Posted by: bluesyemre | August 9, 2021

Dijital Sanatın Özerkliği Mümkün mü?

Andy Warhol, “Para yapmak sanattır” dedi. Bugün dijital mecralarda sanat satışlarının yükselişi ile sanatın gerçekliğine dair en büyük sorunu parasal ederiymiş gibi yansıtılıyor. Oysaki sanatın gerçekliğine ait en büyük sorunlardan birisi dijital mecralardaki yüksek rakamlı satışları değil sanatın kalıcılığıdır. Tarihsel süreçte hangi yapıtın kalıcı olduğu, sanat tarihinde hangi özellikleri nedeni ile yapıtın önem kazandığı sorusu en önemli kültür sorunlarından biri oldu. Hiçbir dönemde yapıtın parasal ederi kalıcılığını belirlemedi. Ancak günümüzde sanatsal üretimin estetik, kavramsal, tarihsel bağlamından çok parasal ederi konuşuluyor. Bu yüksek rakamlı satışlar içerisinde geleceğe kalacak yapıtların hangileri olacağını nasıl belirleyeceğiz? Gelecek vaat eden dijital yapıtlara yatırım yapmak nasıl mümkün olabilir?

Sermaye ve Sanat İlişkisi

Sanat tarihinin hiçbir döneminde görülmedik ölçüde bugün dijital ortamda hızla genişleyen sanatsal üretim, karmaşıklaşan mecralar ve bağlamlar arasında hangi yapıtın gelecekte önemli rol oynayacağını belirlemek çok zor. Bir yapıtı görsellikle sınırlandırmamak, metinler ile açıklamak, yazınsal ve düşünsel birikim ile tamamlamak çok önemli. Dijital sanatta, özellikle NFT sanat üretimlerinde bunun eksikliği hissediliyor. Sanat nesnesi, sanatçı ve sermaye ilişkisi daha önce hiç olmadığı kadar şeffaf ve karmaşık bir düzende.

Modernizmin başından bu yana sanatçılar, yapıtlarını çevreleyen ekonomik düzen ile tuhaf bir ikilem içerisinde oldu. Sanat ve kültür, postmodernizm ile birlikte toplumsal ve ekonomik süreçlerin merkezine taşındı, neoliberalizm ile ‘faydacı”lık ile iyileştirme aracı olarak kullanıldı, özerk sanatın aksine, iyileştiren sanata yer verildi. Böylece kültürel altyapısı küratörlerin, müze yöneticilerinin ve sanata sponsor olan şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin sanat eserlerini seçtikleri hakimiyet ortamında gelişti.

Özerk Sanatın Aksine İyileştiren Sanat

1980’lerden bu yana, tüm dünyada kültürün ulusal varlık olduğu fikrini temel alan devlet destekli sanat yerine şirket destekli sanat sponsorlukları ile özel bireyler kendi artı-değerlerini yarattı. Bunun kültürü demokratikleştirdiğini ve kamu yararına olduğunu savunan sanat kurumları ve kültür mekanları, uzlaştırmanın aracı olarak yapılanıyor. Ancak kültürel sermayenin sahibi kim ve bu sermayeyi kullanma hakkı kime ait gibi ucu açık soruları bugün dijital eserlerin sanatçı ile alıcıyı doğrudan buluşturan, kurumları aradan çıkaran yüksek rakamlı satışlar bağlamında tekrar tartışmak gerekiyor.

Sermaye ve sanatın yakınlaşma sürecinin sonuçları bugün NFT’ler üzerinden de okunabilir. NFT platformlarında sanat olarak bizlere sunulan çalışmaları incelediğimde, bir sanat eserinden çok sanat tarihinden bağımsız rastgele üretilmiş veriler görüyorum. Bugün dijital sanat olarak bizlere sunulan eserler, maalesef ileride yerini çok daha güçlü arka planı ve düşünsel derinliği olan yapıtlara bırakacak. Hızlı üretilip, hızlı satılan, spekülatif bir ortamda satışa sunulan bu çalışmalar, sanatı da sadece finansal dijital bir varlık haline getiriyor. Sanat tarihi ve estetiği göz ardı ediliyor, sanat nesnesi hızlı ve kolay şekilde para kazanmanın bir yolu gibi sunuluyor.

Avangart ve Burjuva

Sanatın hem araç hem de amaç olduğu sosyalist ütopyalarda, insanlığın bir sanat alemine ulaşılacağı vaadi vardır. “Avangart”, toplumsal düzende sanata verilen öncü kimliği temsil eder çünkü sanat, insanlar arasında fikirleri yaymanın en etkili yöntemidir. “Avangart” aslında askeri bir terim, öncü birlik anlamına geliyor. Tarihte sanatın avangart rolünü reddettiği ve depolitize olduğu dönemin ardından, sanat kendini her türlü ahlaki, siyasi, bilimsel söylemler ve popüler kültürden yalıtır, burjuvaya meydan okur ve karşı estetik başlar.

Karşı estetik ile birlikte sanat hayattan tamamen ayrışmış, kendi estetiğini inşa etmiş, artık sanatçısı da dahil olmak üzere kendinden başka kimseyi temsil etmemektedir. Bu dönemde, akademinin etkisinden kurtulan sanat, serbest atölyelerde var olur ve kendine sanatçıyım diyen herkes buralarda üretim yapar. Bugün NFT’lerin herkes tarafından özgür sanat üretilebilmesinin altı çizilerek, 1800’lerde yaşanan bu hadiseleri bugün dijital dünyada yaşıyormuşuz ve bu bir sanatsal devrimmiş gibi bir izlenim verilmek isteniyor. Oysaki kimi bireylerin yönlendirdiği spekülatif ortam ve oligarkların eline düşen sanat bugün dijital ortamda sadece bir finansal araç, sanatçının kendisi de reklam malzemesi olarak görülüyor.

Tuğçe Kaprol

https://hbrturkiye.com/blog/dijital-sanatin-ozerkligi-mumkun-mu


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: