Posted by: bluesyemre | April 11, 2021

Tüm zamanların en sağlam 12 Alman filmi #EyüpKaanYoksu

1- Der Goldene Handschuh (Altın Eldiven) / Fatih Akın

Yapım Yılı: 2019
Oyuncular: Jonas Dassler, Margarete Tiesel, Katnja Studt, Greta Sophie Schmidt, Heinz Strunk

 

1.jpg


Yönetmen Fatih Akın tarafından çekilmiş tam bir yeraltı hikayesidir. Film, bir seri katilin hayatından bir dönemini anlatmaktadır.

Ülkemizde film +18 ibaresiyle ve Türkçe altyazı ile gösterime girmiştir. Baştan sona kadar Hamburg’da bir kenar mahalle de geçmektedir.

Ayrıca filmin hikayesi de tam bir kenar mahallenin arka sokaklarının hikayesi gibidir.

Tüm bunların dışında film, aslında başarılı bir şekilde kurgulanmış bir dönem filmidir. Golden Glove, Hamburg da bir birahanenin adıdır. Seri katilin adı da Fritz Honka’dır.

Filmin başrol oyuncusu olan seri katil Honka’nın öldürdüğü kişiler hep yolu Golden Glove’a düşen kişilerdir. Filmin içerisinde ne ararsanız var: fuhuş, kadına şiddet, küfür, korku, gözyaşı, alkol, cinayet…

İzleyecilerin filmi izlerken yer yer kusma hissine kapılabilecekleri bir film dersek yanlış olmaz. Fakat filmi izlemeyenlerin, izledikleri zaman pişman olmayacakları bir başyapıttır.

Hatta filmi çoğu kişinin tek izlemeyle anlayabileceğini düşünmüyorum. Filmin içerisinde yer alan metaforları daha iyi anlamamız ve çözümlemelerde bulunabilmek için tekrar tekrar izlemelerini öneririm.

Film, zaman zaman gazetelerin üçüncü sayfa haberi gibi görünebilir. Gazete sayfasında gördüğümüz zaman “he” deyip geçebileceğiniz bir haber.

Bunu da şu yüzden söylüyorum; cinayetler lüks bir mahallenin plaza katında değil kenar mahallenin ara sokaklarının çatı katında gerçekleşmesindendir.

Filmi izledikten sonra ufak bir araştırma yaptım ve öğrendim ki Avrupa’da çeşitli sinema salonlarında filmi izlerken kusanlar ve filmin yarısına gelmeden çıkanlar olmuş.

Muhtemelen ülkemizde de bu tür şeyler olmuştur. Bu tür davranışlar gösteren kişileri de gerçekten anlayabiliyorum.

Ama unutulmamalıdır ki bu ve buna benzer olaylar günümüz toplumlarında ve geçmiş zamanlarda da yaşandı. Bazıları duyuldu bazıları ise gün yüzüne çıkmayı beklemektedir.

Filmin sanat yönetmenini de tebrik etmek gerekir. Gaddar bir seri katilin takıldığı birahane ve evini daha iyi betimleyemezdi.

Evde Honka karakterinin yattığı yatak odası, evinin salonu, mutfağı, kileri ve tuvaleti…

Evin salonundaki duvarlarda çıplak kadın modeller, sex içerikli posterler, vitrinin dolaplarında boş alkol şişeleri, korkunç görünümlü bebek oyuncaklar…

Hatta ancak ve ancak salonun duvar boyasına dikkatli baktığımızda anlayabiliyoruz. Filmin Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” ödülü için yarıştığını ve bu ödülü alamadığını öğrendim.

Film hakkında yapılan eleştirileri, çeviri yöntemi ile okumaya ve anlamaya çalıştım. Yönetmen Fatih Akın’ın şiddetin dozunu kaçırdığı eleştirileri yapılmış.

Yersiz bir eleştiri olduğunu düşünüyorum. Normal hayatta var olan onlarca kadına şiddet haberi var. Bunu görmemek, bunu sanata yansıtmamak eleştiri olmalıdır.

Bu şiddetin var olduğunu karşı olsak da, kabul etmek gerekir. Şiddetin yeryüzünden silinmesini, kaybolmasını herkes ister. Şiddetin önüne çeşitli önlemlerle geçilebilir.

2- Good Bye, Lenin! (Elveda Lenin) / Wolfgang Becker

Yapım Yılı: 2003
Oyuncular: Daniel Brühl,Çulpan Hamatova, Katrin Sass, Florian Lukas, Maria Simon, Michael Beyer, Jürgen Holtz

 

2.jpg


Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Doğu Almanya’da yaşanan dönüşümü bir ailenin gözünden anlatılmaktadır.

Sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden olan Lenin Heykelinin gökyüzünde süzülmesi sinematografik olarak harikadır.

Onlarca metafor üzerinden aile ilişkileri ve sosyalizmin çöküşü vurgulanmaktadır. Yaratıcı bir kurguya sahip olan film, aynı zamanda Alman Sineması’nda bir başyapıttır.

Yönetmen Wolfgang Becker, filmin konusundan bahsederken şöyle demiştir:

Aslında film, sosyalizme inanmış bir anne ile oğlu arasındaki ilişkiyi anlatmaktadır.

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Sadece daha iyi bir dünya hayali değil, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışmaktadır.”

– “Gelecek bizim elimizde. Belirsiz, ancak umut verici.”

3- Das Weisse Band (Beyaz Bant) / Michael Haneke

Yapım Yılı: 2009
Oyuncular: Leonie Benesch, Christian Friedel, Ulrich Tukur, Burghart Klaubner, Ursina Lardi

 

3.jpg


Birinci Dünya Savaşı öncesinde bir kasabada çocuklar üzerinden biat, din, otorite ve geleneklerle temellenen, Hitler faşizminin nasıl tomurcuklandığını, kötülüğün kaynağını irdeleyen siyah beyaz olarak çekilmiş sinema filmidir.

Çocuk oyuncuların performansları olağanüstüdür. Film, dönemin ruhunu sağlam sinematografik görüntülerle anlatmakta ve gerilim doludur.

İzleyenlere film, savaş öncesi ortaya çıkan faşist düşüncelerin kaynağını, 1900’lerin başında, kasaba öğretmeninin gözünden sorgulatmaktadır.

62. Uluslararası Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye‘yi kazanmıştır. Usta yönetmen Haneke’ye göre film, “her türden terörizmin (siyasi ya da dini) kökenlerini” ortaya koymaktadır.

Filmin Türkiye galası ise 46. Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde yapılmıştır. 

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Tanrıya beni öldürmesi için bir şans verdim. Ama öldürmedi. Sanırım benden memnun.”

– “Kapıların ardında olan, kapıların ardında kalır.”

– “En temel düzeyde, burada endişelendiğimiz tek şey maddi varlıklarımız ve cinsel dürtülerimizdir. Hayatlarımızda gerçekten çok fazla şey yok”.

4- Das Boot (Denizaltı) / Wolfgang Petersen

Yapım Yılı: 1981
Oyuncular: Jürgen Prochnow, Herbert Grönemeyer, Martin Semmelrogge, Klaus Wennemann, Uwe Ochsenknecht

 

4.jpg


Tek mekanlı olan filmler arasında kendine uzun yıllar boyunca en üst sıralarda yer bulmuş, Klostrofobik filmlerin tarihteki en iyi örneklerinden birisi olmuştur.

Tesadüfen karşınıza çıkan “En İyi Savaş Filmleri Listesi”nde “Das Boot”u göremezseniz o listeyi direkt çöpe atın!

Savaş ve hayat kadar birbirinin içinde ve zıt iki kavramı iki buçuk saate sığdırarak ait olduğu türü şekillendiren harika bir başyapıt.

Filmin çekimleri yaklaşık olarak bir yıl sürmüştür. Film, İkinci Dünya Savaşı’nda bir Alman U-96 model bir denizaltında geçmektedir.

İsteyenler filmi nefes kesici bir macera filmi, sinema tarihinin en iyi denizaltı filmi veya harika bir savaş filmi olarak nitelendirebilir.

Das Boot, sinema tarihinin en güzel soundtracklerinden birine sahiptir. Savaş karşıtı filmlerin en iyilerinden birisi olmayı başarmış başyapıtlardandır.

Filmin her bir sahnesi, ders niteliğinde plan sekanslar ile doludur. Görüntü yönetmeni Jost Vacano’nun kamerası ile yakaladığı sinematografik görüntüleri hayranlıkla izlemekten başka bir şey yapamıyorsunuz.

Oyunculuk performansları da gayet iyi ve akıcı diyaloglara sahip Oscar alamamış bir film olması üzücü bir durum.

5- Gegen die Wand (Duvara Karşı) / Fatih Akın

Yapım Yılı: 2004
Oyuncular: Sibel Kekilli, Birol Ünel, Güven Kıraç, Catrin Strriebeck, Meltem Cumbul

 

5.jpg


Duvara Karşı, Yönetmen Fatih Akın’nın filmografisi içerisinde en üst noktada duran filmlerinden birisidir.

Kültürel çevre, aidiyet problemi, aile baskısı, toplum içerisinde kabul görme gibi koşulların bireyi nasıl yıprattığını gözlemleyebileceğiz harika bir başyapıt.

54. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü‘nü almıştır. Filmin oyuncuları Birol Ünel ve Sibel Kekilli’nin oyunculuk performanları gayet başarılıdır.

Filmin çekimleri Almanya’da ve İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. 

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir.”

– “Hayatına son vermek istiyorsan bunun için ölmene gerek yok. Buradaki hayatına son ver ve başka bir yere git. Anlamlı bir şeyler yap. Yap işte bir şeyler. Afrika’ya git mesela. İnsanlara yardım et.”

– “Aşk ne demek sen biliyor musun? Aşk böyle lunaparktaki tahta ata benzer. Üzerindeki hani bir ileri bir geri böyle gidiyormuşsun gibi bir his, sanki bir yere gidiyorsun; ayağın yerden kesiliyor, bir coşku, bir si… gittiğin yok.”

– “İntihar, hayatına nokta koymanın tek yolu değildir.”

– “İstanbul renkli, hayat dolu bir şehir. Burada yaşamayan tek şey benim.”

6- Der Untergang (Çöküş) / Oliver Hirschbiegel

Yapım Yılı: 2004
Oyuncular: Bruno Ganz, Alexandra Maria Lara, Ulrich Matthes, Corinna Harfouch,Thomas Kretschmann

 

6.jpg


1945 senesi Hitler Almanyası’nda Nazi liderinin son günlerini ve Berlin’in düşüşünü anlatmaktadır.

Filmin senaryosunu tarihçi yazar Joachim Fest’in yazdığı ‘Inside Hitler’s Bunker’ (Hitler’in Sığınağında) adlı eserden esinlenilmiştir.

İçerisinde kanlı çatışmalar, gönüllü askerler, çocuk savaşçılar, komutanların intiharları ne ararsanız var.

Berlin şehrinin tarihinin en zor günlerini bire bir yaşatan filmdir. Şişirilmiş Amerikan sinemasındaki “hoplamalı-zıplamalı, animasyonlu-efektli” filmlerinin tersine izleyenleri etkileyen özgün bir anlatımı vardır.

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Yalanlar bir gün kendilerini yok edecek ve gerçek enkazlarından yükselecek. O saat geldiğinde hepsinin üzerinde yerimizi alacağız. Saf ve kusursuz.”

– “Perde kapanırken sahnede olamazsınız.”

– “Yaşam zayıflığı azaltmaz. Bu ‘sözde insanlık’ dinsel bir safsata. Merhamet, sonsuz bir günahtır. Zayıfa merhamet göstermek doğaya ihanettir. Zayıf olan yok edilirse güçlü olanın yapabileceği tek şey bunu kutlamaktır.

7- Die Welle (Tehlikeli Oyun) / Dennis Gansel

Yapım Yılı: 2008
Oyuncular: Max Riemelt, Frederick Lau, Jürgen Vogel, Jennifer Ulrich,Christina Do Rego

 

7.jpg


Die Welle faşizme yol açan güç eksenli ideolojiye değinir. Sosyal bir deneyi işleyen film, Üçüncü Hare adlı yaşanmış bir deneyi anlatan Die Welle adlı kitaptan beyazperdeye uyarlanmıştır.

Filmin senaryo yazarlığını yönetmen Dennis Gansel ve Peter Thorwarth üstlenmiştir.

Yönetmen Dennis Gansel ülkemizde düzenlenen Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde “jüri özel ödülü”ne layık görülmüştür.

1967 yılında Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde yaşanmış olan gerçek bir olayı günümüz Almanya’sına uyarlayan sinema filmi, faşizmin köklerine dair trajik bir hikaye olarak bir toplumun dinamiğini oluşturan ergenler üzerinde, her zaman otokratik bir sosyal grubun yaratılabileceğini göstermektedir.

Küçük bir bütçe ile çekilmiş muazzam filmlerden bir tanesidir.

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Neslimizin en büyük eksikliği bizi bir araya getiren ortak bir amacımızın olmayışı.”

– “Her diktatörlüğün yol gösteren merkezi bir lideri vardır.”

8- Sophie School (Son Günler) / Marc Rothemund

Yapım Yılı: 2005
Oyuncular: Julia Jentsch, Fabian Hinrichs, Gerald Alexander Held, Andre Hennicke, Johanna Gasdort, Florian Stetter

 

8.jpg


Fred Breinersdorfer tarafından yazılan 2005 Alman tarihi dram sinema filmidir. Hitlere karşı olan, Alman Direniş hareketine bağlı olan şiddete başvurmayan Beyaz Gül grubunun genç bir üyesi olan Sophie Scholl’un hayatının son günlerini konu almaktadır.

21 yaşındaki genç üniversite öğrencisi Sophie Scholl, Alman halk mahkemesi tarafından vatana ihanetten suçlu bulunmuş ve zaman geçmeden aynı gün içerisinde infazı gerçekleştirilmiştir.

Alman Sineması’nda yer alan anti Nazi kadın kahramanının gerçek hikayesini anlatmaktadır.

Film çekimleri gerçekleştirilmeden önce Alman tarihinde yer alan tarihsel niteliği bulunan resmi kayıtlar incelenerek senaryo oluşturulmuştur.

Filmin senaryo aşaması yaklaşık olarak iki sene sürmüştür. 

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Kanun değişir; vicdan değişmez.”

– “Yakında bizim bu durduğumuz yerde siz duracaksınız.”

9- Das Leben der Anderen (Başkalarının Hayatı) / Florian Henckel von Donnersmarck

Yapım Yılı: 2006
Oyuncular: Ulrich Mühe, Sebastian Kock, Martina Gedeck, Ulrich Tukur, Hans-Uwe Bauer, Thomas Thieme, Volkmar Kleinert

 

9.jpg


Filmin senaryosunun satır aralarında verilmeye çalışılan mesajları düşünmeye kalkan, üç ay yerinden kalkamaz.

Ayrıca filmin müzikleri, filmin önüne geçecek kadar başarılıdır. Akıcı bir senaryoya sahip, muhteşem bir Alman başyapıttır.

Dünya sinemasında dönem filmleri listesinde en üst sıraları zorlayacak kadar da başarılıdır. 1984 yılı Almanya’sında geçen politik-gerilim filmidir.

Film, politik rejim eleştirisinden daha çok, kişilerin ruh hallerini derinlemesine inceleyen, karakter tahlilleri yapan bir sinema filmidir.

IMDB’nin en iyi 250 film listesinde bulunmakta ve sıralamada en üst sıralarda yer almaktadır.

Başarılı kısa filmleriyle tanınan Alman yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck’in ilk uzun metraj filmidir.

Buna rağmen filmi Das Leben der Anderen, Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı almıştır. Ayrıca 19. Avrupa Film Ödülleri yarışmasında da En İyi Film Ödülü’nü almayı başarmıştır.

Ülkemizde 2007 yılında İf Film Festivali’nde gösterimi yapılmıştır.

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Lenin, Beethoven’ın Appassionata’sı hakkında ne dedi biliyor musun? ‘Bunu dinlemeye devam edersem devrimi tamamlayamam’. Bu müziği dinlemiş biri; yani gerçekten dinlemiş biri kötü bir insan olabilir mi?”

– “Ümidin olduğu sürece uzun yaşarsın. Biliyor musun Dreyman, ümit en son ölüyormuş!”

10- Der Himmel Über Berlin (Berlin Üzerindeki Gökyüzü) / Wim Wenders

Yapım Yılı: 1987
Oyuncular: Bruno Ganz, Peter Falk, Solveig Dommartin, Otto Sandar, Curt Bois, Nick Cave

 

10.jpg


Şiirsel fantastik sinemanın öğelerini barındıran simge filmlerden bir tanesidir. Film, Amerika’da Wings of Desire adıyla tanıtılıp, gösterime girmiştir.

Filmin ülkemizde gösterimi ilk olarak 8. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirilmiştir. Yol filmlerinin kralı olarak Dünya sinemasında tanılan ve Modern Alman Sineması’nın en büyük temsilcilerinden yönetmen Wim Wenders’in usta işi filmlerindendir.

Yönetmen Wim Wenders aynı zamanda filmin yapımcısıdır. Filmin senaryosunu da Avusturyalı yazar Peter Handke ile birlikte kaleme almıştır.

Filmin büyük bir bölümü siyah beyaz olarak çekilmiştir. Filmin renkli görüntülerini ise usta Fransız görüntü yönetmeni Henri Alekan çekmiştir.

Yönetmen bu filmiyle Uluslararası Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü‘nü almıştır. Ayrıca filmin Amerikan versiyonu da çekilmiştir.

Vasatı aşamayan kopya film “City Of Angels” Amerikan coverı olarak nitelendirilmektedir.

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Zaman her yarayı iyileştirir. Ama ya zamanın kendisi bir hastalıksa?”

– “Sadece seninleyken yalnız olabiliyorum”

– “Korku beni hasta eder. Çünkü her zaman sadece bir tarafım korkar ve diğer tarafım da buna inanır.”

– “Güneşin altındaki yaşam sadece bir rüya mı?”

– “Nasıl olur da ben olan ben olmadan önce var değildim ve nasıl olur da ben olan ben, bir zaman sonra ben olmayacağım?”

– “Bugün biri yağmur yağarken şemsiyesini kapadı ve ıslandı…”

11- Das Experiment (Deney) / Oliver Hirschbiegel 

Yapım Yılı: 2001
Oyuncular: Moritz Bleibtreu, Christian Berkel, Andrea Sawatzki, Oliver Stokowski, Stephan Szasz

 

11.jpg


Film, 1971 yılında Philip Zimbardo önderliğinde gerçekleşen “Stanford Hapishane Deneyi”nin sinemaya uyarlanmasıdır.

Sıradan insanların gardiyan ve mahkum psikolojisi üzerinden geçirdikleri dönüşümü anlatıyor.

Alman düşünür Mario Giordano’ya ait Philip Zimbardo’nun 1971 yılında gerçekleştirmiş olduğu Stanford Hapishane Deneyini anlatan film “Black Box” isimli kitaptan esinlenerek beyazperdeye yansıtılmıştır.

Film, insanların kendilerinde olmayan güçlerle neler yapabileceklerini gözler önüne sermektedir. Ayrıca Das Experiment, sosyal psikoloji ile kişilik alanı arasındaki on yıllanmış tartışmaya yaslanıyor.

Gelişim ve öğrenme kavramlarını muhteşem şekilde ele alıp işlemiş bir sinema filmidir. Amerikan Hollywood Sineması ile mukayese edilemeyecek kadar başarılı ve orijinaldir.

İnsan psikolojisi üzerine çekilmiş kaliteli başyapıtlardandır. Filmin süresi çok uzun olmasına karşın temposu çok da düşmemekte ve izleyicisini sıkmamaktadır.

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Denek aranıyor. 4000 mark karşılığında 14 gün sürecek bir hapishane deneyi.”

– “Her nerede iktidar varsa, orada direniş vardır.

12- Fitzcarraldo / Werner Herzog

Yapım Yılı: 1982
Oyuncular: Klaus Kinski, Claudia Cardinale, Miguel Angel Fuentes, Jose Lewgoy, Paul Hittscher, Grande Otelo 

 

12.jpg


En basit tanımla Fitzcarraldo, dramatik bir macera filmidir. Ülkemizde 2004 yılında 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterimi gerçekleştirilmiştir.

Yönetmen Werner Herzog filmin hem yönetmeni, hem senaristi hem de yapımcısıdır. Film, Altın Küre En İyi Yabancı Dilde Film Ödülü almıştır.

Güney Amerika’nın balta girmemiş ormanlarına bir opera binası inşa etmek isteyen Fitzcarraldo’nun hikayesini anlatan belgesel tadında bir başyapıt.

Baştan sona kadar kusursuz olan filmin her sahnesi usta bir ressamın tablosu niteliğindedir. Filmin çekimleri yaklaşık olarak 3 yıl sürmüştür.

Müthiş paralar harcanan bir sinema filmidir. Ayrıca filmin çekimleri sırasında yerliler, filmde oynayan figüranlardan Kinski’yi öldürmek istemiş ama yönetmen; “Yapmayın ona ihtiyacım var” demiş ve yerlilere para ödemiştir.

Sinema eleştirmenleri, Filmi Dünya Sineması tarihinin en iyi epik filmi olarak nitelendirmektedir.

Filmin unutulmaz repliklerinden bazıları şunlardır:

– “Tanrı bir gün Caruso’yla gelecek!”

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

https://www.indyturk.com/node/287931/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/t%C3%BCm-zamanlar%C4%B1n-en-sa%C4%9Flam-12-alman-filmi


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: