Posted by: bluesyemre | May 9, 2021

Doç. Dr. #ŞahikaEroğlu ile #AçıkDevlet kavramını konuştuk (#Röportaj)

Açık Veri ve Teknoloji Derneği olarak açık veri alanındaki uzman isimlerle yeni bir röportaj serisine başlıyoruz. Röportaj serimizin ilk konuğu Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şahika Eroğlu ile açık devlet kavramını konuştuk.

Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Dr. Şahika Eroğlu, yine aynı üniversite ve bölümde yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamladı.

“Türkiye’de kamu verilerinin açık devlet uygulamaları ve belge yönetimi çerçevesinde değerlendirilmesi: Bir model önerisi” başlıklı doktora tezini başarıyla savunan Eroğlu, aynı zamanda Açık Devlet ve Açık Devlet Verisi adlı bir kitap yayınlayarak Türkçe açık veri literatürüne önemli bir katkıda bulundu.

Açıklama: Bu röportaj açık veri gönüllülerimizden Gamze Özçelik ve Gizay Öztürk Akın tarafından yapılmıştır.

Sizin içinde uygun olursa çok klasik bir soruyla başlamak isteriz. Sizi bu konuya yani açık devlet ve açık devlet verisi kavramına ilişkin olarak çalışmaya sevk neden nedir?

Doç. Dr. Şahika Eroğlu: Öncelikle röportaj isteğiniz için teşekkür ediyorum. Bildiğimiz gibi e-devlet uygulamaları 2000’li yılların başlarında itibaren dünyada ses getirmeye başlarken bu süreçte ülkemizdeki kamu kurumları da e-devlet uygulamalarına dahil olmaya başladı ve gerekli altyapı çalışmaları ile sürece başlayarak başarılı örnekler sergilediler. Konu ile ilgili hem uygulamada hem akademik anlamda yapılan çalışmalar sayesinde e-devlette bugün oldukça başarılı bir süreç yönetiminin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

E-devlet ve kurumsal bilgi sistemleri üzerine tamamladığım yüksek lisansın ardından 2014 yılında doktora çalışmam sürecinde Türkiye takımında çalışmalarında yer aldığım uluslararası bir proje olan InterPARES TRUST (Elektronik Sistemlerde Belgelerin Özgünlüğünün Korunması Üzerine Uluslararası Araştırma Projesi: Hızla Ağlaşan Toplumda Dijital Kayıtlar ve Güven) projesi kapsamında yurt dışında alanın otorite kuruluşlarından Uluslararası Arşiv Konseyi (ICA International Council on Archives) tarafından düzenlenen bir konferansa katıldım ve e-devlet uygulamalarının yanı sıra e-devletin ileri seviyesi olarak tanımlanan “Açık Devlet” kavramından bahsedilmesi ilgimi çekti. O konferansta açık devletle ilgili dinlediğim bütün konuşmalardan sonra bu uygulamaların ülkemizde de olmasının ve önemli olduğunu düşünerek doktora tezimi bu konu kapsamında geliştirmeye karar vererek çalışmaya başladım. Böylece 2017 yılında Türkiye’de açık devlet ve uygulamalarını konu alan tezimi tamamlayarak bu alana yönelmiş oldum.

Açık devlet ve açık devlet veri kavramları bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte günlük yaşantımız içerisinde daha fazla dahil olmaya başladı. Küresel salgının etkisiyle bu kavramın hayatımızdaki yerinin daha çok arttığını düşünüyor musunuz?

Doç. Dr. Şahika Eroğlu: Açık devlet verisi aslına bakarsanız 2009 yılından itibaren dünyada önemini giderek artıran bir konu olmuştur ve uygulamalar bu yönde gelişmektedir. Fakat pandemi ile yön değiştiren hayatlarımızda dijital teknoloji ve bu teknolojilerden daha verimli bir şekilde yararlanmamızı sağlayan verinin önemi hiç bu kadar anlaşılmamıştı diyebiliriz.

Pandemi süreci birçok soruyu beraberinde getirirken bu soruların cevabının da doğru ve güvenilir verilerle karşılandığı ortaya çıkmıştır. Örneklemek gerekirse kriz döneminde politika geliştirmeyi destekleyen tahmine dayalı modelleri beslemekten, Covid-19 test merkezi bulma, risk haritaları geliştirme veya yeni tedavi yaklaşımlarının değerlendirilmesi, akademik çalışmaların veri ile beslenmesi gibi birçok konuda güvenilir veri talebi hiç bu kadar elzem ve acil olmamıştı diyebiliriz.

Dünya Sağlık Örgütü’nün COVID-19 salgını ilan etmesi ve küresel bir kilitlenmenin başlamasından bu yana, bu virüsü anlamak, salgının getirdiği kriz ile başa çıkabilmek için salgınla ilgili verilere odaklanılmaya başlandı. Burada özellikle devletlerin sağlık örgütlerinin tuttukları açık devlet verisi bağlamında değerlendirilebilecek olan ülkesel salgın verileri mahremiyet, kişisel veri ihlali gibi birçok tartışmayı barındırmasına rağmen talep görmeye başladılar. Bu veriler ile yeni vakalar, ölümler, iyileşme oranları, vb. gibi durumları gösteren birçok gösterge uygulamalarının çok sayıda izleyici tarafından izlenmesine tanık olduk.

Peki bu dönüşüm sürecinin sizce başka ne gibi sebepleri olabilir?

Doç. Dr. Şahika Eroğlu: Aslında belki bu süreçte insanlığın veriye dayalı ilk salgınına da tanıklık etmiş olduk diyebiliriz. Pandemi sürecinde neredeyse ihtiyacımız olan her sürecin doğru verilerle yapılandırabildiğini gördük. Dünyanın dört bir yanındaki devletler, COVID-19 testleri, vaka sayıları, hastaneye yatışlar ve ölümlerle ilgili verileri açıkça erişilebilir hale getirdi ve çok sayıda araştırmacı, medya kaynağı ve veri bilimcisi bu verileri toplayarak halkı koronavirüs pandemisinin durumu hakkında bilgilendirmek için kullandılar.

Bunun yanı sıra yapılan çalışmalar ile COVID-19 ile ilgili veriler veriye dayalı yapay zekâ / makine öğrenimi yöntemleri ile farklı senaryolar altında enfeksiyonları, ölümleri, bulaşıcılık oranlarını, hastaneye yatışları ve hastalığın gidişatını tahmin etmek amacıyla hastalık modelleri ile kullanılmaktadır. Bu demek oluyor ki bu verileri ve çeşitli modelleme yaklaşımlarını kullanılarak yapılan çalışmalar, gerçek zamanlı tahminler yapmak için uygulanmaya ve geliştirilmeye devam edecek ve bu modellerde hastalık davranışı hakkındaki bilinmeyenler devam ederken gelecekteki süreçleri tahmin etmek için önemli olacaktır.

Görüyoruz ki gerek günlük hayatımızda sıradan bir vatandaş olarak gerekse profesyonel olarak bu verilerden pandemi döneminde sıkça yararlanılmaya başlandı. Yönetimlerden gelen güvenilir bilgiler, insanların günlük rutinleri hakkında bilinçli kararlar almalarına, kamu güvenini oluşturmalarına yardımcı olmaktadır. Aynı şekilde bu veriler bu kriz sürecini atlatmak adına bilimsel çalışmalarda kullanılırken halk sağlığı politikalarının geliştirilmesinde de karar alıcılara destek olmaktadır. Bu bağlamda veri her zaman önemliydi fakat böyle bir kriz anında daha da önem kazanarak krizden çıkma yollarını aramamıza destek olan en önemli unsur oldu diyebiliriz.

2020 yılıyla birlikte küresel salgın (pandemi) kavramı hayatımıza girdi ve bu zorlu süreçte birçok alan hızla dijitalleşti. Bu dijitalleşme sürecinde açık devlet verisi kavramı sizce evrimleşti mi ve bu kavram bu süreçten ne şekilde etkilendi?

Doç. Dr. Şahika Eroğlu: Pandemi süreci, dijital devlet hizmetleri için yeni ihtiyaçlar ve mevcut hizmetlere daha fazla talebi de beraberinde getirdi. Bu çerçevede mevcut dijitalleşme uygulamalarına ek olarak COVID-19 ile mücadeleye yardımcı olmak için yeni uygulamalar ve hizmetler tasarlanmaya başlandı ya da mevcut hizmetler daha geliştirildi. Bu süreçte gördük ki kapanma zamanlarının da etkisi ile her sürecin uzaktan yürütülmesine yönelik çabalar arttı ve bu doğrultuda dijital devlet hizmetleri aracılığıyla işlemlerin yürütülmesi sağlandı.

Bu süreçte açık devlet verisi daha önce belirttiğim gibi aslında evrimleşmek değil ama oldukça önem kazandı diyebiliriz. Bu önem kazanma durumu ise bize şunu gösterdi; bu verilerden yararlanmanın ön koşulu aslında bu verilerin doğru ve güvenilir bir şekilde sunulmasıdır. Burada özellikle veri yönetimin doğru prosedürlerle gerçekleşmesi gerekliliği ortaya çıktı. Mevcut COVID-19 salgını, verileri açma, paylaşma ve kullanma hakkında önemli soruları gündeme getirmektedir ve veri kullanımıyla ilgili zorlukları vurgulamaktadır. Pandemi sürecinde farklı kurumların veri koordinasyon kapasiteleri su yüzüne çıktıkça, veri toplama ve paylaşmanın temel sorunlarının daha da görünür hale geldiğini görmüş olduk. Bu çerçevede özellikle verilerin toplanması yapılandırılması süreçlerinin bir dizi standartlara dayanması gerekliliği, mahremiyet ve güvenliklerinin sağlanması gibi hâlihazırda literatürde ve uygulamada tartışılan birçok sorunun anlaşılmasına neden oldu. Bu açıdan düşünüldüğünde açık devlet ve açık devlet verisi kavramları ve bunların sorunlarına yönelik farkındalık oluşması açısından önemli bir süreçti diyebiliriz.

2016 yılında bir sosyal medya devi olan Facebook’un kullanıcılarının verilerinin ABD’de son başkanlık seçimi öncesi özel bir şirket tarafından Donald Trump lehine kullanıldığı iddia edildi. Böyle bir olayı açık devlet kavramı bakımından nasıl yorumlarsınız?

Doç. Dr. Şahika Eroğlu: Bahsettiğiniz olay aslına bakarsanız yaşadığımız post-truth (hakikat ötesi) dönemin sembollerinden birisi olarak bahsedilmektedir. Bu dönem gerçeklerin çarpıtılması, manipülasyon ve aslı olmayan yalan haberlerin özellikle sosyal medya araçlarıyla yayılmasını içermektedir. Kamuoyu belirlemede duygular ve kişisel düşüncelerin nesnel gerçeklerin önüne geçmesi durumu olarak nitelendirilen bu dönemde kişisel görüşleri etkilemede verilerden yararlanılmaktadır. 2016 yılında yaşanan bu durumda Facebook verilerinin kullanımı sonucunda bireylerin görüşlerine yön verilmesi ve manipülasyon, yalan haber gibi durumlarla kişilerin görüşlerinin etkilenerek seçimlerin kaderinin değiştirilmesi gibi durumlar söz konusu olmuştur. Verinin gücü bu ve benzeri olaylarla ortaya konmaktadır aslına bakarsanız. Bu durumda doğru kaynaklardan verilerden sunulmasının kamuoyu bilgilendirmede önemi de açıktır. Bu durumda açık devlet verilerinin önemine vurgu yapar.

Peki ya COVID-19 hakkındaki yanıltıcı haberler?

Doç. Dr. Şahika Eroğlu: COVID-19 salgını sırasında da bir dizi yalan haber ve viral aldatmaca dalgası yaşandı. Kötü amaçlı veya yetersiz bilgiye sahip kullanıcılar, sahte haberlerin yayılmasına katkıda buldular ve durum toplumda bir belirsizlik hissi yaratırken daha fazla paniğe de neden olmuştur. Dünya Sağlık Örgütü yöneticisi aşırı ve asılsız bilgi veya haber salgınınının toplumda korku ve paniğe yol açması durumunu “infodemi” terimi ile tanımlarken bu durumun asıl salgını yönetmeyi de zorlaştırdığı vurgulamışlardır. Infodeminin yol açtığı bu paniğin ise güvenilir bilgi kaynakları ile çözümlenebileceği aşikârdır. Açık devlet verilerinin paylaşımı ile salgın dönemine ilişkin gidişatla ilgili ortaya çıkan sahte haber veya bilgilerin yayılmasına da engel olacaktır.

Bunun güzel bir örneği Brezilya Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Salgınla ilgili kuşkulu haberler toplanarak doğrulama mekanizmalarından geçirilmektedir ve düzenli olarak bakanlık sitesinden duyurulmaktadır. Verilerin açık olması durumunun kendisi aslına bakarsanız otomatik bir doğrulama mekanizması sağlamaktadır. Erişilebilir bir şekilde açılan veriler bireylerin bilinçli karar almalarında ve bu gibi durumların daha az yaşanmasında ve kamuoyu güveninin artırılmasında etkili olacaktır.

Tüm bunlar esasen açık devlet uygulamalarının sunmak istediği açıklık, şeffaflık, hesap verilebilirlik, katılım ve işbirliğinin artırılması gibi süreçlerinin kavramsal öneminden ziyade uygulama da ne denli önemli olduğunun ve iyi bir yönetişimin temeli olduğunu göstermektedir.

Türkiye’de belediyelerin açık veri portalleri açtığını görüyoruz ve bunlar açık devlet verisi uygulamalarının güzel örneklerinden sayılabilir. Bu sayede yönetimlerin şeffaflığa önem verdiği düşünüyoruz. Siz bu platformların daha iyi nasıl kullanılabileceğini anlatabilir misiniz?

Dr. Şahika Eroğlu: 2009 yılında ilk açık devlet veri platformu data.gov’un kurulmasından bu yana gerek merkezi yönetimler gerekse yerel yönetimler tarafından veri portalleri oluşturulmaya başlandı. Bu portaller açık devletin temel ilkeleri olan açıklık, şeffaflık, hesap verilebilirlik, yönetimlere katılımların artırılması gibi ilkeleri desteklerken aynı zamanda veriden değer elde edilip katma değerli hizmetler yaratılması, yenilikçi hizmetlerin geliştirilmesi, ekonominin geliştirilmesi sosyal yaşama katkı sağlanması gibi birçok amaca hizmet etmektedir.

Bu bağlamda düşündüğümüzde farklı birçok veri türü tutan yerel yönetimlerin de bu süreçlere dahil olması kaçınılmazdır. Özellikle akıllı şehirler olgusunun yaygınlaştığı bu dönemde akıllı şehir olgusunun en önemli bileşenlerinden bir tanesinden de söz konusu veri portalleri olduğunu görüyoruz. Yerel yönetimlerde günlük işleyiş içerisinde farklı türde veriler tutmaktadır. Bu verilerin açılması şeffaflık algısını güçlendirirken aynı zamanda günlük yaşam sorunlarına çözüm oluşturabilecek birçok uygulamanın da girişimciler tarafından hayata geçirilmesine olanak tanımaktadır. Dünyada da bu verilerin kullanım örneklerine baktığımızda birçok farklı alanda veriler kullanılarak kitle kaynaklı uygulamaların geliştirildiğini görüyoruz. Vatandaşların da bu veriler kullanılarak yapılan uygulamalara dahil olarak yönetimlere katıldığını görüyoruz.

Bu konuda birkaç örnek verebilir misiniz?

Dr. Şahika Eroğlu: Bugün biliyoruz ki şehirlerin büyümesi ile bazı istenmeyen durumlar da açığa çıkmaktadır. Trafik sorunu, toplu taşıma düzenlemeleri, hava kirliliği, temiz su sorunu, çöp ve atık yönetimindeki sıkıntılar, suç oranlarının artması gibi birçok sorun şehirlerde yaygınlaşmaktadır. Bugün yerel yönetimlerin sağladıkları veriler ile bu sorunların çözümüne yönelik uygulamalar da geliştirilmektedir.

Mesela koordinat verileri kullanılarak geliştirilen uygulamalar ile yapılan uygulamalarda vatandaşlar şehir içinde bir sorunla karşılaştıklarında, yolda bir bozulma, çukurun varlığının tespit edilmesi gibi, bunu uygulama aracılığıyla yerel yönetimin ilgili birimine koordinat bilgileri ve fotoğrafla birlikte iletebilmekte sorunun çözümüne katkı sağlayabilmektedir.

Örneğin Kansas’ta şehir içinde wi-fi noktaları ile yayalardan ve araçlardan veriler toplanıyor. Bu verilerin değerlendirilmesi sonucunda trafik ışıkları beklemeyi azaltacak şekilde otomatik ayarlanıyor, yoğunluk olan yerlere daha fazla polis gönderilerek oluşabilecek karmaşıklıkların önlenmesi sağlanıyor. Aynı şekilde Boston’da yerel yönetimin sunduğu trafik ve konum verileri ile şehirde oldukça büyük bir sorun olan park sorunu çözülüyor. Yapılan uygulama ile boş yerleri gösteren algoritmik hesaplar doğrultusunda talebe göre park ücreti değişen park ayarlamaları ile park sorununa çözüm üretilmiş. Bu örnekler artırılabilir elbette. Burada dikkat çeken nokta bu verilerden belirlenmiş şehir hayatına sorunlarına çözüm üretilmesi çabasıdır.

Son olarak açık devlet verisinin yaygınlaşması konusunda neler söylemek istersiniz?

Dr. Şahika Eroğlu: Açık devlet verisinin yaygınlaşması ile güvenlik, eğitim, sağlık, şehir yaşamı, ulaşım vb. birçok alanda sorunların çözümüne yönelik başarı hikayelerini bizzat yaşayacağız. Bu bağlamda açık veri portallerinin geliştirilmesi oldukça değerli fakat bu portaller geliştirilirken de merkezi sistemlere entegre olabilecek yapıda standartlara uygun, veri yönetim prosedürlerinin doğru bir şekilde yapılandırılması ve aynı nitelikte veri kalitesinin sürdürülebilirliği de son derece önemlidir.

Diğer taraftan paylaşılan veri setlerinin yasal düzenlemelere ve kişisel veri mahremiyeti, ulusal güvenlik gibi konulara uygunluğunun garanti altına alınacak bir yaklaşımla hazırlanması da gözden kaçırılmaması gereken bir diğer unsurdur. Yerel yönetimlerin birbirinden kopuk bir yaklaşım sergilemek yerine standardizasyonu sağlanmış veri mekanizmaları çerçevesinde hareket etmeleri hatta belki de gerekli altyapıları (insan ve teknik kaynaklar olarak) oluşturana kadar ülke portalleri gibi merkezi sistemler içerisinde veri paylaşımları yerel yönetimlerin kaynak planlamaları için avantajlı görülebilir.

Açıklama: Bu röportaj açık veri gönüllülerimizden Gamze Özçelik ve Gizay Öztürk Akın tarafından yapılmıştır.


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: