı yıllık okulu üç yılda bitirir. 1910 yılında Maarif Nezaretinin açtığı yarışmada “Çıplak Adam” ve “Hareket Ordusunun Muhafız Alayından Maksut Çavuş” adlı tabloları ile birinci olur, Hikmet Onat ve Ruhi Arel ile resim eğitimi için Paris’e gönderilir. Doğuştan var olan yeteneği bu öğretim olanaklarıyla birleşince, Türk Resim Sanatına da önemli bir imza kazanılmış olur.

PARİS’TE RESİM ÖĞRENİYOR
Empresyonist ve Kübist denemelere karşı çıkan Fernand Cormon atölyesinde dört yılı resim çalışan Çallı İbrahim, ustasının aksine emprestyonizme yakın, özgür görüş ve tekniği benimser. Batılı Emprestyonistlerin plan ve tablo düzeni daha yumuşak, daha belirsiz görülen, hazırlıksız, eskiz ve taslak yapmadan fırça ucuyla çizgiler atmaktadır.
1914 yılında Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yurda dönen Çallı İbrahim Sanayi-i Nefise Mektebinde Vallaury’nin yardımcısı olur ardından da, Resim Bölümü Yağlıboya Atölyesi Öğretmenliğine getirilir, bu dönemde örnek olduğu sanatçılara da “1914 kuşağı” veya “ Çallı Kuşağı” denilecektir.
Çallı İbrahim yurda dönüşünde köyündeki ailesini arar fakat sonuç istediği gibi çıkmaz, aradan yıllar geçmiştir, karısının ailesi kızlarını ve torunlarını İstanbul’a göndermez. İbrahim Çallı daha sonra yeni bir yuva kurar, Çal’daki kızı Sare de tüccar Hasan Ekinci ile evlenmiş ve eşinin işleri nedeniyle de Buldan’a yerleşmiştir, çiftin üçüncü çocuğu Yaşar Ekinci, 19 Aralık 1941 de dünyaya gelir. Ekinci olarak dünyaya gelen daha sonra Çallı soyadı ile dünyada tanınacak olan ressam Yaşar Çallı çocukluğunu şöyle anlatıyor:
“Mahalledeki çocuklardan bir ayrıcalığım olduğunu biliyorum ama bu fark ne, onu bilmiyordum. Onlar çelik-çomak, bezden yapılmış top ile futbol oynuyorlar, beni aralarına almıyorlar! sen seyret diyorlar. Çünkü o oyunları beceremiyorum, ben çamurdan araba, heykel falan yapıyorum, kömür parçaları ile duvarlara resim çiziyorum, bunlardan zevk alıyorum, oyunum bu.

DEDEN ÜNLÜ BİR RESSAM!
Denizli Kahramanlar İlkokuluna başladım, daha okuma-yazma yok, öğretmenim Osman Aksoy söylemiş olmalı, bir gün müdür beni tahtanın önüne çıkarttı, öğretmenler de toplandı. Elime tebeşir verdiler ve duvarda asılı duran Atatürk resmini göstererek haydi yap dediler, ben de yaptım. Müdür başımı okşadı ve ‘senin deden ünlü bir ressammış, sende ressam olacaksın’ dedi. Herkes dede Çallı’yı tanınıyor, ressam nedir biliyor ama ben ikisini de bilmiyorum ki! O yaşlarda bu sözcük bana sihirli gelmeye başladı, okuma-yazma öğrendikten sonra, bulduğum her yere çeşitli boylarda ’ressam’ yazıyordum…
Denizli Lisesinde de bir resim öğretmeni var, adı Besim Yazıcı. Beni ortaokulun resim derslerine götürüyor, benimle çok ilgili. Zaten ilkokul ikinci sınıfta resimle fazla ilgilenmem sonucu sınıfta kaldım.
Sonradan öğreniyorum ki; Besim Hocam, dede Çallı’nın akademidenöğrencisi, hem de yakın, sırdaş bir öğrencisi, her şeyi biliyor. Denizli’ye geldiği zaman, beni bulduğunda da hocasına mektupla durumu bildiriyor. Bendeki resim yeteneğinden de haberi olan dedem beni Besim hocama emanet etmiş. Besim Hocam hep benim yanımda, Lisenin yılsonu gösterisinde sahnelenen ‘Fareler ve İnsanlar’ adlı oyunun dekorunu yapan Besim Hocamın tek yardımcısıyım…”

http://www.24saatgazetesi.com/saraya-…

1945 yılında Konya-Beyşehir (Manastır)-Üzümlü’de doğdu.

İlkokuldan sonra okuma olanağı bulabileceği tek kapı olan İvriz Öğretmen Okulunu kazandı. Çünkü bu okulu kazanamasaydı hiçbir şey olamayacak koşullar içindeydi.

Bu okulun insancıl atmosferi, nitelikli eğitimcileri ve çok yönlü kimlik eğitimi ortamı içinde resme ilgisi gelişti.

Orta kısımdan sonra İstanbul Çapa Öğretmen Okulu Resim Semineri’ne seçildi. Resim ve Müzik alanında özel eğitim vermeyi amaçlayan tek ortaöğretim kurumu olan bu özgün eğitim ortamında ünlü sanatçı-eğitimciler İlhami Demirci ve Selahattin Taran’ın öğrencisi oldu.

1965 yılında Urfa’da ilkokul öğretmeni olarak “öğretmenlik” yaşamına başladı.

Aynı yıl GEE Resim-İş Bölümü’nü kazandı.

1868 yılında Arifiye Öğretmen Okulu Resim öğretmenliğine atandı.

1978’de yetiştiği kurum olan GEE Resim Bölümü öğretmenliğine seçildi.

1987’de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine geçti.

1987’de Doçent,

1995’te Profesör unvanlarını aldı. Lisans ve lisansüstün eğitimde pek çok öğrenci yetiştirdi.

Alanı ile ilgili Serigrafi, Desen, Ressam Sühendan Fırat kitaplarını yayınladı. Sempozyumlarda, panellerde pek çok bildiri sundu. Sanat ve sanat eğitimi üzerine makaleleri yayınlandı.

İlkini 1971 yılında açtığı sergilerini aksatmadan sürdürerek günümüze kadar yurtiçinde ve dışında 55 kişisel sergi düzenledi ve yüzlerce karma ve grup sergisinde yer aldı. Ülkemizin önemli yarışmalarında 20’den fazla ödül kazandı.

İspanya’dan Kore’ye kadar pek çok ülkedeki müzeleri, sanat ve kültür merkezlerini gezme olanağı yarattı.

İstanbul Çapa Öğretmen Okulu Resim Semineri’nden sınıf arkadaşı ressam Şükran Pekmezci ile evli. İki kız, iki torun sahibi.

ÇAĞSAV Vakfı kurucu ve yönetim kurulu üyeliği, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği üyesi olarak tüm dernek sergilerinde ve çeşitli sergi kataloglarında yer aldı.

Sanat tutkunlarına ve öğrencilerine yönelik olarak kurulan Pekmezci Gezi Grubu ve kişisel çabalarıyla ile yurt dışındaki müzeleri ve sanat merkezlerini gezme olanağı buldu. Atina, Selanik, Roma, Floransa, Milano, Siena, Venedik, Brüksel, Amsterdam, Volendam, Brugge, Gent, Anvers, İslamabad, Lahor, İncheon, Seul, Prag, Viyana, Budapeşte, Paris, Madrid, Toledo, Barselona, St. Petersburg, Moskova, , Mondrogi, Kiji, Goritsy, Yaroslavi, Uglich, Köln, Duesseldorf, Lüksemburg, Lukor, Asuvan, Kahire, İskenderiye, Pekin, Xian, Guilin, Şangay, Fas (Rabat, Kazablanka, Marakeş, Tanca, Essodoria), Küba ( Havana,Cienfuegos, Santa Clara, Trinidat,Varadero) gibi önemli kentlerde müze ve sanat merkezlerini görme ve inceleme olanağı buldu. Bu merkezlerin bazılarında düzenlenen sergilere katıldı.

Değerli sanatçı Habip Aydoğdu ile 1970’li yıllara uzanıyoruz. Kırmızı, siyah ve beyazın resmine olan etkisini, resme nasıl başladığını, neden kırmızı rengin resminde belirleyici bir rol oynadığını, not defterlerini ve içindeki ruh parçacıklarının resme nasıl nüfuz ettiğini konuşuyoruz.
Hayat hikayesi, eserleri, kitap ve sergileri için bkz:

http://www.habipaydogdu.com/​

https://www.izgazete.net/kultur-sanat…

Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Bayraktar ile Ankara Kent Sohbetleri (02.11.2020)

https://www.youtube.com/user/environme/videos


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

<span>%d</span> bloggers like this: