Posted by: bluesyemre | August 23, 2021

Tüm İngilizce sınavlarında karşınıza çıkabilecek 20 önemli phrasal verbs

  1. To bring about: neden olmak
    The new law will bring about important changes.
    (Yeni yasa önemli değişikliklere sebep olacak.)
  2. To make up for: telafi etmek
    I will work this weekend to make up for the lost time.
    (Bu hafta sonu kaybettiğim zamanı telafi etmek için çalışacağım.)
  3. To put off: ertelemek They had to put off the vote because of the bad weather conditions. (Kötü hava koşulları nedeniyle oylamayı ertelemek zorunda kaldılar.)
  4. To bring up: bahsetmek, gündeme getirmek (2. çocuk yetiştirmek, 3. kusmak) Several concerns have been brought up regarding personalized search. (Kişiselleştirilmiş aramayla ilgili çeşitli kaygılar dile getirildi.)
  5. To catch up with: yetişmek, karşılamak Now, technology is catching up with demand. (Artık teknoloji talebi karşılıyor.)
  6. To take up (a new hobby, etc.): edinmek, başlamak He left a job in the city to take up farming. (Çiftçiliğe başlamak için şehirdeki bir işi bıraktı.)
  7. To show up: Gelmek, uğramak My brother showed up at the party an hour late. (Kardeşim partiye bir saat geç geldi.)
  8. To set out: yola çıkmak We set out for London at sunrise. (Güneş doğarken Londra’ya doğru yola çıktık.)
  9. To take over (a business): devralmak, bir işin başına geçmek My sister will take over the company after my father’s retirement. (Kız kardeşim, babam emekli olduktan sonra şirketin başına geçecek.)
  10. To suffer from (an illness): sıkıntısını çekmek, problem yaşamak Many individuals unknowingly suffer from hearing loss. (Birçok kişi farkında olmayarak işitme kaybı problemi yaşar.)
  11. To pull through: başarmak, atlatmak The surgery was risky, but the patient pulled through. (Ameliyat riskliydi ama hasta atlattı.)
  12. To pass away: ölmek She’s terribly upset because her grandfather passed away last week. (Geçen hafta büyükbabası vefat ettiği için çok üzgün
  13. To put forward: öne sürmek, ortaya atmak At the meeting, I put forward new ideas to improve the company. (Toplantıda şirketi geliştirmek için yeni fikirler öne sürdüm.)
  14. To look up to: saygı duymak, hayranlık beslemek The little boy looks up to his father. (Küçük çocuk babasına hayranlık duyar.)
  15. To give up: teslim olmak, vazgeçmek I worked too much on this project to give up now. (Bu proje üzerinde şimdi vazgeçemeyecek kadar çok çalıştım.)
  16. To come across: karşılaşmak I happened to come across an old friend in town. (Kasabada eski bir arkadaşa rastladım.)
  17. To deal with: başa çıkmak Together, my parents could deal with any situation. (Ailem, birlikte her durumla başa çıkabilirdi.)
  18. To cut down on: azaltmak Cutting down on smoking and alcohol are sensible moves. (Sigara ve alkolü azaltmak mantıklı hareketlerdir.)
  19. To catch on: rağbet görmek Online trading has been slow to catch on in this part of the country. (Çevrimiçi ticaretin ülkenin bu bölgesinde rağbet görmesi yavaş olmuştur.)
  20. To break out: patlak vermek War broke out in 1914. (Savaş, 1914’te patlak verdi.)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: