Posted by: bluesyemre | January 11, 2022

2022’de Dijital Rekabeti Şekillendirecek Teknoloji Trendleri

Dünya genelinde son iki yılımız, Covid-19 pandemisinde tam bir çözüme ulaşılamaması, ekonomik istikrarsızlıklar, iklim değişikliği, teknoloji ihtiyacının kontrolsüz artışı ve yeni kaynak arayışları ile devletlerin ve şirketlerin sürekli olarak beklenmedik olaylarla sarsıldıkları bir ekonomik kırılım dönemini tecrübe ederek geride kaldı. Bu kırılım dönemi, yarını ya da bir sonraki haftayı öngörmek konusunda endişelerinden ötürü uzunca bir süredir rahat bir uyku çekemeyen kurumsal şirket liderlerinin akıl defterlerinde unutmak istedikleri anılarla yerini aldı. Ancak başka bir perspektiften bakılırsa iş dünyasında gelişmenin bir yolu olarak, dijital iş vaadlerinin ve yaşanan karanlık tabloda rekabetten kaynaklı ortaya çıkan daha iyi performans eğiliminin, teknoloji çevrelerinde kaliteyi sorgulatır ve hatta bir itici güç olarak iyileştirir hale getirdiği de su götürmez bir gerçek.

Özellikle siber çevreler ve yeni nesil teknolojilere ayak uydumak noktasında erozyona uğrayan regulatif sınırlayıcı bakış açıları, dijital işlerin teknik sorumluluğunu şirketlerin teknoloji yöneticilerinin omuzlarınıza yüklüyor. Tüm bu kurumsal sorumluluk yükü, bir kuvvet çarpanı olarak zamanın göreli etkisi ile şirketlerin dijital etkileşimin bir parçası olamadığı durumlarda yıkıcı bir güce dönebiliyor.

Peki şirketleri ve teknoloji çevrelerini yeni yılda neler bekliyor? Dijital büyümeyi hızlandırmak, veri temelli ekonomik yapıları lehimize kullanmak ve şirketinizi stratejik olarak ileriye taşımak için atılması gereken yenilik adımları neler olmalı?

Eğer bu soruya, dijital lügatın ağdalı ve süslü teknik dilinden arındırılmış bir yanıt verirsek, bu yenilik adımlarını şöyle belirleyebiliriz.

• Her yerde ve her zaman çalışanlarınız ve kurumsal her tip cihazlarınız için güvenilir dijital bağlantıları sağlamak çünkü tehdit ve tehlikenin ne zaman ve nerede şirketinizin karşısına çıkacağını kontrol edemezsiniz.

• Dijital yaratıcılığı her yerde ve her zaman, hızla ölçeklendirmek için çözümler üretmek çünkü dijital inovasyona olan ihtiyacınızı karşılarken tıpkı altını arayan madenciler gibi çok kazıp az kazanmayı kabul etmek zorundasınız.

• İş büyümesini bugünün ötesinde hızlandırmak için birikim sahibi ve yeterli yetenekleri keşfetmek çünkü yalnızca teoride konumlandırılmış yeterli birikim ve yetenek sahibi olmayan liderler ve yöneticiler gemi batarken rotayı belirlemeye değil ancak ağırlık olmaya yarayacaklardır.

Siber dünyada dayanıklılık ya da direnç (cyber resilience) olarak tabir edilen tanım, tam da bu noktada çok doğru bir açıklama aracı olacaktır. Bu kavram özünde örgütsel dayanıklılık ve iş sürekliliğini destekler. Bahsettiğimiz yenilik adımları tek başına iş göremeyecek bir bütünün parçası olarak, birbirinin üzerine inşa edilir ve birbirini güçlendirir. Her bir dönüşüm adımı birlikte ele alındığında, 2022 için teknoloji trendlerinin kurumsal bir strateji olarak şirketinizin dijital esnekliğini ölçeklendirme, gelişen yeni nesil teknolojilere uyum sağlama önceliklerini karşılamanıza yardımcı olacak ve şirketinize büyüme hedefleri için demode yaklaşımlardan uzak, sürdürülebilir bir vizyon sağlayacaktır.

Gelişen Teknoloji Mühendisliğine Güvenmek

Dünyada gelişmiş olarak nitelendirdiğimiz birçok ülke, yeni ve adı konmamış teknoloji çağında devlet politikası olarak dijitalleşme adımlarını yalnızca kurumsal iş dünyasında değil sağlık, güvenlik, finans başta olmak üzere tüm alanlarda atmayı sürdürmekte, bu çerçevede hukuki altyapılarını güncellemektedir. Dijitalleşme olarak dilimizden düşürmediğimiz bu kavram ise eğer bir başarı ile taçlandırılacaksa, verimli ve esnek bilgi teknoloji bakış açısı temelli olmalıdır. Bu noktada devletlerin olduğu gibi ekonomik sistemin merkezi parçaları olan şirketler teknolojiye güven duymalıdır. Bilgi teknolojileri ve teknoloji mühendisliği ise şirketlere ihtiyaç duyduğu güveni sağlamak ile sorumlu olacaktır. Peki şirketler 2022 yılında teknolojiyi kullanarak işleri nasıl lehine çevirir, ellerini ekonomi çevrelerinde güçlü kılarlar?

Veri Yönetimi (Data Fabric)

Son 10 yılda veri analitiği alanında yapılan otomatizasyon çalışmaları göstermiştir ki, iş dünyasında verilerin değeri hiç bu kadar net olmamıştı. Tamamlamakta olduğumuz 2021 yılına baktığımızda Google, 2021 itibariyle küresel arama motoru pazar payının yüzde 87,35‘i ile arama motoru pazarının en büyük hissedarı olmaya devam ediyor. 2021 için Büyük Veri istatistikleri, bunun yılda 1,2 trilyon arama ve saniyede 40 binden fazla arama sorgusu anlamına geldiğini gösteriyor. Dünya çapında 180 ülkede ve 60 farklı dilde hizmet vermeyi sürdüren 2 milyarlık bir kullanıcı tabanlı WhatsApp ile günde 65 milyar mesaj alışverişi gerçekleştiriliyor.

Büyük veri analitiği (big data analytics) tamamen gelişmiş bir fikir haline gelmeden önce şirketler, veritabanlarında ne yapacaklarını bilmeden tonlarca bilgi depoluyorlardı. Bu alanda gelişen veri yönetimi teknolojilerine ilişkin küresel IBM araştırmalarına göre, ortalama olarak, düşük veri kalitesi, dünya çapındaki işletmelere yıllık 9,7 milyon dolar ile 14,2 milyon dolar arasında bir maliyete mal oluyor. Son derece veri odaklı bir ekonomide faaliyet gösteren ABD gibi ülkeler için bu rakam trilyonlara ulaşabilir.

Günümüzde hâlâ birçok veri çoğu zaman uygulamalar içinde kalıyor ve siliniyor, bu da aslında dünya devi teknoloji firmalarından almamız gereken veri yönetimi dersleri olduğu anlamına geliyor (elbette bunlar veri yönetimi alanında ve kurumsal büyümeyi olumlu yönde etkileyecek olan yönleri). Yönetilebilir veriler, aracı teknoloji platformları ve kullanıcılar arasında bütünleştirecek her yerde mevcuttur. Meta verileri okuyan yerleşik analitik dizayn içinde, veri dokusu ve dizilimi anlamlandırıldığında gerçek katma değeri ve pazarlama yeteneği ortaya çıkacaktır.

Siber Güvenlik Ağı (Cybersecurity Mesh)

Şirketlerin kurumsal dijital varlıkları, bulut saklama alanları ve veri merkezleri arasında dağıtılmış halde yaşam döngüsünü sürdürmeye devam ediyor. Kurumsal odaklı geleneksel, parçalı güvenlik yaklaşımları çevreler, kuruluşları veri ihlalleri ve siber ataklara açık hale getidiği özellikle pandemi sürecinde tüm şirketlerin kara tecrübeleri arasındaki yerlerini çoktan aldı bile. Dayanıklı siber güvenlik ağ mimarileri özellikle şirketlerin teknoloji yönetim ekiplerine nefes aldırırken, dijitallşeme hedefleri için de şekillendirilebilir bir yaklaşım sağlar. Ölçümlenebilir ve teknik kaotik ekseninden beslenmek yerine birlikte çalışılabilir siber güvenlik yapıları ortak entegre yapılar yaratırken tüm kurumsal dijital varlıkları güvence altına almayı hedefler. Sağlam siber güvenlik yapılarının bazında, şirketinizi bilişim teknolojilerinde ne kadar kaslı hale getirdiğiniz ve otomatizasyon ihtiyaçlarınızı belirleyebildiğiniz ve elbette çalışanlarınızı güvenlik yaklaşımlarında ne kadar yüreklendirdiğiniz vardır. Gartner araştırmalarına göre, 2024 yılına kadar şirketler,  ağ mimarisi ve güvenlik araçlarını teknoloji ekosistemi koşullarına uygun olacak şekilde adapte ederek bireysel güvenlik ihlallerinden kaynaklanan mali zararı yüzde 90 oranında indirgemeyi hedeflemektedir.

Veri Güvenliği (Privacy-Enhancing)

Verinin gerçek değeri, sadece ona sahip olmakla değil, nasıl kullanıldığıyla da ortaya çıkar. Yapay zeka (AI) modelleri, veri analitiği ve yönelimlerin analizi gibi konular veri kullanımının en güncel ve en gelecek vaad eden örnekleridir. Gizlilik artırıcı hesaplama (Privacy-enhancing computation: PEC) yaklaşımları, verilerin paylaşılması hususunda ekosistemler arasında değer yaratırken aynı zamanda mahremiyeti korumayı hedefler.

Veri gizliliğini ya da güvenliğini artıran hesaplamalar için bir dizi farklı teknik vardır ve bunlardan bazıları artık popular kavramlar arasında yerlerini almaya başlamıştır. Bunlara örnek olarak, sıfır bilgi ispatları (zero-knowledge proofs)çok taraflı hesaplama (multi-party computation) ve homomorfik şifreleme (homomorphic encryption) verilebilir. Farklı kullanım durumları için onları aşağı yukarı uygun kılan farklılıkları vardır ancak hepsi aynı hedefi paylaşır.

Erişiminiz olmayan veri kümelerinden yararlanabildiğinizde, bununla ne yapabilirsiniz? Birçok perspektiften bu sorunun yanıtına sonsuz sayıda yanıt verebilirsiniz ancak yolu üçüncü taraf sağlayıcılardan geçmek yerine doğrudan farklı amaçlar için birlikte çalışan şirketlerle sağlayıcısız eğilimin gelişmesine yol açan şey de bu olasıklıkların sonsuz olmasıdır. Gartner araştırmalarına göre, 2025 yılına kadar büyük kuruluşların yüzde 60’ı analitik, iş zekası veya bulut bilişimde bir veya daha fazla gizliliği artıran hesaplama tekniği kullanıyor olacak.

Bulut Bilişim (Cloud-Native Platforms)

Bulut bilişim, verimli bir depolama çözümünden daha fazlasıdır; bu verilerden yararlanmak için veri ve yenilikçi çözümler üretmek için benzersiz bir platformdur. Günümüzde şirketlere özel uyarlanabilir bulut çözümleri ile daha önce ulaşılamaz olduğu düşünülen hizmet odaklı modele yaklaşılması da kolaylaşıyor. Bu anlamda bulut teknolojileri dijitalleşme yolunda şirketlerin büyük veriyi saklama ve istenildiği anda çeviklikten ödün vermeden temel yetkinlikleri ve iş hedefleri doğrultusunda iş modellerini sürdürebilir kılma ve süreçlerini yenilemelerine olanak sağladı.

Pandeminin küresel boyutta en ağır tablosunun yaşandığı 2020 yılı, uzaktan çalışma çözümlerini kolaylaştırma fonksiyonları arasında başrolü üstlenen bulut bilişm için çok önemli bir yıl oldu. Bu belirsiz süreçte daha fazla esneklik sağlamak için kuruluşların mevcut kurumsal süreçleri yeni bulut teknolojileriyle birleştirmesine izin verdi. Şirketler bu yeni uzaktan çalışma ortamında gelişmek için rekabet ederken Covid-19 bulut yeteneklerine odaklanmayı kolaylaştırdı. Bulut, şirketler için iş sürekliliğinin önemli bir parçası haline geldi ve kurumsal büyümenin kilidini açmanın anahtarı misyonunu da üstlenmiş oldu. Hatta dünya çapında genel bulut hizmetlerine yapılan harcamaların 2021’de yüzde 18,4 artması ve önümüzdeki yıllar için görümlemesi için yapılan analizler gelecekte de bulut bilişim dijitalleşme yolculuğunda en iyi arkadaşlarımızdan olmayı sürdürecek.

Kurumsal Değişime Yön Vermek

Teknolojiyi tanımayan iş birimleri artık şirketlerin kabusu haline geliyor. Çağı yakalamak noktasında şirketlerin en önemli görevlerinden biri, birbiri ile koordine çalışabilen kompozit teknoloji ve süreç ekipleri modelleyebilmek. Dijitalleşme süreçlerinin erozyona uğramasının sebeplerinden biri şirket yönetimlerinin iletişimden yoksun teknoloji ve süreç modelleri, çünkü işlerin kolaylaşması ve küresel uyum çerçevelerine ayak uydurulabilmesi, siber güvenlik farkındalığı gibi hedefler heterojen teknoloji-süreç yapılarında, kurulan hayallerden öteye gidemeyen senaryolar olarak masada kalıyor. Bu durumda karşımıza şu koru çıkıyor, şirketler yeni akım değişime yön vermek içinbu modellerde başarıyı nasıl sağlarlar?

Füzyon Uygulamalar (Composable Applications)

Hızla değişen teknoloji çevrerelerinde iş ihtiyaçlarına en hızlı cevap verebilme refleksi geliştiren şirketler aynı zamanda rekabet gücünü elinde bulunduran ve ciddiye alınması gereken pazar oyuncuları oluyor. Şirketler birleştirilebilir füzyon uygulamaları için, belirli bir iş kabiliyetine hizmet eden ve bir veri şemasından, bir dizi hizmetten, API’lerden ve olay kanallarından oluşan paketlenmiş iş yetenekleri (packaged-business capabilities – PBC’s) yazılım tanımlamaları kullanmaktadır. PBC’ler, kendi başına ayakta durabilen, tamamen özerk ve son müşteri tarafından kullanılabilen bir iş hizmetleridir. Hepsi API’ler aracılığıyla birbirine bağlanan daha büyük uygulama paketlerinin yapı taşlarıdır. PBC’leriçin sıkça karşılaştığımız örneklerden biri, bir e-ticaret sistemi içindeki sanal bir alışveriş sepetidir. Alışveriş sepeti, bir satın alma işlemini tamamlamak için katalog, fiyatlandırma ve ödeme işlevlerini kullanırken, tüketici yalnızca alışveriş sepetinin kullanıcı arabirimi (user interface -UI) ile etkileşime girmektedir.

Gartner araştırmalarına göre, 2024 yılına kadar kullanıcılara internet üzerinden bulut tabanlı uygulamalara erişim ve kullanım olanağı sağlayan, merkezi olarak barındırılan, aboneliğe bağlı bir lisanslama ve dağıtım modeli olarak tanımlanan tasarım yeni hizmet olarak yazılım (Software as a service – SaaS) ürünleri özel uygulamalar için “birleştirilebilir API-ilk veya yalnızca API” (“composable API-first or API-only”) oluşturma geleneksel olarak tanımlanacaktır.

Karar Zekası (Decision Intelligence)

Napoleon Bonaparte’ın “Kararda duygusallığın yeri olursa hata payı artar” sözü dijitalleşen dünyanın karar zekası ihtiyacına yönelik bir yakınmayı yüzyıllar öncesinden hatırlatır niteliktedir. İş dünyasında kararlar çok sayıda deneyim ve önyargıdan hatta yönetici ve liderlerin etki alanı ve tecrübeleriden etkilenebilir ancak değişkenler ne olursa olsun hızlı değişmekte olan teknoloji çağında, şirketler rekabetçi ve öngörülemeyen eknomik koşullarda dahi iyi kararları hızla vermelidir.

Karar zekasının, kurumsal stratejik kararların alınmasında etkin rolü gereği; alınacak kararların insan faktörünün hata payından arındırmak için numerik bir modelleme, füzyon ekipleri yönetebilme kabiliyeti, günümüzün en şirketlerin başına en çok dert olan birikim ve geribildirime dayalı kararları değerlendirme ve iyileştirme noktalarında devreye girmektedir.

Karar zekası şirketler için verileri analitiği ve yapay zekayı entegre etmek, kararların oluşturulmasına olanak tanır. Kararları desteklemek, artırmak ve otomatikleştirmek için istihbarat platformları olarak değerlendirilir.

Yapılan araştırmalara göre, 2023 yılında dünya genelinde önemli birçok şirketin bugün örneklerinde olduğu gibi bünyelerinde karar modelleme yapılarını otomatize etmeleri yönünde analist ekiplerin verileri değerlendirmekle görevlendirilmesi beklenmektedir.

Hiperotomasyon (Hyperautomation)

Hiperotomasyon, kuruluşların mümkün olduğunca çok sayıda iş ve bilgi teknolojileri sürecini hızlı bir şekilde tanımlamak, denetlemek ve otomatikleştirmek için kullandığı, iş odaklı, disiplinli bir yaklaşımdır. Hiperotomasyon, birden çok teknolojinin, aracın veya platformun düzenlenmiş kullanımını içerir. Dijital dünyada yaşanan kontrolsüz enine büyüme eğilimi, teknoloji çevresinde inovasyonun artışı ve operasyonel mükemmelliğe artan odaklanma, daha iyi, daha yaygın otomasyona duyulan ihtiyacın altını çizdi.

Hiperotomasyon kavram olarak iş odaklı bir yaklaşım olarak mümkün olduğu kadar çok iş ve bilgi teknolojileri sürecini otomatikleştirmeyi hedeflerken, RPA, düşük kodlu platformlar ve süreç madenciliği araçlarını içeren çoklu teknoloji araçlarının ve platformlarının organize kullanımını, iş çevikliğini sağlamaya çalışır.

Yapay Zeka Mühendisliği (AI Engineering)

Yapay zeka (AI), kuruluşların inovasyonel teknoloji markalarının ortaya çıkmasını sağlamak için oyunun kurallarını değiştiren çözümler sunmayı geride bıraktığımız yıl boyunca sürdürdü. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hem hukuki hem de teknik anlamda çalışma alanları da genişlemeyi sürdürüyor. Pandemiden güçlü bir konumda yoluna devam etmeyi başaran birçok şirketin geç kalmadan yapay zeka teknolojisi ile tanışıp benimsemesi gereksinimi kaçınılmaz bir aksiyon olacak gibi görünüyor. Ancak havalı bir teknoloji webinar başlığı ya da geleneksek bilgi teknolojileri yönetişimi bakışı ile yapay zekayı aynı kefeye koymaya çalışan bakış açısı bugün için işleri idare etse bile yarın kaybedecek bir yanılsama içinde olduğunu bilmelidir. Kuruluşlar yapay zekayı övmek yerine optimize etmelidir.

Yapay zeka (AI) mühendisliği ise, yapay zeka modellerinde güncellemeleri operasyonel hale getirme disiplinidir. Bilgi işlem gücünün ve devasa veri kümelerinin kullanılabilirliğindeki artış, binlerce değişkeni kapsayan ve hızlı ve etkili kararlar verebilen yeni yapay zeka, modeller ve algoritmaların oluşturulmasına yol açmıştır. Ancak çoğu zaman bu yetenekler yalnızca kontrollü ortamlarda çalışır ve gerçek dünyada çoğaltılması, doğrulanması ve doğrulanması zordur. Günümüzde yapay zeka yeteneklerinin geliştirilmesine ve konuşlandırılmasına rehberlik edecek bir mühendislik disiplinine duyulan ihtiyaç acil diye nitelendirilebilir durumda görünüyor. Örneğin, otonom bir araç güneşli bir günde boş bir yarış pistinde iyi seyir ederken, İstanbul’da bir dolu fırtınası sırasında nasıl aynı şekilde etkili bir şekilde çalışacak şekilde tasarlanabilir? Yapay zeka mühendisliği, yapay zeka sistemlerini yüksek derecede karmaşıklık, belirsizlik ve dinamizm ile karakterize edilen ortamlarda çalışacak şekilde proaktif olarak tasarlamak için bir çerçeve ve araçlar sağlamayı amaçlarken aslında yava yavaş insan hata faktörünü ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Rekabetçi Hızlı Büyümeyi Hedeflemek

Heterojen bir teknoloji çağının yaşanmakta olduğu süreçlerde kurumsal dijital yaklaşımların bireysel kullanım ve bakış açısı ile koordinasyonu çoğu zaman zorlayıcıdır. Şirketler rekabet odaklı ortamlarda eğer ana süreçler ve finansal kazanım mekanizmalarında temel ve yapı taşlarını kurmuşlarsa marka değerini en üst düzeye çıkaran teknoloji trendlerine odaklanma zamanı zamanı gelmiştir. Bu teknolojiler, şirketlerin iş ve pazar paylarını artırmaları noktasında dijitalleşme momentleri için önemli güç çarpanı rolü üstlenecektir.

Teknoloji Tabanlı Kurumsallaşma (Distributed Enterprise)

Kurumsal yaklaşımın teknoloji tabanlı yapıya dağıtılması şirketleriçin iki farklı ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri Covid-19 ile birlikte esnek uzaktan çalışma modelinin benimsenmesi ve ihtiyaç haline gelmesi bir diğeri ise tüketicilerin şirketler ile olan iletişimlerinde giderek geleneksel, fiziksel yollardan uzaklaşmasıdır. Yakın gelecekte kurumsal çevrelerin rekabetçi stratejiye ayak uydurmak, tüketici temas noktalarını dijitalleştirme ve deneyimler oluşturma yaklaşımı ile ürünlerini desteklemek için şirketlerin yeni sloganının sanal öncelikli mimari (virtual-first, remote-first architectural approach) olması da bu durumu en iyi özetleyen anlatım olacaktır.

Son dönemde yapılan öngörümleme araştırmalarına göre, uzaktaki müşterilerine hizmet götürmeyi hedefleyen şirketler ile kurumsal drone kullanımının önümüzdeki 10 yıl içinde 100 kat artması, sanal gerçeklik (virtual reality-VR) yeteneklerinin tekstil, ev dekorasyonu, otomotiv gibi birçok alanda yaygınlaşarak müşterilere dijital dünya deneyimlerin sunulması bekleniyor. Şirketler müşterilerle ilişki kurma norktasında (customer-facing) daha iyi teknolojilere yatırım yapma eğilimde olmayı sürdürecekler.

İş Zekası (Business intelligence)

Şirketlerin iş modelleme ve tecrübe günlüklerine bakıldığından toplam tecrübe dört disiplini birleştirir. Bunlar müşteri deneyimi, kullanıcı deneyim, çalışan deneyimi ve daha iyi bir deneyim yaratmak için çoklu deneyim olarak ifade edilen tüketiciler ve çalışanlar için deneyim. İş zekası ile beklenen, bu birbirinden bağımsız verilerin daha bütünsel bir genel geribildirimi için kümülatif sonuçlar elde etmektir. Yeni dünya iş modellerinde, farklı kaynaklardan ve terabaytlardan zetabaytlara kadar farklı boyutlarda yapısal, yarı yapısal ve yapısal olmayan verileri içeren çok büyük, çeşitli veri kümelerine karşı gelişmiş ve yapay zeka (AI), nesnelerin interneti (IoT) için veri karmaşıklığını yeni formlar ve veri kaynakları ile yönlendiren veri analitiği yöntemleri bir soruna proaktif olarak yanıt vermek için müşteri davranışlarının öğrenilmesi, akabinde müşterilerin bir sonraki eylemleri ve personel için gerçekçi eğitim simülasyonları oluşturulması için kullanılmaya devam edecek. Araştırmalar gösteriyor ki, 2026 yılına kadar özellikle büyük ölçekli şirketler yaptıkları yatırımlar sayesinde çalışan ve müşteri yönelimlerini elde ettikleri büyük veriyi nakış gibi işleyen iş zekası yöntemleri ile çözebilecekler. Bu nedenle henüz bu yönteme yabancı olan kurumsal yapılanma modellerinde eksik bir şeyin olduğunu geç olmadan farketmek, yöneticilerin keskin görüşlerinden kaçmamalı.

Otonom Sistemler (Autonomic Systems)

Şirketlerin özellikle rekabet ortamının getirdiği momentum ile hormonlu büyüme trendleri, geleneksel manuel yönetimleri ile aynı oranda değildir. Otonom sistemler, kendi kendini yöneten fiziksel veya yazılım sistemleridir ve bu öğretiyi işin gerçekleştirildiği kurumsal çevrelerinden öğrenirler. Ancak otonom veya otomatikleştirilmişin aksine sistemleri olmadan kendi algoritmalarını dinamik olarak değiştirebilirler. Ya da daha kolay bir ifade ile yazılımları güncellenebilir. Bu sürekli değişimin etkilerine karşı hızlı tepkilerin verilmesini sağlamak manuel yönetim modellerinden çok otonom sistemlerin işi olacaktır. Dünya teknoloji devlerinden Ericsson otonom sistemler için harika bir örnek olacaktır; 2020 yılında 26 milyar bağlı cihazın IoT tabanlı sistemler yardımmı ile benzeri görülmemiş ölçeği, mobilitesi ve heterojenliği, çalışma şekillerinde temel bir değişikliği zorunlu kılınca, sürdürülebilir ve uygun maliyetli olmaları için bu sistemlerin otonom olması ve bağlamdaki dinamik değişikliklere otomatik olarak uyum sağlaması ve aynı zamanda IoT tabanlı sistemin kullanıcı gereksinimlerini karşılamasını sağlaması gereksinimi tespit edilmiş, binlerce cep telefonu bağlantı sistemini yöneten firma, otonom sistemleri pekiştirmeli öğrenmeyi kullanarak 5G ağ performansını dinamik olarak optimize etmek için dijital ikizleme yöntemini geliştirmiştir. Bu sayede manuel sistemlerden aldığı geribildirim ile kıyaslandığında şirketin büyük kâr elde ettiği görülmüştür.

Üretken Yapay Zeka (Generative AI)

Çoğunlukla, yapay zeka sonuç üretmek için eğitilmiştir ancak gerçek kuvvet çoğaltıcı teknolojiler kendi başlarına yenilik yapabilir. Üretken yapay zeka, eserlerin dijital bir temsilini öğrenen bir yapay zeka şeklidir. yeni makul içerik oluşturmak için metin, ses dosyaları veya resimler gibi mevcut içeriği kullanabilen programları ifade eder. MIT Teknoloji incelemesi, üretken AI’yı, son 10 yılda AI dünyasındaki en umut verici gelişmelerden biri olarak tanımlarken, bilgisayarların girdiyle ilgili temel kalıbı öğrenmesini ve ardından bunu benzer içerik oluşturmak için kullanmasını sağladığını ifade etmiştir. Kötü niyetli siber saldırganlar, dolandırıcılık faaliyetleri ve sahte spam içerikli haberler oluşturmak gibi aldatıcı amaçlar için üretken yapay zekayı kullanabilir. Rusya’da toplumsal ayrıştırılmaya uğrayan kişilere yönelik zulme ilişkin haberlerde görüşülen kişilerin kimliğini korumak için üretici AI avatarları kullanıldığı görülmüştür. Özellikle güvenlik ve sağlık sektörleri için büyük inovasyon yatırımlarının görüleceği yapay zeka uygulamaları gelecek 10 yılı değiştirecek gibi görünüyor.

Son olarak 2021 biterken en çok konuşulan konu, metaverse. Facebook, yeni oluşturacağı kolektif sanal paylaşım alanı olarak adlandırılan “Metaverse” bünyesinde önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 10 bin kişiyi istihdam edeceğini açıklaması ile büyük bir akıma tekrar yön vermiş oldu. Ayrıca isim değişikliğine giden şirket yalnızca sosyal medya platformu olarak bilinmenin ötesinde sanal gerçeklik ve oyun alanlarında da atılım yapmaya hazırlandığını da davullu zurnalı pazarlama yöntemleri yerine cool olarak tabir edilen tok satıcı kisvesi altında duyurdu. Bundan böyle Meta Platform adını taşıyacak olan şirketin bünyesinde Facebook, Instagram ve WhatsApp gibi platformlar aynı isimle kalmaya devam edecek. İnsanların metaverse’de hayal edebileceği her şeyi yapabileceğini söyleyen şirketin CEO’su Zuckerberg, “Bu gelecekte, işe gidip gelmeden ofise, arkadaşlarınızla bir konsere veya ebeveyninizin oturma odasına anında bir hologram olarak ışınlanabileceksiniz” diyerek, yeni çağın sabırsızlıkla beklediği kurumsal panayır haberini de yeni yıla girmeden vermiş oldu.

Meta-universe ifadesinin kısaltılmışı olarak kullanılan metaverse, gerçek ve sanal dünyanın bilim kurgu ile birleştiği bir ‘dijital dünya’ olarak tanımlanabilir. Yaratılması tasarlanan bu renkli dünyada insanlar farklı elektronik aletlere geçiş yapabiliyor ve sanal ortamda iletişim kurabiliyor. Bu durumda bir bilgisayara bağlanmanıza gerek kalmıyor. Daha somut ifadesiyle metaverse, artırılmış gerçeklik ürünlerine ve hizmetlere deniliyor. Hal böyle olunca pandemi ile kör topal başlayan hizmet kalitesi, ancak belirli bir alışkanlık seviyesi ve servis olgunluğuna ulaşan çevrimiçi videokonferans ve iletişim platformlarının pabucu dama atılacak gibi görünüyor.

Umduğumuz değil bulduğumuz kadar teknolojiye razı olmadığımız, küresel ve yerel negatif faktörlerin teknolojinin gelişmesi kadar hızla çözüldüğü, pandemiden aldığımız dersleri dijital hayatta iyi uygulayabildiğimiz yepyeni bir yıl dileğiyle…

https://hbrturkiye.com/blog/2022-de-dijital-rekabeti-sekillendirecek-teknoloji-trendleri


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: