Posted by: bluesyemre | January 2, 2023

Dört Tür Yaratıcılığı Geliştirebilmek

İşin geleceği ile ilgili konuşmayı bir deniz olarak düşünürsek bu denizdeki sabit adalardan biri işimizin gittikçe daha yaratıcı hale geleceği inancıdır. Dünya Ekonomik Forumu, McKinsey ve başlıca düşünce kuruluşlarının neredeyse hepsi, destekleyici veriler sunarak bu hipotezin etrafında hizalanmış görünüyorlar. Bu trend, otomasyona sadece mekanik görevler delege etme konusunu değil; değişimin giderek yükselen temposunu ve işin karmaşıklık düzeyinin artışını da kapsıyor. Bu konular da yeni meydan okumalara her zamankinden daha fazla özgün çözümler sunulmasını gerektiriyor.

Pek çok şirket, satış ve pazarlamadan muhasebe, operasyon ve müşteri hizmetlerine bütün departmanları ve her seviyeden çalışanları (özellikle de sahada çalışanlar) için temel yetkinlik olarak yaratıcılığı sistemlerine dahil ediyor. Bundan dolayı bireyler ve yetenek yöneticileri, yaratıcılığı geliştirmek ve yönetmek için ne gerektiği konusunda bilgi sahibi olmalılar. Psikolojinin ve bilişsel nörobilimin diğer alanlarına kıyasla yaratıcılık bilimi, daha yeni bir alan olsa da bu alana dair kavrayışımızın giderek artması yaratıcı gelişme için yeni yollara işaret ediyor. Bu makalede sizlere yaratıcı düşünmeyi dört türe ayıran bir tipoloji sunuyoruz: bütünleştirme (ya da farklı görünen iki şeyi aynı göstermek), ayrıştırma (aynı görünen şeyleri birbirinden ayrı görmek ya da daha yararlı bir şekilde parçalara bölmek), şekil-zemin değişimi (veya önemli olanın ön planda değil arka planda olduğunu fark etmek) ve son olarak uzaksal düşünmeyi (içinde bulunduğunuz andan ve durumdan daha farklı şeyleri hayal etmek).

Çoğumuz dört yaratıcı düşünme yönteminden biriyle düşünmeye meyilliyiz ve bize hangisinin kolay geldiğini bilmemiz faydalı olabilir. Ayrıca yaratıcılığımızı diğer boyutlarda da geliştirmeyi öğrenebiliriz. Yöneticilerin yaratıcı projeler yürütmek için hem kendi güçlü yönlerini hem de ekiplerindeki düşünme çeşitlerini nasıl dengede tutabileceklerini anlayabilmeleri gerekiyor. İlaveten organizasyonlar bu tipolojiyi tüm işgücünde inovasyonu artırmak için kullanabilir.

BÜTÜNLEŞTİRME

Bütünleştirme, bölgesel (birkaç kavramı bir araya getirerek) ya da büyük çapta (kapsayıcı, birleştiren bir teoriyle) yapılabilir.

17. yüzyıl matematikçilerinden Isaac Newton, bütünleştirme konusunda bir dâhiydi. Kalkülüsü icat ettikten sonra (ki bu oldukça bütünleştiriciydi) kendisini çok daha ünlü yapacak bir fikir aklına geldi. Hikayede bildiğiniz gibi bir elma var fakat bu elma Newton’un kafasına düşmüyor. Aslında Newton bir gece camdan bakarken 6 metre ötede yere düşmüş 5 santimetre çapındaki bir elmayı görüyor; daha sonra bu elmanın çok daha uzakta bulunan Ay ile aynı boyutta görsel uzama sahip olduğunu fark ediyor. Newton perspektifin aldatmacasını değil Ay’ı yörüngede ve elmayı yerde tutabilen aynı gücün ne olduğunu merak ediyor. Bu düşünce Ters Kare Yasası’nı (iki madde arasındaki yerçekimi kuvveti onları ayıran uzaklığın karesine ters orantılıdır) bulmasına sebep oluyor. Bütünleştirme çoğu zaman bu şekilde bilimsel keşiflerin temelindedir.

Bütünleştirme aynı zamanda kurumsal inovasyonun da kilit yapılarından biridir. Apple’ın iPhone’unu düşünün. Tasarımcıların dijitalleştirilen kamera, telefon ve müzik çalar (hepsi veriyi aynı şekilde yakalar, depolar, geri alır ve iletir) gibi bileşenlerdeki başarısı yarı iletkenler ve sıvı kristal ekranlar yoluyla verilerin iletilebileceğini fark etmelerinde yatıyor. Hepsini tek bir cihazda (muhtemelen bugüne kadarki en güçlü araç) toplayabilmelerinin sebebi de bu. Bundan 40 yıl önce, duvarda asılı telefonunuzun konsolunuzu süsleyen teybinizle ya da içindeki filmi banyo ettirmek zorunda olduğunuz fotoğraf makinenizle hiçbir alakası yoktu.

Peki, bütünleştirici yaratıcılık günlük işlerimizde nasıl ortaya çıkar? Ofis malzemeleri satan bir yer düşünelim; Capalla Paper isimli yer Milenyum kuşağından müşterileri daha çok çekmek istiyor olsun. Jerome (e-posta pazarlaması yapıyor) bu problem üzerinde çalışan görevlimiz. Jerome, pandemiden sonra hibrit ya da uzaktan çalışma modelini destekleyen profesyonellerin 20’li, 30’lu yaşlarda olduğunu gösteren birkaç araştırma buluyor. Jerome, Capella’nın uzak gördüğü iki grubun (Milenyum kuşağı ve uzaktan çalışanlar) aslında ofis malzemeleri müşterisi olarak aynı hizada oldukları hipotezini oluşturuyor. Ayrıca 2020’nin ilkbaharında ev-ofis satın alımlarının zirve yaptığına dair ekibinden yeni bir analiz daha ediniyor; bu sayede hangi e-posta tanıtımlarının (yeni uzaktan çalışmaya başlamış insanları hedef alan) en başarılı olduğunu görebiliyor. Toplu kağıt alımlarında ücretsiz yedek yazıcı toneri teklif eden bir promosyon seçiyor; ilaveten yeni hedef kitlenin demografik yapısına göre birkaç ince ayar yapıyor. Bunun sonucunda promosyon, şirketin Milenyum kuşağı müşterilerinden aldığı ortalama tıklanma oranından yüzde 35 daha fazla tıklanıyor.

AYRIŞTIRMA

Bütünleştirici düşünmenin zıttı olan yaratıcı düşünme türü ise ayrıştırmadır ve bilim tarihi bunun örnekleriyle doludur. Periyodik Tablo toprağı, havayı, ateşi ve suyu 118 parçaya ayırır. Tıbbi buluşlar, sürekli olarak tek bir hastalık gibi görünen hastalıkların aslında her birinin tam olarak tedavi edilebilen parçalara ayrılmasıyla sonuçlanır. Tüm zamanların en büyük üretim inovasyonlarından biri olan montaj hattı da özünde ayrıştırmayı kapsar. Sanayi Devrimi’nden önce bir zanaatkar araç üretimini başlangıçtan bitişine kadar yönetebiliyordu. Örneğin silahlar, hem ağaç işlerinde hem de metal yapımında usta insanlar tarafından yapılıyordu; aynı şey seyahat sandıkları ve duvar saatleri için de geçerliydi. Ancak İsveçli mucit Christopher Polhem, değiştirebilir parça kavramını ortaya attı. Bu parçalar bütünden ayrılabilir ve farklı tür ürünlerde kullanılabilirdi. İlk başta insanlar şüpheyle yaklaştı: Fransız Honoré Blanc, 1785’te bileşenlerini değiştirebilir parçalardan seçip tamamladığı çalışan silahı izleyenlere açıkça gösterdiğinde ise insanlar şok olmuştu. Bu fikir, günümüzde hâlâ kullandığımız daha hızlı, tutarlı ve ölçeklenebilir üretime imkan vererek insan emeğinde daha da fazla iş bölümüne yol açtı.

Son zamanlarda çıkan bir uygulama da parçacık fiziğinin önemli bir uygulaması olan ve maddeyi en küçük bileşenlerine ayıran kuantum bilişimdir. Klasik bilgi işlem yönteminde bir bit tek pozisyondan iş yapabilirken, kuantum bilişimde kübit pek çok pozisyondan eş zamanlı işlem yapabiliyor ve bilgi işlem gücünü de katlayarak artırıyor. 2019’da Google’ın kuantum işlemcisi Sycamore, klasik bir bilgisayarın 10 bin yılda tamamlayacağı bir görevi sadece 200 saniyede tamamlıyordu.

Bu yaratıcılık türü pek çok profesyonel senaryoda yardımcı olabilir. Örneğin Capella’da ürün sorumlusu olan Carmen, Milenyum kuşağına yönelik hangi satışların popüler olduğu konusunda çalışıyor. İlk başta bireysel müşterilerini kurumsal müşterilerinden ayırıyor; kurumsal müşteriler genelde küçük şirketler için yapılan satın alımları temsil ediyor. Kurumsal müşteriler de kendi içinde çeşitli malzemeler sipariş edenler ve satım alımları azalanlar ya da büyük miktarda bir veya iki ürün alıp sabit ya da siparişleri artanlar olarak ayrıştırılabilir. İkinci gruba odaklanan Carmen, 30’lu yaşlarındaki kurumsal müşterilerin sıklıkla aldığı bir ürüne yoğunlaşarak “İşte buldum” noktasına ulaşıyor: Bu ürün, Capella markalı 15×20 cm yeşil kumaş kaplı bir not defteri. Carmen, yaptığı görüşmelerde insanların bu ürünü iki sebepten satın aldığını öğreniyor: çalışanların not alması ve müşterilere hediye edilmesi. Bu not defterleri Capella sadece kurumsal yerlere toptan satış yaptığı için çok talep ediliyor. Bu öngörüyle Carmen, lüks not defterlerine yeni bir soluk getirerek boyut ve renk olarak geniş bir yelpaze ekliyor; böylece hem bireysel hem de kurumsal müşteriler tarafından defterin kapağında baş harfleri ya da şirket logosu tercihiyle satın alınabiliyor. Bu şekilde tek bir ürün farklı amaçlar için çeşitlendirilmiş oluyor.

FİGÜR-ZEMİN DEĞİŞİMİ

“Figür-Zemin Değişimi” terimi görme alanındaki çalışmalardan geliyor ve temelden farklı bir resim oluşturabilmek için odağımızı ön plandan geri plana değiştirme kabiliyetini ifade ediyor. Çokça bilinen, profilden iki yüzün siyah veya beyaz silüetlerinin göründüğü (ya da ortada vazo olan) bu görsel, zihnimizin ileri ve geri iki yön arasında nasıl geçiş yapabildiğini gösteriyor.

Yakın tarihte nörobilim alanında yapılan en önemli keşiflerden biri varsayılan mod ağıdır (default mode network). Zihinsel dinlenme sürecinde bazı beyin bölgelerinin harekete geçişini ifade eden bu keşif, figür-zemin değişimi sayesinde gerçekleşti. Fonksiyonel görüntüleme araştırmacıları, beynin “task-positive” ağlarının (anagram çözmek ya da ders dinlemek gibi odaklanarak yaptığımız aktivitelerde beyinde aktif olan bölgeler) haritasını çıkarıyorlardı. Bu tarz deneylerin çoğunda kontrol koşulu dinlenme periyotlarından oluşuyordu ve bu sürelerde beynin karanlık ve sakin olması bekleniyordu. Buna karşılık bilim insanları, pek çok araştırma sonucu orta hat ve orta temporal lob beyin yapısının dinlenme boyunca sürekli aktif olduğunu fark ettiler; yani durağanlığın aksine canlılık söz konusuydu. Aynı durumun dalıp gittiğimiz, hayal kurduğumuz ve planlar yaptığımız zaman dilimlerinde de gerçekleştiğini öğrendik. Araştırmacılar en iyi düşünme halimizi bulmaya çalışmamıştı ama bir şekilde bulmuş oldular.

Şekil-zemin değişimi için bir başka örnek verebiliriz: 1957’de Sovyet uzay programı Sputnik’i (Dünya yörüngesindeki ilk uydu) fırlattığında ABD ordusu Sputnik’in hızını ve konumunu Doppler etkisi yoluyla takip etmek için birbirinden oldukça uzakta iki nokta kullandı. Ancak 1958’de bu derin teknolojinin uygulama amacının aslında tam tersi olduğu anlaşıldı; bu teknoloji uzaydaki noktaları kullanarak dünyadaki cisimlerin takibine olanak sağlıyordu. Aynı yıl Advanced Research Projects Agency, uzayda farklı noktalardaki iki uyduyu kullanarak hareket eden herhangi bir cismin hızını ve konumunu hesaplamak için Transit’i geliştirdi. Günümüzde bu teknolojiyi Küresel Konumlama Sistemi ya da GPS adıyla biliyoruz.

Figür-zemin değişimini endüstride de sürekli olarak görüyoruz. Amazon Web Services, Amazon’un altyapısını ölçeklendirme ihtiyacıyla geliştirildi. Yazılımı geliştiren Chris Pinkham ve Benjamin Black, buldukları çözümü pek çok insanın isteyebileceğini fark etti; dışarıya sunulabilecek ilgi çekici bir ürün olabilirdi. Günümüzde AWS, Amazon’un ön plana çıkan işlerinden biri ve 2020’de 45 milyar dolar gelir açıkladı. Buna benzer şekilde mesajlaşma platformu Slack, Stewart Butterfield’ın şirketi Tiny Speck’in bir video oyunu geliştirmesine yardımcı olacak bir ürün olarak yolculuğuna başladı. Asıl iş suya düştü ancak ekip, mesajlaşma uygulamasını özünü bozmadan değiştirdi ve sonucunda Slack 2019’da piyasaya sürüldü. Salesforce 2021’de Slack’i 28 milyar dolara yakın bir yatırımla satın aldı.

Capella’nın Chicago mağazasında bir yönetici olan Robert’ın, şirketin Milenyum kuşağı müşterileri çekmeyi amaçladığını öğrendiği bir yönetim toplantısından döndüğünü hayal edelim. Robert birkaç hafta boyunca mağaza müdavimlerinin alışveriş alışkanlıklarını gözlemliyor. Profesyonel kıyafetler giyen, 20’lerinin sonlarında ya da 30’lu yaşların başında müşterilere odaklanıyor fakat bu profilde insan çok az olduğu için herhangi bir satın alma paterni çıkaramıyor. Normalde Robert, hafta içi çalışıyor olsa da cumartesi bir arkadaşının yerine bakmak için çağırılıyor ve gözlemlerine devam ediyor. İlk başta hedef kitlesine uyan kimseyi göremiyor, daha sonra ise haftanın başında gördüğü sürekli müşterilerden birini fark ediyor. Müşteri bu sefer iş kıyafetleriyle değil günlük kıyafetleriyle, yanında okul çağında, kızı olabilecek yaşlarda biriyle alışveriş yapıyor. Robert, Milenyum kuşağının yarısını gözden kaçırdığını anlıyor çünkü profesyonel olarak değil ebeveyn olarak alışveriş yapıyorlar ve sürekli olarak görsel sanatlar ya da okulla ilgili malzemelere bakınıyorlar. Robert bu malzemeleri koridorun ortasına ve ofis malzemelerini de yan tarafına almaya karar veriyor. Birkaç ay içinde mağaza, hedeflenen kitlenin bölge satışına öncülük edecek duruma geliyor. Robert, Capella’nın liderlerine Milenyum kuşağının hayatlarına bütün olarak ve daha geniş çerçevede odaklanılması noktasına vardığını açıklıyor.

UZAKSAL DÜŞÜNME

Son olarak, uzaksal düşünme, mevcut durumdan daha farklı şeyleri hayal etmeyi kapsar. Yaratıcı dâhiler, diğer insanların ilk bakışta göremediği radikal, yepyeni bir geleceği tasarlayabilen insanlar olarak tanımlanır. Örneğin mucit Nikola Tesla bir defasında bir icadının tasarım, geliştirme hatta çalıştırma sürecini tamamen hayal gücünde tamamladığını ifade etmiştir. Uzaksal düşünme sayesinde ortaya çıkan buluşları radyo, neon lamba, alternatif akım ve hidroelektrik enerjidir.

Bazen inovatörler çağın o kadar ilerisinde fikirler ortaya koyarlar ki bunlara pazar henüz hazır değildir. Bilgisayar bilimcisi ve kriptograf David Chaum, anonim dijital parayı 1983’te bir makalede icat etmişti; o zamanlarda kişisel bilgisayarlar piyasaya yeni çıkmıştı ve internete erişim yaygın değildi. Chaum’un şirketi DigiCash, 1994’te ilk elektronik ödemeyi göndermeyi başardı. Ancak dijital paranın uyum sağlayabilmesi için gereken ekonomik ve teknolojik ekosistem desteği henüz mevcut değildi, bu sebepten DigiCash 1998’de kapandı. Diğer ilk adımı atanlar gibi Chaum da gelenler için yolu açmış oldu fakat buluşunun başarısından çok az fayda sağlayabildi.

Uzaksal düşünebilen daha başarılı inovatörler mevcut zamanla gelecek arasında iki yolla köprü kurar. Bunlardan ilki promosyonlar, ortaklıklar ve odaklı lansmanlarla pazarın olgunlaşma ivmesini artırarak gerçekleşir. Örnek olarak bir başka dijital ödeme şirketi olan PayPal’ı verebiliriz. 1999’da PayPal piyasaya sürüldüğünde planlanan kullanım alanlarının benimsenmesi düşüktü. Şirket müşteriler hazır olmadan hırslı bir bakış açısı geliştirmektense dijital ödemenin norm haline geldiği eBay yoluyla kullanıcı altyapısını geliştirmeye odaklandı. Bu ortaklık o kadar başarılıydı ki eBay, 2002’de PayPal’ı satın aldı fakat 10 yıl içinde PayPal’ın kullanımı ana firmayı geçti ve kuruluş bölündü. Günümüzde PayPal 200 ülkede kullanılıyor, ilaveten 2021 geliri 25 milyar doları aştı.

İkinci yol ise uzaksal düşünebilen inovatörlerin radikal vizyonlarını “geriye dönük” inovasyonlarla gerçekçi hale getirmeye yardımcı olur; yani fikir sahibinin ivedilikle piyasaya sürülebilecek ve hisse sahiplerinin olgunluk eğrisinde gerçek buluş için hazır konuma gelmesini sağlayacak teknolojiler geliştirmesi gerekir. Otonom arabaları düşünün; aslında varlar ancak teknoloji, altyapı ve mevzuata ilişkin pek çok sebepten ötürü yaygın değiller. Sürücüler direksiyonu teslim etmeye henüz hazır değil. Bu yüzden hız kontrol düzeni ve otomatik park etme gibi basamak görevi gören ürünler görüyoruz. İnsanların kullanacağı ve sürücüsüz bir geleceğe inanmalarını sağlayacak olan, bu artırımlı olanaklar olacak.

Elektrikli araba şirketi Tesla araçlarını lüks ürünler olarak konumlandırdı. Böylece ekonomik şartlar daha standart modeller üretmeye imkan verecek mertebeye ulaşmadan önce uzaksal düşünme başarısında belirli bir mesafe kat etti. Şimdilerde ise şirket öncü araçlar piyasaya sürerek tam otonom araçlar için zemin hazırlıyor: Hem geleneksel otomatik pilot hem de “tam otonom kabiliyet” sunarak araçlara daha fazla kontrol veriyor. Tesla’nın yaratıcı kurucusu Elon Musk, önceden kabullenmesi zor bu öngörüyü eninde sonunda benimsememiz için bizi eğitiyor.

Uzaksal düşünme yeteneğine sahip insanlar, inovasyonların artırımlı olarak geliştirildiği organizasyonlarda dahi kendilerine fırsatlar sunan büyük meydan okumalarla karşılaşabilirler. Capella’nın tasarımcılarından biri olan Piper, yıllardır yöneticilerine ofisler kağıtsız çalışmaya geçtiğinde şirketin nasıl iş yapacağını soruyor. Milenyum kuşağını cezbetmek için kendisine verilen yeni yetkilerden cesaret alarak geleceğe yönelik öngörüsünü anlatıyor: Eko-bilinçli ve tamamen online araçlarla ofis malzemelerinden kaçınan dijital yerliler, hızlı ve çoğunlukla sanal çalışma ortamlarında çalışıyorlar. Ancak Piper, çoğunluğun hâlâ reklam ve geçmişin hatırasını yaşatmak amacıyla dijital dünyayla bağlantılı fiziki ürünler talep ettiğini ifade ediyor. Piper, proje sürecini onurlandırmak için hatıra eşyalar konusunda yeni bir yol sunuyor: Müşterinin satın aldığı yazılım ürünlerinin afişinde bugünkü kullanım metriklerini gösteren müşteri memnuniyeti plaketleri ya da bina yapıldıkça değişen ticari emlak “hatıraları” örneklerini veriyor. Piper’ın önerileri Capella’nın demografik ihtiyaçlar konusunda daha büyük ve cesurca düşünmesini sağlıyor; ilaveten Piper’ın özgün yeteneği, şirketin sektör trendlerinin ötesine geçmesine yardım ediyor.

NASIL İLERLEYEBİLİRSİNİZ?

En çok hangi tür yaratıcılığı kullanıyorsunuz? Yöntemlerin her biri kendine has bir avantaja ve olası kör noktalara sahip. Bütünleştiriciler sinerjiyi henüz var olmadan görmeye çalışabilirken, ayrıştırıcılar ise basit bir çözümü aşırı karmaşık hale getirebiliyor.

Birey olarak güçlü yanlarınızı anlamak ilk adımdır. Bu yönlerinizi uygulayabileceğiniz alanlar bulun ve aşırı kullanım konusunda dikkatli olun. Karşınıza çıkacak bir sonraki inovasyon fırsatında size daha az doğal gelen yollardan düşünmeye çalışın. Bir yoldan gitmeye karar vermeden önce en azından bu dört tür yaratıcılıktan bir seçenek belirleyerek kendinize meydan okuyun.

Eğer bir ekip yönetiyorsanız kendi beceri setinizi diğer hangi tür yaratıcı düşünen çalışanlarla tamamlarsınız? Ekibinizden bir öneri alırken bu dört tür yeniliği kapsayan seçeneklerden faydalanıyor musunuz? Cevabınız hayırsa ekibinizden bunu isteyin.

Organizasyonel seviyede, işinizin yakın dönemdeki dahili ve harici inovasyonlarını değerlendirin. Herhangi bir patern görebiliyor musunuz? Örneğin ürünleriniz ayrıştırma sonucunda mı, bütünleştirme sonucunda mı ortaya çıkmış? Şekil-zemin değişiminden en son ne zaman faydalandınız? Şirketinizde diğerlerinin düşüncelerini genişleten yeterli sayıda uzaksal düşünebilen çalışan var mı? İşe alım yöneticileri, büyüyen ekiplerin bünyesindeki inovasyon türlerinin birlikteliğini ne sıklıkla dikkate alıyor?

Yaratıcılık yeni iş dünyamız için bir zorunluluk. Her seviyeden bu dört ıraksak düşünme becerisini geliştirebilmek, her yeni meydan okumayı başarılı bir inovasyona dönüştürme gücü sağlayacaktır. 

https://hbrturkiye.com/dergi/dort-tur-yaraticiligi-gelistirebilmek


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Categories

%d bloggers like this: