Posted by: bluesyemre | November 28, 2022

Zeki ve Karizmatik Lider Miti

Son birkaç hafta işletme bilim insanları açısından zorlayıcıydı. FTX skandalı, kontrol eksikliğine dair neredeyse inanılmaz bir hikaye. Enron’u iflası sırasında idare etmesi için görevlendirilen yöneticiye göre bu Enron’un hikayesinden daha kötü. Elon Musk’ın işten çıkarmalarla ilgili kaotik yaklaşımı, amaçsız ürün lansmanları ve geri çekmeleri ve sürekli tweet yayımladığı düşünüldüğünde, Twitter’ı devralması da eşit derecede rahatsız edici. Tabii bir de Theranos’un hikayesinin Elizabeth Holmes’un 11 yıl hapis cezası almasıyla sonuçlanışı var.

Bu hikayelerin ortak bir noktası var. Her birinde, gerçek yönetim uygulamaları göz ardı edilerek özgün ve havalı liderlik stilleri sunuluyor.

FTX’le ilgili sorunlar sayılamayacak kadar çok. Ancak en önemlilerinden biri, Matt Levine’in geçen hafta tarif ettiği gibi, tam bir izleme ve muhasebe eksikliği sorunu. Muhasebe sayesinde Fortune dergisinin kapağına çıkmazsınız ama bir şirketin etkinliklerini ve finansını düzenli bir şekilde izlemek iyi bir yönetim için temeldir. FTX’te bu göz ardı edilmiş gibi görünüyor. Şirket basit işletme sistemlerinin yokluğunda nasıl bu kadar büyüyebildi? Acı gerçek şu ki muhtemelen yatırımcılar ve müşteriler, şirketin “benzersiz” liderlik ekibinin karizması ve vizyonuyla etkili bir şekilde yönetilebileceğini varsaydılar.

Twitter’ın hikayesi daha da ilginç. Musk’ın sürekli tweetleri, ürün lansmanları ve geri çekmeler, kitlesel işten çıkarmalar ve tekrar işe alımlar, bir gün içinde uzaktan çalışma yasağının iptal edilmesi… Yine görüyoruz ki bir CEO yönetimin temellerini tamamen hiçe sayabiliyor; liderliğinin ve zekasının sihirli etkilerine neredeyse kesin bir şekilde inanabiliyor. Musk’ın idaresindeki Twitter’da temel İK’ya pek az saygı gösteriliyor gibi. Musk çalışanlarını motive edip elinde tutmakta zorlandı. İstifaları teşvik etmeyi umut etmesi olasılığını elesek bile yaptığı beyanlar, elinde tutmayı umduğu çalışanların birçoğunu kendisinden uzaklaştırdı.

Bu şirketlerden ne ders çıkarabiliriz? İki hikaye de devam ediyor olsa da şimdiye kadar görüldüğü kadarıyla bu firmalar, “süper kahraman” liderliğin sıkıcı yönetime galip geleceği inancının kurbanı oldular. Bu inancın yanlış olduğu iki nokta var.

Birincisi, sıkıcı yönetimin önemli olduğuyla ilgili açık kanıtlar var. Sıkıcı yönetimi ciddiye alan şirketler için bu bir rekabet avantajı kaynağı. Meslektaşlarımla yaptığım araştırmalara göre yönetim pratikleri sektörler arasında ve dünyada oldukça fazla çeşitlilik gösteriyor. Ayrıca, iyi yönetilen şirketler anlamlı ölçüde daha kârlı. Sonraki deneysel araştırmalar da iyi yönetimin firmaların performansını iyileştirdiğini doğruladı.

İyi yönetim nedir? Bunun tek bir kapsamlı cevabı yok. Ancak araştırmalarımızda üç boyuta odaklanıyoruz: hedef belirleme, teşvikler ve izleme. İyi yönetilen şirketler mantıklı ve stratejik hedefler belirlerler; ekiplerinin katkı sunmasını sağlarlar; ve ilerlemeyi ölçerler. Buna isterseniz sıkıcı diyebilirsiniz, ben iyi işletme diyorum.

Süper kahraman teorisiyle ilgili diğer sorun, iyi liderliğin imajını basitleştirmesi. Elon Musk’la ilgili mevcut tartışmaları düşünün. Kendisini sevenlere göre Musk’ın Tesla, SpaceX ve PayPal’deki başarısı iyi bir lider olduğunu kanıtlıyor. Eleştirenlere göreyse Twitter’daki karmaşa tam zıttını kanıtlıyor.

Bu çok basitleştiren bir ayrım. Araştırmalar CEO’ların gerçekten de bir şirketin başarısı için önemli olduğunu gösteriyor. Ancak katkıları vizyon ve zekanın ötesinde bağlamdan oldukça fazla etkileniyor.

CEO’nun rolüne ilişkin araştırmalarımda liderlerin şirkete katkılarını üç boyutta ele alıyorum. İlki “dikey farklılaşma” adın verdiğim, en tanıdık olan boyut. Bazı kişiler daha akıllıdır, daha stratejiktir, daha bilgilidir veya daha karizmatiktir. Bir şekilde liderlik rolüne “daha” uygundurlar. Örneğin, İsveç’teki CEO’larla yapılan bir çalışmaya göre büyük firmaların başındaki kişilerin ortanca IQ puanları nüfusun üst yüzde 17’lik diliminde. İnternette Elon Musk’la ilgili dönen kavgaların altında biraz bu yatıyor. Vizyoner bir dahi mi yoksa dengesiz ve beceriksiz mi? Aslında bu hikayenin yalnızca bir kısmı.

CEO’lar da dikey olarak farklılaşırlar. Bundan kastım, CEO’lar çeşitli beceriler, bilgiler ve liderlik stillerine sahiptirler. Bunlar belirli bir sektöre veya duruma daha uygun olabilirler. Eski bir general, askeri operasyonları yönetmekte iyi olsa da bir yazılım startup’ının CEO’su olmak için uygun olmayabilir ve tam tersi de geçerlidir. Bob Iger’in Disney’e beklenmeyen bir şekilde dönüşü, uygunluğun liderlik işlerinde başarı için ne kadar önemli olduğunun başka bir kanıtı.

Son olarak, durumu karmaşıklaştıran diğer bir husus, bir CEO’nun kattığı değer sadece bireysel olarak ne yaptıklarıyla değil, aynı zamanda şirketteki diğer kişileri ne kadar etkileyebildiğiyle ölçülür. Başarılı CEO’lar ekiplerini etkilerler ve motive ederler. Bu gerekli bir sosyal beceridir, bir vizyon veya zeka meselesi değildir. Araştırmalarım ayrıca C-seviye liderlerden sosyal beceriler beklendiğini belgeledi.

Süper kahraman anlatısı, dikey farklılaşmayla ilgili tüm tartışmayı basitleştiriyor. Çünkü bunun hakkında tartışmak eğlencelidir ve bu anlatılacak ve üzerine haber yapılacak basit bir hikayedir. Diğer iki faktör olan, bağlama özgü beceriler ve bir kurumu etkileme yeteneği hakkında konuşmaksa daha zordur ve hakkında yazmak o kadar eğlenceli değildir. Ancak, insanlar ikinci faktörü göz ardı edip birincisine odaklanırlarsa kötü işe alım seçimleri ve yatırımlar yapabilirler.

Elon Musk ve Twitter’a gelirsek, bu üç parçalı değerlendirme ne açıdan süper kahraman anlatısından farklı? Bu durumda kendisini sevenlerin veya eleştirenlerin söylediklerinden daha karmaşık bir biçimde, yukarıda bahsettiğim her üç faktörün üzerinden geçmemiz gerekiyor. Sadece Musk’ın genel olarak iyi bir CEO olması hakkında tartışmak yerine bir sosyal medya platformunu yönetecek beceri ve deneyime sahip olup olmadığını sorabiliriz. Mevcut ekibi motive edip yönetebilecek mi? Şunu düşünmek gayet makul: Musk ortalamanın üstünde bir CEO ama Twitter’ı devralmasından sonraki davranışlarının gösterdiği üzere, başarılı olmak için ihtiyacı olan insanları etkileyemiyor ve bir sosyal medya platformunu yönetmek için uygun kişi değil.

Bu türden bir liderlik görüşünü dergi kapaklarında görmek zordur, dolayısıyla sıklıkla unutulur. Öte yandan, liderler ve kurumların arasındaki karmaşık ilişkiyi göz ardı etmek yatırımcılar, tüketiciler ve en sonunda yöneticiler ve CEO’lar için kötü sonuçlar doğurur.

https://hbrturkiye.com/blog/zeki-ve-karizmatik-lider-miti


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: