Posted by: bluesyemre | May 18, 2022

İyi Bir Fikri Ölçeklendirmek Neden Zor?

Son birkaç yıldır uygulama bilimi veya ölçeklendirme bilimi olarak bilinen bir akımın ön saflarında yer aldım. Bu tür çalışmalarda bazı ürün, şirket veya sosyal programların büyüyüp başarılı olurken diğerlerinin yitip gitmesinin nedenlerini anlamaya çalışırız.

Görünüşte gelecek vaat eden bir fikrin geliştirilmesi sırasında etkililik ve kârlılığın kaybolmasına “voltaj düşmesi” deriz. Bu başarısız ölçeklendirmelerin hiçbir zaman tek bir sebebi yoktur.

Son 25 yıldır davranışsal ekonomist, büyük ve küçük şirketlere danışman ve Beyaz Saray’ın eski ekonomik danışmanı olarak deneyimlerime dayanarak beş etmen belirledim. Bu etmenlere voltaj düşmelerinin “hayati belirtileri” diyorum.

1. Yanlış Pozitifler

Bu durum, bir bulguyu aslında öyle değilken bir şeyin doğru olduğunun kanıtı olarak yorumlamaktır. Hatalı Covid testi sonuçları buna örnek olarak verilebilir. Ölçeklendirmede yanlış pozitif, bir fikrin voltajı olduğunu belirten hatalı bir göstergedir.

Yanlış pozitif, ünlü madde bağımlılığı önleme programı D.A.R.E.’de olduğu gibi zaman zaman istatistiksel bir hatadan kaynaklanır. Bağımsız bir araştırmanın umut vaat eden kısa vadeli sonuçlar ortaya koymasının ardından ABD Adalet Bakanlığı programa büyük kaynaklar aktardı. Ancak, bu çalışmayla ilgili birçok problem vardı. Çalışmada alkol ve marihuana dahil edilmeyip sigaraya odaklanılmıştı. Küçük bir örneklemle çalışılmıştı ve sonraki araştırmalar ve hatta meta-analizler çalışmanın sonuçlarını doğrulamamıştı.

Diğer durumlarda, yanlış pozitifler bilinçli yalanların sonucudur. Elizabeth Holmes ve Theranos’un çığır açtığı iddia edilen sahte kan tahlili teknolojisi bunun örneğidir.

Yanlış pozitifleri ortadan kaldırmanın çözümü, fikrin umut verici olduğunu mümkünse üç bağımsız araştırma sonucuyla göstererek doğrulamaktır. Gizli araştırmalar yürütülen şirketlerde çalışanlar sonuçları sorgulamaları yönünde finansal ödüllerle teşvik edilmelidir.

2. Nüfusu yanlı temsil eden örneklemler

Ölçeklendirmek istediğiniz girişimin etkililiğini güvenilir bir şekilde ortaya koyduktan sonraki adım “Bu fikir ne kapsamda başarılı olacak” sorusunu yanıtlamaktır.

Tüm girişim türlerinde potansiyel kitle anlaşılmalıdır. Bunu yapmanın bir yolu, test örneklemlerinin büyük ölçekte nüfusa uyarlanabilir olduğundan emin olmaktır. Aksi takdirde, sonunuz McDonalds’ın başlattığı, ancak seçim yanlılığı yüzünden başarısız olan Arch Deluxe girişimi gibi olabilir. Odak grubu araştırmasının katılımcıları yeni ürünü sevmiş olsa da bu katılımcılar ABD’de sadece Big Mac yemeye devam etmek isteyen çoğunluğu temsil etmiyordu.

Bu tür yanlılıkları ayıklamak için erken benimseyenlerin rastgele bir örneklemden geldiğinden emin olun. Ayrıca, araştırmanıza katılanların size doğruyu söylemek için uygun teşvikleri olmasını sağlayın. Bir ürünü satın alacağını söyleyen bir katılımcı “Gelecekte bu ürünü satın alacağım” yerine “Gelecekte bu ürünü alma seçeneğimin olmasından memnun olurum” demek istiyor olabilir.

3. Değiştirilemez Değerlerin Büyüyüp Ölçeklendirilemeyecek Nitelikte Olması

Bir fikrin veya kurumun kapsamlı bir şekilde güçlü kalabilmesi için sizi başarıya götüren değiştirilemez değerlerinizin ölçeklendirilebilmesi gerekir. Diğer bir deyişle, gizli tarifiniz “şef” mi yoksa “malzemeler” mi? İnsanlar klonlanamayacağı için iyi ölçeklendirilemez. Yeteneğe dayanan girişimler için de bu geçerlidir. Büyürken ihtiyacınız olan tüm yetenekleri almaya gücünüz yetmeyeceği için az sayıda ve üstün performans gösteren çalışanlar alabilirsiniz. Bu sebeple büyük ölçekli bir kalite kaybı, amansız bir voltaj düşmesi yaşanır.

Ancak, bu yaşam göstergesi sadece çalışanlarla ilgili değildir. Ölçeklendikçe düzenlemeler ve kaynaklarla ilgili kısıtlamalar, bağlılığa dair endişeler ve başka birçok mesele ortaya çıkabilir. Sonuç olarak, ölçeklendirmeyle ilgili bu kısıtlamalar hakkında araştırma yaparak fikrin bu kısıtlamalarla beraber hayata geçirilebileceğinden emin olmak gerekir.

4. Olumsuz Yayılma Etkileri

Yayılma etkisi, bir olay veya sonucun istenmeyen başka bir olay veya sonuca yol açmasıdır. Bunun klasik bir örneği, bir şehirde yeni bir fabrika açıldığında yarattığı hava kirliliğinin kent sakinlerinin sağlığını olumsuz etkilemesidir.

Ölçeklendikçe yayılma etkilerinin oluşma ihtimali önemli ölçüde artar. Genel denge etkileri veya pazardaki doğal değişimler temel nedenlerden biridir. Uber’in baş ekonomistiyken bunu ilk elden deneyimledim. Seattle’ın bir bölgesinde daha çok müşteri çeken bir kupon sistemini tüm şehre uyarlamaya çalıştığımızda fiyatlar arttı. Kullanıcılar daha ucuz ulaşım yolları bulduğu için sistem başarısız oldu.

Olumlu yayılma etkileri de vardır. Örneğin, bir sosyal medya platformu network etkileri sayesinde daha çok insanın katılmasıyla değer kazanır. Erken aşamalarda fikrinizi tasarlarken olumsuz yayılma etkilerinin farkında olmalı, olumlu yayılma etkilerinden faydalanmak veya bu tür etkileri oluşturmak için fırsatlar yaratmaya çalışmalısınız.

5. Maliyet Tuzağı

Başarılı bir ölçeklenme için fikrinizi sevecek insanların sayısını belirlemek kadar bu fikir için ne kadar para ödemeye istekli olduklarını belirlemek de önemlidir. En önemlisi, bu hizmeti sağlamak için gereken maliyeti bulmaktır.

Girişiminizi tasarlarken iki tür maliyet hesaplamalısınız: Sabit başlangıç maliyetleri ve devam eden operasyon maliyetleri.  Yeni bir ürün veya hizmeti oluşturmak için gereken araştırma ve geliştirme çalışmalarına yapılan tek seferlik bir yatırım, sabit başlangıç maliyetinin bir örneğidir. Bu tür ön maliyetler karşılanabilir. Ancak, operasyon maliyetleri girişiminizin kan kaybetmesine sebep olarak voltaj düşmesine yol açabilir. Yenilikçi ve bilimsel temelli sağlık startup’ı Arivale, önleyici sağlık hizmetlerini değiştirmeyi hedeflerken hizmetleri için elverişli bir ücret belirleyemediği için birkaç yıl içinde iflas etmişti.

Ölçeklendirmede maliyet tuzağından kaçınmak için uygulanabilecek bir strateji, ölçek ekonomilerinden faydalanmaktır. Elon Musk bu yöntemi tüm girişimlerinde başarıyla uyguladı. PayPal ile internet bankacılığı dünyasının dönüşümünde rol oynadığı zamandan bu yana giriştiği tüm büyük inovasyonlar ölçek ekonomilerinde başarılı oldu. Tesla’yı düşünün. Tesla’nın muazzam başarısı en önemli iki parçasının ölçek ekonomileriyle üretilmesine bağlıydı. Hem piller hem de güneş enerjisi üretim hücreleri çok sayıda ve çok daha ucuz bir maliyetle üretilebiliyordu. Buna ek olarak, Tesla’daki her şey “makineler yapan makinenin”, yani ileri düzey ve tamamen otomatik bir üretim tesisi olan, Musk’ın tutkulu ifadesiyle “Uzaylı Savaş Gemisinin” verimliliğini artırmaya yönelikti.

Başka bir stratejiyse üst düzey yeteneğe dayanmayan modeller oluşturmaktır. Üst düzey performans gösteren çalışanlar bulmak ve bu çalışanlara ödeme yapmak ölçeklendikçe fahiş hale gelir. Bunun çözümü, müşterilere tam değer sağlayan ürünleri ortalama performans gösteren çalışanlarla bile teslim edebilmektir.

Bu konuda konuşma yaptığımda Leo Tolstoy’un romanı Anna Karenina’nın meşhur açılış cümlesine başvuruyorum: “Mutlu aileler birbirine benzer. Mutsuz ailelerin mutsuzluklarıysa aileye özgüdür.” Benzer şekilde, ölçeklendirilebilir fikirler birbirine benzer. Ancak, her ölçeklendirilemeyen fikrin ölçeklenememe sebebi farklıdır. Ölçeklendirmenin farkı, aşmanız gereken beş temel engelin olmasıdır. Bu engelleri öngörüp önleyebilirseniz fikrinizi mümkün olan en yüksek voltajla ölçeklendirebilirsiniz.

https://hbrturkiye.com/blog/iyi-bir-fikri-olceklendirmek-neden-zor


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: