Posted by: bluesyemre | October 4, 2021

Ofise geri dönmek sizi neden bu kadar endişelendiriyor?

Ofise geri dönme düşüncesi sosyal kaygınızı tetikliyorsa bilin ki yalnız değilsiniz. Pek çoğumuz aynı huzursuzluğu yaşıyoruz. Bir yılı aşkın süredir uzaktan çalışıyor ve iş arkadaşlarımızı sadece ekrandan görüyoruz. Tam da bu sebeple herkesle yeniden yüz yüze gelme fikri dahi yorucu gelebiliyor. Üstelik Covid gündemimizden yakın gelecekte çıkacak gibi görünmediğinden olsa gerek “normale dönüşün” ne kadar süreceğini kestirmemiz de ne yazık ki mümkün değil.

Ofise geri dönecek olmanın sizi neden bu kadar sarstığını merak ediyor olabilirsiniz. Oysaki ofis hayatına zaten aşinasınız, öyle değil mi? Bu yazıda eski plaza günlerine geri dönmenin size neden bu kadar zor geldiğini anlayabilir ve geçiş sürecini kolaylaştıracak tavsiyeleri bulabilirsiniz.

1) Geçiş süreçleri kaygımızı körükler.

İnsan psikolojisi evrimsel temellere dayanır. Aşina olduğumuz durumlar daha tahmin edilebilir olduğundan bize güven duygusu verir. Adeta gardımızı indiririz. Alışılmadık durumlarda ise diken üstündeyizdir ve tehlike sinyalleri ararız. İşte bu nedenle geçiş süreçleri kaygımızı artırır. İçten içe olası tehditleri kollama eğilimi gösteririz. Bu reaksiyon her ne kadar uyumlanmamızı sağlasa da zaman zaman yorucu bir hal alabilir.

Geçmişte yeni bir işe girdiğinizde ilk altı ay zarfında neler hissettiğinizi bir anımsayın. Yeni beceriler edinip prosedürleri öğrendiğimiz ve iş yerinin kültürel normlarına adapte olduğumuz bu süreçler birçoğumuz için stresli dönemlerdir. Eski işinize geri dönseniz dahi pek çok şey değişmiş olabilir ve bu uyum sağlama sürecinde yeniden stres yaşayacağınızı kabullenmek fayda sağlayabilir. Adeta yeni bir işe, üniversiteye ya da yüksek lisansa başlarmışçasına yaşadığınız bu geçiş sürecinde kendinize nazik ve şefkatli olmayı deneyin.

2) Uzak durduğunuz bir şeye geri dönme fikri her zaman tedirgin edicidir.

Sakatlandığı için birkaç ay müsabakalara katılamayan bir elit jimnastikçiyi ele alalım. Bu sporcu kasten idmandan kaçtığı ya da tembelliğe kapıldığı için değil, sakatlığı nedeniyle oyun dışı kalıyor. Ancak geri döndüğünde eskiden kolaylıkla yaptığı hareketlerde başarılı olamayacağına dair yoğun bir kaygıya kapılabiliyor.

Kaygı mekanizması tam olarak böyle işliyor, hem de herkes için. Her ne kadar dışsal sebeplerden kaynaklansa da “uzak durduğumuz” her şey bizde endişe yaratıyor. Örneğin, ebeveynseniz gün içinde çocuğunuzdan ayrı kalmak kaygıya neden olabilir, üstelik bu ailenizde daha önce deneyimlediğiniz bir rutin olsa da. Veya iş ortamında havadan sudan muhabbet etmek, insanların kişisel özelliklerini yönetmek için çabalamak da sizi huzursuz edebilir.

Peki, çözüm ne? Çok basit. Tıpkı jimnastikçi gibi siz de eski rutininize yavaş yavaş geri dönecek ve içinizde yükselen kaygılı düşüncelerin kendiliğinden azaldığını göreceksiniz.

3) Sosyal ilişkiler ve sınırlar değişti.

Pandemi öncesinde çalışma arkadaşlarınızın sağlıkla ilgili kararlarını büyük ihtimalle pek umursamıyordunuz. Şimdi ise ofisinizde kimin aşılı olduğunu, kimin olmadığını bilmek isteyeceksiniz. Yine pandemiden önce beraber çalıştığınız insanlar evinizi veya çocuklarınızı hiç görmüyorlardı ama Zoom toplantıları sayesinde bir süredir hayatınızın içindeler.

Ofise döndükten sonra bazı çalışma arkadaşlarınızın influencer rolü üstlenmeleri muhtemel. Bu kişiler Covid ile ilgili hangi önlemlerin, ne düzeyde uygulandığını takip etmeye çalışacak, ofis kültürüne ve normlarına yön veriyor olacaklar. Öte yandan, birtakım insanlar da bu alandan dışlanabilirler. Mesela herkes maskeden tamamen kurtulmak istiyorken, içinizden biri aşı karşıtı olduğu için maske kullanımını savunabilir. Bu baskı halihazırdaki hiyerarşik düzeni ve popülerlik yarışını daha da belirgin hale getirebilir. Örneğin, “cool” çalışanlar öğle yemeğine maskesiz çıkıp aynen eskiden olduğu gibi özgür davranıyorken, “pimpirikli” çalışanlar ise maskelerini çıkarmayıp öğle yemeklerini masalarında yeme konusunda ısrarcı olabilirler.

Aynı şekilde, bazı çalışanlar ofise döndükleri için çok mutlu olduklarını ve artık daha verimli çalışabildiklerini söylerken diğerleri tam tersi bir psikolojide olabilir. Her insanın tabiatı ve koşulları birbirinden farklı, dolayısıyla sizin perspektifiniz de bir başkasınınkiyle tamamen örtüşmek zorunda değil. Yöneticiniz ya da çalışma arkadaşlarınız verimli ve uyumlu bir ofis ortamına nasıl yeniden kavuşabileceğinize dair fikir beyanında bulunuyorsa bilin ki onlar da muhtemelen kendi perspektiflerinden ve tecrübelerinden yola çıkarak genelleme yapıyorlardır.

Böyle durumlarda en iyi çözüm hoşgörülü olmak, kabullenmek ve dedikodudan uzak durmaktır.

4) Evden çalışma ve ofis yaşamının en iyi yönlerini benimsemekte kararlı olun.

Evden çalışma aslında muazzam bir doğal deneydi. Belki de bu süreçte sizi neyin daha üretken kıldığını ya da olumsuz etkilediğini ve nelerin mutlu ettiğini keşfetme fırsatı buldunuz. Bu içgörülerin bir kısmı pratik detaylarla ilgiliydi, örneğin evde de ofisteki gibi çift monitörle çalışarak rahat ettiğinizi fark etmiş olabilirsiniz. Ya da evden çalışırken öğlenleri daha sağlıklı öğünler yiyebilmiş, daha sık yürüyüşe çıkma fırsatı bulmuş olabilirsiniz. Bu tür alışkanlıklar zihinsel sağlığınıza olumlu etki etmiş olabilir.

Kendinizle ilgili edindiğiniz içgörülerden bazıları da sosyal alanda olabilir. Üretkenliğinizi en çok güçlendiren sosyal ritimlerle ilgili neler öğrendiniz? Derin odaklanma gerektiren işler için yeni stratejiler geliştirdiniz mi? İşinizi kesintiye uğratan durumları farklı bir şekilde ele alabildiniz mi? Daha iyi iletişim yöntemleri geliştirdiniz mi? Çalışma arkadaşlarınızla aynı ortamda çalıştığınız zamanları düşündüğünüzde en çok neleri özlüyorsunuz? Kongre ya da iş seyahatlerine gitmek zorunda olmamak hoşunuza gidiyor mu?

Davranış ve alışkanlıklarımız, içinde bulunduğumuz ortamlarda şekillenir. Pandemi sürecinde edindiğiniz, size iyi gelen alışkanlıklarınız varsa ofise geri döndüğünüzde bunları sürdürme noktasında çok kararlı olmalısınız. Diğer bir deyişle, bu alışkanlıkları yeni (aynı zamanda da eski) ortamınızda tesis etmek için çaba göstermelisiniz. Aksi takdirde kısa sürede eski yöntemlerinize geri dönmek durumunda kalabilirsiniz.

Evden çalışırken kolaylıkla sürdürdüğünüz, size iyi gelen birtakım alışkanlıkları (yürüyüş, sağlıklı öğle öğünleri gibi) ofis ortamına geçtikten sonraki rutininize entegre etmekte zorlanabilirsiniz. Dolayısıyla bu alışkanlıkları, daha önce hiç tecrübe etmemişçesine, sıfırdan oluşturmalısınız. Zira bir alışkanlığı kalıcı kılmak için hatırlatıcılara ihtiyacınız vardır ve ev ortamınızdaki hatırlatıcılar ofisinizde büyük ihtimalle erişiminizde olmayacaktır.

Ofise geri dönecek olmaktan dolayı kaygılı hissetmeniz ne hassas olduğunuzu gösterir ne de baş etme becerilerinizin yetersizliğine işaret eder. Geçiş süreçlerinin kaygımızı artırmasının altında son derece geçerli sebepler var. Bu süreci olabilecek en rahat şekilde atlatmak, çalışma arkadaşlarınızın bakış açılarını daha iyi anlamak ve onların da geçiş sürecini doğru yönetmelerine yardımcı olmak için burada paylaştığım tavsiyelerden faydalanabilirsiniz.

https://hbrturkiye.com/dergi/ofise-geri-donmek-sizi-neden-bu-kadar-endiselendiriyor


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: