Posted by: bluesyemre | November 15, 2021

Facebook Tuzağı

2004’te kurulan Facebook’un misyonu topluluk inşa edebilme gücünü sağlayarak dünyadaki insanları birbirine yakınlaştırmaktır. İnsanlar Facebook’u arkadaşları ve aileleriyle bağlantıda kalmak, dünyada neler olup bittiğini keşfetmek ve kendileri için neyin önemli olduğunu paylaşmak ve ifade etmek için kullanır.   

  ― Facebook Misyon Beyanı

Misyonumuz, dünyadaki her insanı birbiriyle bağlantıya geçirmektir.

― Mark Zuckerberg, Facebook’un CEO’su ve Kurucu Ortağı

Facebook’un en büyük sorunu kime sorduğunuza göre değişmekle birlikte, bireysel gizliliğin ihlâli, tekelleşme amacıyla küçük şirketleri ezmekergenlik çağındaki kişilerin ruh sağlığına zarar vermek ve şiddet içeren ayaklanmaları kışkırtmak gibi birçok tenkit konusundan biri olabilir. Bu sorunlar ne kadar çeşitli görünse de aslında hepsi temel bir problemin farklı yüzleri. Bu temel problem hepimizin, yani politika yapıcılar, genel halk ve Facebook’un kendi çalışanlarının açıkça karşısında duruyor.

CEO Mark Zuckerberg’in kendisinin açıkça ve sıklıkla telaffuz ettiği gibi  Facebook “Dünyadaki her insanı birbiriyle bağlantıya geçirmeyi” hedefliyor. İlk bakışta bu hedefte yanlış bir şey yok. Hatta bu hedef, strateji profesörlerinin daha fazla şirkette görmek isteyeceği türden bir stratejik netlik içeriyor. Facebook liderliğine rehberlik eden yol gösterici vizyonu olarak bu yüksekleri hedefleyen ideal, Facebook’un şirket kültürüne derinden yerleşmiştir. Daha da önemlisi, Facebook’un insanları birbiriyle bağlantıya geçirmesi son 15 yılda bu kadar başarılı olmasının temel dayanağıdır.

Günümüzde değer yaratmanın en önemli itici gücünün network etkileri olduğunu teknoloji stratejisi dersimde öğrencilerime öğretiyorum. Örneğin, benim Facebook, Instagram, Messenger ve WhatsApp kullanarak yarattığım değer, diğer kullanıcılar da Facebook’u benimseyip kullandıkça büyüyor. Facebook, insanları birbiriyle bağlantıya geçirme misyonunu takip etmesi sayesinde organik büyümesini destekleyen ve sosyal ağdaki baskın konumunu güçlendiren çok sayıda network etkisini kolaylaştırıyor.

Ancak bu temel amaç, bugün hepimizin deneyimlediği gibi toplumumuzun her kesiminde sayısız olumsuz etkiyle sonuçlanıyor. İnsanları birbiriyle bağlantıya geçirme misyonu aynı zamanda insanların hayatlarını mahvediyor ve yerleşik kurumlarımızı tehdit ediyor. Facebook devasa bir zorlukla karşı karşıya çünkü bu sorunları düzeltmenin yolu nefret söylemini izlemek için daha fazla moderatör istihdam etmek veya haber akışını değiştirmek kadar basit değil. Bu sorun şirketin temel stratejik hedefinde köklü bir değişiklik gerektirecek. Bu anlamda Facebook kapana kısılmış durumda. Network etkileri şirketi başarıya götürdü ama şimdi başarısızlığa sürükleme tehdidini taşıyor. Peki, şirket kendisini çalıştıran bu motoru öylece kapatamayacağına göre ne yapabilir?

Facebook’un Kaçınılmaz Evrimi

Temel amacını takip etmek, Facebook’un insanları birbiriyle daha güçlü yollarla bağlantıya geçirmeye devam etmesini gerektiriyor. Facebook kullanıcı tabanını büyütebilir ve başka türlü bağlantıya geçemeyecek olan daha fazla insanı bağlantıya geçirebilir. Facebook ayrıca mevcut kullanıcı tabanını Facebook’u daha fazla kullanmaya yönelterek, yani katılımı artırarak insanların birbiriyle daha güçlü bağlantıya geçmesini sağlayabilir. İki yol da Facebook’un ağırlıklı değer elde etme yöntemi olan reklam gelirini doğrudan yönlendiriyor. Diğer bir deyişle Facebook, Facebook’u ücretsiz kullanan kullanıcı tabanından para kazanıyor. Bundan eşyazarlı bir makalemde bahsetmiştim.

Şu da var ki Facebook, reklam yoluyla değer elde etmek için herhangi bir teşvik olmaksızın yalnızca insanları birbiriyle bağlantıya geçirerek kullanıcılar için değer yaratmaya istekli olsaydı bile bu zorluklarla karşılaşacaktı çünkü Facebook’un karşılaştığı zorluklar, insanları birbiriyle bağlantıya geçirmenin temel bir sonucudur.

Durumun neden böyle olduğunu anlamak için, Facebook’un sakin geçen ilk günlerinden bu yana nasıl değiştiğini ele alalım.

Eski Arkadaşlar

Başlangıçta Facebook kullanıcıları, gerçek hayatlarındaki görece uzak sosyal çevreleriyle, yani yerel bağlantılarıyla buluşturuyordu. Y jenerasyonundan biri olarak, Facebook’a lisede zaten sahip olduğum arkadaşlıklar sayesinde katıldım. Facebook dünyadaki taraflar arasında doğrudan network etkilerini veya karşılıklı içerik üretimini kolaylaştırdı. Arkadaşların için içerik oluşturursun ve arkadaşların senin için içerik yaratır. Bazı balo fotoğraflarımı yayınlardım, arkadaşlarım da çok farklı olmayan balo fotoğrafları yayınlardı ve hepimiz herkesin ne kadar harika göründüğü hakkında yorumlar yapardık. Biri bir fotoğrafta kötü görünse bile kimse bunu yazmazdı çünkü gerçek hayatta yine birbirimizin yüzüne bakacaktık.

Facebook’un bu sürümünün önemli birtakım sınırlılıkları vardı. İlk olarak, hayatımda zaten sahip olmadığım hiçbir şeye gerçekten erişmeme izin vermedi. Örneğin, niş bir ilgi olan DJ’lik ile ilgilenmeye başladığımda Facebook’taki diğer DJ’lerle bağlantı kuramadım çünkü gerçek hayatta yakın çevremdeki arkadaşlarım arasında DJ yoktu. İkincisi, sınırlı miktarda içerik vardı. Bir balonun en fazla kaç tane fotoğrafını yükleyebilirsiniz ki? Üçüncüsü, normal kullanıcılar “yüksek kaliteli” içerik oluşturacak kaynaklara sahip değillerdi. Kimse tüm bu balo fotoğraflarını profesyonelce düzenlemiyordu. Bu dünyadaki bağlantılar, Facebook’u kullanmaya devam etmeye yetecek kadar yoğun ve sürekli etkileşimi sağlamadığından nispeten zayıf bağlantılardı.

Yeni Arkadaşlar

Facebook, milyonlarca ve sonrasında milyarlarca kullanıcıyı bir araya getirmesinin ardından küresel bağlantıları kolaylaştırarak bu sorunu çözdü. Bir anda, daha büyük bir kullanıcı tabanının daha güçlü network etkileri sayesinde, özel ilgi alanlarına sahip kullanıcılar artık bağlantı kurabilme ve ciddi büyüklükte bir kitleye ulaşma potansiyeline ulaştı. Söz gelimi, artık Facebook ve Instagram’da bağlantı kurabileceğim bir sürü başka DJ var.

Ancak bu küresel bağlantılar her zaman iyi niyetli olmayabiliyor. Kendilerine ve başkalarına karşı tehlikeli amaçları olan kullanıcılar birbirleriyle kolayca bağlantı kurabilir ve bu amaçları pekiştirebilir. İntihar düşünceleri olan bir kullanıcı artık aynı düşüncelere sahip başka bir kişiye danışabilir. Irkçı görüşlere sahip bir kullanıcı, diğer ırkçılarla çevrili olmayı seçebilir. Bu kişiler bir kez bağlantı kurduktan sonra ciddi büyüklükte bir kitle ile bir araya gelip faaliyetlerini koordine edebilir. Bu duruma verebileceğim örnekleri nispeten iyi huylu ancak yine de zarar veren çok katlı pazarlama planlarından, birçok sosyal ağda düzenlenip 6 Ocak 2021’de çevrimiçi tetiklenen ABD hükümet binasına yapılan saldırı gibi olayların koordinasyonuna kadar çeşitlendirebilirim. Bu saldırı, seçim sahtekarlığıyla ilgili komplo teorilerine ilgi duyan çevrimiçi kullanıcı toplulukları tarafından tetiklenmişti.

Arkadaşlardan Profesyonel İçerik Üreticilerine

Başka bir önemli değişiklik daha gerçekleşti. Facebook geliştikçe, ağırlıklı olarak dolaylı network etkilerinden beslenmeye başladı. Aynı konuya ilgi gösteren insanların birbirleri için karşılıklı içerik üretmesi yerine içerik tüketen geniş bir kullanıcı tabanı, “profesyonel” içerik üreticilerini sürekli içerik yayımlamaya teşvik ediyor ve bu profesyonel içerik, geniş kullanıcı tabanını Facebook’ta çevrimiçi ve etkileşimde tutuyor.

Dolaylı network etkilerini yönlendirmek için profesyonel içerik üreticilerine bel bağlamanın bir takım zararlı sonuçları doğuyor. İlk olarak, ünlüler veya yarı profesyonel “influencerlar” gibi seçkin bireyler, ulaşılamaz bir vücut imajını ve yaşam tarzını normalmiş gibi göstermeye teşvik ediliyor ki Facebook’un kendi araştırma bulgularının gösterdiği üzere bu tür içerikler gençlerde depresyon, kaygı ve intihar düşüncelerini kötüleştiriyor. İkincisi, “tık tuzağı” (clickbait) nesli profesyonelleşiyor. Hem geleneksel medya işletmeleri hem de kötü niyetli aktörler, kullanıcıların merakını ve duygusal tepkilerini istismar eden içerik ve manşetleri hızla ve çok sayıda üretmeye teşvik ediliyor. Üçüncüsü, profesyonel aşırılık yanlıları tehlikeli mesajları açıkça geniş ölçekte yayabiliyor. Örneğin IŞİD, Facebook’u üye toplama çalışmaları kapsamında isyana meyilli gençlerde yankı uyandıran grotesk şiddet videolarını paylaşarak etkili bir şekilde kullandı.

Facebook ve toplum olarak bizim için zorluk şu ki Facebook’un “sorunu” çözmek için yapabileceği her şey, nasıl değer yarattığına ve temel misyonuna doğrudan karşı işliyor. Özünde, Facebook’u eleştirenler daha az insanı birbiriyle bağlantıya geçirmesini ve bunu daha hafif yollarla yapmasını istiyor. Ancak bu, Facebook’un her zaman yapmak istediği şeyin temel değerlerini ihlal ediyor. Bu duruma Facebook Tuzağı diyoruz.

Hesap Verebilirliğin Zorluğu

Peki Facebook bu sorun karşısında ne yapacak? Toplum olarak bu sorunun ne kadarından dolayı Facebook’u kamuoyu baskısı, düzenleyici politikalar veya başka yollarla sorumlu tutabiliriz? Bu soruları yanıtlamak için, Facebook’un kullanıcı kaynaklı bağlantıları kolaylaştırmadaki rolünü, algoritma kaynaklı bağlantılarla kıyaslayarak değerlendirelim.

Kullanıcı kaynaklı bağlantılar, Facebook platformunun başlangıçta taraflar arasında kolaylaştırdığı doğrudan etkileşimlerdir. Facebook, Harvard lisans öğrencilerinin bir kaydı olarak başladığı zamanlarda, bir kullanıcı diğer tüm öğrenciler arasında gezinebilir ve hakkında içerik görmek istediği birkaç kişiyle bağlantı kurmayı seçebilirdi. Yalnızca kullanıcı kaynaklı bağlantılara sahip bir Facebook, oldukça yerel bağlantılarla ve çoğunlukla doğrudan network etkileriyle sınırlı olacaktı.

Bununla birlikte, bir platform büyüdükçe, bir kullanıcının gözden geçirmesi ve kendileri için değerli olan bağlantıları bulması giderek zorlaşır. Facebook, insanları etkin bir şekilde bağlantıya geçirmeye devam edebilmesini sağlamak için algoritma kaynaklı bağlantılar kurdu. Bu öneri motoru, yeni arkadaşlar ve gruplar önermek, haber akışını ve arama sonuçlarını doldurmak için kullanıcıların platforma sağladığı verileri kullanır. Küresel bağlantıların oluşmasını ve dolaylı network etkilerinin ortaya çıkmasını sağlamak ve kullanıcılara istedikleri en yoğun şekilde bağlantıya geçecekleri bağlantıları getirmek için böyle sert bir kontrol gerekli.

Kullanıcı ve Algoritma Ayrımı Neden Önemli?

Hangi sorunların kullanıcı kaynaklı organik bağlantıların, hangilerinin Facebook tabanlı algoritma kaynaklı bağlantıların bir sonucu olduğunu ayırmak bize Facebook’un nelerden makul şekilde sorumlu tutulabileceğine dair bir fikir verse de bu ayrımı yapmak ne yazık ki kolay çözümler sunmuyor.

Facebook’un bağlantıları kolaylaştırmak için sert bir kontrol kullandığı senaryolar, haklı olarak bir miktar hesap verebilirlik arayabileceğimiz yerlerdir; bu arayışımız Facebook’un misyonuna aykırı olsa bile. Örneğin veriler, başkalarının tahrik edici taraflara veya içeriklere bağlanmayı gerçekten sevdiğini gösterse de bu durum Facebook’un bu içeriği karşıma getirmesi gerektiği anlamına gelmez. Kullanıcıları aramayacakları yeni içeriğe maruz bırakmamak, nispeten basit bir seçenek.

Öneri motorunun belirli bir kullanıcının gerçekten istediği bağlantıları kullanıcının kendi etkinliğine ilişkin veriler üzerinden önermesi gerekip gerekmediğini düşündüğümüzde, hesap verebilirlik sorusu daha az belirgin hale geliyor. Facebook’un misyonu bu bağlantıları özellikle kolaylaştırması gerektiğini ifade etse de bu bağlantılar, bir kullanıcının mevcut davranışlarını ve dünya görüşünü daha güçlü hale getirebilir. Örneğin ılıman siyasi eğilimleri olan bir kullanıcı ulusal siyaset hakkında okumaya ilgi gösteriyorsa, bu ilgi aşırı ve hatta tehlikeli hale gelmeden Facebook ne kadar siyasi içerik önerebilir? Evet, Facebook bu önerileri nasıl yaptığını bireysel kullanıcılar kendilerini sorumlu tutamayacağından sınırlayabilir. Ancak Facebook’un burada çizebileceği bariz bir çizgi yok.

Ancak, kullanıcılar kendi inisiyatifleriyle bağlantı kurduğunda net bir sorumluluktan bahsedemiyoruz. Sorunlu kullanıcı kaynaklı bağlantılarla başa çıkmak için Facebook’un nihayetinde içeriği sansürlemesi ve sorunlu olduğunu düşündüğümüz içeriği oluşturan kullanıcıları yasaklaması gerekecek. Elbette bazı kesin çizgiler var. Örneğin şiddet içeren faaliyetlerin açık bir şekilde planlanması engellenmelidir ancak zarar verme potansiyelli içeriğin büyük bir kısmı devasa bir gri alana denk düşüyor. Aşı karşıtı içeriğin koyu gri alanını düşünün. Facebook’un açık yanlış bilgileri sansürlemesini istiyorsak, söz gelimi aşının yan etkilerini açıklayan detaylı ve verilere dayalı içerikler hakkında ne yapılmalı? Facebook, bu içeriğin önerilerini bastırmak için algoritmasını ayarlayabilir ancak kullanıcılar özellikle çaba sarf ederek bu içerikleri buluyorsa, Facebook bu içerikleri sansürleyebilir mi, sansürlemeli mi? Bu tür bir sansürü istiyor muyuz?

Bu Facebook’un en çok mücadele verdiği alan. Şirket, içeriği nasıl sansürlediği konusunda sürekli tutarsız ve kapalı davrandı. Zuckerberg, sorumluluğu yarı bağımsız bir denetim kuruluna devretmeye çalıştıysa da tenkitçiler Facebook’u kurula işini kapsamlı ve etkili bir şekilde yapmasını sağlayacak kaynak veya kontrolü kasıtlı olarak vermemekle suçluyor.

Ancak bu kaçınma, sosyal ağlara özgü hesap verebilirlik zorluğundan kaynaklanmaktadır. Evet, Facebook’u bizi özellikle bağlantıya geçirmeye uğraştığı şeylerden sorumlu tutabiliriz. Diğer yandan, kendimiz özellikle bağlantıya geçtiğimiz şeylerden Facebook’u sorumlu tutabilir miyiz? Misyon olarak insanları birbiriyle bağlantıya geçirmeye adanmış bir şirket olarak Facebook, kullanıcıların kendi bulmasından veya Facebook’un önermesinden bağımsız olarak kullanıcıların gerçekten istediği bağlantılardan dolayı sorumlu tutulmayı şüphesiz ki istemiyor.

Facebook Ne Yapabilir?

Bir strateji profesörü olarak, muhtemelen Facebook’a karşı çoğu kişiden daha anlayışlıyım. Facebook’un insanları birbiriyle bağlantıya geçirme stratejisi muazzam miktarda değer yaratsa da aynı strateji günümüzde Facebook’u çok fazla sıkıntıya sokuyor. Bu konudaki tüm taraflar için zor değiş tokuşlar söz konusu. Benim görüşüme göre net bir çözüm yok ancak Facebook’un aynı anda izleme imkanının bulunduğu üç geniş yol var.

Nelerin kazanılıp nelerin kaybedildiğini açıkça iletmek. Geçmişteki sorumluluk alma çabalarında Facebook, yarattığı sorunlara dair çözümleri olduğunu ima etmişti. Şu anda görünüşe göre böyle bir çözümleri yok. Bir çözüm yolu olarak Facebook, insanları birbiriyle bağlantıya geçirmenin ürettiği değer hakkındaki savunuculuğunu sürdürürken aynı anda vücut imajı ve Instagram gibi belli sorunları belgeleyen araştırmalar yayınlayarak sosyal ağların temelde getirdikleri ve götürdükleri konusunda daha şeffaf olabilir. Bu araştırmalardan öğrendiklerimiz, yönetmeliklere rehberlik edebilir ve Facebook’u sektör için uygun bir yönde düzenleme yapmak için iyi bir konuma getirebilir. Avrupa’da Genel Veri Koruma Yönetmeliği gibi maliyetli uyumluluk gereksinimleri getiren düzenlemeler Facebook gibi yerleşik şirketleri koruyan bir giriş engeli olabilir.

Moderasyonu geniş ölçüde artırmak. Tüm içeriğini kapsamlı bir denetimi için, Facebook’un istenmeyen içeriğin algoritma algılaması konusunda geliştirmelere devam etmesi ve insan moderatörlerin sayısını bir veya daha fazla büyüklük mertebesi kadar arttırması gerek. 2020 itibariyle Facebook, her biri her gün yüzlerce içerik öğesini izleyen 15 bin insan moderatör istihdam ediyor ve daha fazlasına ihtiyacı olacak. Bu çaba milyarlarca dolara mal olacak ve belki de Facebook için daha acı verici bir şekilde, Facebook’u hangi içeriğin kısıtlanacağına karar vermeye, yani bir gruba yönelik içerik seçerken başka bir grubu sansürlemeye zorlayacak. Bununla birlikte moderasyon çabalarının şifreli WhatsApp veya Messenger iletişimleri yoluyla çalışan içerikler hakkında yapabilecekleri fazla bir şey yok.

Uygun şekilde hesap verebilir olmak. Facebook’un, platformun hangi yönlerinden sorumlu olmak istediğine ve sorumlu olabileceğine dair net sınırlar çizip sorumlu olmak istemediği alanlarda sorumluluğu açıkça hükümetlere, bağımsız kurumlara ve kullanıcılara devretmesi gerek. Genellikle kapalı bir şekilde işleyen algoritma kaynaklı bağlantılar konusunda hesap verebilirliği devretmek pratik olmayacak. Bu teknoloji Facebook için temel bir fikri mülkiyet olduğundan Facebook’un algoritmalarının hangi bağlantıları desteklediği konusunda sorumluluk almaya hazır olması gerek.

Ancak istenmeyen içeriklere ulaşan kullanıcı kaynaklı bağlantılar konusunda Facebook kimin sorumlu tutulacağına dair net değil. Yarı bağımsız Gözetim Kurulu, Facebook’u hesap verebilirliği devretmeye yönlendirse de bu tutum kaçamak ve eksik kalıyor. Kurul, Facebook’un içerik kararlarını yalnızca bu kararlar verildikten sonra inceliyor. Ayrıca yönetim kurulu hala finansal olarak Facebook’a bağımlı ve büyük ölçekte çalışamayacak kadar küçük.

Gelecekte Facebook, kendi moderasyon çabalarını büyük ölçüde hızlandırarak gerçek bir sorumluluk üstlenebilir. Hesap verebilirliği halka açık ve güvenilir bir şekilde dış bir otoriteye verebilir ya da başlangıçtaki insanları istedikleri gibi özgürce bir araya getirme misyonundan yana bir tavır alarak ve savaşarak bu sorumluluğu bireysel kullanıcıların ellerine bırakabilir. Şu anda, Facebook belirsiz bir şekilde bunların hepsini yapıyor ve günün sonunda kimseyi sorumlu tutmuyor.

Sorun Facebook’a Özgü Değil

Facebook bir paratoner gibi mevcut öfkeyi üzerinde toplasa da yarın öbür gün Facebook diye bir şey kalmadığında yine aynı sorunlarla tekrar tekrar karşılaşacağız. Facebook Tuzağı tüm sosyal ağlar için geçerli ve birbiriyle daha bağlantılı bir dünyayı kolaylaştıran dijital teknolojinin sonuçlarını yansıtıyor.

Twitter, insanları küresel ölçekte birbiriyle bağlantıya geçirmek için algoritmalar kullanması bakımından Facebook’a benzer bir şekilde gelişti ve aynı olumsuz sonuçları doğurdu. Başlangıçta asıl olarak arkadaşları birbiriyle bağlantıya geçiren Snap(chat), kullanıcıların profesyonel içerikleri izlemek için harcadıkları süreyi artıran dolaylı network etkilerini yönlendirmek için platformunu büyük ölçüde yeniden tasarladı. TikTok, gerçek hayattaki arkadaşlardan oluşan bir ağ oluşturmak zorunda kalmadan kullanıcıları küresel bağlamda en ilgi çekici içeriğe ulaştırmak için sınıfının en iyisi algoritmalarını kullanarak hızla etkin bir güce dönüştü.

Daha fazla insanı daha güçlü bir şekilde birbiriyle bağlantıya geçirmenin sonuçları üzerine hepimizin etraflıca düşünmesi gerek. İçinde bulunduğumuz bu tuzakta gezineceksek, Facebook’un yanı sıra günümüzde ve gelecekte kurulacak tüm sosyal ağ platformlarının nelerden sorumlu tutulacaklarına dair net bir sınır çizmeleri gerek. Artık şirketlerin yanında hükümetlerin ve kullanıcıların birlikte Facebook Tuzağı’na karşı doğrudan mücadele etme zamanıdır.

https://hbrturkiye.com/blog/facebook-tuzagi


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: