Ahmet Rasim

Elli yıllık yazarlık tecrübesinde İstanbul’u detaylıca ele alan; yazar, milletvekili, gazeteci, besteci gibi kimliklere sahip olan Ahmet Rasim, II. Abdülhamid, II. Meşrutiyet, Mütareke, Cumhuriyet dönemleri boyunca yaşamıştır. Ahmet Rasim, İstanbul folklorunun, gündelik hayatın, yaşamış insanların hayatlarını fevkalade bir gözleme tabii tutmuş ve sağlam kalemiyle hayatı betimlemiştir. Bu yazıda, Ahmet Rasim’in çoğunlukla 1897-1899 yılları arasında Malumât Gazetesi’nde yazmış olduğu Şehir Mektupları’ndan yola çıkarak, İstanbul’un XIX. yüzyıldaki mutfak kültürüne, Ahmet Rasim’in anlatıları ışığında yaklaşılmıştır. Alafranga-alaturka ikileminin, değişimlerin ve sürekliliklerin yüzyılı olan XIX. yüzyıl içindeki yemek kültürü, Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları üzerinden incelenecektir.

Günümüz tarihçiliğinin en zevkli taraflarından biri, artık salt arşiv tarihçiliğinden sıyrılabiliyor oluşuyla ilintilidir. Tarihi okumak, onu anlamlandırmak, yaşamış olanların anılarından yola çıkarak bu merakı dindirmek, gündelik hayatın tarihini incelemek bu açıdan, görece yeni sayılabilecek bir yöntemdir. Gündelik hayatın tarihini anlamak için yaşamışların bıraktığı bir edebi eser olarak anılar, bu sebeple tarihi bir vesika olarak kullanılabilir.

Ahmet Rasim, İstanbul’da doğmuş, İstanbul’da eğitim almış, İstanbul’da çalışmış, İstanbul’da yaşamış bir yazardır. Ahmet Rasim’i Ahmet Rasim yapan şey, aynı zamanda İstanbul’u yaşamış olmasıdır. Şehir Mektupları’nda İstanbul’u, sokak kültürünü, adetlerini, gelenek göreneklerini; sokaktaki simitçiden, Eminönü’nün lokantalarına, kasaplardan, bakkallara, Ramazan gecelerinden, otellere hem çok geniş bir perspektifte hem de çok canlı bir tasvirde görebilmekteyiz.

Aynı zamanda Şehir Mektupları’nın en lezzetli yönlerinden biri, Ahmet Rasim’in okuyucuya aktardığı dönemin yemekleridir. Yemek tarihi yazımı için bir gündelik hayat vesikası sayılabilecek eser, yemeğe düşkün ve ilgili olan Ahmet Rasim sayesinde, İstanbul’un XIX. yüzyıldaki yemek haritası şeklinde de okunabilir.

Çoğu fıkra, deneme, sohbet karışımlarını içeren yazılarının bulunduğu Şehir Mektupları, 1897-1899 yılları arasında, başta Malûmat olmak üzere, yine Baba Tahir’in çıkardığı dergi ve gazetelerde yayınlanmıştır. 1910-1911 yıllarında ise bu yazılar, dört cilt halinde kitap olarak yayınlanmıştır. (Aktaş, 1987: 50)

Şehir Mektupları, Ahmet Rasim’in kaleminden deneyimlerle, mizahla, izlenimlerle, tadımlarla, dönemin kültürüyle okuyucuya bir İstanbul manzarası çizer. Oldukça keyifli ve dönemin ruhunun anılarda gizlendiği fark edilen bu yazılarda, bu yazının da konusu olan İstanbul’un mutfak kültürüne dair, kaybolan yahut devam eden, kimi zaman tariflerin bulunduğu, kimi zaman Ahmet Rasim’in yemek uğruna şiir yazdığı, lokantaların menülerine yer verildiği, yemek kültürüne dair bir hayli izlenim bulunmaktadır.

Ahmet Rasim’in Şehir Mektuplarından Örneklerle XIX. Yüzyılın Sonlarında İstanbul Mutfak Kültürü

İstanbul şehir hayatının, kişisel deneyimlerle aktarıldığı Şehir Mektuplarında göze çarpan en ilgi çekici detaylardan biri, Ahmet Rasim’in yemeğe ne denli düşkün olduğudur. Onun yazılarından yola çıkarak, İstanbul’un XIX. yüzyıldaki keyif haritası pekâlâ çizilebilir.

Bu yazılarla, İstanbul’un XIX. yüzyıldaki gündelik hayatının izini sürebilmekteyiz. Yemek yemeyi, yemeğe dair anlatıları oldukça fazla olan Ahmet Rasim’in, kimi zaman mevsimlerin gelişini bile yemeklere dayandırmıştır:

“Kuzu dolmasının bahara, patlıcanın yaza, bunların görülmediği vaktin hazâna ve uskumru dolması mevsiminin dahi kışa alamet olduğu tezahür eder…” (Rasim, 2018: 559)

“Acaba bu dişler ne kadar tahin helvası, pekmezli muhallebi, sütlaç, poğaça, zerde pilav, nazlı aş, bulgur pilavı, pastırma, sucuk, keşkek, kadınbudu, pestil, dutkurusu, marul, kebap, suda pişmiş mısır, keten helvası, akide şekeri, sarımsaklı yahni, nohutlu işkembe çorbası, koyun başı, dalak dolması, perişan kebabı öğütüp çiğnemiştir.” (Rasim, 2018: 644)

Diyen Ahmet Rasim’in Şehir Mektupları, içerisinde yemeğe dair çok fazla iz taşımaktadır.

Sokak Tezahürü, Sokaklarda Dolaşanlar, Seyyar Satıcılar:

Şehir Mektupları’nda karşımıza çıkan en canlı tasvirlerden biri, sokaklardır. XIX. yüzyıl İstanbul’unun sokaklarında satılan yiyeceklerden Ahmet Rasim epey fazla söz etmiştir. Önceliğini, dondurma satıcıları oluşturmuştur. Rasim’in ifadesiyle “gece gündüz sokak sokak dolaşan” (Rasim, 2018: 15) vişneli, kuru kaymaklı dondurma satıcıları kış bitimiyle birlikte sokaktaki yerlerini almıştır. Dondurma hem geleneksel, hem batılı olduğu için, önemli bir noktadır. Şöyle ki, dondurmanın tarihi oldukça eski olsa da, günümüzde tüketilen dondurmaya benzer dondurmalar, XVII. yüzyıl’da Avrupa’da üretilmeye başlanmıştır. Yöntem basittir: Kaymak, bal, çikolata gibi kıvam verilen karışım doğrudan kar ile iç içe geçirilerek yedirilir; buz yahut kar ile çırpılarak donması sağlanırdı. Buzdolabı olmadığı için kar ve buz temini ile yapılabilen dondurmayı, İstanbul dondurmacıları Karhane-i Amire’den karşılamışlardır. Anadolu’da hâlihazırda yıllardır varlığını sürdüren karsambaç aslında bu kültürün ne denli yaygın olduğuna kanaat getirebilmemiz açısından mühim bir örnektir. İlk Türkçe basılı yemek kitabı olan 1844 tarihli Melceü’t Tabbâhin’de dondurma kutusundan söz edilir lakin dondurma tarifine rastlanmaz. 1857 tarihli Ali Eşref Dede’nin Yemek Risalesi’nde süt dondurması ve süzme aşure dondurmalarının yapılışı yer alır. Dondurma tarifinin bulunduğu ilk yemek kitabı ise 1882’de basılmış olan Ev Kadını’dır. Ayşe Fahriye’nin yazmış olduğu bu kitapta, vanilyalı, kaymaklı, kahveli, limonlu, vişneli, frenküzümlü, çilekli, kızılcıklı, karadutlu, kayısılı, kavunlu dondurma tarifleri vardır. Yine ilk dondurma reklamını da 18 Eylül 1849 tarihli Ceride-i Havadis gazetesinde rastlamaktayız. Beyoğlu Alman konsolosluğu karşısında açılan bir şekerci dükkânının dondurma reklamı nefis ve gayet ucuz gibi sözcüklerle halka pazarlanmıştır. (Çağlar, 2010: 22-24)  Ahmet Rasim’in geceleri uykularını kaçıran şiddetle “kuru kaymaklı!” diye bağıran dondurmacıların (Rasim, 2018: 81) İstanbul sokaklarında popüler olduğunu söylemek gerekir.

http://tarihvetarif.com/ahmet-rasim-ve-istanbul-mutfak-kulturu/

Posted by: bluesyemre | February 28, 2021

#Pandemic reveals the need for #VirtualMedicalTraining Tools

With elective procedures on hold in many jurisdictions during the pandemic, surgeons and nurses have been discovering the benefits of virtual interactive tools to keep their skills sharp and to learn new techniques, and two Vancouver-based tech companies behind such tools are getting greater attention as a result.

When elective surgeries such as hip and knee replacements were cancelled last spring, and in-person learning stopped, many medical teaching faculties converted to Webex or Zoom lectures for surgical residents. With limitations to such platforms, many institutions were prompted to reconsider the possibilities of virtual reality tools for training students and helping doctors and nurses keep their skills sharp.

“Surgeons have stopped operating, and the trainees have stopped operating. As they get back to their scheduled procedures, the surgeon has to acquire his or her skills again,” says Danny Goel, orthopedic surgeon, CEO and co-founder of PrecisionOS, a virtual reality surgery platform he created together with game developer co-founders Colin O’Connor and Rob Oliveira.

With PrecisionOS, surgeons and surgical students can experience a simulation that provides the opportunity to saw or drill a virtual patient’s limb using VR goggles and simulated tools such as surgical drills, scalpels and other tools.

VR more effective in medical learning

Learning is a life-long endeavour for everyone these days, but it is of particular importance in health care because new science is always emerging and there are always new technologies and procedures to learn.

Skill decay over time is a significant concern for surgeons like Goel as the pandemic drags on. He says that VR has been shown to be more effective for medical students retaining information over established methods such as reading and watching videos.

“It’s not something we talk about in health care because it’s never really happened before. If you don’t do something over time, your skills are decaying — you may not think so, but your motor skills are changing, so as you ramp back up as a surgeon, you have to get there first before your trainee can learn,” says Goel.

Goel says surgical education is largely done on the apprenticeship model, which includes going into the operating room as a trainee with an experienced surgeon to do parts of a medical case. Students never really get to do the entire case by themselves as a trainee.

“Being a surgeon myself, I have always been challenged with that approach to education — I always thought there would be a better way. When I experienced VR for the first time, it was pretty incredible. Once you put on the headset, it’s entirely immersive and full active engagement — it’s fully engaging, and you’re in the digital operating room and there to do some work,” he says.

PrecisionOS was initially developed to train surgeons and is now being tested at Burnaby Hospital to help train orthopedic nurses, supporting traditional mentorship-based training while practising in realistic virtual environments.

“They have started using it in Burnaby hospital for nursing education, and the reason is that what we do in the OR is very much a team-based approach to patient care. Everybody is involved, whether it’s a nurse, the medical device representative, and surgeon — they are all part of the same team,” says Goel.

PrecisionOS is now in use at 10 medical schools in North America, including the University of Toronto and the University of British Columbia. The University of Toronto purchased 12 units to help keep surgical students learning during the pandemic. Several nursing programs in Canada, such as Ryerson University in Toronto, have incorporated virtual learning into their curriculum, using gamification to complement other teaching methods.

Taking the apprentice model to the next level

“Because VR allows you to watch what a resident is doing, you can watch them via a phone or iPad performing surgery. We make the experience as authentic as possible. It looks and feels real, so when you put a guide pin into a bone, you can do it any particular location you want, and then we give you data on that performance,” says Goel.

Data provided by the VR system will tell instructing physicians how a student performed to the millimetre, and then they can ask more in-depth questions about a student’s level of understanding and why they made certain decisions.

Goel says PrecisionOS did two randomized controlled trials with senior surgical residents — the first comparing reading a surgical paper to learning with VR and the second compared watching a video of the surgery to doing the same surgery in VR. Based on the students performing the procedures on cadavers, the VR group outperformed the non-VR group in both studies.

“More importantly, the VR group performed 50 per cent less critical surgical errors than the non-VR group. Experiential education is so powerful,” says Goel.

Goel says that because Vancouver has led the way in gaming development, PrecisionOS has had access to top talent in the area of virtual reality.

“We’ve been pretty fortunate in Vancouver that the ecosystem here has been ripe for high-quality developers, so we have a pretty large team now on the technical side that’s led by our two other co-founders Colin O’Connor and Roberto Oliveira,” he says.

The virtual health care market was valued at US $2.14 billion in 2019 and is projected to reach US $33.72 billion by 2027, growing at a compound annual growth rate of 41.2 per cent to 2027, according to a report issued in July from Verified Market Research.

“If anything, what the pandemic did was bring to light the idea that education needs to be accessible even for resource-rich countries, and that has essentially stopped. The problem VR is solving existed before COVID, and that’s why we have seen adoption even before COVID, but it’s certainly accelerated the need for it because people need the education to deliver high-quality care,” says Goel.

PrecisionOS is selling its systems to universities and hospitals in North America and beyond. “We have priced it low enough that price isn’t a barrier because we put the value of simulation and open surgical experience all in a digital format you can take in a backpack. It’s extremely affordable,” he says.

Simulation learning tools more widely adopted

The pandemic has also fuelled a greater interest in finding other ways to determine if a medical professional is competent to practice. Experts question the effectiveness of the traditional Objective Structured Clinical Examination (OSCE) used to assess health care professionals in a clinical setting and first introduced in the late 1970s. With OSCE, actors are trained to perform as patients, and students ask questions and do physical examinations.

“About a month ago, there was much noise about the efficacy of OSCE examinations,” says Dr. Karim Qayumi, a cardiac and thoracic surgeon, and professor of surgery and founder of the University of British Columbia’s Centre of Excellence for Simulation and Education and Innovation. Qayumi is also the founder of CanHealth International, a Canadian not-for-profit that developed CyberPatient, a web-based learning platform that gives students the ability to interact with animated patients in a virtual world.

He says the OSCE is becoming an expensive and complicated event to organize.

“Many now use CyberPatient to replace OSCE — it’s 90 per cent cheaper than OSCE and can provide for a variety of diseases. With OSCE for every disease, you have to train the actor and have many of them,” Qayumi says.

CyberPatient was first designed for undergraduate medical school students, and it has many applications for both undergrad medical school students and nurse practitioners and assistant physician groups. He says large educational organizations are looking to use CyberPatient in various new applications, including the Canadian Alliance of Nurse Educators Using Simulation (CAN-Sim).

“We are working with nursing faculty at UBC, and we’re trying to develop more programs for nursing with CAN-Sim. They have applied for a grant to make most of the nursing curricula online, and they have chosen CyberPatient to be one of the partners,” says Qayumi, noting that eight nursing schools are involved in the grant application. “If it goes through, we will be working with the lead nursing schools in the country.”

For nurses and physicians practising in northern communities of 10,000-20,000 people, they may have a particular kind of case one or two times a year or not have that case at all, so they forget about what they have learned. CyberPatient can be a way to practise and keep skillsets fresh.

Qayumi says CyberPatient is also being considered for use in long-term flights to space.

“It’s weightless, it can be updated from earth at any time, and doctors and nurses can practice while they are inside the spaceship travelling to a destination,” he says.

It seems the applications for virtual medical learning tools are now being realized beyond their developer’s original dreams.

https://techcouver.com/2021/02/23/pandemic-reveals-the-need-for-virtual-medical-training-tools/

Posted by: bluesyemre | February 27, 2021

Araf (Akustik Cover – Mor ve Ötesi) #HazalKaya #ZeynepBastık

“Abiii 15 yaşındayım bana kitap önerir misin?”, “Lise yaşlarında hangi yazarları okursam daha iyi olur?”, “Üniversiteye gidiyorum ve artık farklı kitaplar keşfetmek istiyorum” diyen farklı yaş gruplarındaki arkadaşlar için pek çok yazar ve kitap önerdiğim bir video çekmek istedim.

Türk Kütüphaneciler Derneği Bursa Şubesi tarafından organize edilen “Blokzincir Teknolojisi Bilgi ve Belge Yönetiminde Neleri Değiştirecek?” başlıklı Webinarda Emre Hasan Akbayrak moderatörlüğünde, Bursa Uludağ Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığından Öğretim Görevlisi Sayın Özhan Sağlık’ı ağırladık.

Posted by: bluesyemre | February 24, 2021

#AytuğAkdoğan #Edebiyat Videoları

“Her erkeğin ölümü, babasının ölümüyle başlar” diyen Orhan Pamuk’tan Kafka’ya, Bukowski’den Oğuz Atay’a dek yazarların babalarıyla olan travmatik ilişkilerini incelediğimiz bu bölümde, şiiri Bahtiyar Engin okudu.

Bu bölümde çok satan kişisel gelişim kitaplarını takdir ettikten sonra Marquis de Sade, Charles Baudelaire ve Jean Genet üzerinden “kötü” yazarların edebiyat tarihini nasıl şekillendirdiğini anlattık.

Aytuğ Akdoğan bu bölümde sevdiği yerli yazarları anlattıktan sonra edebiyat piyasasına taş attı. Ardından İlker Canikligil ile FluTV dedikodusu yaptı ve Genco Erkal’ın okuduğu bir Nazım Hikmet şiirini paylaştı.

Aytuğ Akdoğan bu bölümde kendisine yöneltilen soruları yanıtlayıp, Alper Hasanoğlu ile edebiyat ve psikoloji arasındaki bağı konuştu. Şiiri ise Birhan Keskin’den Şenay Gürler okudu.

Aytuğ Akdoğan bu bölümde Baudelaire, Zweig ve Freud üzerinden Dostoyevski okuması yaptı ve Okan Bayülgen’le dertleşip Haydar Zorlu’nun Faust performansına yer verdi.

Nietzsche ve Hülya Avşar arasındaki benzerlik neydi? Üst-İnsan kavramı ne hakkındaydı? Nihilizm aslında neydi? Nietzsche bir kadın düşmanı mıydı? “Tanrı öldü!” derken ne demek istemişti? Okumayı ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ kitabından Reha Özcan’ın yaptığı yepyeni bölümümüzle karşınızdayız!

Aytuğ Akdoğan bu bölümde öncü ve deneysel kitaplardan bahsederken William Burroughs’tan Georges Perec’e, Marcel Proust’tan Louis Ferdinand Celine’e dek birçok yazarın kulağını çınlattı. Şiiri ise Şükrü Erbaş’tan, Hakan Gerçek okudu.

Zülfü Livaneli ile neden dalga geçildi? Sokrates neden hiç kitap yazmadı? Hangi edebi metinler hangi tablolara ilham vermiş? Yazarların ressam olarak karşılıkları kimler olurdu? İklim değişikliği neden bu kadar önemli? Gibi soruların yanıtlandığı bu bölüme Eymen Aktel konuk oldu. Şiiri ise Hakan Bilgin okudu.

Profesyonel bir öğrenci olduğum için okumak ve araştırmak gündelik hayatımın en büyük bölümünü oluşturuyor. Çalışma pratiklerim üniversiteye ilk başladığım zamandan bugüne büyük ölçüde değişti ve seneler içerisinde daha incelikli bir yöntem geliştirmeye çalıştım. O yüzden bu videoda çalışırken kullandığım araçları, dijital uygulamaları, nasıl bir yol izlediğimi, nasıl bir ortamda çalıştığıma değin detaylı bir anlatım yapacağım.

Bahsettiğim uygulamalar: Miro, Pocket, Readwise, Notion, Focus to do, Flux. Spotify listesi bağlantısı: https://open.spotify.com/playlist/5Lh…

Emre Hasan Akbayrak’ın moderatörlüğünde, İstanbul Kültür Sanat Vakfı Arşiv Yöneticisi Sayın Esra Çankaya ile gerçekleştirilen “Kültür Sanatın Kalıcı İzlerini Oluşturmak: İKSV Arşivi” adlı Webinarın video kaydı ve sunum dosyasıdır.

Posted by: bluesyemre | February 24, 2021

#CRKN – #SAGE Transformative Agreement

For libraries

CRKN has negotiated a transformative “read and publish” agreement with SAGE, beginning January 1, 2021 and valid until December 31, 2023. A public announcement outlining the agreement is available here. Through this agreement, authors affiliated with the 69 participating CRKN institutions (listed below) may publish their articles as open access with no Article Processing Charge (APC) in over 900 SAGE Choice journals (some exclusion do apply; see here).

In addition to the open access components of the agreement, the SAGE agreement also includes increased access to additional SAGE content, such as the Royal Society of Medicine and Institution of Mechanical Engineers journals, for all participating CRKN institutions. Journals both newly launched and acquired by SAGE each year are included at no additional cost.

More information (members only) is available here. If you have any questions about the SAGE license, please contact Craig Olsvik at colsvik@crkn.ca.

For authors

CRKN-affiliated authors may publish their articles as open access in over 900 SAGE Choice journals (journals excluded from SAGE Choice are listed here). Authors may also use a 40% APC discount to publish in SAGE’s gold open access journals. Click here to see the title list of participating gold journals. To facilitate open access publishing, processing of the APC waiver for SAGE Choice journals and the discount for gold open access journals is done automatically via the SAGE Open Access Portal (SOAP) when corresponding authors identify themselves as affiliated to a participating CRKN institution. SOAP is a dashboard for authors to submit their article, select a copyright license, assign a bill payer (if applicable), and view article status. A Creative Commons license CC BY will be applied to open access publications unless a different license is requested by the author.

Please note, where an author is eligible for more than one discount for gold journals, discounts cannot be combined but the highest discount available to the author will be applied to the APC due.

For more information on your institution’s participation in this CRKN agreement, please contact your campus library.

Participating Institutions

Acadia University
Algoma University
Athabasca University
Bishop’s University
Brandon University
Brock University
Cape Breton University
Carleton University
Concordia University
Concordia University of Edmonton
Dalhousie University
HEC Montréal
Kwantlen Polytechnic University
Lakehead University
MacEwan University
McGill University
McMaster University
Memorial University of Newfoundland
Mount Allison University
Mount Royal University
Mount Saint Vincent University
Nipissing University
OCAD University
Queen’s University
Royal Roads University
Ryerson University
Saint Mary’s University
Simon Fraser University
St. Francis Xavier University
Thompson Rivers University
Trent University
Trinity Western University
Université Laval
Université de Moncton
Université de Montréal
Université du Québec :École de technologie supérieureÉcole nationale d’administration publiqueInstitut national de la recherche scientifiqueTélé-université du QuébecUniversité du Québec à ChicoutimiUniversité du Québec à MontréalUniversité du Québec en OutaouaisUniversité du Québec à RimouskiUniversité du Québec à Trois-Rivières
Université Sainte-Anne
Université de Sherbrooke
University of Alberta
University of British Columbia
University of Calgary
University of the Fraser Valley
University of Guelph
University of Lethbridge
University of Manitoba
University of New Brunswick
University of Northern British Columbia
University of Ontario Institute of Technology
University of Ottawa
University of Prince Edward Island
University of Regina
University of Saskatchewan
University of Toronto
University of Waterloo
University of Windsor
University of Victoria
University of Winnipeg
Vancouver Island University
Western University
Wilfrid Laurier University
York University

https://www.crkn-rcdr.ca/en/crkn-sage-transformative-agreement

Posted by: bluesyemre | February 24, 2021

Arto Peştemalcıgil ile #Caz Müzisyenleri Arşivi

https://cazkolik.com/kategori/ArtoPestemalcigil

Posted by: bluesyemre | February 24, 2021

Türkiye #Caz Albümleri Arşivi

Türkiye Caz Veritabanı projesinin ilk meyvesi olan Türkiye Caz Albümleri Arşivi’ni Cazkolik’in 10. yılında paylaşmanın mutluluğu ve heyecanı içerisindeyim. Yaklaşık 2 yıldır Türkiye’deki caz konserlerini, caz müzisyenlerini ve caz albümlerini arşivlemeye çalışıyorum. Uzun ve yorucu bir süreç olmakla birlikte, caz müziğinin ve araştırma yapmanın verdiği hazla çalışmaya devam ediyorum. İçine girdikçe her geçen gün çarpıcı, yeni bilgilere ulaşıyorum. Araştırmanın bir bölümünü bu oluşturduğumuz arşivle caz dünyasına sunmuş oluyoruz.

Arşivde 6 Haziran 2020 itibariyle 604 caz albümü listelenmektedir. Bu arşivde yer alan albümler için temel ölçütlerimiz arasında, albümün içeriğinde caz ögelerine yer vermesi, albümün lider müzisyeni ve seslendiren müzisyenlerin bir ya da daha çoğunun Türkiye’de doğmuş/yetişmiş olması, albümün Türkiye’de üretiliyor/yayımlanıyor olması yer almaktadır. Bu ölçütlerimizin hepsinin geçerli olmadığı istisnai durumlara baktığımızda ise; Türkiye’de yaşayan ve üreten yabancı caz müzisyenlerin Türkiye’de çıkardığı albümlere de yer verdik. Ayrıca, Türkiye’de doğmuş/yetişmiş veya yurtdışında dünyaya gelmiş Türkiye kökenli caz müzisyenlerimizin yurtdışında yayınladıkları albümlere de arşivde yer verdik.

Bu arşivin eşi benzeri olmadığını düşünüyoruz. Çünkü, Türkiye’de yerli caz albümlerine erişmek istediğinizde karşınıza çıkan çevrimiçi mağazalar, yapımcı şirketlerin ağ sayfaları ve çeşitli oluşumların sundukları sayfalar hem çok az albüme yer veriyor, hem de arama motoru ve sıralama imkanı sunmuyorlar. Cazkolik’te ise arşivi albüm ismine göremüzisyen/grup ismine göre ve albüm yayımlanma yılına göre sıralama imkanı veren bir alt yapıda yayına hazırladık. Ayrıca, arşivde özel olarak aranılan bir şey varsa, “Arama” motorundan faydalanılabiliyor. Mesela, bir müzisyenin ismini Arama bölümüne yazarak, yer aldığı tüm caz albümleri listelenebiliyor. Albüm ismi, müzisyen ismi, yapımcı firma ve çalan müzisyenler üzerinden arama yapılabiliyor.

Türkiye Caz Albümleri arşivinde yeralan albümlerde big band, swing, geleneksel caz, bebop, latin caz, etnik caz, pop caz, özgür/free caz, fusion, funk, a capella caz gibi geniş bir yelpazede tarzlara rastlanabiliyor.

Bu arşivin içeriğinden çıkardığım bazı istatistikleri de sizlerle paylaşmak istiyorum. Albüm yapım yıllarına göre 10’ar yıllık periyotlarda çıkan albümlerin sayılarına bakarsak, aşağıdaki tabloda görüleceği üzere yerli caz albümlerinde kayda değer bir artış söz konusu.

https://cazkolik.com/turk-caz-albumleri

https://cazkolik.com/icerik/turkiye-caz-veritabani-projesi-kapsaminda-beran-pacaci-editorlugunde-hayata-gecen-turk-caz-albumleri-arsivi’miz-acildi

Posted by: bluesyemre | February 24, 2021

Where Are We: The Latest on #LibraryReopening Strategies

In the messy middle of the pandemic, library leaders share how things have changed since March 2020, their takeways, and continuing challenges

It’s been 10 months, at press time, since those of us lucky enough to be able to work from home left our offices, yet the pandemic continues to rage. While the release of vaccines is cause for hope, living in suspense is challenging, especially for organizations that serve the public. As COVID-19 continues to wreak havoc across the country (and around the world), public libraries are continually recalibrating and reinventing services, plans, and procedures to keep up with a roiling landscape. The pandemic has brought inequities—systemic racism, economic and food insecurity, mental and physical health issues, and digital equity disparities—into sharp focus. Public libraries have been on the front lines, negotiating how to address those ever more urgent issues and provide essential community services while keeping staff and the community healthy.

CONSTANT CHANGES

The pandemic has created an endless loop of ambiguity, where planning is often derailed as the coronavirus surges, mutates, and continues to spread. Kim Porter, director of Indiana’s Batesville Memorial Public Library, made the shift from reactive to proactive planning. Instead of thinking long-term, she focuses on “taking the next right step.” After closing the building for two months in the early days of the pandemic, the library allowed people inside to use its computers and the shared space while social distancing and wearing masks.

Before the pandemic, “I would never have realized the complexity of shutting down 26 libraries and then trying to open them up again,” says Amber Mathewson, director of the Pima County Public Library, AZ. After the March shutdown, “I stated that I would never do a complete shutdown again…and now here we are again on December 21 with only 14 libraries providing curb service only and all other branches closed. What I learned is that it is important to have several plans in place, and…be ready to start [implementing them] at a moment’s notice.”

WHO ARE WE WITHOUT OUR SPACES?

“Never in my 30 years of working in public libraries did I believe we could ever not let people in the buildings for 10 months,” says Lisa Rosenblum, executive director of King County Public Library (KCPL) in Washington. “But we managed to support our staff and the public and create new models of service.” While the building is closed, the library provides curbside services, digital content, and targeted programming to address COVID-related topics such as finding financial assistance and help with job searches. Librarians work directly with residents to provide customized lists of resources and referrals in the patron’s preferred language, either by phone or email. Rosenblum has reconfigured her budget so that 50 percent of all expenditures now go tosupporting digital products to keep up with the demand for remote services. In addition, the library has “sought grants for PPE, Chromebooks, Wi-Fi hot spots, and booster Wi-Fi signals outside of most of our 50 libraries,” says Rosenblum.

Washington State was an early epicenter of the pandemic. As a result, Georgia Lomax, executive director of the Pierce County Library System, explains, “Washington State has been very strict, so we have yet to really reopen.” The library was about to allow the public inside its buildings following the state’s 25 percent capacity limitation, but those plans stopped as cases began to rise again. “This is an opportunity for us to reinforce that libraries and their services are bigger than their buildings,” Lomax says. “Our buildings, like books, are still just one of the tools we use to serve our communities.”

These affirmations can still be accompanied by a feeling of loss, however. “It has been difficult not to be a cooling center in the summer or warming center in the winter or a place for people to just hang out,” says Mary Beth Revels, director of St. Joseph Public Library, MO. “It has humbled me because, in a pandemic, we are not a haven or a safe place for people. That’s always been one of the things I love most about being a public librarian. We’ve had to focus on other ways that we serve our community.”

NEXT-STEP SERVICES Libraries are stepping up to navigate the pandemic’s constant changes. Top-bottom: Notary service at St. Joseph PL, fall topiary arranging outdoors at Batesville PL, and Painting at the Pavilion at Batesville

BUDGET CUTS AND STAFFING LEVELS

Shifts in service have required additional or reallocated resources, even as city and county budgets face dropping property tax revenues and strain to cover testing, treatment, mitigation for schools, and help for the many suddenly unemployed residents Many libraries have had to lay off or furlough employees; often the first to be impacted are part-time staff and pages, and others have seen a reduction in benefits.

Like Rosenblum, Porter has increased the budget line for digital resources, adding Hoopla and other databases to the library’s website, and purchased mobile hot spots to circulate. These adjustments, along with a change in workflow patterns, has led to difficult budgetary decisions, including the need to furlough, lay off, or not replace retiring staff.

During the pandemic, Pima County Public Library had to furlough 260 of its 584 staff members between March and May; most who remained were focused on library infrastructure. While many staff have returned, she is concerned that the library may have another furlough if a shelter-in-place plan goes into effect. “We are doing everything in our power to avoid that, including having staff work half time,” says Mathewson.

The Jemez Springs Public Library, NM, serves a population of less than 2,000 in conjunction with the Jemez Pueblo Community Library. Director Janet Phillips had to cut back on the number of substitute staff because it was too hard to bring them up to speed on the new safety protocols. “Operations became too complex to keep that many people trained while limiting the number of people who entered the building, so sadly, those folks have not worked here during the pandemic,” says Phillips.

In addition to furloughs and layoffs, illness has also had an impact. While most of the libraries interviewed have had staff members contract the coronavirus, no workers have died. All reported transmissions took place outside of the library. Revels is working with the library board to extend the benefits formerly provided under the Families First Coronavirus Response Act (FFCRA) and the Emergency Family and Medical Leave Expansion Act (EFMLA) through December 31. The library board is considering continued funding even though the U.S. Congress hasn’t extended the relief laws, she says.

Keeping staff and the community healthy requires personal protective equipment and additional cleaning, all of which comes with a price. “Extra cleaning, face coverings, and intensive air exchange from the outside make energy efficiency literally go out the window!” says Rosenblum.

STAFF WELLNESS

Continuing to work through the collective trauma of a pandemic is draining. Staff, especially those who serve the public directly, face numerous stressors and struggle with physical and mental health concerns. They uphold policies that may be challenged due to political leanings (such as wearing a mask). And they are often working with a reduced number of colleagues, either because of social distancing protocols, a contraction in the workforce due to budgetary reasons, or people getting sick or needing to quarantine. The impact on staff morale, combined with the risk of frontline services, has had some librarians questioning whether to remain in the profession.

So how do libraries maintain morale and staff well-being during a crisis?

For some directors, it’s about maintaining a sense of humor and drawing energy from innovating. Others, like Mathewson and Revels, are using Employee Assistance programs. Some take advantage of services usually provided to patrons, like staff social workers and therapy animals, to help staff cope. Revels canceled the staff day and arranged lunch and staff gifts instead. She uses Zoom dance breaks to buoy spirits.

At the Los Alamos Public Library, NM, staff banded together to create a weekly training and follow-up discussion series. The result, says Director Eileen Sullivan, was that they felt “less isolated and more connected during the early days of the pandemic.” Looking back over the past 10 months, Sullivan says she would “have focused more attention on helping staff handle stress. I was so focused on keeping staff healthy and safe that I did not focus as much attention as I should have on how staff were feeling and coping with the many changes.”

At smaller libraries, with fewer resources, virtual meeting programs like Zoom have been a lifeline. “There are just a few of us, so checking in on each other and not being demanding of strict schedules and deadlines has been important,” says Phillips. “Even when it feels like we aren’t accomplishing much, remembering that we have reinvented how to deliver library services multiple times in the last year is important. The reminder that ‘you are enough’ has been a good one.”

“One of the hardest things as this draws on toward a year is that everyone is tired,” reflects Lomax. “We have to just recognize that, know that we each worry and respond in our own way, and give each other, and our customers, grace.”

COMMUNITY WI-FI A promotion for Pottsboro PL’s telehealth resources (top); free Wi-Fi service extends to the City Hall parking lot, where residents can connect to it from their cars

PROGRAMMING PIVOTS

Limitations on travel, group meetings, and in-person socializing have led libraries to provide services in new ways to safeguard public health (see “Reopening Libraries: Public Libraries Keep Their Options Open”). Some innovations, like curbside service, virtual programming, and meetings, are here to stay. In Indiana, Porter held socially distant programs in a a pavilion at a local park during the summer, ensuring that all staff and participants wore face masks, used hand sanitizer, and remained socially distant. Asynchronous outdoor programming such as scavenger hunts and story walks also offer outdoor options when weather permits.

As Zoom fatigue sets in and attendance numbers for virtual programming decrease, take-and-make programs have become popular. These add a hands-on component to virtual programming by providing kits for patrons to pick up at the library to use during a scheduled virtual program. After trying indoor programming (with limited numbers of attendees) in November, Porter transitioned to the hybrid take-and-make model.

“Our Christmas programming became a 12 Days of Christmas Family Take-and-Make bag,” says Porter. “It ended up being a huge hit.” Reflecting on the impact of virtual programming, she says, “It has opened up a whole new world for us. It allows us to connect to other parts of the country, organizations, and people. It has also allowed us the opportunity to collaborate [on] programming with other libraries and community organizations.”

Pottsboro Public Library, TX, which serves a community of 2,500 on Oklahoma’s border, has focused on keeping residents connected. “We now triage the digital needs of our community,” says Director Dianne Connery, who is working with students from the University of Michigan iSchool and Connected Nation on a broadband mapping project. She’s created neighborhood access stations to provide Wi-Fi and uses mobile hot spots so low-income students can take part in virtual learning.

“One of our regular patrons talked about how access to the internet would be the difference between her five children missing a year of school and having those same children thrive,” says Connery. “They do not have internet in their rural neighborhood.… The children need specialized education that the mom doesn’t feel equipped to provide. She earned her GED three years ago and needs job skills. How could we help those children? We were able to refurbish a donated computer from a local business, loan them a hot spot, and provide digital literacy training to the mother.”

The library has maintained a robust mix of virtual and in-person of programs, including e-sports, edible landscaping, using a one-acre lot to create a community garden, coding classes, and exploring virtual reality. Connery secured a grant from the National Library of Medicine and partnered with the University of North Texas Health Science Center to create a pilot telehealth program, repurposing her office as space where the community can receive virtual healthcare.

In Missouri, Revels has increased the number of the library’s contactless services to include scheduled computer appointments, notary services, printing, scanning, and faxing. “At one of our branches the computer is available in a former meeting room, so that branch also allows people to schedule the room for research, meetings involving two people, or a quiet place to study,” says Revels. She anticipates continuing the popular take-and-make programs after the pandemic, as well as the library’s Teen Book Drop, a subscription service developed by her staff. “The teen lets us know what kind of book they like, and staff picks out a couple of books and includes some bookish goodies like crafts or swag,” says Revels. “Everything is packaged in a box for pick up.”

Los Alamos Public Library developed a partnership with the local Senior Center to deliver library materials. It has created pop-up libraries where patrons can pick up activity bags and update or apply for library cards, and it provides online temporary library cards. “We continue to experiment and develop our online programming such as story time on our Youtube channel, Zoom book clubs and Library Conversations series, online LEGO club and crafting programs, and virtual classroom visits,” says Sullivan. Looking to the future, Sullivan expects to offer more outdoor programs, including pop-up story walks.

Some have chosen to scale back, reallocating funding to meet new demands. “We have pared our programs to very basic [ones]: Kindergarten Readiness—Ready, Set, School, and GED, Job Help and ESL,” says Mathewson. “We have put much more money into all of our online databases and resources.”

The move to virtual programming has unexpected upsides, too. Rosenblum has seen increased involvement by older adults since the transition to virtual programming. “Many cannot or choose not to drive in our wet and dark winters,” she says. “More can now participate.”

WHAT WE’LL KEEP

Some of the changes, like curbside service, virtual programs, and an increase in digital resources interest, will be with us long-term. These new models include not only patron-facing services, but changes to library infrastructure.

Utilizing virtual space to host online staff and hybrid board meetings has been a game-changer for KCPL. “We are a big county, and driving 90 minutes, which some staff had to do for a one-hour meeting, in bad traffic, is something no one will miss,” says Rosenblum.

The pandemic has created more opportunities for cross-team collaboration, says Sullivan, encouraging people to work outside their regular boundaries. “Staff who don’t normally present programs are involved in developing and hosting online programs,” she explains. Employees have also led internal training and discussions and created new initiatives—something Sullivan hopes will continue post-pandemic. She plans on continuing to offer online and outdoor programs and to “develop comprehensive strategies and guidelines for utilizing digital technologies to advance our broader mission and values.”

During the pandemic, public libraries began supporting their communities in new ways, something Phillips expects will continue. “I think the movement to bring social workers into libraries will expand to include other services like help with civil justice, business development, food security, and sustainability,” she says. “Libraries exist in the locations [where] these needs are the greatest, and I think they will be great partners in the continued fight for economic and human rights leveling.”

But to continue new offerings may mean rethinking the library’s physical plant. “I think the hardest thing is just that our buildings and parking lots weren’t designed for the new things we are offering—like curbside service or tech access outside,” says Lomax. “We evaluate each location and do our best with their sidewalks, parking lot flows, front entry design, and spaces. People love the speed and convenience of curbside, and I’m sure if we have the opportunity to design or remodel buildings, we’ll incorporate it.”

The Pima County Public Library is planning more outdoor programming and “rethinking our staff workspaces to allow more social distancing in our back rooms,” says Mathewson. “This is a challenge because several years ago, there was a movement to having smaller staff areas to allow for more public space.” She is also reconsidering services and programs. “It may never again be a good idea to have 30 children and their families in a room for story time,” she said. ”We need to look at every program/service and have multiple ways to access those services.”

WHAT WE’VE LEARNED

As the pandemic continues, communication among colleagues and the public is the key to success. “We have increased our social media presence, finding more ways to interact with our community,” says Porter. “We do a simple ‘What are you reading Wednesday.’ Each month we award a winner with Chamber of Commerce bucks.” Sullivan is considering changes to the library’s social media policies “to use multiple platforms to truly connect and communicate with our patrons rather than just push out information about our services and resources.”

The digital divide compounds communication challenges. Phillips reached some of her patrons through the library website and social media but recognized that many people weren’t using those channels. She launched a Neighborhood Connection phone line, where neighbors could call each other to share the news, but it didn’t take off. To her surprise, a robocall she recorded turned out to be popular. In a community too small to have a chamber of commerce, Phillips is now “partnering with the village tech consultant to create a website listing local resources and businesses as a reference tool to supplement the chat sites,” she says.

One thing has become clear—relationships matter, both with community partners and with peers. “These relationships lead to opportunities,” says Connery. “I have a new appreciation for the importance of story telling. Issues like connectivity are dry, but putting a face on the situation promotes understanding and empathy.”

The connection and support of peers is something Phillips intends to maintain once the pandemic subsides. “While national leadership ebbed on many levels, OCLC and the IMLS [Institute of Museum and Library Services] came through with the REALM project, providing us with real data to work with, and the New Mexico State Library stepped up opportunities for training and collaboration,” she says. “I took great comfort in recognizing that library leadership continued to rock.”

While public libraries continue to adapt and innovate, Revels reminds us, “We have to be kind to ourselves.” Porter concurs and reflects that moving forward means “taking the next right step. I have also learned that I need to walk away and take time for myself and recharge. I am a better director, wife, mom, daughter, sister, and friend when I do. I have learned that despite things not going the way I wanted or expected that it will be okay. I am not in control, and I don’t have to be.”

https://www.libraryjournal.com/?detailStory=Where-Are-We-The-Latest-on-Library-Reopening-Strategies-covid-19

Posted by: bluesyemre | February 23, 2021

Compass to Publish (Beta Version)

Are you suspicious of a journal’s authenticity? Is it a predatory journal?

These are legitimate questions if you’re invited to submit a paper that:

  • promises your rapid publication;
  • has procedures and/or policies that look suspicious;
  • is outside of your area(s) of expertise. 

https://app.lib.uliege.be/compass-to-publish/

Posted by: bluesyemre | February 23, 2021

78rpm Records Digitized by George Blood, L.P.

Newest uploads! Auto-78-twitter.  Through the Great 78 Project the Internet Archive has begun to digitize 78rpm discs for preservation, research, and discovery with the help of George Blood, L.P.. 78s were mostly made from shellac, i.e., beetle resin, and were the brittle predecessors to the LP (microgroove) era.   @great78project for uploads as they happen.

Posted by: bluesyemre | February 23, 2021

WikiLala Projesi nedir?

Osmanlıca basılı eserlerin ‘Google’ı bir tıkla tarihe götürüyor. Osmanlı İmparatorluğu’nda basılan metinleri bir araya getirmeyi amaçlayan “WikiLala Projesi” kapsamında hayata geçirilen ve Osmanlı Türkçesi kitap, dergi, gazete ve belgelerden oluşan içeriğin bulunduğu dijital kütüphane, tarihe ışık tutuyor.

Matbaanın çıkışından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nda basılan metinleri bir araya getirmeyi amaçlayan “WikiLala Projesi” kapsamında hayata geçirilen ve Osmanlı Türkçesi kitap, dergi, gazete ve belgelerden oluşan binlerce sayfa içeriğin bulunduğu dijital kütüphane, tarihe ışık tutuyor.

Projenin fikri gelişimi ve altyapısı, Türkiye’nin ilk dijital kütüphanesini kuran Hiperlink’in girişimiyle, proje yöneticisi Sadi Özgür ve proje danışmanı İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Harun Tuncer’in desteğiyle 2019’da tamamlandı.

Projede içeriklerin dijitale aktarılması temelde üç aşamadan oluşurken ilk aşamada, ürün fiziki olarak gelmişse donanımlı tarama cihazlarıyla çözünürlükleri yüksek olarak taranıp dijitalleştiriliyor. Doküman dijital olarak temin edilmiş ise doğrudan sayısallaştırılıyor. Son aşamada da sayısallaştırılan bütün dokümanlar kataloglanarak, sisteme yükleniyor ve artık içinde arama yapılabilir hale geliyor.

Araştırmacılar, dijitalleşen yayına internet ortamında zaman ve mekandan bağımsız olarak hızla ulaşabiliyor. Taramalar, Optik Karakter Tanımlama (OCR) yöntemiyle yapılarak araştırmacının gerek Latin gerekse Arap harfli kelime veya kelime grubu girişiyle arama yapabilmesi ve aradığı bilgiye kolayca ulaşabilmesi sağlanıyor.

109 BİN 321 İÇERİĞE TEK “TIK”LA ULAŞILABİLİYOR

Proje kapsamında işlemleri tamamlanan yayınlar, “wikilala.com” internet sitesi üzerinden tek tıkla erişme açıldı. Böylece, Osmanlı Türkçesiyle basılmış dokümanlar içerisinde arama yapılmasına imkan sağlayan bir dijital kütüphane oluşturuldu.

Şu anda beta sürümüyle kullanımda olan sitede, Osmanlı Türkçesi ile basılmış 45 bin 470 gazete, 32 bin 450 dergi, 4 bin 658 kitap ile 26 bin 743 makale olmak üzere toplam 109 bin 321 farklı içerik bulunuyor.

Öte yandan, araştırmacılar da kütüphanelerinde bulunan kitaplarını ya da nadir eserlerin PDF halini sitedeki “Sen de Yükle” butonundan sayfaya ekleyebiliyor.

BİR YILDA 2 MİLYON SAYFALIK KÜLLİYATA ULAŞILMASI HEDEFLENİYOR

Proje danışmanı Dr. Harun Tuncer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, harf devrimiyle beraber Osmanlı döneminden ciddi bir kopuş yaşandığını, toplumun ve akademinin Osmanlı’nın kültürel, sosyal ve siyasi birikiminden habersiz kaldığını söyledi.

Osmanlı tarihi ve kültürü hakkında daha derin araştırma yapılmasını sağlamak, birincil kaynaklara inmek ve bunların kamuya mal olması için zemin hazırlamak amacıyla projeyi hayata geçirdiklerini belirten Tuncer, “İbrahim Müteferrika’dan harf inkılabına kadar ortada 200 yıllık çok ciddi bir birikim var. Bu birikimden büyük oranda habersiziz, oradaki malzemeye nasıl ulaşacağımızı ve değerlendireceğimizi bilmiyoruz. Diyelim ulaştık, o kadar belge içinde arama yapma imkanımız çok yok. Bir kitabın sizinle alakalı olup olmadığını belki sadece başlıktan çıkartıyorsunuz ama çok ilgisiz bir başlıklı kitap içinde çok ilgilendiğiniz bir görsel, metin ya da bilgi kırıntısı olabiliyor. Bu projede bizi tetikleyen buydu. Bu bir ihya hareketi, Rönesans gibi. O dönemi ihya etmek istiyorduk. Amacımız buydu.” diye konuştu.

Projeye 2019’da başladıklarını, 2 yıl boyunca yoğun çalışma sonucu dijital kütüphane projesinin internet sitesini beta sürümüyle kullanıma sunduklarını dile getiren Tuncer, sitenin 1-2 ay içerisinde beta sürümünden çıkarılıp “wikilala.com” üzerinden çalıştırılmaya başlanacağını bildirdi.

Siteyle ilgili hedeflerine değinen Tuncer, “Bir yıl içerisinde ulaşmak istediğimiz dokümanların yarısını sisteme yüklemiş olacağız. Kullanıcılarımızın da katkısıyla araştırmacılar, var olduğunu tahmin ettiğimiz 3-5 milyon sayfa içinde 2 milyon sayfalık bir külliyata ulaşmış olacak.” dedi.

“AÇIK ERİŞİM KAYNAKLARDAN, ÖZEL KÜTÜPHANELER VE KOLEKSİYONLARDAN FAYDALANIYORUZ”

Tuncer, dijital kütüphanenin içeriğini oluşturmak için birkaç kanaldan beslendiklerini aktararak, şöyle devam etti:

“Birincil olarak hem yurt içinde hem yurt dışında ücretsiz açık erişim kaynaklardan besleniyoruz. İkincil olarak birtakım kütüphaneler, bu anlamda hemen her kütüphanede bulunmayan, Osmanlıca koleksiyon toplayan ve bunları dijitalleştirip araştırmacılara sunan kaynaklardan faydalanıyoruz. Bazı kütüphaneler bu alanda ihtisas yapmış, sadece risale toplamış. Örneğin, İSAM kütüphanesi, oradan da faydalanıyoruz. Özel kütüphaneler, koleksiyonlar ve bire bir irtibat kurduğumuz insanlar var. Mesela, Müteferrika’nın bastığı 17 kitap, bilahare Müteferrika’nın vefatıyla beraber basılan 7 kitap daha 24 kitaplık külliyat, ilk basılan kitaplarımız bunlar. Bunlara bir koleksiyonerden ulaştık. Kitapları almaya, taramaya ve sisteme aktarmaya başladık. Bu şekilde muhtelif kaynaklarımız var.”

Dijital ortama aktaracakları PDF kaynakları, optik arama sisteminde tarayarak, sayısallaştırdığını ve metin içi arama imkanı sağladığını, 1-2 gün içerisinde sisteme aktarılarak kullanıma hazır hale getirildiğini kaydeden Tuncer, basılı eserleri ise kitaba zarar vermeyecek şekilde, sadece nadir eser taraması için üretilmiş robotlarla tarayarak, sisteme aktardıklarını söyledi.

Tuncer, makinenin bir dakikada 20 sayfayı aşkın tarama yapabildiğini, sayfalarda atlama olduğunda uyarı verdiğini, aktif ve rahat bir kullanıma sahip olduğunu, hızlıca tarama yaparak sayısallaştırdığını belirtti.

Projenin hedefinin üç kademeli olduğunu belirten Tuncer, ilk planda aranılan kelimenin metin içerisinde bulunabileceği, ikinci aşamada yıl sonuna kadar bulunan kelime ve ilgili metin parçasının bire bir latinize edilebileceği, son olarak 2022’nin sonuna kadar da latinize edilen metnin okurların anlayabileceği düzeyde sadeleştirilebileceğini anlattı.

“OSMANLI DÖNEMİNDEN 30 BİN KADAR BASILI ESERİ SİSTEME AKTARMAYI HEDEFLİYORUZ”

Kitap koleksiyoncusu merhum Seyfettin Özege’nin Osmanlı döneminden yaklaşık 26 bin eseri katalogladığını dile getiren Tuncer, “Kataloglara girmeyen bazı eserler olduğunu tespit ettik. Çünkü Osmanlı’nın hem siyasi hem kültür coğrafyası çok geniş. Bosna, Yunanistan, Bulgaristan, Kırım, Azerbaycan, Suriye, Irak ve Lübnan’da basılan eserler de vardı. Buralarda basılan eserlerden bir kısmını Seyfettin Bey, gayet doğal olarak, görme imkân ve şansı bulamamıştı. Dolayısıyla onları da hesaba katarak 28-30 bin kadar basılı kitap ve kitapçık olduğunu tahmin ediyoruz. Totalde hedefimiz, bunların tamamına erişip, sistemimize aktarmak. Ondan sonra basılan binlerce gazete ve dergi var, bunlara kullanıcılarımızın, araştırmacıların ve elbette kütüphanelerin de desteğiyle ulaşmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Projeye verdikleri isme değinen Tuncer, Wiki’nin “Wikipedia’yla beraber çok meşhur olduğunu, oradan esinlendiklerini bildirdi.

Tuncer, insanların artık diline pelesenk olmuş bir kelime olduğu için seçtiklerini ifade ederek, “Lala’nın bir şehzadeyi nasıl eğittiğini, yol gösterdiğini biliyorsak, burada da insanlar bu deryaya dalarken yol gösteren bir sistem olduğu için bundan ilham aldık. Bir arkadaşım ‘Wiki-l Ala’ demişti, yani yüce wiki. Böyle düşünmüş.” değerlendirmesinde bulundu.

“OSMANLICANIN GOOGLE’INI YARATMAYA ÇALIŞIYORUZ”

WikiLala’yı “Osmanlı’nın Google”u olarak tanımladığını dile getiren Tuncer, “Google arama motorunda Latin harfli eserlere tarihi ne olursa olsun ulaşabiliyorsunuz fakat Osmanlı döneminde üretilen içerik maalesef şu anda erişim dışı. Biz bu girişimle o dünyayı da Google’a bir nevi açmış olacağız. Osmanlıcanın Google’ını oluşturmaya çalışıyoruz. Burada gerçekten bir Osmanlı kültür, siyaset ve sosyal dünyasını, geleneği keşif için bir Rönesans hareketi gibi olacak. Ciddi anlamda araştırmalara renk katacak. Temel hedefimiz bu.” diye konuştu.

Tuncer, bütün üniversitelerin, yurt içi ve yurt dışındaki araştırma merkezleri, kütüphaneler ile tekil araştırmacılar ile konuya ilgi gösterenlerin dijital kütüphaneden faydalanabileceğini sözlerine ekledi.

https://beta.wikilala.com/Home

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/wikilala-projesi-nedir-41744640?

Posted by: bluesyemre | February 23, 2021

Türkiye’de Somut Olmayan #KültürelMiras

SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS Bu film, Türkiye’nin sahip olduğu tarihi ve kültürel değerleri ile somut olmayan kültürel miras alanında gerçekleştirdiği çalışmaları tanıtmak üzere hazırlandı. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan filmde, Türkiye’nin UNESCO listelerine kayıtlı somut olmayan kültürel miras unsurları ile geleneksel sanatlarımızın icracısı olan sanatçılarımız ve koruma bilincini kuşaktan kuşağa aktarmak amacıyla yapılan çalışmalardan örneklere yer verildi. Türkiye, UNESCO listelerine son olarak, Minyatür sanatı ve Geleneksel Zekâ ve Strateji Oyunu: Mangala/Göçürme’yi kaydettirmiştir. UNESCO somut olmayan kültürel miras listelerine en çok unsur kaydettiren ilk 5 ülke arasında yer alan Türkiye’nin, listelere kayıtlı 20 kültürel değeri vardır.

Posted by: bluesyemre | February 23, 2021

Useful tool for identifying #PredatoryJournals

In this post, I show you how to identify predatory journals using the useful tool “Compass to Publish”.

Predatory journals and publishers are risking the academic integrity of published research.

The dubious journals abuse the author-pay open access model of scholarly publishing.

Here, I will walk you through the new unique tool “Compass to Publish” for identifying the predatory and fake journals.

The tool is developed by the ULiege Library, Belgium. Now, it has been released online as beta version.

It helps you determine the authenticity of open access journals requiring or hiding Article Processing Charges (APC).

Beyond that, the ground-breaking online tool allows you to identify the possible predatory journals.

The tool aims to help researchers to examine the degree of authenticity of open access journals.

Moreover, it permits scholarly community to better understand pseudo journals and publishers as well.

By answering a series of questions related to your journal, you can asses the authenticity.

This post will get you through how “Compass to Publish” works.

How Does Compass to Publish (Beta Version) Tool Works

You can determine the degree of authenticity of a journal by answering the questions of the online test.

It is worth mentioning that the web app only evaluates the fraudulent nature of an open access journals.

But the tool does not evaluate the quality of a journals.

As per your answers, the web app generates different shade of color to check the degree of authenticity of your journal.

The greener area in shade of color means you can trust the journal.

In contrast, a red zone indicates a journal is risky.

How to Use The Useful Tool for Identifying the Predatory Journals

Let’s get started.

You have to provide answer enough queries for the assessment to be accurate.

To get started with the “Compass to Publish” tool, you follow the below steps:

Open the Compass to Publish Online Tool for Identifying Predatory Journals

First, navigate to the to web app to determine the degree of authenticity of your journal.

Once you open the online tool, you see following page:

Compass to Publish Interface

Entering Title and ISSN of Journal 

Using the interface, you click on the “Get to the test” for identifying the possible predatory journals.

By clicking the button, you should see the queries like this:

Start CTP
Start the Test

Just now, you enter title and ISSN (or eISSN)  both to detect your journal.

Keep in mind that you can end the online test at any time.

In order to obtain accurate diagnosis of your journal you should provide more answers.

Check Whether Your Journal DOAJ Indexed or Not

To check the degree of authenticity of your journal you provide information regarding the DOAJ indexing.

If the journal is open access, is it indexed in DOAJ ?

Check: Is the journal indexed in the DOAJ

Once you answer, a progress bar will appear below. By clicking on “Next”  you proceed for next questions.

Is the journal hosted on one of the Open Access platforms below ?

All you need to do is you have to provide journal hosting related information.

Hosting Information :Open Access PlatformTo make it simple they already specified the open access platforms:

Is the Publisher or the Journal a Member of OASPA ?

Here, you have to answer whether your journal or publisher is a member of OASPA or not.

OASPA member
Verifying OASPA Membership

Is the publisher or the journal a member of COPE ?

You answer the query-do they belong to the Committee on Publication Ethics ?

COPE Member
Is the Journal or Publisher COPE Member ?

Is the journal published by a well-known publisher?

Is the journal published by a well-known publisher?

 If you are on a well-known publishing platform then this is the real scientific journal.

Lists of Alleged Predatory Journals and Publishers 

Is the journal included the DOAJ’s list of journals claiming to be indexed in Directory of Open Access Journals ?

DOAJ Index
Is the journal included the DOAJ’s list of journals claiming to be indexed in DOAJ ?

Is the journal or publisher included in one of the lists on the website Stop Predatory Journals

Is the journal or publisher included in one of the lists on the website Stop Predatory Journals?

stop predatory journals
Is the journal or publisher included in one of the lists on the website Stop Predatory Journals?

 Hijacked Journals 

Predatory journals sometimes hijack the ISSN of an authentic journal to pass it off as their own.

Is the ISSN or eISSN included on the journal’s website authentic?

Note: Make sure that the journal title you may get in the ISSN portal result strictly corresponds to the title that is mentioned on the journal’s website.

 Is the journal you are testing a hijacked journal? 

Is the journal you are testing a hijacked journal?

Fake or cloned journals seek to mislead authors by imitating the practices, names.

Does the publisher have a strangely similar name to another Publisher? 

Some predatory publishers plays on a name resemblance with a well-known publishers to foster their own credibility.

Does the publisher have a strangely similar name to another publisher?

Indexing and Metrics 

Does the journal have the registered trademark “Impact Factor” (Clarivate Analytics TM)?

Index and Metrics
Does the journal have the registered trademark “Impact Factor” (Clarivate Analytics TM)?

The Impact Factor (IF)  measures the visibility of journals.

It is often misused  as a shorthand to assess the quality of a journal.

In order to avoid such confusion, you check Clarivate’s site for registered trademark “Impact Factor”.

Is the journal really included in the various databases mentioned on its website?

indexing and metrics
Is the journal really included in the various databases mentioned on its website?

Pseudo journals often claim to be indexed in well-known databases or indices.

Checking Editorial Board and Peer Review Process

You have to be aware of the Editorial Board of the journal,. You should also check the peer review process.

In this step, you just answer the questions below:

  • Are the editorial board members mentioned on the website?
  • Does the possibly announced peer review policy seem surprisingly rapid for your discipline(s)?

After providing the information you proceed for the next section.

Content and Presentation Related Queries for Identifying the Predatory Journals

Here, you provide the information related to your journal’s content. It will take few seconds to answer:

                                                                         Content Related Query

Communication Strategies 

Do you repeatedly get unsolicited email (spam) from the journal/publisher?

Final Result: 

Here is the result for unspecified journal as I did not answer any questions during the test.

Results for Unspecified Journal

So, make sure your academic research paper are in safe hands using the tool. 

In this in-depth guide. I discussed and demonstrated a useful tool for identifying predatory journals.

I hope you find this post helpful.

https://app.lib.uliege.be/compass-to-publish/

Posted by: bluesyemre | February 23, 2021

Live at The Fiction Studios London #BEDÜK

8 Ocak’ta ZorluPSM için Join & Blend katkılarıyla Londra Fiction Stüdyolarında verdiğimiz 1 saatlik konser kayıdı. haftaya bizden önce çalan Gus Emmett ve konserden sonra çalan Thousand Fingers da DJ setleri kanalda yerini alacak #konser​ #canlı​ #live​

Bass: Cem Tuncer
Guitars: Seyfi Sarıaslan
Drums: Antonio Meca Martinez
Vocals: Bedük

Posted by: bluesyemre | February 22, 2021

Overview of #museum reopenings

With the help of our members, we have gathered information about the status quo of museum operations during the pandemic. By clicking on the arrows, you will find country-specific information concerning reopenings, national guidelines and advocacy measures. The list is non-exhaustive, and we welcome additions and updates.

The overview is accompanied by a NEMO statement calling for museums to reopen and receive support to stay open. Museums help people navigate our new normal while allowing them to mentally recharge in spaces that can be tailored to adhere to Covid-19 security measures.

https://www.ne-mo.org/advocacy/our-advocacy-work/museums-during-covid-19/museum-reopening-overview.html

Posted by: bluesyemre | February 22, 2021

Büyük Sıfırlama (Great Reset) #MahfiEğilmez

Bir süredir büyük sıfırlama diye bir konu tartışılıyor. Bu yaklaşımı ortaya atanlara göre küreselleşme sonrasında kapitalizm artık eski haliyle sürdürülemez bir noktaya geldi. Sermaye hareketlerinin serbest kaldığı, bir başka deyişle sermaye sahiplerinin dilediği yere dilediği zamanda parasını yollaması ve çekmesiyle başlayan serbestleşmeyle ulus devletlerin kendilerine özgü para ve maliye politikaları birbiriyle çelişiyor. O nedenle bu politikaları tek elden standart biçimde yürütecek bir otoriteye ihtiyaç var. Bu otorite Bretton Woods’un IMF’si gibi bir otorite de olabilir ABD gibi bir hegemon devlet de. Bu otorite küresel sistemin tümünde geçerli kuralları belirleyip uygulamayı denetlemeli. İşte buna büyük sıfırlama (great reset) deniyor. Bu görüşün arkasında Rotschild ve Rockefeller aileleri gibi kapitalizmin en güçlü ailelerinin olduğu ve kapitalizmi yayma ve yaşatma derneği olma görevini üstlenmiş olan Davos Konferanslarının düzenleyicisi Dünya Ekonomik Forumunun başkanı Klaus Schwab’ın da bu ailelerin temsilciliğini yaptığı iddia ediliyor. İngiltere veliaht prensi Charles da bu ekibe katıldı ve Covid-19 Salgınının geleceği ve ekonomileri şekillendirmek için fırsat yarattığını söylemeye başladı. Charles’in ortaya koyduğu yaklaşım daha çok çevre dostu yatırımları hızlandırma ve yaygınlaştırma şeklinde olduğu için işin masum yanını temsil ediyordu. Schwab, amaçlarının, mevcut ekonomik sistemi yani kapitalizmi değiştirmek değil paydaşların sorumluluğunu taşıyan bir yapıya dönüştürmek olduğunu vurguluyor. Büyük sıfırlama Endüstri 4.0 yaklaşımını da içine alarak giderek genişleyen bir kapsama bürünmeye başladı. Büyük sıfırlama görüşü taraftar bulduğu kadar tepki de çekiyor. Hatta iş Covid-19 salgınının bilerek ve isteyerek çıkarıldığı biçimindeki komplo teorisiyle birleşerek daha büyük bir komplo teorisine dönüşüyor. Bu iddialar, insanlığın, dijital dünyanın giderek kök salmasıyla biçimlenen, yaşamların, davranışların, eylemlerin denetlenip yönlendirilebileceği bir yapıya doğru sürüklendiği iddialarına kadar gidiyor. Büyük sıfırlama adı altında sunulan bu yaklaşımın George Orwell’in ünlü 1984 romanındaki gibi bir dünyanın alt yapısını kurma çabaları olduğu öne sürülüyor.Dünyanın birçok konuda birlikte hareket etmesinin, araştırma güçlerini birleştirmesinin, laboratuvarların, araştırma merkezlerinin birbirleriyle bilgi paylaşmasının ne kadar gerekli olduğunu salgın olayı adeta gözümüzün içine soktu. Buna karşın bu alanda çok fazla yol alınabilmiş değil. Kapitalizmin temelinde yatan kârı maksimize etme güdüsü, yaşamı sağlıklı sürdürebilme güdüsünden bile güçlü görünüyor hala.

Salgını öne çıkararak son derecede masum gerekçelerle ortaya atılan bu yaklaşımın altında aslında dünyanın gelişmiş ülkelerinin egemenliği altında toparlanması, elitlerle halk, zenginlerle fakirler, yönetenlerle yönetilenler arasında ayrımlar yapılması görüşü yatıyor. Bu yaklaşım aslında çok önceleri yayımlanan çeşitli bilim-kurgu romanlarında ortaya atıldı. İzlediğim bilim-kurgu yapımları arasında Elysium: Yeni Cennet adlı bir film var. Film; 2154 yılında, harabeye dönmüş dünyada sefil bir biçimde yaşayan insanlarla insan yapımı bir uzay istasyonunda son derecede lüks bir yaşam süren zenginleri ve bölünmüş iki dünya arasındaki eşitsizliği gidermeye çalışanların çabasını anlatıyor.

Zenginlerin, daha iyi bir dünya diye yola çıktıklarında fakirlere daha büyük mutsuzluk getirdiklerine 1980’lerde ortaya atılan Washington Uzlaşısı altında[i] dünyaya yayılan neo-liberal politikalarla tanık olduk. Küreselleşmenin temelini oluşturan bu politikalar, sosyalizmin çöküşünü de fırsat bilerek, seçeneksiz kalmış bir dünyada, etik değerleri bir yana bırakarak yalnızca sermaye hareketlerinin serbestliği üzerine inşa edilmiş bir finansal dünya yaratarak zengini daha zengin kılmaya yöneldi. Bu politikalar gelir dağılımını düzeltmeye, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya, çevreyi korumaya yönelmek yerine tam tersine daha fazla büyümek uğruna bütün değerleri ve çevreyi alt üst etmeye öncülük etti. Benzer yöntemleri farklı araçlarla kullanan Çin öne çıkmaya başlayınca bu kez ABD onu durdurabilmek için o güne kadar şampiyonluğunu yaptığı serbest ticareti bir kenara atarak ticaret savaşlarına yöneldi.

Geçmiş, geleceğin aynasıdır derler. O nedenle büyük sıfırlama adı altında masum görünen bu yaklaşımdan kuşku duymakta haksız değiliz.  


[i] https://www.mahfiegilmez.com/2020/05/washington-uzlassnn-30-yl.html

https://www.mahfiegilmez.com/2021/01/buyuk-sfrlama-great-reset.html

book cover for Responding to Rapid Change in Libraries: A User Experience Approach

In the face of shifting circumstances and an ever-widening constellation of challenges, plotting a sustainable way forward for libraries depends upon recommitting ourselves to our underlying values, such as customer service and community-building, while fostering the improvements that change makes possible. Noted speakers and library consultants Callan Bignoli and Lauren Stara offer a holistic framework for setting or resetting strategic priorities in their new book Responding to Rapid Change in Libraries: A User Experience Approach. In this interview, they discuss the current and future difficulties related to the pandemic, how they practice self-care in these stressful times, and their advice for libraries as we look ahead to the next few years. 

First, congrats on the book! I’m sure that when you first agreed to write a book about rapid change, you never could have pictured the challenges that exploded in 2020 and continue to affect us now. Did that require you to recalibrate your approach to writing and revising the book?

Callan Bignoli: The idea for the book initially came together in the summer of 2019, and yes, the rapid changes we initially had in mind were nowhere near the level of what 2020 presented. We did make some significant edits to our draft as we were wrapping it up right around the time when lockdown in the U.S. began. It seemed disingenuous and inaccurate to publish a book in 2020 with no mention of COVID-19, especially given its impacts on the library world.

Lauren Stara: We talked about it and decided that our core tenet of flexibility in services, spaces, and philosophy holds true and is even more important during a time of crisis such as this, so we were confident that our basic message was still valid.

Callan Bignoli: With deeply held values and user needs aligned with library goals and services, we can withstand much of what the changing world throws at us. We just need to remain creative, flexible, and open to what the library can be. A friend of mine said this during the beginning of the pandemic and I keep coming back to it to center my own approach: “The library isn’t closed; it’s just somewhere else right now.”

You reiterate again and again that change is disruptive but can also be an incredible force for good. What are a few of your favorite real-world examples of that?

Lauren Stara: I again reference the global pandemic—I think many of the innovations that were forced on us in the last year will continue after COVID-19 is a memory. In particular, the way libraries and librarians embraced digital platforms was long overdue. Videoconferencing has made it possible for a huge number of people to continue working while staying safe at home. We’ve been talking about easy videoconferencing for decades, but the technology has now come into its own and has been embraced by a large percentage of the population. From my perspective of facility and space design, I believe curbside services are here to stay—it is far too convenient and popular for the public to let go of it after this. We have to incorporate this as well as more outdoor programming spaces into our libraries.

Callan Bignoli: This is kind of a weird one, but what the heck. My hometown in upstate New York was devastated by historic floods again and again between 2006-2011. One of the businesses that was destroyed during that time was a movie theater, part of a large national chain. When the theater was being rebuilt, the chain decided to prototype its new reclining chairs there, which were a huge success and started to pop up at theaters across the country. It was a very small silver lining to be sure, but it was a nice surprise for the community, solidly in “flyover country,” to be “the first” with any new development like that.

Having to navigate constant change can lead straight to burnout. What are some personal techniques for self-care that you find helpful?

Callan Bignoli: The main things that restore me are exercise (in particular, long walks right now so I don’t spend my entire life inside my apartment or the library), reading, and listening to music. I think everyone has to define what works for themselves, but I’ll throw out one broadly applicable piece of advice, too. Turn off your work email/Slack/etc. notifications as soon as your workday is done. Don’t set an example of responding to communications from work at times when you should be relaxing. This is more important than ever in a time when those of us working remotely are contending with a total context collapse between work and home life.

Lauren Stara: I believe that keeping a regular schedule as much as possible is important. Building in regular exercise and eating habits are essential. Having a few trusted colleagues that you can vent with is also great. Talking about work with family and friends is fine but having people who understand the issues and can validate you or play devil’s advocate, reminding you that there’s another side to the story, helps to ground you in reality.

Thinking about sustainability and flexibility, and the reverberating effects of the pandemic, what advice do you have for libraries as we look ahead to the next few years?

Lauren Stara: We are at a real turning point for libraries. When things get back to some semblance of “normal,” it would be easy to put it all behind us and return to the same old practices and routines. On the other hand, we can use this time as a springboard to a whole new version of librarianship, with a more flexible and user-centered approach. Before reinstating business as usual, think about whether or not each service and practice is relevant and necessary. We’ve added a lot of new services in the last year, and I firmly believe that we can’t just keep adding more and more to our plates. The public and our funders need to understand that doing more with less is not an option.

Callan Bignoli: I like this question because it’s not asking for predictions! The main advice I have for libraries is that it’s long past time for us to realign our stated values with our actual practice. Two main examples of this come to mind: if we are truly defenders of patron privacy, we need to hold our vendors to higher standards of accountability and to push back on surveilling technologies that have sprung up in response to COVID (such as proctoring software and productivity-monitoring tech in the workplace). If we truly believe in access and inclusion for all, we need to 1) frame our arguments for intellectual freedom within a social responsibility context and with attention paid to power imbalances, and 2) commit to diversity and inclusion efforts in a way that isn’t just making or signing onto affirmative statements, but instead challenging and holding ourselves accountable for actions that have undermined those efforts. To quote a recent call for proposals from the Canadian Journal of Academic Librarianship, “[T]he ‘growing chasm between our stated values and practices’ is ‘ultimately alienating library workers.'”

Salko Bisiklet adıyla, 1975 yılında İstanbul’da bir aile şirketi olarak kuruldu. Daha sonra Salcano adını alan marka günlük 600 adet, yıllık 150.000 adet üretim kapasitesine sahip. Salcano bugün ürünlerini başta İngiltere olmak üzere Hollanda, Almanya, Afrika ve Balkan ülkelerine ihraç ediyor. Salih Akgül, nam-ı değer Salko Usta’nın İstanbul Arnavutköy’de ürettiği bisikletler bugün Amerikan Ordusu’nda bile kullanılıyor. Salcano Bisikletleri’nin tarihini, üretim süreçlerini anlatan Salih Akgül, bisiklet fiyatları ve önümüzdeki döneme ilişkin yeni yatırımlarını anlattı.

https://www.salcano.com/

Partner Countries of the EconBiz partner network

The impact of the corona pandemic has been a huge challenge for libraries, institutes and infrastructures around the world. But to what extent has this crisis also proved to be an accelerator for digitisation in these institutions? We asked eight of them …

by Susanne Daalsgaard Krag, Aida Maria Ismail, Vasiliki Mole, Rajen Munoo, Christine Okret-Manville, Tamara Pianos, Corey Seeman, Claudia Sittner, Klaus Tochtermann, and Deb Wallace

Together with the partners from the EconBiz network, we set out to find the effects of the corona pandemic on digitisation in (digital infrastructure) institutes, libraries and workplaces around the world. The international EconBiz partner network started in 2012 and has 40 partners in many different countries.

COVID-19 learnings at AU Library / The Royal Danish Library
by Susanne Dalsgaard Krag, Denmark

More Online Meetings and Events, online-connectedness
and future café at the ZBW
by Klaus Tochtermann, Germany

Pandemic Pains Pivots Possibilities at Singapore Management University Libraries
by Rajen Munoo, Singapore

COVID-19 and Dauphine-PSL library: Pushing electronic resources
and self-training to the fore
by Christine Okret-Manville, France

Jaws: how Koç University Suna Kıraç Library fought against the pandemic
and managed to hunt the beast down
by Vasiliki Mole, Turkey

Kresge Library Services and the Great Flip of 2020: Innovation & COVID-19
by Corey Seeman, USA

COVID-19 Inspired Innovation at Harvard Business School’s Baker Library
by Deb Wallace, USA

Students support SMEs during the COVID-19 pandemic
by Aida Maria Ismail, Malaysia

In this episode, Jared chats with fellow data-nerd, Nick Brown, Director of Learning Platforms at VitalSource. Listen as Nick shares insight into student behaviors inside digital course materials, steps Campus Stores can take to increase engagement and his vision for how the landscape will continue to evolve for digital course materials. 

https://verbacoffeechatseries.buzzsprout.com/1429153/7630063

Posted by: bluesyemre | February 21, 2021

#Müzik Nasıl İşler #DavidByrne (Çeviren: Ergin Özler)

Talking Heads grubunun kurucularından David Byrne’ün olağanüstü kitabı Müzik Nasıl İşler, dâhi denebilecek kadar yetenekli bir müzisyenin dünya çapında bir kariyerden süzdüğü pratik deneyimleri ve bilgece gözlemleri içeriyor. Byrne müziği yalnızca bir sanat formu olarak ele almıyor, akustik, ekonomik, teknolojik ve sosyal yönlerini de tartışıyor. Müzik Nasıl İşler, bir iş kolu olarak müziğin çarklarının nasıl döndüğünü anlatmakla kalmıyor, şarkıların, senfonilerin, ritimlerin ve nakaratların hayatımız boyunca nasıl içimize işlediğini de gözler önüne seriyor. “Talking Heads’in eski solistinden bir sanat dalı ve bir yaşam biçimi olarak müzik hakkında son derece ustalıkla yazılmış, had safhada zekice ve derinlemesine bir inceleme… Byrne her çağdan, her türden ve dünyanın her yerinden müzikleri ele alıyor… Müzikle ilgilenen herhangi birinin bu kitaptan öğreneceği çok şey var. Şiddetle tavsiye ediyorum.” Kirkus / “David Byrne, Müzik Nasıl İşler için büyük bir övgüyü hak ediyor. Pop müzik kadar kolay anlaşılır bir yapıt yine de her paragrafta derin ve ürpertici orijinallikte fikirler ve keşifler ileri sürmeyi başarıyor… Bu kitap müziği başka bir kulakla dinlemenize yol açacak.” Oliver Keens, The Telegraph / “Eğlenceli ve öğretici sıfatlarının bir arada bulunabileceğini kariyeriyle kanıtlamış birinden bu sıfatları hak eden bir kitap… Müzik ekonomisi hakkındaki bölüm GarageBand yazılımını kurcalayıp dolar işaretlerinin hayalini kuran tüm 16 yaş ergenleri için zorunlu okuma olmalı. ‘Bir Sahne Yaratmak’ bölümünün pop kültürü aracılığıyla kentsel dönüşüm elkitabından aşağı kalır yanı yok. Bir sanat dalının ilham verici olmayı da başaran, ciddi ve dolambaçsız hikâyesi. Kalıpların-dışında-düşün-işletme-rehberi veya üniversite ders kitabı olarak kullanılabilir: Sanat ve Topluma Giriş: Akılcı Olmayı Bırakın.” Peter Aspden, Financial Times

Posted by: bluesyemre | February 21, 2021

#BilalEren ile Dijital Hayat

Dijitalleşmenin hayatımıza etkilerini ve çözüm önerilerimizi her cuma saat 15.30 TRT RADYO1’de konuşuyoruz..

https://www.youtube.com/c/DijitalHayatTV/videos

Blues-Rock Titan Joe Bonamassa’s 10th studio album, the eclectic blues soaked #1 Billboard Blues album Driving Towards the Daylight is filled with poignant, stirring tunes stretching back to the oldest roots of Delta Blues like Robert Johnson’s haunting ‘Stones in my Passway’ and to recent neo avant-garde blues-rocker Tom Waits’ ‘New Coat of Paint’. Plus, it features fan favorites the soaring title track “Driving Towards the Daylight,” and the hard-edged rocker “Dislocated Boy”. Driving Towards the Daylight is a thrilling ride from beginning to end.

“Dislocated Boy”

I’ve been gone a long time
Lost in the seven seas.
Sail on, don’t you come back
Until you learn the birds and the bees.
Who will you find waiting for you,
Squeeze blood in the wine.
Left to call my preacher
And my very lovely wife.

[Chorus 1:]
I said, hey now, knocked down, why’d you do it,
Roll me like a hurricane.
All is a bust and I’m numb, like novocaine.
Who done it, what’s up, you said,
Sell me out why don’t you boy,
I’m alone, severely broken,
I’m a dislocated boy.

I have cauterized my addictions
And I’ve suffocated my pride.
Before you and I embarked on
One hell of a ride.
Boy, I’ve had these blues
Since I been six years old.
But tell me don’t you worry
About my very heavy load.

[Chorus 2:]
And I said, knock down, drag out, bar fight,
Knuckles on the floor. and there’s shattered glass,
And one hell of a scar.
Broke down and hungry, you said so.
Sell me out, why don’t you boy,
I’m alone, severely broken,
I’m a dislocated boy.

All I need is my old guitar,
And I’ll play you the best damn blues.
Heavy affections, and I hate to lose.
Thirty-five years ago,
I was born on Robert Johnson’s knee
It’s all been for you baby.
I’m gonna make it back someday.

[Chorus 1]

So tell me about your working class hero, baby
Tell me ’bout your kin
Mine was born in Mississippi, ’round 1923.
Blue collar flannel shirts
Was my Father’s way.
Worked in a factory,
‘Til his dying day.

[Chorus 2]

Posted by: bluesyemre | February 21, 2021

Z: Bir Kuşağı Anlamak #EvrimKuran

BİR KUŞAĞI ANLAMAK,BİR DÖNEMİ ANLAMAKTIR.

2000’lerin başından bu yana gördüklerimi kuşaklar üzerinden okumaya çalışıyorum. Kuşakları anlamak; geçmişi onurlandırmak, geleceği mümkün kılmak için fevkalade bir araç. Bir kuşağı anlamak, bir dönemi anlamaktır. Bir dönemi anladığınızda ise paradigmanın kıskacına sıkışmaktan kurtulursunuz. Ve sizin gibi olmayanları kendinize ait yargılarla değil, onlara ait gerçeklerle görmeniz mümkün olur. Bu mümkün olduğunda ise dönüşürsünüz. Birey olarak, kurum olarak, toplum olarak… Bu kitabı Z kuşağını anlamak isteyenler ve kuşağın ta kendisi için yazdım.


Hiçbir bebek nankör, kibirli, tembel, yalancı, riyakâr, hırsız ya da katil olarak gelmez dünyaya. Bebeklikten çocukluğa ve oradan yetişkinliğe geçişteki yolculuk şekil verir iyi insan olma tercihine. Hız ve rekabetle şekillenen ama asla bütünlenmeyen, her şeyin fiyatının bilindiği fakat değerinin bilinmediği bu çağda, biz yeni nesil ebeveynler mutlu çocuk yetiştirmek obsesyonuna kapılıyoruz. Bu nesle iyi bir dünya bırakamıyoruz; dilerim iyi bir nesil bırakıyoruzdur dünyaya…

Evrim Kuran

Posted by: bluesyemre | February 21, 2021

#Whisky Panorama

There are 800 bottles in this 11 gigapixel image. Zoom in onto a bottle for more information.

https://whisky-panorama.com/

Posted by: bluesyemre | February 21, 2021

Tabar Müzik Kütüphanesi

https://tabarmuzikkutuphanesi.com/

https://bulentagaoglu.blogspot.com/2021/02/besiktasta-tabar-muzik-kutuphanesi.html

Posted by: bluesyemre | February 21, 2021

#6 Bölge Planlama-1 Prof. Dr. #AydaEraydın

SODİGEM Müdürü Prof.Dr. Levent Eraslan Biz10 TV’de yayınlanan ”Herkes İçin Gündem” Programında Zeynep Uzun’un konuğu oldu.

Prof.Dr. Eraslan ile dünyanın ayak uydurduğu ” Dijital Çağ ” döneminde gençlerin ve çocukların artan sosyal medya kullanımı ile maruz kaldıkları dijital zorbalık karşısında neler yapabilecekleri hakkında konuştuğumuz bir sohbet gerçekleştirdik.

Sosyal medya üzerinden yapılan algı çalışmaları ve provakasyonlara karşı yapılması gerekenler konusunda bilgi veren Eraslan, Türklerin sosyal medya kullanımı ile ilgili
” Türkler izlemekten ve dinlemekten hoşlanıyorlar o yüzden bizde youtube çok izleniyor aynı zamanda Türkler sosyal mecralarda çok fazla çocuk resmi paylaşıyor ama uzak doğuya baktığımızda hiç çocuk resmi paylaşılmıyor bu durumda aslında çocuklarımız için tehlike arz ediyor.

Türk toplumu dijital dünyanın tüm nimetlerini kullanıyor ama dikkatli olmak gerekir.
Her 4 kişiden 1’i whatsapptan mesaj yazarken yolda düşüyor.
Whatsapp üzerinden kadınlar çok fazla tacize uğruyor.

Pandemi döneminde çocuklar arasında tehlikeli oyunlar oynama oranı çok yükseldi ve bu durum çocukları içinde bulundukları gerçek duygu durumundan uzaklaştırmaktadır.
İki yaş grubu dijital dünyanın tüm platformlarını kullanıyorlar.Yaşlılar ve çocuklar. Önde olma, tanınma,onaylanma gibi altta yatan davranış kalıpları yatıyor bu dijital ortamda. Ama bir yandan da Pedofili sapkınlarının en yoğun bulunduğu ortam sosyal medya. Anne Babalara sosyal medya bağımlılığı hakkında burada çok görev düşüyor; gece 02:00​ -05:00​ saatleri kriminal zaman dilimi olarak geçiyor anne baba bu saatlerde uyuyor ve çocuk için kontrollü olan ortam kontrolsüze dönüşüyor. Algı çalışmaları, sosyal medya üzerinden yapılan saldırgan davranışlar hep bu saatlerde yapılıyor. Anne Babalar çocuklarını kontrol etmeli ve ” Gece 03:00​’da benim çocuğum neden online ?” sorusunu araştırmalıdır. ” dedi.

“Sosyal medyada sorumluluk herkese aittir.”
Anne baba- Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi kurumlar dahil dijital ortamdaki dünya hakkında karar verici herkes olanlardan sorumludur. “

”Z” Kuşağı içinde açıklamalarda bulunan Eraslan;
” Z kuşağında Dijital okur yazarlık çok yüksek, dijital yeniliğe hemen ayak uyduruyorlar,bağımsız ve eğlence algısı yüksek çocuklar. Bu çocuklar kendi aileleriyle ve öğretmenleriyle aynı sosyal ortamda olmak istemiyorlar. Sosyal medyayı özel alan olarak görüyorlar. Bu çocukların gerçeklik algısından uzaklaşmaması için onlarla iletişim kurulabilmesi ve onlara empati ile yaklaşmak gerekiyor.” uyarısında bulundu.

” Herkes İçin Gündem ” programında Zeynep Uzun’un konuğu Anadolu Üniversitesi Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (SODİGEM) Müdürü Prof.Dr. Levent Eraslan oldu.

Zeynep Uzun’un hazırlayıp sunduğu ” Herkes İçin Gündem” her hafta Biz 10 Tv’de sizlerle..

zeynepuzun​ #leventeraslan​ #sosyalmedya​ #dijitalçağ​

Dijital Çağ Tehlikeleri ve Z Kuşağı! Çocuklarımızı Zararlı İçeriklerden Nasıl Koruruz

00:00​ Başlangıç
00:01​ Çocukları Sosyal Medyada Bekleyen Tehlike
08:00​ Kriminal Zaman Dilimi ve Whatsapp Kullanımı
14:55​ Sosyal Medya Denetim Mekanizması
19:00​ Z Kuşağının Talepleri

Posted by: bluesyemre | February 20, 2021

Teknokentlere Sağlanan Avantajlar Avukat #ÖzgeEvciEralp

Avukat Özge Evci Eralp

Teknokent- Teknopark Nedir?

4691 Sayılı Kanun uyarınca Teknoloji Geliştirme Bölgesi;

  • Yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların,
  • belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak
  • teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri,
  • teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve
  • bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları,
  • aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında;
  • akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkları ifade eder.

Teknoparkların Amacı Nedir?

4691 Sayılı Kanun uyarınca Kanunun amacı;

“Üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayiinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla;

  • teknolojik bilgi üretmek,
  • üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek,
  • verimliliği artırmak,
  • üretim maliyetlerini düşürmek,
  • teknolojik bilgiyi ticarileştirmek,
  • teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek,
  • küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak,
  • Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kararları da dikkate alınarak teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak,
  • araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânı yaratmak,
  • teknoloji transferine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak teknolojik alt yapıyı sağlamak”

Türkiye’deki Teknoparklar

Şubat 2020 itibariyle; toplam 85 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Ankara’da 10 adet, İstanbul’da 11 adet, Kocaeli’nde 5 adet, İzmir’de 4 adet, Konya’da 2 adet, Gaziantep 2 adet, Antalya 2 adet, Mersin 2 adet, Hatay 2 adet ve Kayseri, Trabzon, Adana, Erzurum, Isparta, Eskişehir- (Bilecik), Bursa, Denizli, Edirne, Elazığ, Sivas, Diyarbakır, Tokat, Sakarya, Bolu, Kütahya, Samsun, Malatya, Urfa, Düzce, Çanakkale, Kahramanmaraş, Tekirdağ, Van, Çorum, Manisa, Niğde, Burdur, Yozgat, Kırıkkale, Balıkesir, Karaman, Muğla, Afyonkarahisar-(Uşak), Aydın, Batman, Osmaniye, Zonguldak, Karabük, Nevşehir, Çankırı, Kastamonu, Kırklareli, Giresun ve Rize’de 1’er adet) kurulmuştur. 85 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nden 67’si faaliyetine devam etmekte, 18’inin ise altyapı çalışmalarının devam etmesi sebebiyle hali hazırda faaliyete geçmemişlerdir .https://www.sanayi.gov.tr/istatistikler/istatistiki-bilgiler/mi0203011501

Teknoparklara Sağlanan Avantajlar Nelerdir?

  • Gelir ve Kurumlar Vergisi İstisnası (4691 Sayılı Kanun Geçici Madde 2)
  • Bölgede çalışan personel ücretine stopaj istisnası (4691 Sayılı Kanun Geçici Madde 2)
  • Personel sigorta prim desteği (5746 Sayılı Kanun Madde 3)
  • Gümrük Vergisi İstisnası (4691 Sayılı Kanun Ek Madde 2)
  • KDV istisnası (KDV Kanunu Geçici Madde 20, Madde 17)
  • Yönetici şirketlerin damga vergisi, harç, emlak muafiyeti, atık su bedeli muafiyeti (4691 Sayılı Kanun Madde 8)

Mevzuat

  • 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu
  • 5746 Sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun 
  • Kurumlar Vergisi Kanunu
  • Katma Değer Vergisi Kanunu

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİ KANUNU

Kanun Numarası : 4691
Kabul Tarihi : 26/6/2001

Amaç

Madde 1 – Bu Kanunun amacı, üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak, ülke sanayiinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini düşürmek, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kararları da dikkate alınarak teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak, araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânı yaratmak, teknoloji transferine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak teknolojik alt yapıyı sağlamaktır.

Tanımlar

Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Bölge): Yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da AR-GE merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkı, (Örnek: http://tekmer.baskent.edu.tr/230.html

Araştırma ve Geliştirme (AR-GE): Araştırma ve geliştirme, kültür, insan ve toplumun bilgisinden oluşan bilgi dağarcığının artırılması ve bunun yazılım dahil yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlamak üzere kullanılması için sistematik bir temelde yürütülen yaratıcı çalışmaları

Kuluçka Merkezi (İnkübatör): Özellikle genç ve yeni işletmeleri geliştirmek amacıyla; girişimci firmalara ofis hizmetleri, ekipman desteği, yönetim desteği, mali kaynaklara erişim, kritik iş ve teknik destek hizmetlerinin bir çatı altında tek elden sağlandığı yapıları (örnek: http://ekin.baskent.edu.tr/ )

Teknoloji Transfer Ofisi (TTO): Teknoloji geliştiricisi ARGE kurum ve kuruluşları ile teknoloji kullanıcısı sanayi şirketleri veya diğer teknoloji ya da ARGE kurum ve kuruluşları arasında bilgilendirme, koordinasyon, araştırmayı yönlendirme, yeni AR-GE şirketlerinin oluşturulmasını teşvik etme, işbirliği geliştirme, fikri mülkiyet haklarının korunması, pazarlanması, satılması, fikri mülkiyetin satışından elde edilen gelirlerin yönetilmesi konularında faaliyet gösteren yapıyı

(örnek: http://bubitto.baskent.edu.tr/kw/index.php )

Kurucu Heyet: Bölgenin içinde veya bulunduğu ilde yer alan en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu AR-GE merkez veya enstitüsü ve diğer kuruluş temsilcilerinden oluşan, Bölge yönetici şirketi kuruluşuna kadar geçen süreçte ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde Bölgenin kurulması ile ilgili tüm iş ve işlemlerden sorumlu heyeti

Yönetici Şirket: Bu Kanuna uygun ve anonim şirket olarak kurulan, Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu şirketi

ifade eder.

Kuruluş

Madde 4 – Bölge ile ilgili başvurular Kurucu Heyet ya da yönetici şirket tarafından yapılır. Başvuruları değerlendirmek üzere Bakanlık Bilim ve Teknoloji Genel Müdürünün başkanlığında, Maliye Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ve Bakanlık tarafından belirlenecek teknoloji konusunda faaliyet gösteren bir özel kuruluştan birer temsilcinin katılımı ile Değerlendirme Kurulu oluşturulur.

Değerlendirme Kurulunun çalışmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Yönetici şirket

Madde 5 – Bölgenin yönetimi ve işletmesinden sorumlu yönetici şirketin kurucuları arasında, Bölgenin içinde veya bulunduğu ilde yer alan en az bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da kamu AR-GE merkez veya enstitüsü bulunur.

Yönetici şirkete ayrıca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bağlı odalar ve borsalar, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonuna bağlı odalar, birlikler ve federasyonlar, yerel yönetimler, bankalar ve finansman kurumları, yerli ve yabancı özel hukuk tüzel kişileri, AR-GE ve teknoloji geliştirme ile ilgili vakıf, kooperatif ve dernekler, ilgili kamu kuruluşları ve ihracatçı birlikleri kurucu ya da sonradan ortak olabilir.

Yerel yönetimler, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendi meclis kararına binaen yönetici şirkete ortak olabilir. Yabancı özel hukuk tüzel kişileri 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yönetici şirkete iştirak edebilir. Yönetim Kurulu tarafından yönetici şirket genel müdürlüğü üst yönetimine atanacaklarda aranacak nitelikler yönetmelikle belirlenir.

Yönetici şirket; Bölgeye ait planlama ve projelendirmenin yapılması, gerekli alt yapı ve üst yapı hizmetleri ile Bölge için gerekli her türlü hizmetlerin yürütülmesi, kuluçka merkezi ve teknoloji transfer ofislerinin kurulması, AR-GE veya tasarım projelerinin değerlendirilmesi ve projesi uygun görülen girişimcilere yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslara göre Bölge içerisinde yer tahsis edilmesi, Bölgenin bu Kanun ve ilgili yönetmeliklerde gösterilen amaca uygun olarak yönetilmesi, girişimcilerin ve üçüncü şahısların buna aykırı davranışlarının önlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması ile yükümlüdür.

Destek ve muafiyetler

Madde 8 – Bölgelerde; alt yapı, idare binası ve kuluçka merkezi inşası ile AR-GE ve yenilik faaliyetleri ile tasarım faaliyetlerini desteklemeye yönelik yönetici şirketçe yürütülen veya yürütülecek kuluçka programları, teknoloji transfer ofisi hizmetleri ve teknoloji işbirliği programları ile ilgili giderlerinyönetici şirketçe karşılanamayan kısmı, yardım amacıyla Bakanlık bütçesine konulan ödenekle sınırlı olmak üzere karşılanabilir.

İşletmeler, Bölgede başlatıp sonuçlandırdıkları AR-GE veya tasarım projeleri sonucu elde ettikleri teknolojik ürünün üretilmesi için gerekli yatırımı, yönetici şirketin uygun bulması ve Bakanlığın izin vermesi şartıyla Bölge içerisinde yapabilirler.

Söz konusu yatırıma konu olan teknolojik ürünün üretim izin belgeleri, ilgili kurum ve kuruluş tarafından Bakanlık görüşü alınarak, öncelikle verilir. Bu yatırımlara ilişkin faaliyetler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu gereğince tutulması zorunlu defterlerde, yatırım yapan işletmelerin Bölgede yürüttükleri AR-GE veya tasarım faaliyetlerinden ayrı olarak izlenir. Bu yatırımlar nedeniyle Bölgede çalışan personel ve bu yatırımlarından elde edilecek kazançlar Bölge dışında faaliyet gösteren işletmelerin ve bunların personelinin tabi olduğu esaslara göre vergilendirilir. 

Yönetici şirket, bu Kanunun uygulanması ile ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar yönünden damga vergisinden, yapılan işlemler bakımından harçlardan ve Bölge alanı içerisinde sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden muaftır. Atık su arıtma tesisi işleten Bölgelerden, belediyelerce atık su bedeli alınmaz.

Temel bilimler alanlarında en az lisans derecesine sahip Ar-Ge personeli istihdam eden Teknoloji Geliştirme Bölgeleri firmalarının, bu personelin her birine ödedikleri aylık ücretin o yıl için uygulanan asgari ücretin aylık brüt tutarı kadarlık kısmı, iki yıl süreyle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Ancak bu kapsamda her bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi firmasına sağlanacak destek, ilgili ayda Teknoloji Geliştirme Bölgesi firmasında istihdam edilen toplam personel sayısının yüzde onunu geçemez. Bu destek, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri yönetici şirketlerinde istihdam edilen temel bilimler mezunu Ar-Ge personeline de aynen uygulanır. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

Ek Madde 2- Bu Kanun kapsamında yürütülen yazılım, AR-GE, yenilik ve tasarım projeleri ile ilgili araştırmalarda kullanılmak üzere ithal edilen eşya, gümrük vergisi ve her türlü fondan, bu kapsamda düzenlenen kâğıtlar ve yapılan işlemler damga vergisi ve harçtan müstesnadır.

Geçici Madde 2 – Yönetici şirketlerin bu Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerininmünhasıran bu Bölgedeki yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bölgede çalışan; AR-GE, tasarım ve destek personelinin bu görevleri ile ilgili ücretleri 31/12/2023 tarihine kadar her türlü vergiden müstesnadır. Gelir vergisi stopajı ve sigorta primi işveren hissesine ilişkin teşviklerden yararlanacak olan destek personeli sayısı, AR-GE ve tasarım personeli sayısının yüzde onunu aşamaz.

ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE TASARIM FAALİYETLERİNİN DESTEKLENMESİ HAKKINDA KANUN 

Kanun Numarası : 5746

Kabul Tarihi : 28/2/2008

Madde 3: Sigorta primi desteği: Kamu personeli hariç olmak üzere teknoloji merkezi işletmelerinde, Ar-Ge merkezlerinde, kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan veya teknoloji geliştirme projesi anlaşmaları kapsamında uluslararası kurumlardan ya da kamu kurum ve kuruluşlarından Ar-Ge projelerini desteklemek amacıyla fon veya kredi kullanan vakıflar tarafından veya uluslararası fonlarca desteklenen ya da TÜBİTAK tarafından yürütülen Ar-Ge ve yenilik projeleri ile rekabet öncesi işbirliği projelerinde ve teknogirişim sermaye desteklerinden yararlanan işletmelerde çalışan Ar-Ge ve destek personeli, bu Kanun kapsamında yukarıda sayılan kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen tasarım projelerinde ve tasarım merkezlerinde çalışan tasarım ve destek personeli ile 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2 nci maddesi uyarınca ücreti gelir vergisinden istisna olan personelin; bu çalışmaları karşılığında elde ettikleri ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı, Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.

KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU

Kanun Numarası : 3065

Kabul Tarihi : 25/10/1984

Madde 17- 1. Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar:

13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 5/B maddesi kapsamındaki araştırma ve geliştirme, yenilik ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan patentli veya faydalı model belgeli buluşa ilişkin gayri maddi hakların kiralanması, devri veya satışı 

Geçici Madde 20-   4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesnadır.

KURUMLAR VERGİSİ KANUNU

Kanun Numarası : 5520

Kabul Tarihi : 13/6/2006

Sınai mülkiyet haklarında istisna

MADDE 5/B-(1) Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların;

a) Kiralanması neticesinde elde edilen kazanç ve iratların,

b) Devri veya satışı neticesinde elde edilen kazançların,

c) Türkiye’de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları hâlinde elde edilen kazançların,

ç) Türkiye’de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının%50’si kurumlar vergisinden müstesnadır.

Bu istisna, buluşa yönelik hakların ihlal edilmesi neticesinde elde edilen gelirler ile buluş nedeniyle alınan sigorta veya diğer tazminatlar için de uygulanır.

http://www.ozgeevci.com.tr/teknokentlere-saglanan-avantajlar/

Posted by: bluesyemre | February 19, 2021

Muhalif Başkan 2012

Beldelerine hiç yabancı ve yerli turist gelmeyen halkın Belediye Başkanını protesto etmesi sonucu başkan bu sezonda kasabada turist patlaması olacağı sözünü verir. Öfkeli kalabalık ona bir şans daha tanımak için meydanı terk eder. Kasaba halkına söz veren belediye Başkanı, buraya nasıl turist çekebileceğini kara kara düşünür. Önüne gelene akıl danışır,her kafadan sesler yükselir. En nihayetinde kasabada yapılacak bir güzellik yarışmasıyla buranın hem medyanın hem de turistlerin uğrak yeri olacağına karar verilir. Başkan hiç vakit kaybetmeden kollarını sıvar, İstanbul’daki bir manken ajansla irtibata geçer… Ve olaylar böyle başlar.

Oyuncular: Ferhan Şensoy, Dost Elver, Serkan Kuru, Meltem Parlak, Ali Uyandıran

Yönetmen: Yüksel Torun

Since its onset, COVID-19 has significantly accelerated and expanded scientific publishing. Drawing on research into open peer review in medical journals, Serge P.J.M. Horbach discusses what impact COVID-19 has had on the practice of peer review and what shifting assessment thresholds for academic research on COVID-19 might suggest about the future of peer review itself.

As new waves of the COVID-19 pandemic continue to strike, people worldwide are wondering how we will get back to what was once called ‘normal’ and what the lasting effects of a year of restrictions, lockdowns and uncertainty will be. This also holds for the science and scientific publishing community. Following a strong increase in the number of submitted manuscripts to both pre-print servers and traditional journal outlets, shifts in gender distributions and research priorities, we are left to wonder what the enduring effect on science will be.

Scientific publishing is one aspect of the science system that has most certainly been affected by the Covid crisis. Among other changes, the criteria used to assess submitted manuscripts seem to have shifted. This impacts science at the core of its self-regulating and quality assurance mechanisms. The question remains whether it has changed for the good.

Early in the pandemic, scholarly journals and their publishers created fast-track systems for COVID-19 related content, enabling quick review and avoiding unnecessary publication delay. Studies have demonstrated these efforts to be highly effective, with average time between submission and publication being reduced by nearly 50% in samples of medical journals. While these efforts are obviously laudable, they raise questions regarding the content and quality of the review process: are Covid-19 related papers equally scrutinized and held against the same quality standards as other manuscripts? What are the lasting effects of these changes for editorial peer review? And what implications does this have for research quality and (public) trust in science?

This impacts science at the core of its self-regulating and quality assurance mechanisms. The question remains whether it has changed for the good

In my own research I have evaluated qualitative changes in the review process of manuscripts submitted to scholarly journals brought about by the Covid pandemic. Using the open peer review model at two medical journals, I compared manuscripts submitted before the pandemic, with those submitted during the pandemic, both for COVID-19 related, and non-COVID-19 related content. As it turns out, review for Covid-19 related papers does not seem to be less thorough – despite it being much faster – but we do see a noticeable shift in the quality criteria used to assess these manuscripts.

In evaluating scholarly manuscripts dealing with content related to COVID-19, journal editors, peer reviewers, and readers alike seem to be somewhat milder in their opinions, using different quality criteria and being satisfied with potentially lower standards. In particular, they seem to ask for fewer additional experiments, are satisfied with smaller samples, and suggest different strategies to address too strong claims. Authors are for example not asked to remove, extend or improve poor quality data, but rather encouraged to merely state this as a limitation, or even conclusion of their study.

While this is obviously an effective strategy to get results published faster, it can have multiple implications for scientific quality. While an abundance of potential causes of science’s apparent ‘reproducibility crisis’ have been proposed, small sample sizes and a lack of study power have been among the most frequently mentioned. Hence, refraining from requests to gather additional data might contribute to the wider spread of the irreproducibility, or the failure of early results translating into effective clinical interventions.

journal peer review has shown itself to be more agile then many might have expected. This in itself should be considered one of the pandemic’s positive outcomes

In a broader sense, review criteria seem to have shifted from prioritising novelty towards a focus on clinical or societal relevance. Especially when research concerns these topics of direct relevance to society and clinical applications, soundness and robustness of study findings should be prioritised. Due to changes in publication strategies, most prominently the rise of pre-print platforms, discussions about science’s reliability have become widely voiced anyway. Extending these concerns to results published in top-ranked journals, is likely not helpful to science’s quest to secure public trust in its well-functioning and reliability. Some highly publicised scandals have done considerable harm in this respect already.

The question remains whether these changes will have lasting effects on science, and, to begin with, whether we would consider that desirable. Evidently, the fact that science, and peer review in particular, seems to be able to adjust to new circumstances quickly is laudable. Attracting criticism about its inertia for decades, journal peer review has shown itself to be more agile then many might have expected. This in itself should be considered one of the pandemic’s positive outcomes. It demonstrates that assessment procedures are neither self-evident, nor carved in stone. With collaborative and cooperative efforts, they can be changed. Interestingly though, many of the changes were only witnessed for manuscripts related to COVID-19. Hence the effect of any changes in reviewers´ or editors´ attitudes seems very local.

A lack of clear differences in requirements for quality between pre-pandemic manuscripts and recent manuscripts not dealing with COVID-19, suggests that changes in reviewers´ and editors´ practices are not likely to be attributable to general shifts in gatekeepers’ attitudes that might have emerged during or due to the global pandemic. Similar results were found earlier regarding the speed at which review is performed.

This suggests that changes to editorial peer review and science publishing caused by the pandemic need not be permanent. However, they can be if we want them to. And importantly, the observed changes were not coordinated by large organisations or big commercial publishers, but rather emerged as consequences of individual academics’ choices. There is therefore an excellent opportunity to discuss the desired future of scholarly communication. We need to ask ourselves the important questions: Which direction do we want the system to evolve in? What processes do we need to assure the quality of the published record? And who should be involved in this? If anything, the pandemic has shown that the system can change. Now let’s use that to our advantage.


This post draws on the author’s published article, No time for that now! Qualitative changes in manuscript peer review during the Covid-19 pandemic, published in Research Evaluation.

Note: This article gives the views of the authors, and not the position of the Impact of Social Science blog, nor of the London School of Economics. Please review our Comments Policy if you have any concerns on posting a comment below.

Image Credit: Gerd Altmann via Pixabay

About the author

Serge Horbach

Serge Horbach works as a postdoctoral fellow in Science and Technology Studies at the Danish Centre for Studies in Research and Research Policy, Aarhus University. His main research interests include scholarly communication, research evaluation and science´s quality assurance mechanisms, with a particular focus on research integrity and journal peer review.

Posted by: bluesyemre | February 19, 2021

#Orman alanlarının illere göre dağılımı 2020

Türkiye yüzölçümünün %29,4’ü ormanlarla kaplıdır.22,9 milyon hektar olan orman varlığımızın, 2023 yılı sonunda 23,4 milyon hektara çıkarılması hedefleniyor.

Fotoğraf: Alexander Shatov – Unsplash

📱 Bir yudumluk (bite-sized) videolar TikTokInstagram ve Snap Inc. ile yaygınlaşarak bizim ekrandaki izleme süremizi 7-15 saniyeye arasına sıkıştırmaya başladı.

🖥 Youtube ve Podcast içerikleri 10-15 dakika arasında paylaşılmaya ve bu sürenin ideal olarak söyleniyor. Hala benim gibi daha uzun içerikleri tüketenler vardır ancak istisna olmaya başladığımızı görüyorum.

🔍 Bir yudumluk videolar mikro-öğrenme adında eğitim içeriklerinde görmeye başlasak da henüz yaygınlaşmış durumda değil. Telefonda ekran izleme süremiz kısalmasına karşın öğrenme platformlarında eğitim içerikleri hala 20+ dakikalara sahip.

📲 Telefon ekranında bizim ilgimizi çok daha etkili şekilde talep eden Instagram, Twitter, TikTok varken bu videoların kesintisiz ve odaklanarak izlenmesi mümkün görünmüyor.

🧠Sizce bir yudumluk öğrenme/eğitim videoları eğitimde yeni normal olmaya ne zaman başlar? (Farkındaysanız olmaz demiyorum 😊)

https://www.linkedin.com/in/cagrikupeli/

Posted by: bluesyemre | February 19, 2021

#AltınGün Eurosonic 2021 (ARTE Concert)

SETLIST :

03:05:00 Maçka Yollari
03:55:00 Yüce Dag Basinda
04:18:00 Bulunur Mu
03:26:00 Kolbasti
03:15:00 Sevda Olmasaydi
04:00:00 Goca Dünya
03:18:00 Leyla
04:45:00 Ordunun Dereleri
04:12:00 Kara Toprak
03:46:00 Yekte
05:29:00 Süpürgesi Yoncadan

ArtTalks 20:21​​​ programının bu haftaki konuğu Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi Müdürü Nazan Gezer ile “Ankara Kalesi’nde Genç Bir Müze: ERİMTAN Arkeoloji ve Sanat Müzesi” başlıklı sohbetimiz ile iyi seyirler dileriz…

Posted by: bluesyemre | February 19, 2021

Yıllara göre mutluluk düzeyimiz #TÜİK #SelinYetimoğlu

TÜİK 2003’ten bu yana her yıl soruyor: “Mutlu musun?”

2020 yılına ilişkin sonuçlar açıklandı. Mutlu olduğunu belirtenlerin oranının ilk kez yüzde 50’nin altına düşmüş olması ilgi çekici. 18 yıldır toplanan verilerde ilk kez mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı yarının altına iniyor. Kendisini “mutsuz” veya “çok mutsuz” olarak tanımlayanlar ise ilk kez bu kadar yüksek. Pandemi, ekonomi, belirsizlikler… Hepsi muhakkak etkendir; bunların tetiklediği sağlığını veya sevdiklerini kaybetme korkusu, işini kaybetme veya iş bulamama korkusu gibi alt kırılımlar da mutsuzluğu artırıyor olabilir.

https://www.linkedin.com/posts/selin-yetimoglu_t%C3%BCi%CC%87k-2003ten-bu-yana-her-y%C4%B1l-soruyor-mutlu-activity-6768413035083137024-73oe

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi öğretim üyesi Prof.Dr. Murat ALPER’in Researchgate.com ‘da yayınladığı “Türkiye’de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen” başlıklı çalışmada Türk üniversitelerinde görev yapan yerli ve yabancı akademisyenler içinde Google Scholar profillerine göre en çok atıf alan ve H index’ine sahip ilk 6000 kişi açıklandı.

6 Şubat 2021 Tarihli https://scholar.google.com/ verilerine göre Türkiye’de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen Açıklanan veriler Versiyon 1’dir ve Google Scholar profillerinin gönüllülük esaslı ve standart olmaması, bilinen bazı hatalara açık olması, fizik gibi bazı branşlarda tartışmalar içermesi ve maddi hatalar nedeniyle düzeltilebilecek olası eksiklikler çok kısa bir süre sonra yayınlanacak versiyon 2’de düzeltilecektir, düzeltme taleplerini Researchgate üzerinden bildiriniz. LÜTFEN KULLANIRKEN KAYNAK GÖSTERİNİZ Türkiye’de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi öğretim üyesi Prof.Dr. Murat ALPER’in Researchgate.com ‘da yayınladığı “Türkiye’de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen” başlıklı çalışmada Türk üniversitelerinde görev yapan yerli ve yabancı akademisyenler içinde Google Scholar profillerine göre en çok atıf alan ve en yüksek H index’ine sahip ilk 6000 akademisyen açıklandı. Webometrics’te 2015 ve 2016 yılında yapılan sıralama Webometrics’in daha sonraki yıllarda sadece İspanyolca konuşan ülkeleri sıralamaya başlaması üzerine güncellenmemişti. Prof.Dr. Murat ALPER’in 6-10 Şubat 2021’deki Google Scholar açık profillerine göre H indexi ve atıf sayısına göre açıkladığı ilk 6.000 araştırmacı içinde H index’i en yüksek 10 akademisyen sırasıyla Metin Arık, Mustafa Soylak, T. Bedirhan Üstün, İsmail Çakmak, Erol Gelenbe, Mustafa Tüzen, Volkan Adsay, Yusuf Yagci, İlhami Gülçin ve Ahmet Sarı’dır. ilk 6.000 araştırmacı içinde atıf sayısı en yüksek 10 akademisyen ise sırasıyla Metin Arık, Çetin Erol, T. Bedirhan Üstün, Can Alkan, Şener Büyüköztürk, Mustafa Soylak, A.M. Celal Şengör, Volkan Adsay, İsmail Çakmak ve Sultan Eser’dir. İlk 6000 içinde en fazla akademisyenle yer alan ilk 10 üniversite ve listeye giren akademisyen sayısı sırasıyla Hacettepe 253, ODTÜ 207, İTÜ 203, Ankara 188, Gazi 185, İstanbul 169, Ege 152, Koç 145, Atatürk 138 ve Erciyes 135 akademisyenle yer alırken bazı üniversitelerin ise ilk 6000 kişilik listede hiç yer almadığı görüldü. Bu durum kurumların akademisyenlerini teşvik etmeleri gerektiğini ortaya koymasının yanısıra bazı üniversitelerimizin daha nitelikli öğretim üyesi edinebilme ve onları kaybetmemek için bazı düzenlemeler ve cazibe unsurlarının olması gerektiğini de ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın bir diğer amacı da akademisyenlerin değişik platformdaki profillerini düzenlemelerine teşviktir. Diğer fayda olarak profilini kendine ait olmayan yayınlarla şişiren onlarca akademisyen görünür olup kurumunda eleştiri almaya başlamıştır.

TAM LİSTE

https://www.researchgate.net/publication/349075094_Turkiye’de_en_cok_atif_alan_ve_H_index’i_en_yuksek_6000_akademisyen

https://www.memurlar.net/haber/955172/

Türkiye’deki üniversitelerin yarısı 2006’dan sonra açıldı.

450 milyonluk Avrupa Birliği’nin tamamında 18 milyon yükseköğrenim öğrencisi varken, 85 milyonluk Türkiye’deki bu sayı 8 milyon.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’deki üniversite öğrencisi sayısını Almanya Şansölyesi Angela Merkel’e söylediğinde, Merkel’in çok şaşırdığını açıklamıştı.

Son yıllarda yükseköğretimde yaşanan bu rakamsal büyüme beraberinde nitelik açısından nasıl bir sonuç getiriyor?

Üniversitelerin en önemli görevlerinden biri olan araştırma ve bilim üretimi nasıl etkileniyor?

Atıf alma, parayla makale yayınlatma ve intihal oranları ne durumda?

Chicago Üniversitesi Ekonomi Departmanı’ndan Arnold C. Harberger kürsüsü sahibi Prof. Dr. Ufuk Akciğit, Cumhuriyet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Selçuk Beşir Demir, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ziya Toprak, araştırmacı Deniz Bozkurt Pekar ve ismini vermek istemeyen bir akademisyen Türkiye’deki üniversiteleri araştırma ve bilim üretimi açısından değerlendirdi.

Haber-Röportaj: Esra Yalçınalp
Video-Animasyon: Selim Büyükgüner
Katkıda Bulunan: Osman Kaytazoğlu

Posted by: bluesyemre | February 19, 2021

TC Kimlik numaranızı nasıl ezberliyorsunuz?

Posted by: bluesyemre | February 19, 2021

Generating #Metadata with #AI #SaraVeldhoen

Former and current Boğaziçi professors discuss the state of higher education in Turkey by reflecting on the past of Boğaziçi University and analyzing the recent events that have been unfolding since the appointment of a new university president on January 1, 2021, and the establishment of two new colleges on February 5, both by unilateral midnight decrees issued by President Erdoğan without any consultation.

Chairing the panel is Laurie Brand (Robert Grandford Wright Professor of International Relations and Middle East Studies, University of Southern California and Chair, MESA Committee on Academic Freedom). The panelists, in alphabetical order of their last names are:

Mert Arslanalp (Assistant Professor of Political Science and International Relations, Boğaziçi University),
Zeynep Atay (Professor of Chemistry, Boğaziçi University),
Mine Eder (Professor of Political Science and International Relations, Boğaziçi University),
Edhem Eldem (Professor of History, Boğaziçi University),
Üstün Ergüder (President Emeritus, Boğaziçi University; Professor Emeritus of Political Science and International Relations, Boğaziçi University and Sabancı University),
Ersin Kalaycıoğlu (Professor Emeritus of Political Science and International Relations, Boğaziçi University and Sabancı University),
Kemal Kirişci (Nonresident Senior Fellow, Brookings Institution; Professor Emeritus of Political Science and International Relations, Boğaziçi University), and
Binnaz Toprak (Professor Emeritus of Political Science and International Relations, Boğaziçi University and Bahçeşehir University; Member of Parliament, 2011-15).
Posted by: bluesyemre | February 18, 2021

Music is Life: PW Talks with Victor L. Wooten

From cofounding the iconoclastic jazz and bluegrass band Bela Fleck and the Flecktones to the futuristic funk-rock of his 15 recordings as a band leader, Victor L. Wooten is one of the most dynamic and eclectic musicians of his generation. Wooten’s new book, The Spirit of Music: The Lesson Continues, which will be published by Vintage Books this month, is an idiosyncratic, sometimes contradictory, lament about the decline of live music in contemporary life and the insidious impact of electronic devices on our collective ability to fully experience the power of music.

This unusual book takes the form of an allegorical memoir-fable featuring Wooten and three musicians of widely differing musical backgrounds who have been mysteriously transported to Nashville to prevent the phasers—a shadowy group who wear special headphones that cancel any music in the surrounding area—from killing music all over the world. PW talked with Wooten about writing the book, and harnessing the power of music.

Publishers Weekly: Your new book is both an extension and departure from your previous book, The Music Lesson, which was published in 2006.

Victor L. Wooten: In the first book, I wanted to make everybody feel good, and feel happy, and realize that whether you play an instrument or not, you still have a relationship with music, and to show how music is easy to play. And I also want people to see the relationship between music and life. Music isn’t about music, it’s about life. In The Spirit of Music, I wanted to continue with a thought that I introduced in the first book. The narrator—which is sort of my character—has a conversation with music itself, and music says that she’s sick. She’s dying. She says people don’t feel me anymore. Music says to me that I have more of a relationship with computers than I do with humans anymore.

How do you deal with that problem in the new book?

In The Spirit of Music we go further with that point. Music is disappearing around the world. And these few characters: my character, Victor, a guy from Africa named Ali, and a woman from Japan named Seiko, they just meet up, some kind of way; maybe music brings them together. But they know that they’re on a journey somewhere, sent to help save music. And so the story continues with that, but throughout the book, I’m hopefully calling on the reader to join in this crusade.

What do those three characters represent?

Well, the characters represent what I see happening in real life. There have been a lot of studies, showing the benefit of learning music at a very young age. They know when to talk and how to listen. And it’s been proven that learning music at a young age will help you in all the other subjects. Music is about math, we deal with numbers. We build relationships in the motor skills that it takes to play. Kids learning piano have all their digits working. There’s a whole lot going on.

We may be losing live music, but at the same time, by using the computer, music is available everywhere. How do you explain that dichotomy?

It’s the same way as saying food is everywhere. But if it’s only fast food, and genetically modified food, we have to question how healthy is the food. So it’s the same with music. Everything on the radio is pitch-corrected [by software] and quantized, which means all the rhythms are also corrected by software, but it also means we’ve lost the musical frequencies as well as everything that’s compressed. So we’re not getting all the dynamics of the music. So yes, we’re hearing it and there’s more music that you can find everywhere. But when you find it, you listen to it by yourself, not in a group. And are you really receiving the music? That’s the question I’m raising.

In the book the fictional villains you present are called the phasers (who use music-nullifying headphones), who function as an allegorical device in your critique of technology. Can you tell us more about the phasers?

The phasers have a goal to eradicate music, because they understand the power of music, even more than most of us musicians. Music brings people together. Music is power, but that is threatening to the phasers. So they have some kind of headphones that can be used to put the music out of phase in the immediate area around them so that it literally disappears. And then there’s a few characters in there that understand and recognize these phasers and are trying to eradicate them.

We know about your musical influences, but for the purposes of writing this book, who, or what are your literary influences?

My brothers grew up reading interesting things, including The Bible. But then they started reading spiritual books, like, Autobiography of a Yogi, books by Richard Bach and this whole spiritual course called A Course in Miracles, and different things like quantum physics. And so me being the youngest of five brothers, I just always followed them, which allowed me to get into these kinds of books very early on. They started pointing out books to me. And that led me into my love of nature. I started reading about the outdoors, On Walden Pond, and [I became interested in] a great man Tom Brown Jr. and his book The Tracker. I studied the outdoors and nature skills for 10 years with him and that influenced my music. A lot of things influenced me, but the literary part of it started with me following my brothers.

Can you compare the experience of composing with words to write this book to composing music?

They’re kind of both the same. But they do have their differences. If I only compose notes, I can say what I want to say. And you don’t have to understand what I’m saying, if the music just makes you groove or move, then that’s cool. That’s enough. But as soon as I say a word, I understand that words can be misconstrued or misunderstood. But, you know, it’s just like adding another room onto your house. It’s more you’ve got to deal with, more you got to build and more you got to clean. So in other words, I have to be better [when I’m using words]. I have to be twice as good if I’m going to add music and words together.

With music venues cancelling shows and closed because of the pandemic, your book is both timely and uncanny.

I started writing this book in 2011. But I wasn’t feeling it, so I put it down. I started rewriting the book again in 2017 and finished it in 2019. And then the pandemic hit in 2020. And I’m like, wow: something’s lining up here. This book is needed.

https://www.publishersweekly.com/pw/by-topic/authors/interviews/article/85594-music-is-life-pw-talks-with-victor-l-wooten.html

Posted by: bluesyemre | February 18, 2021

Varsayalım İsmail #FerhanŞensoy (Tüm bölümler)

« Newer Posts - Older Posts »

Categories

%d bloggers like this: