Posted by: bluesyemre | August 29, 2022

Liderlik Sürecinize Bir Katkı: Kaygılarınızı Yönetmek

Korku, canlının dünyaya gelişiyle hissetmeye başladığı, yaşam bütünlüğünü koruyabilmesine yarayan otantik bir duygu. Korku olmasaydı bizi tehlikeye atan gerçek durumlara karşı harekete geçemez ve kendimizi koruyacak en basit önlemleri alamazdık. 

Daha bebekken kendimizi korumak adına geliştirdiğimiz, limbik beyin sistemine sahip tüm canlıların temel duygularından biri olan korku bütün canlılar gibi insanla da birlikte evrimleşti. Büyük atalarımız arkalarında bir hışırtı duyduğunda korku sayesinde saldırgan bir hayvanın kahvaltısı olmaktan kurtulurken, bizler de bugün trafikte tehlikeli bir durumda kaldığımızda yaşadığımız korkuyla kendimizi bu sakıncalı durumdan sıyırabiliyoruz. Korku bizi alarm durumuna geçiriyor; anlık olarak odaklıyor, hızlandırıyor ve belirli durumlarda güçlendiriyor. Çağlar içinde korku duygusunun bağlamı değişiyor, ancak taşıdığı temel nitelik ve değer değişmiyor. 

Ancak modern dünyanın insana sunduğu tüm imkanların yanında kabul edilmesi gereken bir kısıtlılık duygusu, zaten buna eğilimli olan korku duygusunun kılık değiştirmesine, belirli bir uyarana bağlı topyekun bir tepki olmaktan çıkıp uyaransız, kalıcı ve felç edici bir gölgeye dönüşmesine yol açabiliyor. 

Kaygı, tasa, endişe, vesvese, evham ve en sonunda ya anksiyete ya da depresyon… Adı ne olursa olsun, gerçek bir uyarandan bağımsız bir tetikleyici ile ortaya çıkan, süreğen ve odaksız bir korku duygusu olarak nitelenen anksiyete duygusu, canlıyı gelecekte ortaya çıkması olası, ancak halihazırda mevcut olmayan bir tehlikeye karşı sürekli zinde ve tetikte tutuyor. Sınırları belli ve gerçek tehlikelerden kurtulmaya yönelik bir nitelik taşıyan korku duygusunun aksine kaygı duygusu kalıcılığıyla, belirsiz doğasıyla ve insanı güvende hissetmekten yerleşik olarak uzak tutmasıyla yıpratıcı, engelleyici ve kısıtlayıcı bir niteliğe bürünüyor. Evimize bir kez hırsız girdiyse artık evde hırsız olmadığını bilsek de evden soğumamız, bazen kapıdan girmeye çekinmemiz bu yüzden. 

Kaygılarımızın bir bölümü gerçek uyaranların yarattığı sakınca duygusuna dayanıyor. Bireysel yaşamlarımızın yanında profesyonel yaşamlarımızın öncelikli belirleyicisi de kaygı duygusu olabiliyor. Dijitalleşmenin körüklediği kontrolsüz anlık hızlı değişimler profesyonellerin kariyer yollarını belirsizleştiriyor. Yarın kimin hangi işte hangi görevleri üstleneceğinin bilinmemesi bir yana, tüm dünya kapsamlı bir ekonomik krize doğru ilerliyor. Yetişmiş insan gücü bulmaktaki sorunlar, Maymun Çiçeği virüsünün yarattığı panikten COVID-19’un yeni varyantlarla yaşamımızdaki etkisini sürdürmesine kadar sağlık endişeleri, bu endişelerin altında büyük bir istifa krizi… 

Kolektif değerleri (bilinçaltı aktarımlar, yöresel genetiğimiz, inançlar ve değerler) kullanarak dış dünyayı ve başkalarını anlamaya yarayan varoluşsal zeka şimdi her zamankinden çok önem taşıyor. Dünyanın gidişatını kestirebilmek ve öngörmek, kendimizi zamanın akışı içinde konumlandırabilmek gerekli bir beceri olup çıktı. 

Yine de kaygı duygusu yaşamlarımızı etkilemek için gerçek uyaranlara ve sakıncalara gereksinim duymuyor. Başımıza gelmesi muhtemel olmayan olayların yerleşik bir ağırlık gibi üzerimize çökmesi de yaygın olarak görülüyor. 

Buna karşın kaygı sadece kısıtlayıcı ve yıpratıcı bir etkiye sahip değil. Belirli dozda kaygının başarıyı tetikleyici bir etkisinin de olabileceği biliniyor. 

Kaygı duygusundan güç bulmak mümkün. Rollo May’in sözcükleriyle, “Anksiyeteyi yönetme sorunu, anksiyeteyi normal bir düzeye çekme ve sonrasında bu normal düzeyde anksiyeteyi bireyin bilinç düzeyini, zindeliğini, yaşam şevkini artırmaya yarayacak bir uyaran olarak kullanabilme sorunudur.”

Modern insan, yoğunlaşmış ve uyaranlarla dolmuş, sınırları belirli ancak sonuçları kalıcı olarak belirsiz bir yaşam düzeninin yarattığı kaygıları yönetmek zorunda kalıyor. İnsan yöneten insanlar da artık sadece şirketlerin, iş yaşamının ve küresel ekonominin bilinmezliklerini ve değişkenliğini değil, doğrudan hayatın bilinmezlerini yönetmek zorunda. Oysa, çalıştığım 100’ün üzerinde liderle görüşmelerime dayanarak söyleyebilirim ki, son yıllarda liderleri kaygıları yönetiyor. 

Yoga, meditasyon, mindfulness, nefes terapileri, türlü mutluluk tanımları, okumak… Kaygıları ancak bir nebze sönümlendiriyor. Profesyonellerin ve özellikle liderlerin kaygılarını yönetmesi için mucizevi, küçük ölçekli çözümler bulunamıyor. Kontrol alanına odaklanmak, mentorluk gibi destekler yarar sağlasa da kaygıyı her gün yeni konular ve sorunlar besliyor. 

Kaygıyla baş etme yöntemleri herkeste farklı ve özgün süreçler gerektiriyor. Ama anksiyetenin profesyonel yaşamda liderliğe etkisini olumsuzdan olumluya çevirmek için işe yarar bir çerçeve çizmek mümkün. 

Öncelikle farkındalığı beslemek ve sorumluluğu paylaşmak için bedenlerimize kulak vermek, işe başlamak için doğru bir nokta. İyi bir lider olduğunuz kadar kaygılarınızı ve yönettiğiniz bireylerin kaygı ve önceliklerini tanıyan, kişisel ve profesyonel yaşamda dengeye önem veren, öncelikle de kendini gerçekleştirebilmiş ve çevresindekilerle olgun ilişki kurabilen kişiler olmak, iş kimliğiniz için daha sürdürülebilir başarının kapısını aralayacak. 

Engin Geçtan’ın, İnsan Olmak adlı kitabında, “Hangi biçimde yaşanırsa yaşansın kaygı ve buna eşlik eden çaresizlik duyguları, günlük yaşamının sorumluluklarını üstlenebilmek için gerekli beceriyi geliştirememiş ve gerçek benliğine yabancılaşmış olmanın belirtileridir.” diyor. “Bir insanın kaygılarından kurtulabilmesi için tek yol, kendi varoluş sorumluluğunu üstlenebilmesidir.”

Kaygılarınızdan, kendinizle ve çevrenizle uyumsuzluklarınızdan bütünüyle kurtulmanız belki güç. Ancak kendi içinizde ve kendi çevrenizde dengeli, duyarlı ve farkındalık odaklı bir yaşam sürmeniz, gerçek benliğinizle bağlantınızı korumamız mümkün. Kaygıyı sizi engelleyecek değil, zinde ve tutkulu kılacak bir etmen olarak kullanmak da ancak böyle mümkün olabilir. 

Kendinizle kurduğunuz bu bağlantıya dayanarak kaygınızı denetim altına almanın ve hatta sizi dinç tutacak bir etmen olarak kullanmanın da yolları olabilir. 

Kendinizle kurduğunuz bağlantıda sahici olun. Kaygınıza değil, kaygı konusundaki kontrol odağınıza odaklanın.

Kaygı tetikleyicilerinize dikkatli bakın; geçmişten gelen bir ses mi, bir inanç mı, yoksa şu anki gerçek ortamınızdan bir takım arkadaşı mı sizi tetikleyen? Kaygınızı netleştirmeye çalışın.

Kaygınızı körükleyecek sosyal medya kanallarından, iletişim biçimlerinden uzak durun ve kendinizde yarattığınız değişime odaklanın.

Son olarak, bütün bunlara bağlı olacak biçimde kaygılarınızı sizi felç edecek değil, geliştirecek birer araç olarak kullanmanın özgün ve kişisel yollarını arayın. Bu, hem kendiniz hem de kurumunuz için olumsuz görülebilecek uyaranların olumlu ve yapıcı uyaranlara dönüşmesinin önünü açacak. 

Kaygılarınızı bir gelişim aracı olarak kullanmak, liderlik sürecinizi de böylece besleyebilir. 

https://hbrturkiye.com/blog/liderlik-surecinize-bir-katki-kaygilarinizi-yonetmek


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: