Posted by: bluesyemre | May 23, 2022

Rasyonel mi Olmalı, Risk mi Almalı?

Birçok önde gelen kurumun ve yöneticinin dahi ıskaladığı ve küçümsediği şeyler yani yeni oluşmakta olan ama alışıldık düşünce biçimi ve önyargılarımıza ters gelen yeni fikirler ve kişiler. Bu fikirler yavaş yavaş trend olmaya veya bahsi geçen kişiler tanınmaya başladığında dahi, genelde ana akım bunlara karşı ilgisiz kalır. Ama bu durum kişilerin tanınırlığı artmaya başladığında tamamen değişir. Rakiplerin gerisinde kalma telaşı oluşur işte ancak o zaman bu kişiler veya trendler ana akım ile yüzenlerin radarına gider. Bunun sebebi ise, konumu fark etmeksizin maaşlı çalışan insanların benchmarking ve devamlı rakiplerle kıyaslama gibi hep kısa vadede sonuç odaklı olmaya yönelten ve bu odağın tahrip edici sonuçlarını, bir sonrakinin sorunu haline getiren anlayıştır. Bu şekilde kurgulanan asimetrik bir potansiyel fayda risk durumunda ise rasyonel kariyer odaklı kişilerin, işleri diğerlerinden daha iyi yapmaya çalışması ve konan kısa vadeli hedefleri tutturmak için alınması son derece riskli bazı kararları almak zorunda hissetmesinden daha rasyonel bir şey olamaz.

Bu anlayışın geçerli olduğu paradigma “Prisoners’ Dilemma”, oyun teorisi zemininde ve negatif seleksiyonla birlikte sistemi, birbirinin çok benzeri olan ve daha çok isim, marka ve fiyatla ayrışmaya çalışan rakipler ve bunlara aşağı yukarı aynı bilgileri ve analizleri ulaştıran, birbirini andıran kaynaklar.

Sizce bu gibi bir ekosistemin içinde başarılı olmanın kuralları neler olabilir? Aslında bu, büyük oranda başarıyı nasıl tanımladığınıza bağlı. Örneğin başarının vadesi sizin için kısa mı, orta mı, uzun mu? Daha önemlisi de benchmark’larını düşünen rasyonel bir kariyer yöneticisi misiniz, yoksa uzun vadeli sermayedar mı? Kapitalist sistemde yaşadığımızdan dolayı bu ekosistemin belirleyicisi, kendisi farkında olsun veya olmasın, kapitalin sahibi yani sonuç itibarıyla sermayedardır. Tabii, bu ikisinin de dışında yer alan, maaşlı olmasına rağmen başka sebeplerden ötürü aslında irrasyonel gibi görünen davranışlar sergileyen, büyük oranda sağ beyinle fikir üretip karar alabilen, çoğu zaman maddi ve manevi pek getirisi olmasa da, ondan daha fazla onun orta veya uzun vadeli menfaatini düşünen ve irrasyonel kariyer riskleri alan kişiler de vardır. Ama bu sözde rasyonelliğe tapınılan ekosistemde bunların çoğu kendilerine yuva bulmakta zorlanır, bulurlarsa da biraz kenarda köşede işe yarar meczup şeklinde kalır veya çoğu mutasyona uğrar. Kariyerlerinin geri kalanı ise, rasyonel bir mutsuzluk içinde ya bu deveyi gütmekle geçer ya da bu diyardan giderler.

Erasmus’un “Deliliğe Övgü”süne gönderme yapan eserler çıktı mı bilmem ama José Ortega y Gassett’in “Revolt of the Public” kitabına gönderme yapan ve 1996’da yayımlanan “The Revolt of the Elites” kitabının yazarı Christopher Lasch’ın ismini daha önce duyup duymadığınızı merak ediyorum. Acaba hangi kaynaklarda yazdıkları üzerine bir bilgi, yorum veya analiz yayımlandı? The Culture of Narcissism isimli eseri 1979’da çok satan olan Lasch’ın ismini ben birkaç sene önce ancak duydum. Tüketim toplumu, lümpenleşme ve kendi deyimiyle “narsistleşen” kültürle ilgili çalışma ve eleştirileri, sanki 30-40 sene önce değil de dün yazılmış gibi. Bence ekosistemin içinden daha ziyade, sınırında yer alan yarı meczup radikal bir eleştirmen görüntüsü çizen Lasch’ın fikirlerini birkaç satıra sığdırmak mümkün değil ama kısaca özetlemek gerekirse; ABD’yi bir görev duygusuyla üstlenen ve kişisel siyasi projeleri olarak gören eski aristokrat WASP elitlerinin yerini, daha kapsayıcı ve etkileşimci olduğunu iddia eden ama yeni ekonomik düzenin dışında kalanların durumunu umursamayan neoliberal bir elitin alacağını öngördü. Şu an doğal olarak kabul ettiğimiz, neredeyse her gün duymaya alıştığımız, tüm kariyer yöneticilerinin ve ana akım yayınlarının dillerine pelesenk olmuş fikirler, Lasch’ın yazdığı dönem bir meczubun hezeyanları gibiydi. Alışılmış yerlerde, bilinen fikirlerin güzel ambalajlanmış şekli için milyonlarca doları harcayanlar arasında Lasch’ın eserlerini birkaç dolar ayırıp okumuş kaç kişi vardır, merak ediyorum. Emin değilim ama aristokrat bağları sayesinde değil de neredeyse sıfırdan başlayan, yeni ve radikal düşüncelere değer veren ve bu yeni fikirlerin ilhamının yanı sıra inovasyonları ile milyarder olan; örneğin Silikon Vadisi milyarderleri arasında en azından birkaç kişi olduğunu tahmin ediyorum. Herkesin bildiği gerçekler haline gelmiş olan bu trendleri doğru öngörmenin ve bu yarı meczup kişilerin değeri nedir? Yine cevap “Rasyonel bir kariyer yöneticisi mi, yoksa uzun vadeli sermayedar mı?” olduğunuzla ilgilidir. Bahsetmiş olduğumuz gibi, kapitalist sistemde yaşadığımızdan dolayı bu ekosistemin belirleyicisi de, kendisi farkında olsun veya olmasın, kapitalin sahibi yani sonuç itibarıyla sermayedardır. Peki başarıya giden yol ana akımın tam ortasında yer almaktan mı geçer, yoksa arada sırada ekosistemin sınırlarına gezintiye çıkmak mı gerekir?

https://hbrturkiye.com/blog/rasyonel-mi-olmali-risk-mi-almali


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: