Posted by: bluesyemre | February 9, 2022

Hayatınızdaki Büyük Bir Değişiklik Benlik Algınızı Sarstığında

İnsanların değişimle ilişkisi karmaşıktır. Değişim gelişmek için gerekli ve kaçınılmazdır. Ancak değişim son derece rahatsız edici olabilir, özellikle de bu değişimi irademiz ve kontrolümüz dışındaymış gibi deneyimliyorsak.

Araştırmacılar sosyal değişime odaklanırken, biz son on yılımızı insanların hayatlarındaki köklü değişikliklere nasıl tepki verdiklerini incelemekle geçirdik. Daha düşük statülü kariyerlere geçmek zorunda kalarak popüler kimliğini kaybetmiş eski beyaz yakalı çalışanlar gibi kişilerle ve aynı zamanda eski mahkumlar gibi istenmeyen veya damgalanmış bir kimlikten kurtulmaya ve topluma yeniden entegre olmaya çalışan kişilerle mülakatlar yürüttük. İlginç bir şekilde, değişiklikler görünüşte olumlu da olsa olumsuz da olsa konuştuğumuz birçok insanın eski kimliklerinden sıyrılmak ve yeni benliklerini benimsemek için mücadele ettiğini gördük. Kimlik felci dediğimiz bu olgunun getirdiği sıkışmışlık duygusu, insanları çoğu zaman mevcut durumları hakkında öfkeli, hüsrana uğramış ve umutsuz hissettiriyor.

Bununla birlikte, bazı insanlar bu büyük yaşam değişikliklerini doğal karşılayıp yeni rollerini olumlu bir tutumla kucaklayarak kimlik felcinden kaçınabiliyorlar. Görüşmelerimizin sonucunda, değişimin olumlu veya olumsuz algılanmasından bağımsız olarak herkesin yeni bir kimlikle uzlaşmasına ve kimlik felci yüzünden takılmak yerine kimlik gelişimi yolunda ilerlemesine yardımcı olabilecek beş strateji belirledik:

Geçmişi Geride Bıraktığınızı Gösteren Bir An Belirleyin

Aklımızla durumumuzun değiştiğini anlasak bile, bu değişikliği tam anlamıyla sindirmemiz zor olabilir. Görüştüğümüz kişilerin çoğu, kendilerinde bir farkındalık sağlayan önemli bir olay anlattı. Bu olay, kritik bir eşiği geçerek değişimi gerçekten kabul etmelerini sağlayacak bir güç sağladı. Örneğin, damgalanmış geçmişlerini geride bırakmaya çalışan bazı katılımcılar, çocuklarının doğum günü veya doğumu gibi belirli bir dönüm noktasının yeni kimliklerini benimsemelerine yardımcı olduğundan bahsetti. Bir kişi, hastanede iki gün kaldıktan sonra uyandığı anın nasıl yeniden doğuşu olacağına karar verdiğini ve bu deneyimin sembolik anlamda geçmişini sona erdirdiğini anlattı.

Açık olmak gerekirse burada önemli olan kırılmaya işaret eden esas olay değildir. Görüştüğümüz insanlar, daha ziyade bir şeyin yaşamlarındaki bir bölümün sonunu sembolik olarak temsil etmesine büyük bir ihtiyaç duyduklarını ifade ettiler. Bu anlatılar, sembolik değişimlerin gücüyle ilgili önceki çalışmalarla da tutarlıdır. Örneğin, eski bir katolik rahibe olan sosyolog Helen Ebaugh, Out of the Cloister (Manastırın Dışında) and Becoming an Ex (Yeni Bir Kimlik Edinmek) adlı etkileyici kitaplarında kendi sürecini anlatıyor. Manastırdan ayrılma kararını verdikten sonra bile, pek çok eski rahibe için geçiş sürecini belirleyen ve eski kimliklerini geride bırakmalarını sağlayan şey alışkanlıklarından fiziksel olarak kurtulup “kadın” kıyafetleri giymeye başladıkları andı.

Dolayısıyla, geçmişteki ve şimdiki benliklerinizi ayırmakta zorlanıyorsanız, anlam yükleyebileceğiniz bir an tanımlayabilirsiniz. Bu geçişi kendinize ve çevrenizdekilere ifade edin. Belirli bir anın geçmişi şimdiden ayırdığını kabul etmek, artık yaşamınızla alakalı olmayan bir kimlikten kurtulmanıza yardımcı olabilir.

Geçmişinizle Bugününüzü Bağlayan Bir Anlatı Oluşturun

Elbette, geçmişten belirgin bir kopuş anı belirlemek geçmişi ortadan kaldırmaz, kaldırmamalıdır da. Geçmişiniz bir parçanızdır ve yeni bir kimlik ancak önceki kimliklerinizle bağlantılıysa yerleşebilir. Bu nedenle, ikna edici, inandırıcı ve diğer insanlarla paylaşabileceğiniz bir anlatı oluşturarak bugününüzü geçmişinize bağlamanız önemlidir.

Örneğin inşaat mühendisliğini bırakıp taksi şoförü olmak zorunda kalan bir göçmenle konuştuk. Kendisine ve başkalarına anlattığı hikayesinin teması, çocukları için bu yeni rolü üstlenip baba olarak fedakarlık yapmasıydı. Çocukları için ne kadar mutlu olduğunu, bilerek ve isteyerek kendi pahasına çocuklarına daha iyi bir hayat kurduğunu anlattı. Göçmen olan eski bir bankacı da hikayesini benzer bir yaklaşımla kurdu: “Göç etmek gerçekten çok iyi bir karardı. Kendim için değil, ailem, oğullarım ve kızım için iyi bir karardı. Çok mutlular. Hepsi evlendi. Mutlu bir hayatları var. Hepsinin çocukları var. Okula gidiyorlar ve mutlular.”

Diğer taraftan, sorunlu veya damgalanmış geçmişlerden gelen katılımcıların çoğu, yoldan çıktıktan sonra pişman olup iyileşme teması üzerinden anlatılarını kurdular. Karanlığın nasıl aydınlığa yönelttiğini, önceki kimlikleriyle yola çıkmasalardı gelecek vaat eden yeni yolları bulamayacaklarını anlattılar. Hikayelerini hemen hemen herkesin takdir edebileceği bir şekilde anlatan kişiler bu tür hikayeler anlatmayan kişilere kıyasla geçiş süreciyle daha iyi barışabiliyorlar. Eski kimliklerini geride bırakıp mevcut durumları hakkında daha olumlu duygular hissediyorlar.

Zorlu Duyguları Kabul Edin ve Bu Duyguları İnceleyin

Kimlik felcinin üstesinden gelmeyi bu kadar zorlaştıran bir etmen de geçmişte kim olduğunuza takılmanızın ötesinde geçmişle ilgili duygulara takılıp kalmaktır. Önceki bir rolünüzden veya kararınızdan utanıyor olabilirsiniz. Mevcut durumunuza yol açan koşullara karşı öfkeli olabilirsiniz. Umutsuz, korkmuş veya başka bir zorlayıcı duyguyu hissediyor olabilirsiniz. Bilişsel olarak geçişe hazır olsanız bile bu duygulara takılıp kalmanız geçişinizi engelleyebilir.

Kendiniz hakkındaki düşünceleriniz üzerine çalışmak elbette kimlik geçişinin önemli bir parçasıdır. Ancak sürecin bilişsel yönüne odaklanmak, duygusal yönüne yeteri kadar değer vermemeye neden olabilir. Devam etmek istediğinize mantıklı bir şekilde karar vermiş olsanız bile olumsuz duygular devam ediyor olabilir. Utanç veya öfke gibi güçlü olumsuz duygulara takılıp kalmak insanı felç edebilir. Kimliklerimiz hakkında nasıl hissettiğimiz kimliklerimizi şekillendirir, bu nedenle başarılı bir geçiş yapmak için duygularımızı kabul etmeli ve duygularımızla ilgili aktif olarak çalışmalıyız. Bir katılımcının açıkladığı gibi:

“Kimse kim olduğunu, ne olduğunu ve ne yaptığını kabul edene kadar ve kendini affedene kadar bu döngüyü kıramaz. Kendinizi affetmedikçe ilerleyemezsiniz. Birçok insan bunu bilmiyor. Bu yüzden uzun süreler boyunca suçluluk ve utanç içinde yaşıyorlar.”

Yaptığımız görüşmelerde gördük ki kimliklerini en iyi benimseyen kişiler, kendilerini engelleyen duyguları fark edip bu duygular üzerinde etkin biçimde çalışmışlar. Negatif duyguları dönüştürmek söz konusu olduğunda yardımcı olabilecek birçok strateji var. En etkili yöntemlerden biri kasıtlı olarak karşıt, pozitif bir duyguyu harekete geçirmektir. Örneğin, sakatlanma nedeniyle kariyer değiştirmek zorunda kalan bir çalışan, kendi işini kurma ve yönetme şekliyle gurur duymaya odaklanarak utancından nasıl kurtulabildiğini anlattı. Burada olumsuz duyguları göz ardı etmekten bahsetmiyoruz. Bu zor duyguları gerçekten kabul ettikten sonra daha yararlı olan duygulara odaklanarak ilerlenebilir.

İş Dışı Kimliklerinizde Anlam Bulun

Tüm kimliğiniz işinizden ibaretmiş gibi hissediyor olabilirsiniz. Özellikle de harika bir işi kaybettiğinizde veya birinin size baktığında sadece işinizi gördüğünü hissettiğinizde bu duyguya kapılabilirsiniz. Ancak araştırmalara göre, insanlar aynı anda birden fazla kimliği barındırabilir. Dolayısıyla, işteki mevcut kimliğinizden rahatsızsanız kimliğinizin diğer yönlerine odaklanmak zor bir geçişi kolaylaştıracak etkili bir strateji olabilir.

Örneğin, seks işçiliğini bırakmış bir kadın “artık anne olabilmeyi ve çocuklarımla vakit geçirebilmeyi önemsiyorum” dedi. Daha düşük statülü işlere geçtikleri için zorlanan göçmen çalışanlardan bazıları, ebeveyn rollerine eğildikten sonra kendilerini nasıl daha iyi hissettiklerini de anlattılar. Mevcut işleriyle ilgili hoşnutsuzluklarına veya geçmiş kariyerlerinden vazgeçmek zorunda kaldıkları için hissettikleri kırgınlığa odaklanmak yerine, kendilerini ev geçindirme ve bakıcılık rolleriyle tanımlayarak bir anlam bulabildiler.

Benzer şekilde eski bir mahkum, yeğeniyle futbol oynayarak “iyi bir amca” olma gibi basit bir rolün bile olumsuz benlik imajını aşmasına ve daha iyi biri olmayı hayal etmesine nasıl yardımcı olduğunu anlattı. Diğer katılımcılarsa daha çok topluluklarındaki rollerine, gönüllülük konumlarına veya aktivizme odaklandı. Kendinize tüm kimliklerinizi hatırlatmak, olumluya odaklanmanıza, işinizden (veya eski işinizden) daha fazlası olduğunuzu fark etmenize ve ilerlemeye devam etmenize yardımcı olabilir.

Hayal Kurmaktan Korkmayın

Hayatınızdaki olumlu somut şeylere odaklanmak yardımcı olabilirken, araştırmamız hayal etmenin de büyük bir güç olduğunu ortaya koydu. Geçmişin değil geleceğin idealize edilmiş bir versiyonuna duyulan özlemi ifade eden “postalji (postalgia)” kavramı üzerine yapılan önceki araştırmalar da bunu gösteriyor. Görüşmelerimize göre, yeni kimliklerinde en rahat olan kişilerin bir kısmı, mevcut koşulların nesnel olarak gerçekçi olmasa da nihai gelecekleri yolunda yalnızca bir basamak olduğunu hayal ediyorlar.

Bu stratejinin şaşırtıcı yanı, hayal ettikleri dünya gerçekten bir fantezi olsa bile işe yarıyor gibi görünmesi. Genellikle fazla bir temeli olmayan, hayalini kurabilecekleri soyut bir gelecek fikri iyi geliyor. Bu hayalleri gerçekleştirmek için belirli planlar veya taktikler oluşturmak yerine bu yaklaşımı benimseyen katılımcılar, sanki kesinlikle olacakmış gibi alternatif bir geleceğin hayalini kurdular. Görünürde bu hayallerin peşinden gitmeye niyetleri yok gibiydi.

Örneğin, ağ mühendisliğinden taksi şoförlüğüne geçmek zorunda kalan bir katılımcı, durumu hakkında neden iyi hissettiğini şöyle anlattı: “Gelecekte bilgisayarla ilgili bir işe girmeyi planlıyorum. Şimdi değil, belki 10 yıl, 20 yıl sonra kesinlikle kendi işimin başına geçeceğim.” Taksi şoförlüğünün üçüncü yılındaydı ve teknoloji sektörüne geçmek için somut bir planı yoktu. Yine de daha parlak bir geleceğin belirsiz olasılığı, bugününü daha kolay kabullenmesini sağladı. Benzer şekilde, pek çok kişi vitrinlere veya internette tatil yerlerine bakmaktan hoşlanır ve muhtemelen hiç yaşamayacakları bir deneyimi gıptayla hayal eder. Kulağa mantık dışı gelse de araştırmamızda şunu öne sürüyoruz: Ölçülü bir şekilde hayal kurmak, aslında zorlu bir durumla başa çıkmanın ve zihinsel engelleri yıkmanın etkili bir yolu olabilir.

Elbette, kötü bir durumu iyileştirmek için çalışmaya karşı bir argüman ortaya koymuyoruz. Ancak olumlu bir değişimi planlamak ve uygulamakla ilgili çalışmak kişiyi yorabilir, vaktini alabilir ve aşırıya kaçıldığında felç edebilir. Gerçekliği kabul etmenin ve iyileştirmenin zor görevlerini sağlıklı bir fantezi dozuyla dengeleyerek motivasyonunuzu koruyabilirsiniz.

. . .

İster yeni bir rol üstleniyor olun, ister kariyer değiştiriyor veya görüştüğümüz kişilerin deneyimlediği gibi büyük bir yaşam değişikliği yaşıyor olun, geçmiş bir kimliği bırakmak asla kolay değildir. Ancak kendi haline bırakırsanız, kimlik felci hem kariyer beklentilerinizi hem de ruh sağlığınızı tehdit edebilir. Hayatımızda bir noktaya takılıp kalmaktan kaçınmak ve gerçekten ilerlemek için mevcut kimliklerimizi, geçmiş benliklerimizi ve bunların arasındaki her şeyi kabul etmeli ve kucaklamalıyız.

https://hbrturkiye.com/blog/hayatinizdaki-buyuk-bir-degisiklik-benlik-alginizi-sarstiginda


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: