Posted by: bluesyemre | May 24, 2022

Türkiye’nin en büyük biriktiricisi Talat Öncü: “Kitap toplamak aşktı, sonra tutkuya sonra da deliliğe dönüştü”

Milli Kütüphane’nin hurda kağıda gönderdiği Anadolu Ajansı’nın arşivi onda. Afet İnan’ın Atatürk’e imzaladığı Eski Mısır Tarihi araştırması yayını onda. 132 binden fazla kitabıyla Türkiye’nin en büyük biriktiricisi, “Kitap derdi, tutkusu bizi hayata bağlayan şeydir. Dert ortadan kalkınca varlık sebebimiz yok olur ve bu bizim sonumuz demektir” diyen Talat Öncü, kitap depolarını ilk kez Medyascope’a açtı.

Tek isteği biriktirdiği kitapların bir kütüphaneye dönüştürülmesi olan Talat Öncü, kurmak istediği kütüphanenin bir araştırma kütüphanesi olması sebebiyle her çeşit kitap ve materyali biriktiriyor. Kitap depolarını ilk kez Medyascope’a açan Öncü, “Bir yerden bir yere otobüsle gitmek yerine yürüseydiniz, iki kitap alabilirdiniz. Ben hep bu felsefe ile hareket ettim” dedi. Öncü’nün biriktirmeyi sürdürdüğü 132 bini kayıtlı 175 bin kitap, 75 bin dergi, 15 bin firma fişi, yüz bine yakın fotoğraf, altı yüz antika harita, bir buçuk ton bakır her biri, 120 metrekarelik altı depoda kütüphanenin kurulacağı günü bekliyor. 

“Sahaf kültürü bizi ayakta tuttu”

15 Mayıs 1992’de Milli Eğitim Bakanlığı kitap satış bürosunda “yüzde 40 indirimli kitaplar“ yazısını gördükten sonra 600 kitap satın alarak kitap biriktirmeye başlayan Talat Öncü, Ankara Olgunlar Sokak’tan aldığı kitaplarla başladığı biriktiriciliği şöyle anlatıyor:

Doksanlı yıllarda öğlen saat ikiye kadar gezerdim. Bir siyah çantam, bir kırmızı defterim ve bir de yelpazem ile çılgınlar gibi koşar, bir kitapçıda oturur bir konuşma beklerdik. Sonra muhabbet başlardı. Ortaya bir kitap atılır, sonra bu kitap konusunda birisi bir şey söyler, sonra biri gelir başka bir şey söyler, inanılmaz bir bilgi birikimi ortaya çıkardı. Eski ya da yeni, bir kitap kültürü olan, bir kitabı herkese değil, sadece gereksinimi olan kişiye satan sahaf kültürü bizi ayakta tuttu.”

“Kitapla başladık dergi ile devam ettik. Sonra aklınıza gelebilecek her şeyi biriktirmeye başladım. Puldan haritaya, kartpostaldan telefon kartına, Milli Piyango biletlerinden antikaya kadar her şeyi biriktirdim. Şu an seksen bin küsur fotoğraf var. Çocuklukta ya da gençlikte okuduğum kitaplardan birisini bulup elimde tuttuğum zaman inanılmaz zevk alıyordum. Sonra bu zevk kitap aşkına dönüştü. Sonra aşk tutkuya dönüştü. Tutku dediğiniz, uğrunda her şeyi feda edebileceğiniz bir şeydir. Biz de zamanımızı, paramızı, dilimizi her şeyimizi feda ederek kitap, dergi biriktirmeye başladık. Sonra çılgınlığa sonra deliliğe dönüştü.”

Öncü’nün, kitaplarını bilgisayara geçirmeden önce oluşturduğu manuel veritabanı

Afet İnan’ın Atatürk için imzaladığı araştırma kitabı

Talat Öncü’nün biriktirdikleri arasında Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın “Gazi babama” ifadesiyle Atatürk’e imzaladığı, günümüzde Eski Mısır Tarih ve Medeniyeti kitabı olarak basılmış araştırmasının ilk kısmı olan Eski Mısır Tarihi araştırması mevcut. Kitabı Anıtkabir’e bağışlamak istediğini dile getiren Öncü, Anıtkabir yetkililerinin “Biz size döneriz” dediklerini fakat yaklaşık beş yıldır dönüş olmadığını söyledi.

Ajansı’nın arşivi atık kağıda gönderilmiş

Kendisine “Abi kütüphaneden çıkma kağıtlar var, gidip bakalım mı” diye haber geldiğini söyleyen Öncü, kütüphaneden çıkma kâğıtların aslında Milli Kütüphane tarafından atık kağıda gönderilen kitaplar olduğunu şöyle anlattı:

“Kolilere baktık, kitap. İnanılmaz güzel kitaplar ve hepsinin üzerinde de Milli Kütüphane damgası var. Geri kalanlar içerisinde bir şey var ki çok önemli; Anadolu Ajansı 36 ya da 38’den itibaren 1970’e kadar olan bütün bültenlerini ciltli halde Milli Kütüphane’ye taratmak üzere veriyor. Milli Kütüphane de taramadan atıyor. İşte bunların içerisinde ( eliyle depodaki kitap yığınını gösteriyor) mühim miktarda Anadolu Ajansı’nın bültenleri var. Büyük olasılıkla Anadolu Ajansı’nın bile elinde olmayan şeyler onlar. O kamyoneti durdurmasaydım Anadolu Ajansı’nın arşivi atık kağıda gidecekti.”

AA yetkililerinin kendisini ziyaret ederek arşivi istediklerini de dile getiren Öncü, aldığı her şeyi fişi ile parasını vererek aldığını, arşivi yetkililere verdiği takdirde dönüp dolaşıp yine kendisine geleceğini söyledi.

“Kitap arattığınızda Milli Kütüphane çıkmaz ben çıkarım”

Sosyal medyada insanların “Google’da kitap tarattığınız zaman Milli Kütüphane’de olan kitabın bir nüshası da Talat Öncü’nün kütüphanesinde” dediklerinin hatırlatılması üzerine konuşan Öncü, “Google’da arattığınız zaman benim çıkıyor olmamın sebebi ben bilgisayar yüksek mühendisiyim özel bir yöntem yaptım fakat son yedi sekiz seneye kadar çalışıyordu. İlginç bir kitabı aradığınızda Milli Kütüphane çıkmaz, ben çıkarım” dedi ve şu bilgileri verdi:

“Ben bir antika kitap koleksiyoncusu değilim ama 900’e yakın antika kitabım var. Ben yemek kitabı koleksiyoncusu değilim ama bin tane yemek kitabım var. Ben bir anı kitabı koleksiyoncusu değilim üç bin altı yüz elli tane anı kitabım var. Türkiye’deki en iyi anı kitabı koleksiyoncusunun iki bin sekiz yüz anı kitabı vardır.”

“Mansur Yavaş ‘Sabret’ dedi, sabrın sonu selamet olmadı”

Talat Öncü’nün en büyük hayali biriktirdiği materyallerin tasnif edilerek araştırma kütüphanesi yapılması ve insanların hizmetine sunulması. Bunun için bir yandan da yetkili kişilerle görüşmeleri sürdürdüğünü söyleyen Öncü, kütüphane projesine destek bulamadığını şu sözler ile anlattı:

“Paralı vakıf denilince aklınıza gelen bütün vakıflarla görüştüm. Vehbi Koç ailesi ile görüştüm ve Ömer Bey’e (Ömer Koç) dört sene aralıkla üç mektup yazdım. İkisine ret geldi, birisine cevap gelmedi. Hiçbir vakıf bunu kabul etmedi. Ankara Kent Konseyi bizi çağırdı ve böyle bir kütüphanenin Ankara için muazzam bir eser olacağını söyledi. Çok sevindik fakat bir haber çıkmadı. Daha sonra Mansur Yavaş işin içine girdi ve bir kütüphane kurmayı kabul etti. Bir iki kez ‘Talat bey biraz daha sabretsin’ diye haber geldi. İki sene geçti sabrın sonu selamet olmadı. Şimdi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne başvurduk oradan haber bekliyoruz. 100. Yıl Kütüphanesi kuracaklarmış belki bizim kitaplarımız ve birikimimiz çevresinde bir şey kurarlar. O da olmazsa yolumuzun üzerine çıkabilecek herkese görüşüp bir sonuca varmaya çalışacağız. Unutmayınız, her şeyi bağışlayacağız.”

“Dert ortadan kalkınca varlık sebebimiz yok olur ve bu bizim sonumuz demektir”

Öncü, sürekli kitap biriktirme tutkusunun tedavisi olup, olmadığı sorusuna ise Fuzuli’nin beytiyle yanıt verdi:

“Hep sorulan sorudur, bu tutkunun, deliliğin, hasılı bu derdin dermanı var mıdır? Elbette vardır: Bu işten vazgeçmek. Ancak, Fuzuli’nin ‘Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb/
Kılma dermân kim helâkim zehri dermânındadır’ beytinde söylediği gibi, bu derman bizim için zehirdir, felaketimize sebep olur. Bu beyti okurken, ‘Aşk’ yerine ‘Kitâb’ sözcüğünü koydum. Çünkü kitap derdi, tutkusu bizi hayata bağlayan şeydir. Dert ortadan kalkınca varlık sebebimiz yok olur ve bu bizim sonumuz demektir.”

https://bit.ly/3x4tToD


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: