Posted by: bluesyemre | August 9, 2021

Yüzyılın Becerisi Öğrenme Aşkı ve Hayatınıza Etkisi

Eğitmen ve danışman bir arkadaşımla telefonda koyu bir sohbete dalmış, beynin çalışma sistemi hakkındaki yeni buluşları konuşuyorduk. Birdenbire ona dedim ki:

“Esra, bir daha dünyaya gelirsem ben bilim adamı olmak isterim. Düşünsene okuduklarım beni bu kadar heyecanlandırıyor bir de laboratuvar çalışmasını yapan ekipte olmak ne kadar heyecan vericidir kim bilir…” Esra cevap verdi: 

” Valla ben çaycı bile olsam onların yanında onları izlemek bile yeterdi bana… Harvard Üniversitesi Kütüphanesi”ndeki kitapları okuyabileceksin ama temizlik görevlisi olacaksın deseler, ben de kabul ederdim, düşünsene” dedi. Gülüştük.

Aslında bu yazımın konusu tam olarak da bu: Öğrenme aşkı.

Esra ve benim gibi olanlarınız bilirler. Öğrenme aşkı, öğrenme sevgisi, öğrenme tutkusu; sırf öğrenmek için öğrenme arzusu demektir. Bu kişiler, yeni beceriler veya bilgiler edinme veya mevcut beceri veya bilgilerin üzerine yenilerini inşa etme konusunda motive olurlar. Öğrenme aşkı olan insanlar; tarihten, spora, güzel sanatlardan, bilime ilgi duydukları her alanda araştırmalar yaparak bilgiye ulaşmayı seven insanlardır. Materyal zorlayıcı olduğunda ara sıra hayal kırıklığına uğrasalar da yeni şeyler öğrenirken kendilerini iyi hissederler.

Pensilvanya Üniversitesi VIA Charecter Strengeths (Karakterinizin güçlü yönleri) arasında yer alan Love of Learning (Öğrenme aşkı) çoğunlukla merak duygusuyla birlikte anılıyor: Kendi sitelerinde bunu şöyle açıklamışlar:

 “Merak daha çok yenilik arama, keşfetme ve keşfetme ile ilişkilendirilirken, öğrenme sevgisi daha çok bilgiyi derinleştirmekle ilgilidir. Kısaca: Bir blog okumak veya Google’da arama yapmak, sorgularınıza cevap verecek bilgileri bulmanız için yeterliyse, daha çok merak ediyorsunuzdur, ancak ilginizi çeken konuyla ilgili birkaç kitap okuyana kadar tatmin olmuyorsanız. – bu durumda, büyük olasılıkla, öğrenme sevgisini yaşıyorsunuz. Merak, sizi yeni bilgiler aramaya yönlendiren motive edici güç iken, öğrenme sevgisi, o bilgiyi tutma ve derinleştirme arzusunu ifade eder. Meraklı kişi bilgi arayışıyla motive olur; Öğrenmeyi seven kişi, bilgi birikiminin genişlemesiyle motive olur”

Eski Deloitte çalışanı, iş dünyası ve insan kaynakları alanında araştırmalar yapan John Bersin geçenlerde yayınladığı bir yazıda öğrenmenin hayatımıza etkileri hakkında bilgi verdi. Araştırmaya 2400 profesyonel katılmış. Profesyonellerin yüzde 47’si iş hayatında öğrenmenin streslerini azalttığını, yüzde 39’u kendilerini daha üretken ve başarılı hissettirdiğini ve yüzde 23’ünün ise başka bir sorumluluk alma konusunda daha istekli olduğunu söylemiş. Yine aynı katılımcıların beşte biri de öğrenme sayesinde kendilerini daha özgüvenli ve mutlu hissettiklerini belirtmiş.

Öğrenme aşkı bilişsel gerilemeyi önlüyor.

Öğrenme aşkı, bilişsel gerilemeyi önleyebileceği için özellikle ileri yaşlarda değerli olabilir. Araştırmalar, daha sonraki yaşamlarında ilgi alanları geliştirebilen ve sürdürebilen bireylerin, daha az meşgul olan akranlarına göre fiziksel ve zihinsel olarak daha sağlıklı olmalarının muhtemel olduğunu göstermektedir. Nörolog ve eğitimci Judy Willis’e göre nöroplastisite, beynimizdeki nöronlar arasındaki bağlantıların seçici organizasyonu olarak tanımlanır. Bu, insanlar bir aktiviteyi tekrar tekrar uyguladığında veya bir hafızaya eriştiğinde, sinir ağlarının -birlikte ateşlenen, elektrokimyasal yollar oluşturan nöron grupları- kendilerini o aktiviteye veya hafızaya göre şekillendirdiği anlamına gelir. İnsanlar yeni şeyler yapmayı bıraktığında, beyin eninde sonunda yolları oluşturan bağlantı hücrelerini ortadan kaldıracak veya budayacak demektir. Çeşitli şehirleri birbirine bağlayan bir otoyol sisteminde olduğu gibi, belirli bir hedefe ne kadar çok araba gidiyorsa, onları taşıyan yolun o kadar geniş olması gerekir. Bununla birlikte, bu yönde ne kadar az araba seyahat ederse, o kadar az şeride ihtiyaç duyulur. İşte bu yüzden uzmanlar özellikle 50 yaş sonrası beyni çalıştıran aktiviteleri bırakmanın beynimizi körelteceği konusunda bizleri uyarıyorlar.

Öğrenme birçok beceriyi de geliştiriyor.

Yeni şeyler öğrenme konusunda olumlu duygulara sahip insanlar aynı zamanda zorluklara ve hayal kırıklıklarına rağmen sebat etme çabasına kendi kendine düzenleme yeteneğine sahipler. Duygusal dayanıklılıkları daha yüksek ve zorlu durumlar karşısında çözüm için yeni yollar bulma konusunda da daha istekli ve bilinçli davranabiliyorlar. Çünkü bu konuda okuyor, araştırıyor ve ihtiyaç duydukları bilgilere kolayca ulaşmanın yollarını ve bu bilgiyle ne yapacaklarını biliyorlar. Mart 2020’de evlere kapanmayla birlikte öğrenen organizasyon kültürüne sahip firmalar hızlı bir şekilde aksiyon almayı becerebildiler. Bu kurumlarda çalışanlar yeni teknolojilere hızla adapte olabilmekte zorlanmadılar. Zira öğrenme becerisi yüksek birey ve kurumlar yeniliklere de kolayca uyum sağlıyor ve değişime açık oluyorlar.

Uzmanlara göre 21. yüzyılda başarılı olacak insanlar, yaşam boyu öğrenmeyi benimseyen ve bilgi, beceri ve yetkinliklerini sürekli artıran kişiler olacak. 1840’tan bu yana, iş hayatının ömrü her yıl üç ay arttı, bu da insanların işgücünde daha uzun süre kaldıkları ve kalmaya devam edecekleri anlamına geliyor. Sanayi Devrimi ve sonrası iş hayatında olan Baby Boomer ve X kuşağı çalışanları aynı işi aynı kurumda senelerce yapabiliyorken ve kariyer planları on yıllık süreçler için yapılırken dijital çağda bu süre beş yıla kadar indi. Artık mühendislik, tıp ve hukuk gibi iş garantisi verilen mesleklerin bile geleceğinin ne olacağı tartışılıyor ve yapay zeka ve robotların birçok kişinin işini elinden alacağı endişesi konuşuluyor. Üniversiteyi (Gazetecilik Bölümü) eski usul baskı teknolojilerinin baz alındığı bir müfredatla okumuş biri olarak 1992’de mezun olduğumda masaüstü yayıncılık konusunda hiçbir şey bilmiyordum. Şimdi ise basılı mecra yerini tamamen dijital medyaya bırakmış durumda. Kendisini geliştirmeyen kişilerin işsiz kalma riski gittikçe artarken, teknolojiye uzak kalanları da bir hayli zor günler bekliyor diyebiliriz. Aslında mesele sadece teknoloji değil. Mesleğinde kendini geliştirmeyen veya yeni mesleklerin mevcut meslekleri elinden alacağını fark etmeyen herkes için bu tehlike mevcut.

Kişisel gelişim CEO’arın da gündeminde…

PWC’nin CEO’ların gündemi üzerine yaptığı bir araştırmaya göre bundan sonra kişisel gelişim uzun süre üst yönetimin gündeminde yer alacak gibi duruyor. CEO’lar sürdürebilir bir dünya için iklim değişikliği, salgınlar, doğal afetler ve ruh sağlığı gibi konularda daha fazla bilgi sahibi olmaları gerektiğinin gayet farkındalar. Bill Gates ve Steve Jobs, şirketlerini bugünkü küresel başarılara dönüştürmek için sınıf ortamlarının dışında çok şey öğrendi. Girişimcilik söz konusu olduğunda, en başarılı insanların genellikle yaşam boyu öğrenme sevgisi geliştirenler olduğu kesin. Steve Jobs, tasarıma odaklanarak dünyanın en değerli şirketini kurdu. İyi mühendislik önemli olsa da, en önemli şeyin harika tasarım olduğunu gösterdi.Standford’daki meşhur mezuniyet konuşmasında Jobs öğrencilik yıllarında aldığı kaligrafi dersinin tasarım becerisine nasıl katkı sağladığından bahseder ve şöyle der:

“Noktaları ileriye doğru birleştirmezsiniz, geriye doğru birleştirebilirsiniz.”

Bu şu demektir; geçmişte elde ettiğiniz yeni beceriler ve deneyimler sizi ileriye doğru taşıyacak anahtarlar olarak karşınıza çıkar ve ancak bu şekilde ilerleyebilirsiniz. Sizi konfor alanından çıkaracak ve zorlayan yeni aktiviteler (dil öğrenmek, satranç oynamak, hatta maket yapmak bile) beyninizde daha sonra hayatınızın bir yerinde işinize yarayacak nörolojik otobanlar oluşturacaktır. İşte bu yollar sayesinde hayat trafiğiniz sıkıştığında kolayca kestirme ya da arka yollar bulabilirsiniz.

Bir eğitmen olarak beni en çok şaşırtan ve üzen şeylerden biri eğitime katılan arkadaşların bazılarının eğitimi işlerinin önemli bir parçası olarak değil de sanki kaybedilmiş bir gün gibi görme eğilimleri. Elbette burada eğitimde olan arkadaşları e-posta ve telefon yoluyla sürekli taciz eden kurumların da payı var. Ancak Steven Covey’in Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı Kitabı’nda belirttiği gibi küçük taşlara fazla zaman ayırırsanız büyük taşlara ( roller ve değerler) vaktiniz kalmayacaktır. Howard Gardner Geleceği İnşa Edecek Beş Zihin isimli kitabında üstünde durduğu zihin tiplerinden biri olan “Sentez Zihnin” önemini vurgular. Sanatçılara yazılım ve grafik araçlarının nasıl kullanılacağını öğretebilirsiniz, ancak mühendisleri sanatçılara dönüştürmek çok daha zordur. Kurumunuzda Sosyal Zekalı mühendislere, analitik düşünebilen satışçılara, veri analisti insan kaynakları profesyonellerine, müzakere becerisi gelişmiş IT’cilere ihtiyaç olmadığını söyleyebilir misiniz? Çağ, çoklu disiplinde düşünebilen ve davranabilen insanlara ihtiyaç olduğunu bize haykırmıyor mu?

Öğrenmeyi sevdiğinizde değişimden korkmazsınız. Zorluklar, büyüme için fırsatlar haline gelir ve bu zihniyet, kariyerinizde daha cesur ve korkusuz olmanıza yardımcı olur. Yeni iş sorumlulukları almakta tereddüt etmez ve kariyerinizdeki ilerlemeyi coşku ve güvenle benimsersiniz. Öğrenme sevgisini benimsemenin harika faydalarından biri, sizi kalıpların dışında düşünmeye teşvik etmesidir. Öğrenmeyi sevdiğinizde, iş piyasasındaki değişikliklere ve yeni fırsatlara daha açık olursunuz. Şimdi öğrenmekten çekinme zamanı değil. Bugün yeni bilgi ve beceriler edinme sürecini benimsemek, yarın sizi heyecan verici yeni bir işe yönlendirmeye yardımcı olacaktır. Öğrenme sevgisini geliştirmek, işinizden daha fazla keyif almanıza yardımcı olur çünkü değişim ve keşif konusunda daha açık ve hevesli olursunuz.

Öğrenmeye vaktim yok mu diyorsunuz işte size birkaç öneri:

Çok sevdiğim cümlelerden biri de “Neye değer verirseniz, hayat size onu geri verir”. İnsanın kendinin geliştirebilmesi ancak bu konuda istekli olması ile mümkün. Çalıştığınız kurum eğitim ve gelişim için yatırım yapmıyor olsa dahi ( ki bence artık birçok kurum bu konuda daha bilinçli)  öğrenmeyi günlük rutininize kolayca dahil edebilirsiniz.

Öğrenme sadece kitap okumak ya da eğitim almakla ilgili de değil aslında. Kurum içinde farklı çalışma gruplarına ya da hobi kulüplerine katılmak, merak ettiğiniz herhangi bir konuda internette sörf yapmak, bir konuyu iyi bilen kişilerle sohbet etmek, mesleğinize ait yayınları ya da forumları takip etmek de pekala öğrenme eylemidir.

Ben şahsen kahve molamda haftada birkaç kez TED Talks seyretmekten, akşamları ara sıra Netfilix’te bir belgesel seyretmekten çok keyif alıyorum. Büyük şehirde bazen saatlerce süren trafiğin içinde sesli kitap ya da Podcast dinleyen birçok arkadaşım var. Ayrıca EDx, Coursera, LinkedIn E-learning, Google gibi platformlar birçok ücretsiz eğitim sunuyorlar. Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar ucuz ve kolay olmadı. Kendinize her yılın başında ölçülebilir öğrenme hedefleri koyabilir ve üç aylık periyotlarla ne durumda olduğunuzu gözden geçirebilirsiniz.

Einstein ne dedi:” Ben çok zeki biri değilim, sadece çok meraklı bir öğrenciyim.” Meraklı öğrencilerden oluşan bir toplum yaratabilmek için öğrenmeye aşık olmak şart. Aksi halde hep birilerini taklit etmeye devam ederiz.

Başak Tecer

https://hbrturkiye.com/blog/yuzyilin-becerisi-ogrenme-aski-ve-hayatiniza-etkisi


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: