Posted by: bluesyemre | September 30, 2021

Bu Kadar Belirsizlik Beynimizin Doğasına Aykırı #HeidiGrant #TalGoldhamer

Pandemiden önce, çalışma dünyası, müşteri tercihlerindeki değişiklikler, müşteri ve çalışan beklentileri ve rekabet avantajları bakımından çoğumuza hızlı, amansız bir değişimden geçiyormuş gibi geliyordu. Covid-19, çalışma saatlerimizi nerede harcadığımız, meslektaşlarımızla nasıl işbirliği yaptığımız ve her gün pantolon giyme zahmetine girip girmediğimiz gibi nispeten öngörülebilir hissettiren birkaç şeyi alt üst etti. Bugün, endüstrilerdeki liderler hararetle, ayaklarının altında sürekli değişen “yeni normal”in nasıl görünmesi gerektiğini anlamaya çalışıyorlar.

Hayatımızın her alanında benzeri görülmemiş düzeyde belirsizliklerle karşılaştığımızda, motive olmak için, bu kadar belirsizliğin insan doğasına aykırı olduğunu anlamalıyız. Beyninizin neyi iyi yaptığını ve neyi şaşırtıcı derecede kötü yaptığını bilmek, sadece dayanmak için değil, aynı zamanda gelişmek için ihtiyaç duyduğunuz stratejiler hakkında size çok daha net bir fikir verebilir.

İnsanlık tarihinin çoğunda, bireylerin kendilerine özel rollerinin ve yaşamlarının olduğu, gruplar halinde yaşayan avcı-toplayıcılar olduk. Bazen tehlikeli olsa da hayat büyük ölçüde tahmin edilebilirdi. İnsan beyni, çok karmaşık davranış setlerini otomatik olarak yapabileceğimiz bir şeye dönüştürerek kalıpları tanımakta ve alışkanlıklar oluşturmakta son derece iyi olacak şekilde evrimleşmiştir. (Hiç işten eve arabayla gittiğiniz ve gerçekten eve gittiğinizi hatırlamadan otoyola çıktığınız oldu mu? Bahsettiğimiz şey bu.)

Alışkanlıkların ve tanınabilir kalıpların bir tür “şey” olduğu düşünüldüğünde, beyin belirsizlikten kaçınacak şekilde evrimleşmiştir. İşler daha az öngörülebilir ve dolayısıyla daha az kontrol edilebilir hale geldiğinde, güçlü bir tehditle karşı karşıya kalırız. Tehdidin beyinde “dövüş, kıpırdama veya kaç” tepkilerine yol açtığını zaten biliyor olabilirsiniz. Aynı zamanda, motivasyon, odaklanma, çeviklik, işbirlikçi davranış, öz kontrol, amaç ve anlam duygusu ve genel iyi olma halinde düşüşlere yol açtığını bilmiyor olabilirsiniz. Ayrıca tehdit, işleyen belleğinizde önemli bozulmalara neden olur: Sorunları çözmek için zihninizde çok fazla fikir tutamaz ve ihtiyaç duyduğunuzda uzun süreli belleğinizden çok fazla bilgi çekemezsiniz. Belirsizlik tehditleri, kelimenin tam anlamıyla bizi daha az yetenekli hale getirir, çünkü belirsizlikle baş etmek, beynimizin yapmak için evrimleştiği bir şey değil.

İyi haber şu ki, onlarca yıl boyunca insan beyni ve insan davranışlarını inceleyerek tehdit deneyimini ezici bir şeyden yönetilebilir bir şeye nasıl çevireceğimizi biliyoruz. İster kendinizi motive etmeye ve meşgul olmaya çalışın, ister himayenizdekilere yardım etmeye çalışan bir lider olun, beyni iyi durumda tutabilecek bilime dayalı üç strateji şudur.

Beklentileri gerçekçi iyimserlikle belirleyin.

Gerçekçi iyimserlik kavramı basit ama güçlü bir kavram: Hedefe ulaşmanın kolay olmayabileceğini kabul ederek her şeyin yolunda gideceğine inanın. Araştırmalar, sürekli olarak olumlu beklentilere sahip olmanın (ya da öncü sosyal psikolog Albert Bandura’nın dediği gibi, güçlü bir öz yeterlilik duygusuna sahip olmanın) engeller ve aksilikler karşısında motivasyonu korumak için çok önemli olduğunu gösteriyor. İnsanlar bazen yanılgıya düşerek “pozitif” olmanın kolayca başaracağınıza veya başarının size kendiliğinden geleceğine inanmak anlamına geldiğine inanırlar. NYU profesörü Gabriele Oettingen‘in çalışması, gerçekçi olmayan iyimserliğin sürekli olarak başarısızlığı öngördüğünü gösterdi. Bir şeylerin kolayca olacağını düşündüğünüzde, gerçekleşmeme durumuna nadiren hazırlanırsınız.

Bu nedenle, pandeminin (ve genel olarak çalışma hayatının) kesinlikle getireceği değişiklikleri ve belirsizliği düşünürken kendiniz ve başkaları için gerçekçi iyimser beklentiler belirleyin. Başarılı olacağınıza inanın ve kendinize ve diğer herkese belirsizliğin işleri doğru yapmak için bir şeyleri denemeyi içerdiğini kabul ettirin. Bu, her şeyin hemen işe yaramadığı anlamına gelir. Bu, dişimizi sıkarsak önünde sonunda durum şimdi olduğundan daha iyi olabilir demektir.

Büyük resmi düşünmeye geçin.

Hemen hemen her şeyi, farklı soyutlama veya somutluk seviyelerinde düşünebilirsiniz. Psikologlar buna yorum düzeyi diyor. Örneğin, oy verme eylemi “demokrasiye katılma” (üst düzey yorumlama) veya “bir formdaki bir kutuyu işaretleme” (düşük düzey yorumlama) olarak tanımlanabilir.

Eylemlerimiz hakkında düşünmek için kullandığımız yorum düzeyinin, davranışlarımız üzerinde önemli bir etkisi olduğu ortaya çıkıyor. Eylemlerimizin hizmet ettiği daha büyük anlam veya amaç hakkında düşündüğümüzde (üst düzey yorum), daha yaratıcı ve motive oluruz ve öz saygımız ve iyi olma halimiz artar. Yaptığımız veya yapmamız gereken şeyin en küçük ayrıntılarına indiğimizde, somut sorunları çözmede ve engelleri öngörmede daha iyiyiz. Her yorum düzeyinin faydaları var, bu yüzden düşünce biçimimizi değiştirmek ve duruma göre davranmak en iyisi.

Ne yazık ki, kendimizi “zorluklarla boğuşurken” bulmamız çok kolay. Zorluk veya belirsizlikle karşılaştığımızda beynimiz doğal olarak düşünmemizi daha düşük bir kurgu seviyesine kaydırır. Motivasyon açısından, bunlar tam olarak yaptığımız şeyi neden yaptığımızı hatırlamamız gereken anlardır. EY’da, çalışanlarımızın tam olarak bunu yapmalarına yardımcı olmak için EY profesyonellerinin, hikaye anlatımı yoluyla kişisel amaç ve vizyonlarının keşfedip onları açıkça ifade ettiği benzersiz bir program geliştirdik. Bu onların kişisel amaç ve vizyonlarını her gün yaptıkları işle ilişkilendirmelerini ve en çok ihtiyaç duydukları anda “büyük resme” ulaşmalarını sağlar. Beklendiği üzere, programı tamamlayan kişiler, en önemli şeylere odaklanmada önemli ölçüde daha iyi olduklarını ve zorluklar karşısında daha dirençli olduklarını bildirdiler.

Dürüstlüğü benimseyin.

Bu kadar çok değişiklikle uğraşmak ve beklenmedik aksiliklerin üstesinden gelmek, doğru yeni normları ve alışkanlıkları birlikte yaratmak için birbirimizle sürekli ve dürüst bir şekilde iletişim kurmamız gerektiği anlamına gelir. Sadece yararlı performans geribildirimi vermekten bahsetmiyoruz, yeni bir normalin ne olması gerektiğini anladıkça neyin işe yarayıp neyin gerekli olmadığına dair günlük konuşmalar yapmaktan bahsediyoruz.

Tabii ki, bu tür günlük dürüstlük zor. İnsanlar, gerçek bakış açılarını paylaştıkça başkalarıyla nasıl karşılaşacakları konusunda endişelenirler. Fikirlerinin hoş karşılanmayabileceğinden veya fikirlerine değer verilmeyeceğinden endişe ederler. Duyguları incitmek ve ilişkilere zarar vermek konusunda endişelenirler. Ve bu endişeler geçerli olsa da, pratikte, insanlar şeffaflık ve empatiden yoksun bir ortamda faaliyet gösterdiğinde çok daha büyük hasarlar meydana gelir. İnsanlar onlar ile her şeyi paylaşmadığınızda bunu anlar ve bu durumun oluşturabileceği tehlikeler oldukça yıkıcı olabilir.

Rahatsız edici konular hakkında açık ve dürüst iletişimi sağlamak için EY’de Everyday Candor adlı bir program oluşturduk. Everyday Candor, tipik bir atölye tarzı deneyim yerine, takım bazlı bir araç takımıdır ve ekiplerin açık sözlülüğün önündeki belirli engelleri aşmasına ve birlikte benimsemek amacıyla küçük bir dizi yeni alışkanlık üzerinde karar vermesine yardımcı olur. Aslında bu çalışmanın ekipler düzeyinde yapılması esastır, çünkü sadece orada yeni normlar yaratabilir ve bir sıkıntı çıktığında birbirinizi güçlendirmek için gerekli desteği sağlayabilirsiniz. Bu programa katılanlar, yeni normali birlikte çözmemizi sağlayan yeni bir ortak dil yaratarak artık her gün birbirlerine “Size karşı dürüst olabilir miyim?” ve “Samimi bakış açınızı alabilir miyim?” diye soruyorlar.*

Değişim ve belirsizlik yoluyla gelişmek kolay değil. Fakat, kendinize ve başkalarına yardım etmek için doğru stratejilerle donandığımızda (gerçekçi) iyimserliği garanti altına almışız demektir. En önemli şeyi hatırlayın, dürüst iletişimin akışını sağlayın ve sonunda bunun daha iyi olacağını bilin.

https://hbrturkiye.com/blog/bu-kadar-belirsizlik-beynimizin-dogasina-aykiri


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: