Posted by: bluesyemre | August 22, 2022

Bulunabilirlik Yanılgısı Üzerine Bir Mit: Ekipte En Çok Ben Çalışıyorum

Kiminin işi tutkusu, hobisidir ve buna daha çok vakit ayırır. Kiminin hayatında ise işi yalnızca mesai saatleri içinde gerçekleştirilen bir hayatta kalma eylemidir. Her ikisi de doğal. Her birimiz oldukça farklı, oldukça biriciğiz. Sadece iş hayatında değil, evimizin duvarını boyadığımız beyaz rengin tonu bile birbirinden farklı. Zevklerimiz, isteklerimiz, enerjimiz, motivasyonumuz farklı. İşte tam da bu farklılıkların içerisinde bazen kendimizden farklı olan şeylere karşı zayıflık hissiyle baş başa kalabiliyoruz ve bir başkasıyla aynı olmayan özelliklerimiz yüzünden rahatsızlık duyabiliyoruz. 

Farklı oluşumuzdan bahsederken bu farklılıkları düşüklük/üstünlük olarak değerlendirmek yerine kabullenmekle ilgili olan Sabina Bohlmann tarafından yazılmış Uykuya Dalamayan Yediuyurun Hikayesi geldi aklıma. Bu hikayede tüm ailesi uyuduğunda bir türlü uykuya dalamayan bir yediuyurdan bahsediliyor. Bu yediuyur, “Uyuyamayan bir yediuyur, yediuyur değildir.” cümlesini düşünüp dururken uyumak daha da zor gelmeye başlıyor ve zaman ilerledikçe karşısına çıkan farklı hayvanlardan uyku tavsiyesi almaya başlıyor. Tilki, koyun say ben öyle yapıyorum diyor. Bülbül ninni söylüyor, baykuş masal anlatıyor, yarasa ise uyumak için ayaklarından bir dala tutunup baş aşağı durmadan uyuyamayacağını söylüyor. Tüm hayvanlar, kendi yöntemlerini en doğru yol olduğunu düşünerek aktarıyor fakat bunların hiçbiri yediuyurda işe yaramıyor. Yediuyur en sonunda aslında herkesin farklı olduğunu fark ettiğinde kendi uyuyamayışını da kabulleniyor. 

Farklıyız. Kendimize has güçlü ve zayıf özelliklerimiz var. Bir ekip içinde iletişimi en kuvvetli kişi de olabiliriz, ekibin işleri en iyi organize edeni de. Zaten tam da bu farklılıklarımız sayesinde bir takım içinde birbirimizin rakibi değil de, işbirliği içinde çalışan takım arkadaşları olmayı başarıyoruz. Fakat diğer taraftan güçlü olduğumuz yönlerde aktif rol alırken, birden kendimizi ekibin en çok çalışanı sanabiliyoruz. Yaşamdan en yaygın örneklerin birini ele alıp bu ekibin en çok çalışanı olma düşüncesini inceleyelim. Eğer evinizi paylaştığınız bir ev arkadaşınız var ve siz bulaşıkları yerleştirirken onun oturduğunu görürseniz, aklınıza “en çok ben temizlik yapıyorum” fikri gelir ve aslında daha önce ev arkadaşınızın sildiği camları, süpürdüğü halıları düşünmeden yani gerçek veriye dayalı sonuca varmadan aklınıza ilk gelen ve kolayca ulaştığınız “şu anda ben çalışıyorum o çalışmıyor” düşüncesi sizi o evi en çok temizleyen kişi olduğunuz sonucuna vardırır.

Peki neden en çok işi kendimizin yaptığınızı düşünüyoruz? Amos Tversky ve Daniel Kahneman tarafından ortaya atılan Bulunabilirlik Yanılgısı (Availability Heuristic) dediğimiz bir bilişsel önyargı bizde, kolay ulaşabildiğimiz sonuçların daha sık gerçekleştiğine dair inanç oluşturuyor. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki; kendi deneyimlerimiz ve eylemlerimiz, gözlerimizle görsek bile deneyimlemediğimiz eylemlere karşın zihinde daha kolay ulaşılabilir oluyor. Biten bir romantik ilişkide her iki tarafın da arkadaşlarına “ben yapabileceğim her şeyi yaptım, ama o çabalamadı” cümlesini kolayca kurabilmesi de bu yanılgı sebebiyledir. Zamanla aklımıza ilk gelen kendi yaptıklarımızın yerini karşımızdaki kişilerin yaptıkları doldurmaya başlar.

Yani, büyük bir proje döneminin sonunda, projeye bakıp “bütün işi ben yaptım” dememizin sebebi aslında herkeste olan bu bulunabilirlik yanılgımız yüzünden beynimizin bize ilk etapta kendi yaptıklarımızı sunmasıdır. Peki bunun önüne nasıl geçeriz? Aklımıza ilk gelen düşünceyi sorgulayarak. Projenin diğer parçalarında görev alan çalışma arkadaşlarımızı düşünerek. Kendi yaptığımız parçalar yerine tüm projeye odaklanarak.

İş hayatında bunu bazen şu şekilde görmek de mümkün, diyelim yine bir proje yapıldı A ve B kişileri de bu projenin geliştiricileri. A kişisi projenin yüzde 90’ını yapmışken, B kişisi yüzde10 ama çok önemli ve kritik bir parçasını yaptı. Proje sunulduğunda çok önemli parça daha çok ilgimizi çektiği için bir süre sonra proje ile ilgili bir iletişim ihtiyacımız olduğunda, B kişisine gitmeye eğilimimiz oluyor. Tüm projeyi B yapmış gibi düşünüyor, zihnimizde o proje ile B kişisini eşleştiriyoruz, olası bir gereklilikte de beynimiz en kolay bulduğu bu B kişisini bize sunuyor. Tıpkı gazetelerde uçak kazalarının sansasyonel paylaşıldığı için beynimizde kolay yer etmesi ve kaza oranı çok düşük olsa da uçak kazalarından korkmanın daha yaygın olması gibi.

Sahip olduğumuz birçok bilişsel yanılgı yüzünden doğru olmayan şeylere inanmaya başlayabiliyoruz. Her zaman ilk aklımıza gelen düşüncelerle değil, bu düşünceleri büyük çerçeveden değerlendirip, doğru verilerle hareket etmek hayatımızı ve yaşadığımız çevresini daha iyileştirir. Ekipte en çok ben çalışıyorum hissinin bir mit olduğunu fark etmek, gerçekten de ekip içi iletişim ve işlere karşı motivasyonu artıracak en önemli adımlardan bir tanesi olacaktır eğer siz de sık sık bu düşüncelerle baş başa kalıyorsanız, gerçek değerlendirmeler yapıp zihninizdeki bu yanılgılardan kurtulabilirsiniz. 

https://hbrturkiye.com/blog/bulunabilirlik-yanilgisi-uzerine-bir-mit-ekipte-en-cok-ben-calisiyorum


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: