Posted by: bluesyemre | August 5, 2021

İyi Aile Var mı Gerçekten? #YaseminAvcı

Nihan Kaya

Cehennem acı çektiğimiz yer değildir. Cehennem, acı çektiğimizi hiç kimsenin bilmediği yerdir.” Hallac-ı Mansur

“Çocukluk cehennemdir,” diye başlıyor Nihan Kaya’nın İyi Aile Yoktur adlı kitabı. Biraz daha ileri gidip “En büyük cehennem çocukluktur,” diyorum. Okurken önce çocukluğumu, sonra da pek çok kez anneliğimi sorguladım, bir de yıllar içinde sürekli dinlediğim kutsal aile travmalarını…

Kitapta geçen bir hikâye var. Seksen yaşında bir adam, beş yaşında çocuk içeri girince ayağa kalkar. Etraftakiler “Aman efendim, ne yapıyorsunuz, çocuk o,” der. Yaşlı adam ise “Çocuk saygıyı bizden öğrenmeyecekse kimden öğrenecek?” diye sorar. Biz aslında saygıyla itaati karıştırıyoruz ve hep “Çocuk o,” diyerek değersizleştiriyor, hiçe sayıyoruz. Aşağılıyor, benliğini yaralayıp sakat bırakıyor, çocuklarımızdan saygı değil itaat bekliyoruz.

Çocuk kaderin değiştirilmesi ve yeni bir hayat, enerji, umut demek.

İyi Aile Yoktur’da birçok psikolojik araştırmadan, çoklukla psikanalist yazar Alice Miller’ın kitaplarından alıntılar bulunuyor. İnsan çocukluğunda anne babasıyla nasıl bir ilişki kurmuşsa bu ilişki biçimi bütün hayat tarzına yansıyor. Çocuğun en önemli gereksinimi bütün hisleriyle, varoluş tarzıyla anne ve babası tarafından kabul edilmesi. Bütün hayatımız aslında çocukluğumuzdan kaynaklanan yaraları onarma çabasıyla geçiyor. Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan bir bebeğin, fiziksel ihtiyaçları eksiksiz karşılandığı hâlde ölme ihtimalinin yüzde yüze yakın olduğuna dair yapılan bir çalışma var.  ABD’de yeni doğan yirmi bebek, sadece fizyolojik ihtiyaçlarının karşılandığı bir deneye tabi tutuldu. Teslim edildikleri bakıcılar deney talimatlarınca bu bebeklere sadece onları doyurmak, yıkamak ve bezlerini değiştirmek için yaklaşacak ve bunun dışında hiçbir şey yapmayacaktı. Bakıcılara bu işleri yaparken dahi mecbur kalmadıkları müddetçe çocuklara bakmamaları, dokunmamaları ve asla iletişim kurmamaları söylendi. Bebeklere duygudan arındırılmış makineler gibi yaklaşıldığı halde bütün fiziki ihtiyaçlarına azami kertede özen gösterildi. Ayrıca ortamları hep steril tutuldu. Dört ay sonra, bebeklerin yarıdan fazlası öldü. Bebeklerin ölmesine neden olan fizyolojik hiçbir neden yoktu, her biri istisnasız olarak ölümlerinden bir süre önce ses çıkarmayı, bakıcılarının ilgisini çekmeye çalışmayı kesmiş, çoğunluğu hareket etmeyi, ağlamayı hatta herhangi bir jest, mimik göstermeyi bıraktıkları bir evreye girmişti. Ölüm, bebeklerin vazgeçtiği bu evreden hemen sonra geliyordu. Deney dört ayın sonunda daha fazla ölüme neden olmamak için yarıda kesildi fakat bu bebeklerden vazgeçme evresine girmiş olanlar deney ortamından hemen çıkarıldıkları ve doğal bir aile ortamına alındıkları halde kurtarılamadılar.

Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan bir bebeğin fiziksel ihtiyaçları eksiksiz karşılandığı halde ölme ihtimalinin yüzde yüze yakın olduğunu biliyoruz. Sorun özellikle ülkemizde, çocuğun gerçekten ihtiyacı olan sevgi, koşulsuz kabul edilme gibi temel ihtiyaçlarına duyarsız kalıp sadece fiziksel ihtiyaçlarına odaklanmamız gerçeği. Danışanlarım ya da öğrencilerimden “Pis bir ortamda yetiştim, annem iyi yemek yapmazdı, düğmemi dikmeyi unuturdu,” gibi şikâyetleri hiç dinlemedim. Ebeveynlerinin sevgisini yeteri kadar hissetmedikleri, duygularının anlaşılmaması, duygularına saygı duyulmaması, benliklerinin anne babaları tarafından hiçe sayılması ve yaralanmasıydı genellikle anlattıkları.

Anne baba kutsaldır, ne yapsa haklıdır. Çocuklar isteklerini, memnuniyetsizliklerini, acılarını ağlayarak dile getirir. Anne, çocuğun ne istediğini, o anki duygusunu ya da çocuğa ne olduğunu anlamak yerine tahammülünü yitirip ağlamasını kesmesini ister ve bekler. O sırada yanlarında olma ihtimali olan büyükler “Sus bakayım, üzme anneni,” diyerek müdahalede bulunur. Bunun çocukta oluşturduğu duygu suçluluk, değersizlik, yalnızlık olabilir. Çocuğa ancak endişelerimiz üzerinden bakabiliyoruz, onun bulunduğu yerden bakabilmeyi öğrenmektir aslında annelik, babalık ve kardeşlik.

İki gün önce sosyal medyada bununla ilgili bir bilgi paylaştığımda bir takipçim hikâyeme “Çocukluk mutluluktur,” diye yanıt verdi. Birileri hikâyeme yanıt verme gereği duymuştu ve bunlar daha önce hiçbir paylaşımıma cevap vermeyen pasif bir takipçimdi. Anlamaya karar verdim. Yazışırken derinleştiğimizde anladım ki çocuklarına şiddet uygulayan dahası çocukluğunda şiddet görmüş bir anneydi bu kişi ve hatta anne babası da kendi ebeveynlerinden şiddet görmüştü. Bu onun için olağandı. Ona göre iyi ki anne babası ona şiddet uygulamıştı, it kopuk olmamıştı bu sayede. O da çocuklarına söz dinletmek için, kötü arkadaşlardan korumak için şiddete başvuruyordu. Kendisine o kötü arkadaşlarını anne babaların büyüttüğünü söylediğimde kabul etmedi. “Onların anne babaları da iyi, çocuğun içinde var bunlar, onlar anne baba sözü dinlemeyen çocuklar,” dedi. Bu yaklaşımın sorunlu olduğunu psikoloji bilimi söylüyor. Küçüklüğünde babasından şiddet gören Hitler’den, seri katillerden ve daha birçok şiddete maruz kalan vakalardan örnekler veriliyor. Asıl mesele de çocuğu şeytanlaştıran bakış açısı. Aslında herkes çocuğunu sevgi dolu, koşulsuz varlığını kabul ederek büyüttüğünde dışarıda kötü çocuk kalmayacak. Şiddet gören çocuk yetişkinlik hayatında kendinden güçsüze ya şiddet gösterecek ya da kendinden güçlü olanlardan şiddet görecek.

Ailedeki fiziki ya da duygusal şiddet, başkaları ve kendileri için çocuk doğurup yetiştiren anne babaların bakış açısı. Birçok anne, istemeden ve aniden çocuğa kötü davranma nedeninin aktarımlar ve kendi çocukluk birikimlerinin sonucu olduğunun farkında değil. Gerçek kişiliğimiz ve çocukluğumuzda aldığımız yaralar anne baba olunca ortaya çıkıyor. Bütün insanlar suçlu değildir ama bütün çocuklar masum doğar. Nihan Kaya “İyi aile yoktur, ya da paradoks şu ki iyi aile ‘iyi aile yoktur’ düsturuyla hareket edebilen ailedir,” diyor. Bu yüzden elimizdeki kitap bakış açılarını değiştirmede etkili olabilir.

Çocuk, ailesi ona ne yaparsa yapsın onları sevebilir. Üstelik kendisini ruhsal olarak yaralayan ailesinin bakımına ve korumasına muhtaçtır. Anne babasının korumadığı her çocuğa kötü davranılabilir. Aile ne yaparsa yapsın çocuğun değişmesini bekler. Hatta toplum da bunu bekler. Çocuk, hep affetmek zorundadır. Üstelik anne baba değişmek istemez ve hatası olup olmadığını düşünmeye yeltenmezken. Buna gerek de yoktur aslında. O, anne babadır. Çocuk, itaat etmek zorundadır.

Sizi sürekli zehirleyen bir aileniz varsa ve bu durumu değiştirmek için sizi anlama ihtiyacı duymuyorlarsa affetmek ve onlarla görüşmek zorunda değilsiniz. Bu benlik algınızı değiştirmeniz için, büyümeniz için gerekli. Sizi büyüten, büyümenize saygı gösteren bir aileniz yoksa kendi kendinize anne baba olup kendinizi büyütmeyi deneyebilirsiniz. İçinizdeki o boşluğu kendinizle doldurabilirsiniz. Bunu yapmazsanız, eşinizle, sevgilinizle, patronunuzla, iş arkadaşlarınızla sorunlarınız hiçbir zaman bitmeyecek. Çünkü onlar sizi çocukluğunuzda yaralayan, benliğinizi sakatlayan ve varlığınızı hiçe sayan anne babanızın yansımaları yalnızca.

İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, “İyi aile yoktur” düsturuyla hareket edebilen ailedir.

İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.

Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.

https://oggito.com/icerikler/Iyi-aile-var-mi-gercekten/66758


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: