Posted by: bluesyemre | June 28, 2021

Çalışanınızın Varoluşsal Krizlerini Tedavi Edemezsiniz… Fakat Yardım Edebilirsiniz…

İnsanların varoluşunun bir amacı ve önemi olduğu hissinden kaynaklanan, hayatı anlamlı olarak algılamaya yönelik temel ihtiyacı yeni bir şey değil. Ancak pandeminin getirdiği uzun süreli korku, belirsizlik, izolasyon ve keder, birçok insanın yaşamlarına anlam katan şeyleri yeniden incelemesine neden oldu. Sayısız araştırmalara göre, insanlar ölüm ve diğer ağır varoluşsal konular hakkında düşündüklerinde hayatlarını tatmin edici hissettiren şeylere daha fazla odaklanıyorlar çünkü anlam, kısa, ölümlü hayatlarından daha büyük ve daha uzun ömürlü bir şeyin parçası gibi hissetmelerine yardımcı olarak varoluşsal kaygıyı azaltıyor. Bu anlam arayışı nerede çalışılacağı da dahil olmak üzere işle ilgili davranışları ve karar vermeyi etkileyebiliyor.

Birçok insan bu fırsatı çalışmalarının hayatlarına nasıl uyduğunu yeniden değerlendirmek için kullanıyor. Mart ayında yapılan bir ankette, Amerikalı çalışanların yüzde 26’sı pandemi bittiğinde mevcut işlerini bırakıp yenilerini aramayı planladıklarını söyledi. (Bu sayı, şu anda iş gücünde bulunan en büyük nesil olan Y kuşağı arasında yüzde 34’e kadar çıkıyor.) Yöneticilerin bu varoluşsal sorularla boğuşan çalışanları destekleyebilecekleri (ve umarım çalışanları elde tutabilecekleri) üç yol var.

Maaşı Bir Yana Bırakın

Çalışanlar varoluşsal kaygılara daha fazla odaklandıklarında, amacı paraya göre ön planda tutabilirler. Bu nedenle yöneticiler maaş ve diğer maddi faydaların ötesine geçmeli ve çalışanların yaşamdaki anlam ihtiyaçlarını karşılamalarına neyin yardımcı olacağını düşünmelidir.

Örneğin, yakın tarihli bir ankette, yanıt verenlerin yüzde 60’ı uzaktan çalışma olanağı gibi daha fazla esneklik karşılığında daha az ödemeyi kabul edeceklerini bildirdi. Uzaktan çalışma veya esnek saatler, iş dışında aileleri ve arkadaşları ile daha fazla zaman geçirmelerine izin veriyorsa anlama daha fazla odaklanmak isteyen birçok çalışana cazip gelebilir. Gerçekten de araştırma ekibim, insanlara yaşamlarına neyin anlam verdiği sorulduğunda, en sık verilen yanıtın aile ve diğer sevdiklerle yakın ilişkiler olduğunu buldu.

Ayrıca yöneticiler profesyonel ve kişisel zaman arasında mesai saatleri dışında çalışanlara e-posta göndermemek gibi net sınırlar oluşturarak işten “bağlantıyı kesmeye” değer veren bir ofis kültürünü teşvik edebilirler. Uzaktan çalışma devam ettikçe bu denge giderek zorlaşacak ancak önemli hale gelecektir. Araştırmalar, mesai sonrası çalışanlardan e-postalarını kontrol etmelerini beklemenin çalışan refahını azalttığını ve işten ayrılma niyetlerini artırdığını gösteriyor. Yöneticiler, insanların işi iş dışında tatmin edici bir yaşamla dengeleme arzusunu desteklemeye ne kadar çok yardımcı olabilirse çalışanları kendilerine çekme ve elde tutma olasılıkları o kadar yüksek olacak ve bu çalışanların mutlu ve işe bağlı olma olasılıkları da o kadar yüksek olacaktır.

Bu, birçok çalışanın pandeminin aile hayatlarını nasıl değiştirdiği hakkında daha fazla düşüneceği pandemi sonrası dünyada özellikle önemli olabilir. Pew Araştırma Merkezi, ABD’li yetişkinlere pandeminin hayatlarını olumlu ve olumsuz yönde nasıl etkilediğini sordu. Kişisel ilişkiler, ankete katılanların %41’inin aile ve arkadaşlarıyla ilişkilerini kaybettiğini bildirmesiyle yaşamın olumsuz yönde etkilenen ve en çok bahsedilen yönüydü. Aynı zamanda, ankete katılanların %33’ü pandeminin eşleri, çocukları veya diğer aile üyeleriyle daha fazla zaman geçirmelerine olanak verdiğini belirtti. Diğer bir deyişle, pandemi, insanlara sevdikleriyle vakit geçiremedikleri zaman hayatın nasıl olduğunu göstererek veya onlarla daha fazla zaman geçirme fırsatı bulduklarında hayatın nasıl olduğunu göstererek ilişkilerin önemi konusunda birçok insanın farkındalığını artırdı. Yöneticiler, çalışanların sevdikleriyle geçirdikleri zamandan elde ettikleri tatmine daha fazla odaklanan pandemi sonrası bir iş gücü beklemelidir.

İşi Daha Anlamlı Hale Getirin

Bu, çalışmanın anlamla alakasız olduğu anlamına gelmez. Hatta tam tersi anlamına gelir. Çalışmak, insanların çok değer verdikleri ailelerini desteklemelerine ve toplumlarına katkıda bulunmalarına olanak tanır. Ve araştırma, eğer işleri anlamlı hissettiriyorsa insanların yüksek iş tatmini ve bağlılığına sahip olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu nedenle yöneticiler, pozisyonları ne olursa olsun tüm çalışanlarına, işlerinin önemli bir amaca hizmet ettiğini hissetmelerine yardımcı olmaya çalışmalı.

Her bir pozisyonun organizasyonun daha geniş misyonuna nasıl hizmet ettiğini açıkça tanımlayan iş tanımları oluşturun. Mümkün olduğunda, çalışanların yaptıkları işten çıkardıkları anlamın artması için çalışanlara işteki görevlerini ve onlara nasıl yaklaştıklarını tanımlama fırsatı verin.

Gallup, dünya çapında her üç çalışandan birinin, organizasyonlarının misyonunun veya amacının kendilerine işlerinin önemli olduğunu hissettirdiği konusunda kesinlikle hemfikir olduğunu bildiriyor. Pandeminin varoluşsal olarak tehdit edici doğası, çalışanların topluluklarında ve dünyada bir fark yarattığını düşündükleri kuruluşlarda çalışma isteklerini de artırmış olabilir. Araştırma ekibimin bulduğu sonuçlara göre, insanlar hayatta anlam arayışıyla ne kadar çok yönlendirilirse, topluluklarını geliştirmek gibi toplum yanlısı amaçlarla o kadar motive olurlar. Yöneticiler, çalışanların bireysel çabalarını daha büyük bir misyona bağlamalarına yardımcı olmak için kuruluşlarının daha geniş topluma nasıl etkili katkılar sağladığını vurgulamalıdır. Organizasyonun misyonu aracılığıyla nasıl bir fark yarattığını ve çalışanların bunu nasıl mümkün kıldığını vurgulamak ve güncellemeler sağlamak için ekip ve şirket toplantılarında ve kutlamalarında zaman ayırın.

Güçlü Çalışma İlişkilerini Destekleyin

Çok sayıda çalışanı geleneksel ofis ortamından uzaktan çalışma ortamına taşımanın tüm artılarını ve eksilerini bilmek için henüz çok erken, bu konuda daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Bazı çalışanlar, daha önce belirtildiği gibi, onlara yaşamlarına anlam katan insanlarla daha fazla zaman geçirme fırsatı verdiği için uzaktan çalışmadan büyük fayda sağlayabilir. Ancak bu, uzaktan çalışmanın hayattaki amaç üzerinde potansiyel bir olumsuz etkisinin olmadığı anlamına gelmez.

Anketler, Y kuşağının genellikle eski nesillere göre daha yalnız hissettiklerini bildirme olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Örneğin, 2019 YouGov anketi, Y kuşağının %30’unun sık sık veya her zaman yalnız hissettiğini belirtirken, bu oran X kuşağında %20 ve Baby Boomer kuşağında ise %15. Genç Z kuşağı grubunu içeren bir anket, bu grubun şimdiye kadarki en yalnız nesil olabileceğini gösteriyor. Ve yakın zamanda yapılan bir araştırma, genç yetişkinlerin pandemi sırasında özellikle yalnız olduklarını gözlemledi.

Uzaktan çalışma çok cazip gelebilir çünkü teorik olarak insanlara yaşadıkları yerde daha fazla özgürlük verir, işe gidip gelme süresini kısaltır ve genellikle daha fazla esneklik sağlar, ama aynı zamanda, özellikle genç çalışanların önemli sosyal ilişkilerden daha kopuk hissetmelerini sağlama potansiyeline sahip.

Yöneticiler, uzaktan çalışmanın ilişkiler, ekip oluşturma ve mentorluk üzerindeki uzun vadeli olası etkilerini göz önünde bulundurmalı. İş arkadaşlarına ve yöneticilerine bağlı hissetmiyorlarsa birçok çalışanın işlerini anlamlı görmeleri zor olabilir. Biraz esneklik sağlayan ancak yine de çalışanların güçlü ilişkiler kurmasına ve sürdürmesine yardımcı olan bir yüz yüze çalışma ortamı yaratan hibrit seçenekler, işteki ve iş dışındaki anlam arasında bir denge oluşturmaya yardımcı olabilir.

Uzaktan çalışma yaygın olacaksa yöneticilerin sosyal fırsatları kolaylaştırmaya ve mentorluk sağlamaya odaklanmak için normalden daha fazla zaman harcaması gerekiyor. Bu, çalışanların birbirlerini daha iyi tanımalarına olanak tanıyan, zaman zaman yüz yüze sosyal etkinlikler düzenlemeyi, deneyimli çalışanları daha yeni çalışanlarla eşleştiren bir mentorluk modeli oluşturmayı, yöneticilerin ve ekip üyelerinin projeler hakkında sohbet etmek için çevrimiçi olarak uygun oldukları belirli zamanları atamayı, düzenli sanal ekip toplantıları düzenlemeyi ve ofisin sosyal ortamını en azından kısmen kopyalayan sanal çalışma alanı yazılımlarını kullanmayı içerebilir.

Pandemi, birçok çalışanın hayatlarında neyin en önemli olduğunu ve zamanlarının çoğunu onlara neyin amaç sağladığına odaklanmak için nasıl harcayacaklarını derinlemesine düşünmesine neden oldu. Yöneticiler, çalışanlarının varoluşsal ihtiyaçlarını ne kadar anlar ve desteklemeye yardımcı olursa, çalışanları o kadar fazla elinde tutabilir ve anlamla güçlendirilen bir iş gücünden o kadar fazla faydalanabilir.

https://hbrturkiye.com/blog/calisaninizin-varolussal-krizini-tedavi-edemezsiniz-fakat-yardim-edebilirsiniz


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: